LİNK : http://www.yenicaggazetesi.com.tr/baku-onlerinde-alman-ermeniperestligi-38585yy.htm




Bazıları fena şaştılar, bunca köklü ilişkilerimiz,
müttefik ilişkilerimiz olan Almanların, “soykırım” yalanıyla
dönüp akrep gibi bizi sokmasına… Bunlar tarih bilmeyenlerin şaşkınlığıdır…
Tarih biliyorsanız şaşırmazsınız…
 

Nasıl mı? Anlatalım:




Almanya I. Dünya Savaşı’nın sonuna doğru da bize
kazık atmaya çalışmıştır. 1918
yılında Kafkas-İslam ordumuz, Azerbaycan’ı baştanbaşa geçmiş Bakû önlerine
gelmiştir. Bu harekâtın cephe komutanı Halil Paşa, ordunun komutanı da Nuri
Paşa’dır.
 

Halil Paşa’nın emir subayı ise Yüzbaşı
Selahattin’dir. Yüzbaşı Selahattin, yaşadıklarını, tanıklıklarını kaydetmiştir
defterlere. Yıllar sonra bu kayıtları rahmetli İlhan Selçuk “Yüzbaşı
Selahattin’in Romanı”
adıyla belgesel roman halinde yayımlamıştır.


Bu romanın, ordumuzun Bakû önlerinde olduğu günlerde
neler yaşandığının yazılı olduğu bölümünü özetleyerek aktarırsam, “Alaman”nın
ne olduğu yeterli netlikte anlaşılacaktır.




Evet buyurunuz: 

“Bakû şehrinin savunması İngiliz Generali Tomson’a
verilmişti. Kentte İngiliz, Rus, Ermeni birlikleri vardı.




Taarruzu nasıl düzenleyecektik? 

Başta Alman Kurmay Başkanı Paküvin olmak üzere Alman grubu şu
fikri savunuyorlardı:




-Büyük savaşın muharebeleri göstermiştir ki, bir düşman sahra
mevzii topçu ateşiyle ezilmedikçe oraya süngü hücumuyla taarruz edilemez.”
 

Halil Paşa ve Türk kurmayları, Almanların oyun
peşinde olduklarının farkındadırlar, Alman vakit kazanıp Tiflis’teki
birliklerinin buraya intikalini sağlama derdindedir. Top atışına gerek yoktur,
düşmanla ordumuz arasındaki mesafe 600 metreden 2 kilometreye kadardır. Halil
Paşa, yaveri Yüzbaşı Selahattin’e kurmaylarına iletilmek üzere şu emri verir:




-Basri’ye söyle, gece yarısından sonra saat 2’de
birlikler süngü hücumuyla düşman siperlerine girecektir. Bu emrimi aynen Alman
Kurmay Başkanına da söyleyin Tiflis’te Fon Kres’e süvari alayını hemen trenle
Bakû’ya göndermesi için yazsın.


Yazacak, fakat o birlik gelemeyecektir, çünkü
bizimkiler Halil Paşa’nın talimatıyla demiryolu köprüsünü havaya uçururlar.
 

Kitaba dönelim yine:




“Alman Kurmay Başkanı geziniyor, sinirli ve
heyecanlı… İki şey bekliyor: Alman süvarisini taşıyan trenin Azerbaycan’a girdiğini
bildirir telgraf… Ve Türklerin düşman siperlerine girmeden düşmanca farkına
varılarak başarısızlığa uğratılması…(…) Tam bu sırada telefondan bir rapor
geldi. Okudum. Düşmanın birinci hattına girilmiş, düşman geriye doğru kaçıyor,
takip ediliyor. Bu haber hepimizi sevinçten çıldırttı. Alman:





-Olamaz, bu keşif kolu temasıdır, diyordu.





(…) Saat 9’a doğru sis açılmaya başlayınca
manzarayı gördük. Birçok vapur Bakû’dan açılıyor, kentin bazı yerlerinde
yangınlar gözüküyor, düşman son mevzilerinde direnmeye çalışıyordu. Kurmay
Binbaşı Salih, Kurmay Başkanı Paküvin’e Almanca:



-İşte vapurların açılması düşmanın kaçtığına ve
bizim başarımıza işarettir.





Kurmay Başkanı buna cevap verdi:




-Kaçan düşman değil, sizin zulmünüzü hesaplayan
Ermenilerdir. Yazık ki, siz dünyanın en namuslu ve çalışkan milleti olan
Ermenilere bu zulmü yapmakla tarihin en kötü damgasını yediniz…
Salih Beğ:




-Onlara acımak bize düşmez, dedi. 

Alman üzerine gitti:




-Bunu Türk’ün yağmacı ruhu yaptı!” 

İşte budur Alman’ın kafasının içindekiler, neye
şaşıyorsunuz, niye şaşıyorsunuz?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet