ERMENİ SOYKIRIMLARI VE
HOCALI


 Ermenilerin, günümüze kadar söyledikleri
yalanların külliyatını yapmamak, ne büyük talihsizlik! “Dağdan gelip, bağdakini
kovan” Ermeniler, her türlü melânete başvururken, bütün iğrenç davranışlarını
yok sayarak, Kafkasya’ya sonradan geldiklerini hep unuttular. Tarihin her
döneminde; Pers İmparatorluğunun yıkılmasından, İskender’in, daha sonra da
sırasıyla Selevkosların, Romalıların, Bizanslıların, Selçuklu Türklerinin ve
nihayet Osmanlı Türklerinin egemenliğinde yaşamış olduklarını, daima diğer
milletlerce kullanılmış olduklarını da hiç hatırlamak istemediler! Bizim de
unuttuğumuz gibi!


Birazcık TÜRK TARİHİNİ bilsek,
birazcık Rus tarihçilerini okusak, Ermeni yalanları ve yaptıkları SOYKIRIMLAR
karşısında da sadece HOCALI’NIN acısını hissettiğimizle kalmaz başkaca
acılarımızın olduğunun da farkına varırdık.


Mesela; 1578’de Osmanlı-Safevî
savaşının sonuçlarını merak ederdik!


Mesela; 10 Kasım 1724’de Rus Çarı I.
Petro’nun, aşağıdaki satırlardan birazcık haberimiz olurdu!


“Biz sizi, aileleriniz ve nesilerinizle
birlikte âli İmparator himayemize kabul ettik ve bundan sonra özgür olarak
yaşamanız için Hazar Denizi kıyısında yeni alınan İran topraklarımızda huzurla
yaşamanız ve kendi yasalarınıza göre Hıristiyan mezhebinize hizmet edebilmeniz
için geniş toprakların ayrılmasını emrettik. Biz, Hıristiyanlık adına sadık
Ermeni milletini kendi himayemizde tuttuğumuz sürece, size Majestelerinin
fermanını bağışlıyoruz ve o yeni alınan İran topraklarının yöneticilerine,
sizden birileri oraya gittiğinde, onların sizi Gilan ve Mazandaran’da olduğu
gibi, Bakü’de ve diğer uygun yerlerde de kabul etmekle kalmayıp, yaşamanız ve
yerleşmeniz için rahat yerler ayırmaları ve bundan sonra sizi her türlü ihtimam
ve güvenlik içinde tutmaları için adımızdan ferman gönderdik.”


“Ermeni temsilciler düşmandan korunma
ricasıyla bize sığınmıştır; bunu gerçekleştirme imkânımız yoksa o zaman onların
yeni ele geçirdiğimiz İran topraklarına yerleşmesine izin verelim. Onların…
Hazar kıyısındaki topraklarımıza yerleşmesine izin verdik ve usulen hamilik
fermanı gönderdik. Eğer Türkler bu konuda sizinle konuşursa, o zaman onlara şu
cevabı verin: ‘Biz Ermenileri çağırmadık, fakat aynı mezhepten olduğumuzdan
onlara hamilik etmemizi rica ettiler; biz, Hıristiyanlık adına Hıristiyan olan
Ermenilere ret cevabı veremezdik…” dediğini hatırlardık!


Mesela, İran’da Nadir
Şah’ın öldürülmesini,


Azerbaycan Hanlıklar
dönemini,


1804’de İran’a karşı
Rus’ların Azerbaycan hâkimiyetini,


1806’da Rusların, Bakü,
Derbent, Gence, Karabağ, Kuba, Nahçıvan, Revan, Şeki, Şirvan, Talış’ı ele
geçirdiğini,


12 Ekim 1813 Gülistan
Antlaşmasını,


Kaçar Hanlığı’nın,
Rusya’ya karşı İngiltere ve Fransa ile yaptığı işbirliğini,


16 Temmuz 1826 da İran
ordusunun başarısız Azerbaycan harekâtını,


1–14 Ekim 1827 de
Rusların tekrar Marendi, Nahçıvan, Revan ve Tebriz’i aldıklarını,


29 Temmuz 1828
Türkmençay Antlaşmasını ve o dönemde ki yaşanmış acıları da hatırlardık!


Mesela, Rus Tarihçilerin “ 20.
Yüzyılın başlarında –ZAKAFKASYA’DA- ikamet eden 1 milyon üç yüz bin Ermeni’nin
bir milyondan fazlası bu bölgenin yerel halkı değildir, onlar bizim
tarafımızdan göç ettirildiler” (N. Şavrov–1911)


“Ermeniler, ağırlıklı olarak,
Müslüman toprak beylerinin arazilerine yerleştiler.” “Ermenilerin İran’dan
bizim eyaletlere göç etmesi üzerine kayıtlarını okumak yeterli olacaktır.”
(A.Griboyedov–1977)


“Ruslar kendi jeopolitik çıkarları
uğruna Kafkasya’nın demografik yapısını değiştirdiler.” Samuel A. Weems (2002)
dediklerini hatırlardık!


Mesela, Thomas de Waal’ın;


“19.yüzyılda metrolop ülkenin,
binlerce aileyi Türkiye ve İran’dan burada ikamet etmeleri için göç
ettirmesinin ardından İrevan gitgide Ermeni kenti oldu. Bununla birlikte, henüz
1870’li yıllarda burada toplam 12 bin kişi oturuyordu, başka bir deyimle bu
kent hatta Şuşa’dan bile küçüktü. Ve Ermeni mülteciler iş bulmak için Bakü’yü
tercih ederlerdi. (Lourie, Yerevan’s Phenomenon, p. 177–178).


İrevan, daha büyük göç dalgasının
ardından şimdiki gibi oldu…


1918-1920’li yıllarda İrevan, bir
süre bağımsız olan ve Anadolu’dan göç etmiş yüz binlerce Ermeni’nin tek
sığınağı olan Ermenistan devletinin başkenti oldu. 1920 yılında Sovyet
Ermenistan’ın başkenti oldu. 1932 yılında İrevan’ı ziyaret eden Yahudi yazar
Artur Koestler, kenti Filistin’de o dönemde bulunan Yahudi mahallelerine
benzetmiştir: “…nüfus çoğunlukla Türkiye, Avrupa ve Amerika’dan göç etmiş
mülteci ve göçmenlerden oluşurdu. Çoğu zaman yolu geçerken bozuk Rusça ile
sorduğum sorulara düzgün Almanca ve Fransızca yanıtlar verirlerdi…” (Koestler,
The Invisible Writing, р. 109).


…kendi devletinden yoksun olan halk
tüm dünyaya yayılmıştı. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti sırf
Ermenilerin yeni vatanının olması için kurulmuştu.” diyerek, yazdıklarını
hatırlardık!


Mesela, Tarihin derinliğine inmeden,
1905 yılı (6–9 Şubat), (20–30 Ağustos), (20–25 Ekim) BAKÜ, REVAN, NAHÇIVAN
(Cehri-Elince-Şurut) ŞERUR, DERELEYEZ, EÇMİEDZİN, SÜRMELİ, GENCE, ERES, ŞUŞA,
HOCALI, KAZAK da Ermenilerin yaptığı SOYKIRIMINI hatırlardık!


Mesela, Mart 1918 de ŞAMAHI’DA şehit
edilen SEKİZ BİN, Nisan 1918 de BAKÜ’DE şehit edilen ON İKİ BİN Azeri
kardeşimizi, Nisan 1992 de AĞDABAN Soykırımını hatıralardık!


Mesela, Fransa Kafkasya Yüksek
Komiseri Damien de Martel tarafından 20 Temmuz 1920 yılında Fransa Dış işleri
Bakanlığı’na gönderilmiş olan;


“… Bu askeri operasyonlara gelince:
Ermenistan’dan yeni dönen tanıklardan operasyonların nasıl yapıldığına dair bir
takım bilgiler edindim. Haziran sonlarında Ermeni askeri birlikleri İrevan’ın
güneyinde 40.000’i aşkın Müslüman’ın [Azerbaycanlının] ikamet etiği 25 Tatar
[Azerbaycanlı] köyünü ablukaya aldılar. Başkente yakın bölgede oturan ve her
hangi bağımsızlık iddiasında bulunmayan bu insanlar hep barışçıl bir tutum
içinde sakin bir yaşam sürmüşler. Ermeniler onları top ateşi altında tutarak
oturdukları köylerden kovdular ve Aras nehrine attılar. Boşalan köyler kısa
sürede gelme Ermeniler tarafından işgal edildi. Bu olaylar sırasında Ermeni
askerler kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere 4000 kişiyi Aras nehrine atarak
katlettiler.” dediği raporun yansıttığı acıları hatırlardık!


Mesela, Ermenilerin, Kafkasya’nın
yerli halkı olmadığını söyleyen Ermeni bilim adamlarından,


B.İşhanyan (Tarihçi) “Kafkas
halkları” eserinde şöyle yazıyor: “Antik çağda Ermenilerin gerçek vatanı olan
Büyük Ermenistan Küçük Asya’da, yani Rusya dışında bulunuyordu.” (B.İşhanyan,
Kafkasya halkları, s.18, Petrograd, 1916)


Ermenistan SSC bilimler akademisinin
ilk başkanı İ.Orbeli; “Şimdiki Dağlık Karabağ, ortaçağda Albanya’nın bir
parçası olmuş, ardından Ermeni derebeyleri tarafından işgal
edilmiştir”(İ.Orbeli, Seçme eserleri, s. 358 Erivan, 1963)


Manuk Abegyan’ının; “Ermeni halkının
kökü nedir; nasıl ve ne zaman, nereden ve hangi yollardan buraya (İrevan
topraklarına) geldi, Ermeni olmadan önce ve sonra hangi tayfalarla bağlantıları
oldu, dilini, etnik yapısını kim ve nasıl etkiledi? Bizim elimizde bunları
kanıtlayacak açık ve net deliller bulunmamaktadır.”( M. Abegyan, Ermeni
edebiyat tarihi, s.11, Erivan, 1975), dediklerini hatırlardık!


Mesela, 1993 yılında Ermenistan sınır
kapısının kapatılmasından 16 yıl sonra; O “üst akılın” yönlendirmesi ve
İsviçre’nin arabuluculuğu ile Zürich’te 10 Ekim 2009’da “Diplomatik İlişkilerin
Tesisi” “İkili İlişkilerin Geliştirilmesi” protokollerinin, Ermenistan ile
neden imzalanmış olduğunu sorgular, söz konusu protokolleri Ermenistan’ın 23
Nisan 2010’da askıya aldığını, Şubat 2015 tarihinde de parlamentosundan tamamen
geri çektiğini, bizim ise halâ o protokolleri TBMM gündeminde tutmakta
olduğumuzu hatırlardık!


Mesela, Ermeni birliklerinin,
Azerbaycan mevzilerine sızmaya çalışırken, 24–25 Şubat 2017’de çıkan çatışmada
şehit olan 5 Azerbaycan askeri, Agşin Abdullayev, Şahlar Nezerov, Tural
Haşımlı, Zülfü Gedimov ve Zakir Ceferov’ların, memleketleri Bakü, Şeki, Haçmaz,
Beylaqan ve Yardımlı’da toprağa verildiğini, hatırlardık!


Şayet, tarihi
derin-çukur-yüksek-resmi-gayri resmi diye ayırmadan okuyabilseydik, sadece
HOCALI’YI değil AZERBAYCAN’IN yaşanmış bütün acılarını hatırlardık!


Rusların “sağıra yatan” oyalama
politikalarına birazcık dikkat ederken, dindaşları olan Ermenileri, neden
Rusya’nın iç bölgelerine yerleşmelerine, hiçbir şekilde izin vermemiş
olduklarını düşünürdük!


Kaynak: 1905.az


Cem Cüneyd CANAN