Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Demirhan Çiraci : SOYKIRIM İDDİALARINA BAKIŞ VE GENEL
BİR DEĞERLENDİRME




E-POSTA : demirhanciraci@haberdokuz.com

KAYNAK : http://www.haberdokuz.com/demirhan-ciraci/soykirim-iddialarina-bakis-ve-genel-bir-degerlendirme.html




Küresellesen dünya stratejik ve politik güç
oyunlarina sahne olmaktadir. Emperyalist devletler, dünya devletleri üzerinde
baski ve hâkimiyet kurmak adina çesitli senaryolar ile çesitli unsurlar
yaratip, menfaat saglamak derdindedir. Bu stratejik oyunlar içerisinde önemli
yer tutan ögelerden biriside soykirim taseronlugu yaparak, bunu siyasi alanda
kullanip, hedefteki ülkeyi taarruza tutmaktir.




Bu stratejik oyunlar içerisinde jeopolitik ve
jeostratejik önemi bir hayli fazla olan ülkemizde, ciddi manada bir hedef
teskil etmektedir. Yogun olarak Ermeni Soykirimi söylemi hâkim kilinmaya
çalisilsa da, bunun yaninda Pontus Rum’lari ve Süryani’ler üzerinde de soykirim
yapildigi iddialari servis yapilmakta, bu stratejik oyunlar ile Türk Devleti
baski altinda tutulmaya çalisilmaktadir.




Bu güç oyunlari, Türk Devleti üzerinde farkli
soykirim tezlerinin ötelerde uygulamaya sokacagini da isaret etmektedir.
Ülkemizdeki etnik yapinin çok çesitlilik arz ettigi vurgusu sürekli yapilmakta,
Türk Devleti bir mozaikmis gibi sunulmaya çalisilmaktadir. Çesitliligin fazla
sunulmasi, yakin tarihimizde farkli kökenler üzerinde de Türk Devleti’nin
katliama giristigi iddialarinin yesertilmesi ihtimalinin, ufukta oldugu
izlenimini yaratmaktadir.
 

Bu noktada su an için en etkin kullanmayi
hedefledikleri durumun Kürtler oldugu, birçok platformda Kürtlere bir baski,
hak kisitlamalari ve hatta cani yöntemler uygulandigi iddialari, bazi kesimler
tarafindan dillendirilmeye baslandigi gözlemlenmektedir.




Kürtlere deginmeden önce Ermeni, Pontus, Süryani
soykirim iddialarina deginmek, ufukta böyle bir ihtimalin nasil ortaya
sunulabilir olacagini isaret etmek gerekmektedir.
 

Sözde Ermeni Soykirim Iddialari Ortaya Nasil
Atildi?




Millet-i Sadika unvani almis bir milletin, bugün
Türklerin yaptigi iddia edilen bir soykirimin merkezine oturtulmasi, Osmanli
üzerinde emelleri olan milletlerin 1. Cihan Harbi’nde ve öncesinde
kiskirtmalariyla ortaya çikmis, savas halinde basariya ulasamamis milletlerin,
siyasi ortamda sikistirmak istemeleriyle ile tezahür etmistir.




Rus, Ingiliz ve Fransiz kiskirtmalari sonucunda,
Ermeniler Osmanli’ya karsi ayaklanmis, birçok yerde isyanlar çikarmis ve bu
isyanlar neticesinde bir hayli kan dökülmesine sebebiyet vermislerdir. Ermeni
çetecileri Hinçak ve Tasnak birçok vilayetimizde, köyümüzde katliam yapmis,
bunlar Avrupali destekçilerinin de yönlendirmeleriyle, Ermeni katliami olarak
sunulmustur.




Ilk isyan hareketi olarak bilinen, 1890 yilinda
Erzurum’da meydana gelen olaylarda, 12 kisi ölmüs, bu ise Avrupa’ya ‘Ermeniler
Türkler tarafindan katledildi’ seklinde lanse edilmistir. Yine birçok
vilayetimizde cereyan eden isyanlar ve neticesinde dökülen kanda Türklerin,
Ermenileri katlettigi seklinde servis yapilmistir.


Van’da 3000, Mus’ta yine Ermeniler tarafindan
katledilen 20.000 dolayinda Türk, Avrupa’da katledilen Ermeniler olarak
anlatilmis, Osmanli Imparatorlugu üzerinde siyasi bir baski yaratilmaya
çalisilmistir.




Cephe ardindaki Ermeni çetecileri, Osmanli
kuvvetlerinin lojistik destegini kesmek için girisimlerde bulunmus, Osmanli
Devletinin bazi cephelerde zaafa ugramasina sebebiyet vermis, ayrica köylere
yaptigi baskinlarla birçok Türk’ün katlinin müdahili konumuna geçmistir.
Gerçeklesen bu olaylar cephe ardinin güvence altina alinmasi gerekliligini
hâsil etmis ve önce 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni derneklerinin kapatilmasi ve
elebaslarinin tutuklanmasi, ardindan kisa sürede tehcir kararini almistir.
Ermeni komitecileri için yikim olan bu karardan dolayi, bu tarihi soykirim günü
ilan etmislerdir.




Görüldügü üzere, Ermeni isyan hareketlerine
karsi alinan tedbirler ve savas hali soykirim olarak ortaya atilmistir. Söz
konusu dönemde çesitli için isyanlarda ölen Türkler dahi, Avrupa’da ‘Ermeni
katliami devam ediyor’ seklinde yanki bulmus ve böyle bir inanç
olusturulmustur.




Bugünlerde ise Ermenilerin Türkiye topraklarinda
olan ideallerinin yansimasi olarak kuvvetli bir sekilde seyir almakta, Türk
topragindan parça koparma hevesleri ile sicak tutulmaktadir.




Ayrica, ülkemizi ayristirma gayretinde olanlar,
olusturduklari lobiler ile sözde soykirimin destekçisi konumuna
geçmislerdir.

Pontus Soykirimi Yalani




Yunan Megalo Ideasi’nin bitmek tükenmek bilmeyen
Pontus ve Bati Anadolu sevdasinin dogurdugu bir yalan da, Pontus Rumlarina
soykirim uygulandigi yalanidir.




1. Cihan Harbi ve Istiklal Harbi’ni,
Hiristiyanlara karsi baslatilmis bir etnik temizlik hareketi olarak sunmaya
çalisan emperyalist zihniyet, sözde Ermeni Soykiriminda oldugu gibi, yaratmaya
çalistiklari Pontus soykirim masalinda da ayni teraneleri çalma
gayretindedirler.




19. yüzyilin ikinci yarisindan sonra Amerikan
misyonerlerinin yönlendirmeleriyle baslayan ve 1904 yilinda Pontus Rum
Cemiyeti’nin kurulmasi ile temellerini olusturan Karadeniz’i Rum topraklarina
ilhak hareketi, Rumlarin kaybetmesiyle 1922 yilinda fiilen bosaltmasina ve
nüfus mübadeleleri tamamlanana kadar devam etmistir.




Bu süreç içerisinde çesitli dernek ve cemiyetler
kuran Pontus Rumlari, Osmanli Devleti’nin 1. Cihan Harbi’nde basarisiz
olmasinin ve ardindan imzalanan Mondros Ateskes Anlasmasi’nin ardindan umuda
kapilmis, Venizelos’un, Patrigin ve Pontus cemiyetçilerinin direktifleriyle
isyan hareketlerine baslamistir.
 

Samsun, Çarsamba, Bafra, Erbaa, Terme, Havza,
Ladik, Amasya, Tokat, Vezirköprü gibi yerlerde silahli çeteler vasitasiyla
eylemlere baslamis ve bu yerlerde birçok Türk’ün canina, irzina ve malina
kastetmistir.




Milli direnis güçlerinin bu çetelere karsi
verdigi mücadele, isgal güçleri tarafindan katliam olarak nitelendirilmistir.
Bu durum Ermeni soykirim iddialariyla yakindan benzerlik tasir. Her iki iddiada
oldugu gibi, Osmanli Devleti üzerindeki emelleri gerçeklestirmek adina
kullanilan bu söylemler, siyasi destek bulup hem baski altina almak, hem de bu
bölgelerde isgali kolaylastirmak içindir.
 

Günümüzde, Yunanistan’in tesekkül ettigi birçok
dernek faaliyet içerisinde olup, silahli çetecilerin yaptigi katliamlar
görülmeksizin, direnis güçlerinin onlara karsi verdigi mücadele soykirim olarak
addedilmeye çalisilmaktadir.




Istiklal Harbi’nin filizlendigi tarih olan,
Mustafa Kemal’in Samsun’a bundan 89 yil önce ayak bastigi 19 Mayis gününü de,
sözde Pontus Soykirim günü olarak anilmaktadir.
 

Süryani Soykirimi Yalani




Topraklarimiz içerisinde huzur içerisinde
yasayan bir diger grupsa Süryani’lerdir.
 

19. Yüzyilin sonlarina kadar, Osmanli
Imparatorlugu’nda, farkli din ve etnik köken sahiplerinin huzuru yasattigi
bireylerindendir.




Geçmiste dini bir katliama ugramalari, bu
durumdan Islam ordularinin Anadolu’ya gelisiyle kurtulmalari ve akabinde Türklerin
Anadolu’ya gelmeleriyle tamamen huzura kavusmus olmalari, 19. Yüzyilda misyoner
faaliyetlerinin bas göstermesine kadar baglilik içerisinde yasamalarini
saglamistir.




Etnik bir ayrimi körükleyen ve Türkiye’yi siyasi
alanda sikistirmak gayesinde olanlar, 20. Yüzyilin baslarindan itibaren
Süryanilere de el atmistir.




1. Cihan Harbi’nde gerek cephe içerisinde,
gerekse cephe gerisinde Süryani’ler kullanilmis, basariyi elde edemeyen siyasi
güç odaklari 20. Yüzyilin ortalarindan itibaren soykirim tezgâhi içerisine
Süryanileri de dâhil etmistir.




Bazi iddialara göre 600 bin, bazilarina göre de
250 bin gibi kendi içinde çelisik bir rakam vererek soykirima tabi
tutulduklarini iddia edenlerin tezini, ‘’Keldanî Cemaati Patrik Vekili Peder
Francois Yakan; “Anadolu’da 250 bin Keldanî’nin soykirima ugratildigini
söylemek dogru olmaz. O tarihteki Keldanî nüfusu Anadolu’da ancak o kadardi.
Hepsi mi yok edildi? Tarihi çarpitma, gerçekleri inkâr etme var bunun içinde.
Tarihin degisik dönemlerinde birtakim problemler çikmis olabilir; ama bundan
herkes zarar görmüstür. Müslümanlar kadar Ermeniler, onlar kadar da Keldanîler
zarar görmüstür. Sadece bir tarafa ait bir zarar yok. Ciddî bir kargasa vardi
ve bunun aci sonuçlari oldu. O zaman soykirim bunun neresinde var diye sormak
lâzim’’ sözleriyle bertaraf etmektedir.




Ayrica birçok kaynakta da, 1. Cihan Harbi’nde
bir kisim Süryani’nin Rus, Ingiliz ve Fransizlarin yaninda cephede yer aldigi
ve o tarihlerde ölenlerin birçogunun savas nedeniyle öldügünü ortaya
koymaktadir.




Su an ciddi manada lobi faaliyetleri içerisinde
olup, azimsanmayacak derecede Süryani soykirim iddialari Avrupa’da gündeme
getirilmekte, Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne girisinde kabulünün sart konulmasi
çabalanmaktadir. Ayrica daha fantazik düsünüp, topraklarimiz içerisinde özerk
bir bölge talebinde olanlarda vardir.




Gelecek Yillar, Kürt Soykirimi Oldugu
Iddialarina mi Gebe?




Yazinin baslangicinda da belirttigimiz gibi,
dünya siyasi güç oyunlarina sahne olmaktadir. Bu manada ciddi bir baski unsuru
olan soykirim tezleri, özellikle etnik çesitlilik vurgusu yapilan ve geçmiste
onlarca millet ve devlete hâkimiyet kuranlar için kullanilabilecek
niteliktedir.




Osmanli gibi onlarca millet ve devlete hükmetmis
bir imparatorlugun varisi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, stratejik önemi
ve bu güç oyunlarinin odagina oturtulma gayreti içerisinde, bu tür tezlerle
sürekli muhatap tutulmaktadir.




Üretilen Ermeni, Pontus, Süryani soykirim
palavralari, yarinlarda ülkemizin bu tarz uyduruk yeni söylemlerle muhatap
kalabilecegine isarettir. Bu noktada yillardir ülkemizin Güney Dogu’sunda
ezilmislik, sömürülmüslük, baski psikolojisi var oldugu yaratilmaya çalisilip,
yeni bir söylemin zemini hazirlaniyor olabilir.




Soykirim söylemlerinin olusturuldugu duruma
bakarken, 1. Cihan Harbi ve Istiklal Harbi’nin sartlari içerisinde cereyan eden
durumlarin soykirim olarak sunulmaya çalisildigi, Osmanli Imparatorlugu’nun ve
yerlesik direnis güçlerinin isgal güçlerine ve katliamci çetecilere karsi almis
oldugu tedbir ve uygulamalar, bugün etnik veya dini bir katliam hareketi olarak
sunulmaya çalisilmaktadir.




Diger soykirim iddialarinda yaratilan durumlarin
bir benzeri, su an ülkemizin güney dogusunda etnik ayrimcilik tohumlari
ekilerek filizlendirilmek istenmektedir. Kürtleri ayristirma gayreti içerisinde
olanlar, onlarin mazlum duruma sokuldugunu, baski ve zulüm gördügünü, hatta
canice öldürüldügü safsatalarini üretmektedirler.




Tarih boyunca gerçeklesen 40’in üzerindeki Kürt
isyanini ise, Türklerin Kürtlere karsi girismis oldugu yok etme düsüncelerinin
birer parçasi durumuna getirmeye çalismaktadirlar. Dersim, Koçgiri, Seyh Sait
isyanlari ve onlarcasi hiyanet hareketi olarak degil de, Osmanli’nin veya
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kürtlere uyguladigi despot yönetim anlayisinin
bir ürünü olarak gösterilmeye çalisilmaktadir.




Avrupa Birligi ve çesitli ülke parlamenterleri,
bölgeye sik sik ziyarette bulunarak, bölge halkinin durumunu çarpitarak dünya
kamuoyuna sunmaktadir. Teröristlerin katlettigi bölge halkinin, devletin
güvenlik güçleri tarafindan öldürüldügü gibi safsatalar üreterek, hem bölge
halkini ayristirma, hem de ötelerde Türk güvenlik güçlerinin bölgede etnik
kiyim yaptigi safsatalarini türetmek gibi bir gayret içindedirler.




Haricilerden öte ülkemizde bulunup ta aydin
kisvesine bürünmüs kisilerin söylemleri, dis ülkelerde katildigi toplanti ve
brifinglerle bu minvalde gösterilmeye çalisilmaktadir.
 

Nobel ödüllü ‘’aydin’’ yazar Pamuk efendinin
‘Türkler 30 bin Kürt’ü katletti’ gibi açiklamalari ise, yine bölgede Türklerin
Kürtlere karsi girismis oldugu bir kiyim kanisini uyandirma çabasindan baska
bir sey degildir.
 

ORHAN PAMUK = BIR VATAN HAININ PORTRESI




Hülasa geçmiste üretilen diger soykirim
safsatalarina bir yenisini hazirlama ve bölgeyi ayristirma gayreti
içerisindeler. Istiklal Harbi’ni dini ve etnik bir kiyim olarak sunmaya
çalisanlar, Ermeni, Rum ve Süryani çetelerinin savas hali nedeniyle öldürülüsünü
katliam diye savunanlar, yarinlarda güvenlik güçlerimizin PKK teröristlerine
karsi yaptigi girisimi yine bir kiyim olarak sunmaya çalisacaklardir.




Sonuç olarak söylenebilir ki; 21. Yüzyil ve
sonrasi, siyasi güç çatismalarina sahne olacaktir. Ortada yeni bir dünya düzeni
olusturmak, çok uluslu veya uluslar arasi küresel sermayenin çikarlarini
saglamak için bir saldiri vardir. Mühim olan ise burumdan kendi devletini zarar
görmeden muhafaza edebilme ve menfaatleri noktasinda edinimler kazanabilmektir.




Etnik temelli bir ayristirma çabalari, bu
minvalde hareket eden sempatizan güruh ve destekçisi ‘’aydin kalemsorlar’’ Türk
devletini küresel güçlerin kucagina itmeye çalismaktadir.




Soykirim söylemleri ile baski yaratmaya çalisan
küresel güç, yeni söylemler ortaya sürerek bu baskiyi artirma ve etkinlik
kazanip, ayristirmaya gidebilir. Bu minvalde yillardir Kürt’lerin üzerinde
demagojik bir siyaset güden misyonerler ve isbirlikçi aydinlar, emelleri
pesinde durmadan propagandaya devam edeceklerdir.




Ülkemiz stratejik ve jeopolitik öneminin
getirdigi konumu iyi kullanmali, bu söylemlerin olusmasina dahi firsat
vermemelidir. Su an sözde Ermeni soykiriminda düstügümüz duruma mahal
verilmemelidir


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış