BUNDESTAG’DA ONAYLANAN 1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer
Hıristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma KARARININ
GEREKÇELİ  METNİ ve İKİ YÜZLÜLÜĞÜ


Dr. Noyan UMRUK  


CDU/CSU, SPD ve Birlik
90/Yeşiller’in Alman Meclis’ine sunduğu tasarı önergesi aynen şöyle, biz sadece
bilgi fakirliği taşıyan, bilim ve gerçek dışı, tartışmalı noktaların altını
çizmek istedik:   


 I.
Almanya Federal Meclisi şu noktaları saptar:


“Almanya Federal
Meclisi, yüzyıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda başlayan, Ermenilere ve diğer
Hıristiyan azınlıklara yönelik tehcir ve katliamların kurbanlarının anısı
önünde saygıyla eğilir. Parlamento, o dönemin Jöntürk yönetimi tarafından
yapılan ve “Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki Ermenilerin neredeyse tamamen
yok edilmesine(?) sebebiyet veren eylemlerinin yasını tutar. Aynı dönemde keza
başka Hıristiyan toplulukların mensupları, özellikle de Süryani ve Keldaniler
de tehcir ve katliamlara maruz kalmıştı.(?)”


“O dönemin Jöntürk rejiminin
emriyle 24 Nisan 1915’te İstanbul’da(Haydaaa İstanbulda mı? Tehcir tamamen
Anadoludaki işbirlikçilere yönelik, zaten o dönemde Ermeni tüm Ermeni nüfusunun
800.000-1.200.000 arasında olduğu bir çok kaynakta belirtiliyor
. ) bir milyonu aşkın etnik
Ermeni’nin planlı tehcir ve yok ediliş süreci başladı.(?????) Bu insanların
kaderi kitlesel imha, etnik temizlik, tehcir ve evet soykırımlar tarihi
açısından örnek teşkil eder”
ve 20. yüzyıl da dehşet verici bir şekilde
bütün bunlardan müteşekkildir. Bunun yanı sıra Almanya’nın suçlu ve sorumlu
olduğu Holokost’un biricikliğinin de bilincindeyiz.


Federal Meclis, Osmanlı
İmparatorluğu’nun askeri baş müttefiki olan Alman İmparatorluğu’nun Ermenilerin
organize bir şekilde tehcir ve yok edilişine ilişkin Alman diplomatlar ve
misyonerler aracılığıyla da gelen açık bilgilere karşın insanlığa karşı bu
cürmü durdurmaya çalışmayarak
( ne çalışmaması, bizatihi planlayarak)  oynadığı
yüz kızartıcı rolden ötürü elem içindedir. Almanya Federal Meclisi’nin bu
noktadaki anması yeryüzünün en eski Hıristiyan ulusuna karşı saygısının da bir
ifadesidir.


Almanya Federal Meclisi 2005
yılındaki kurbanların anılması, aynı zamanda tarihle yüzleşme ve Türklerle
Ermenilerin barışına katkı amacını taşıyan kararını (No: 15/5689)
güçlendirmektedir.


Bütün partilerin
konuşmacıları 24 Nisan 2015’te, yüzüncü yıl anmasında, Almanya Federal
Meclisi’ndeki tartışmalar sırasında ve özellikle de bu tartışmadan bir akşam
önce Cumhurbaşkanı bizzat, Ermenilere yönelik soykırımı lanetlemiş, kurbanları
anmış ve barışma çağrısında bulunmuştur. Alman İmparatorluğu’nun da bu
olaylarda suç ortaklığı vardır.


Federal Meclis, Almanya’nın
özel tarihi sorumluluğunu kabul eder. Türkleri ve Ermenileri geçmişin mezarları
üzerinden birlikte barış ve anlayış yolu arayışı konusunda desteklemek de bu
sorumluluğun bir parçasıdır. Bu barışma süreci, geçtiğimiz yıllarda
tökezlemiştir ve acilen yeniden hareketlendirilmeye ihtiyaç duymaktadır.


Almanya Federal Meclisi, bu
vesileyle sadece tasavvur edilemez vahşilikteki cinayetlerin kurbanlarını
değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu ve Alman İmparatorluğu içerisinde,
yüzyıl önceki güç koşullar ve o dönemin yönetimlerine karşı farklı yollarla
Ermeni kadın, çocuk ve erkeklerin kurtarılması için mücadele eden insanları da
saygıyla anar.


Bugün Almanya’nın okul,
üniversite ve siyaset eğitiminin içerisinde müfredat ve ders kitaplarına 20.
yüzyılın etnik çatışmalar tarihiyle yüzleşilmesi çerçevesinde Ermenilerin
tehciri ve yok edilişini de dahil etme ve gelecek kuşaklara aktarma görevi
bulunmaktadır. Bu noktada özellikle eyaletlere önemli bir rol
düşmektedir.(Özellikle temel öğrenim müfredatını nefreti körüklüyecek şekilde
yönlendirmek tam bir emperyalist ülke tavrı…)


Almanya Parlamentosu katliam
ve tehcir kurbanlarının Almanya’nın rolü bağlamında anılmasının ve ülkesindeki
Türk ve Ermeni kökenli yurttaşları arasında arabuluculuk yapmasının
entegrasyona ve bir arada barış içinde yaşama da katkı sağlayacağı görüşündedir.(????
Okullarda nefreti körükledikten sonra mı?


Almanya Federal Meclisi,
Ermenilere yönelik cürümlerin araştırılması ve Ermenilerle Türklerin
barışmasını hedefleyen Türkiye’deki bilim, sivil toplum, sanat ve kültür
alanlarındaki bütün girişim ve katkıları memnuniyetle karşılamaktadır.


Almanya Federal Meclisi,
kendi hükümetini de Ermenilere yönelik tehcir ve katliamların araştırılması
konusuna dikkatini yöneltmeye teşvik eder. Yine Alman Parlamentosu bu sorunun
çözümüne yardım ve destek sağlayacak her türlü girişimi memnuniyetle karşılar.


Almanya’nın kendi tarihi
tecrübesi, bir toplum için tarihinin karanlık sayfalarını ele almanın ne derece
zor olduğunu göstermiştir. Öte yandan tarihin dürüstçe ele alınması hem toplum
içerisinde hem de başkalarıyla barışmanın en önemli temelidir.
(Tarihi dürüstçe parlamentolar değil,
bilim ele alabilir. Parlamentolar bu işgüzarlığa kalkarsa bir ulusun geçmişi ve
onuru ile siyasi çıkarlar uğruna oynanıp barış değil nefret körüklenir) 
zaten Bu noktada faillerin suçları ile bugün yaşayanların sorumluluğu arasında
ayrım yapmak gerekir. Geçmişin anılması bizi ayrıca nefret ve yıkımın insanları
ve halkları tekrar tekrar tehdit etmesi noktasında uyanık olma ve bu durumu
önleme konusunda da uyarır.


Almanya Federal Meclisi,
Ermenistan ve Türkiye’den temsilcilerin geçmişi hatırlama ve devletler arası
ilişkilerin normalleşmesi yönünde 2005’ten bu yana adım atma çabalarını
dikkatle gözlemektedir. Ancak iki devlet arasındaki ilişki halen gergindir ve
karşılıklı şüphe barındırmaktadır.(Sayenizde) Almanya, Türkleri ve Ermenileri
birbirilerine yakınlaştırmak konusunda desteklemelidir. Tarihin yapıcı bir
şekilde ele alınması bugün ve gelecekte anlayışın temeli açısından
kaçınılmazdır.(Bu 650 kişilik parlamentonun 150 kişisiyle yalap, şalap
kararlar almasıyla olmaz…)


Türkiye Cumhuriyeti ile
Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki gerilimin azaltılması, ilişkinin
normalleştirilmesi aynı zamanda Kafkas bölgesi için de önem arz etmektedir.
Almanya bu noktada AB komşuluk politikaları çerçevesinde Alman-Ermeni-Türk
ilişkileri içerisindeki tarihi rolü dolayısıyla kendisinde özel bir sorumluluk
görmektedir.


II. Federal Meclis, hükümeti
şu noktalarda göreve çağırmaktadır:


Almanya Federal
Meclisi’ndeki, 100. yıldönümüne denk gelen 24 Nisan 2015’teki tartışmanın
ruhuna uygun olarak 1915716 döneminde Ermenilerin tercihi ve
nerdeyse(????nerdeyse ne demek, demek ki sizlerin marifeti gibi topyekun değil)
topyekûn imhası
, keza Alman İmparatorluğu’nun rolü konusunda geniş ve
kamuya açık bir yüzleşmeye katkı sağlamak.


Türkiye tarafını, o
dönemin tehcir ve katliamları ile açık bir şekilde yüzleşmeye teşvik etmek ve
böylelikle Ermeni halkı ile barışmak için gereken zeminin temelini
atmak.(Parlamento bir yargı organı gibi peşin hükmü vermiş, Emperyalizm
işbirlikçisi olan Ermeni komitalarına ve AİHM’nin Perinçek kararına 
hiçbir atıf yok…)


– Geçmişin ele alınması
aracılığıyla Türkler ve Ermeniler arasında yakınlaşma, barışma ve tarihi suçun
affının sağlanması konusunda çalışmaya devam etmek.


– Türklerle Ermeniler
arasında görüş alışverişi, yakınlaşma ve tarihin incelenmesine katkı sağlayacak
Türkiye’deki ve Ermenistan’daki bilim, sivil toplum ve kültür etkinliklerini
desteklemeye ve eldeki tahsisat çerçevesinde maddi katkı sağlamaya devam etmek.


– Barışmanın ve Türk-Ermeni
ilişkilerinin fazlasıyla gecikmiş iyileştirilmesi çalışmasının ilk adımı olarak
Türkiye ve Ermenistan’ın tarihi olaylarla yüzleşmesini aktif bir şekilde
desteklemek; örneğin bilim insanları için burs sağlamak ya da her iki ülkeden
tarihin aydınlatılması ve barışma amacıyla çalışan sivil toplum örgütlerine
yardımcı olmak.(Sadece bu 5 satırlık kararı alsaydınız yeterliydi…)


– Türk ve Ermenistanlı
hükümet yetkililerini, iki ülkenin devletler arası ilişkilerine yönelik hali
hazırda donmuş durumda bulunan normalleşme sürecini ilerletmeye teşvik etmek.


– Türkiye ve Ermenistan
hükümetlerini 2009’da imzalanan ve tarihi bilimsel yöntemle ele alacak bir
komisyonun kurulması, diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması ve ortak sınırın
açılmasını öngören protokolün onayı için ikna etmek.


Türkiye Cumhuriyeti’nde
yakın zamanda başlayan Ermeni mirasının korunması girişimlerinin devamı ve
artması için çaba harcamak.(Toprak ve gayrimenkul talebinin ayak sesleri…)


– Mali imkânlar çerçevesinde
Almanya içerisinde 1915/16’da yaşananlarla ilgili yüzleşmeyi konu edinen bilim,
sivil toplum, kültür girişim ve projelerini desteklemeye devam etmek.


Berlin,


Volker Kauder, 

Gerda Hasselfeldt ve Partisi


Thomas Oppermann ve Partisi


Katrin Göring-Eckardt, 

Dr. Anton Hofreiter ve Partisi


ıı:Gerekçe:


Birinci Dünya Savaşı
sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin yok edilişi, binlerce yıllık
Ermeni tarihi içerisindeki en büyük ve sonuçları en acı felaketti. Bağımsız
kaynaklara göre bir milyonu aşkın Ermeni, tehcir ve kitlesel cinayetlere kurban
gitti.(Ne hikmetse bu efsunlu Türk’ler hiç ölmüyor, Ermeni Komitacılar
tarafından hiç katledilemiyorlar… Bir türlü mukatele-karşılıklı kırım-
diyemiyorlar…Emperyalist çıkarlara aykırı…)
Sayısız tarafsız tarihçi,
parlamento ve uluslararası kurum Ermenilerin tehcir ve yok edilişini soykırım
olarak tanımlamaktadır. (Ya tam aksini söyleyen, elim olayların “mukatele”
olduğunu söyleyenler-Bizzat Kaçaznuni- onlara kulaklar tıkalı…)
Bu tehcir
ve katliamların anılması bu nedenle din ve dil dışında bu halkın kimliği
açısından merkezi anlam ve önem arz etmektedir.


Almanya Federal Meclisi, bu
olayları aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’na ilişkin güncel hatırlama edimi
çerçevesinde ele almaktadır. Alman İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun
temel askeri müttefikiydi. O dönemin Ermenilerin tehciri ve katli konusunda
bilgi sahibi olan Alman imparatorluk yönetimi, elindeki bu bilgiye karşın
hiçbir şey yapmadı. Federal Almanya Cumhuriyeti, kendisinde geçmişle yüzleşmeyi
teşvik etme ve bu konudaki anıları canlı tutma sorumluluğunu hissetmektedir.


Gerçekler aleni olarak
ortaya konulmasına karşın, Türkiye bugüne kadar Ermenilere yönelik tehcir,
zulüm ve cinayetlerin planlı bir şekilde uygulanmış olduğunu ya da tehcir
sırasındaki kitlesel ölümlerin ve yapılan katliamların Osmanlı yönetimini
arzusu dahilinde olduğunu inkâr etmektedir.


Katliamların ve tehcirin
boyutuna Türkiye’de toptan şüpheyle yaklaşılmaktadır. Ancak bu noktada tersine
eğilimler de mevcuttur. 2008 yılında her iki ülkenin devlet başkanlarının
birlikte bir futbol maçını izlemesi ve böylelikle devam edecek görüşmeler için
iradelerini sergilemeleri bir umut vesilesi oldu. 2009’da iki ülkenin Dışişleri
bakanları arasında tarihi bilimsel olarak ele almak üzere oluşturulacak bir
komisyon kurulmasını da öngören bir protokol imzalandı. Ancak söz konusu
protokol bugüne kadar her iki parlamentoda da kabul edilmedi.


İki halkın barışması ancak
100 yıl önceki olayların esaslı bir şekilde aydınlatılması ve gerçeklerin artık
daha fazla inkâr edilmemesi halinde mümkün olabilir. Bunun için de Türkiye’deki
bilim insanları ve gazetecilerin Ermenilerin tehciri ve öldürülüşü konusundaki
araştırmaları özgür ve baskılardan korku duymaksızın yürütülebilmesi elzemdir.(
Aynı şey Ermeni ve tüm tarihbilim insanları için de sözkonusu neden değil…)
 
Hali hazırda Türkiye’de katliamların araştırılmasını kendisine konu edinmiş pek
çok girişim bulunmaktadır. Konu birkaç yıldan bu yana Türk kamuoyunda
tartışılmaktadır. Bu gelişmeler, keza yıllardan bu yana Dışişleri tarafından
mali olarak desteklenen sınır ötesi sivil toplum projeleri memnuniyetle
karşılanmaktadır.


Alman İmparatorluğu da
Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri baş müttefiki olarak bu sürece derinden
dahildi. Alman İmparatorluğu’nun gerek siyasi gerekse askeri yönetimi ta
başından beri Ermenilerin tehciri ve katledilişi konusunda bilgi sahibiydi.
Protestan din adamı Dr. Johannes Lepsius, 5. Ekim 1915’te Almanya
Parlamentosu’nda Temmuz/Ağustos 1915’te İstanbul’da yaptığı araştırmaların
sonuçlarını sunduğunda, konu o dönemin Alman yönetimi tarafından tamamen
sansürlendi. Aynı şekilde Lepsius’un doğrudan milletvekillerine yolladığı
‘Türkiye’de Ermeni Halkının Durumuna İlişkin Raporu’ da 1916’da Alman askeri
sansür kurulu tarafından yasaklanarak rapora el kondu ve milletvekillerine
ancak 1919’da Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda teslim edildi. Aralarında
Philipp Scheidemann, Karl Liebknecht, Matthias Erzberger gibi siyasetçilerin ve
Adolf von Harnack und Lorenz Werthmann gibi Protestan ile Katolik
Kiliseleri’nden önemli isimlerin de bulunduğu pek çok Alman bilim insanı,
siyasetçi ve dini temsilcinin acil dilekçelerine karşın Alman yönetimi,
müttefiki Osmanlı İmparatorluğu üzerinde etkili bir baskı kurma işini
sürüncemede bıraktı.


Osmanlı İmparatorluğu’nda
görev yapmış Alman büyükelçi ve konsolosların raporlarına dayanan Alman
Dışişleri’ndeki evraklar da katliamların ve tehcirin planlı uygulanışını
belgelemektedir. Bu belgeler o zaman meydana gelen olayların en önemli resmi
kaydı niteliğindedir. Alman Dışişleri, yıllar önce bu belgeleri kamuya
açmıştır. 1998’de Ermenistan’a söz konusu arşivin tamamı mikroçip olarak takdim
edilmiştir. Aynı şekilde Türkiye’ye de bir kopya almıştır.”


Tarihi olaylar, bilim
alanından, zaman,zemin, mekan boyutlarından çıkarılıp siyaset arenasının
özellikle dinsel motiflerle süslenerek emperyalist çıkarların aracı haline
getirildiğinde sonuç budur…


Bu mantıkla bu tür
kararların, 1912lerden itibaren Balkanlardan sürülen ve kıyıma uğratılan
milyonlarca Türk ya da Müslüman ahali, İspanyol fetihçilerce katledilen
L.AmerikaYerlileri, Amerikan rencırlarının soykırıma tabi tuttuğu
Kızılderililer ve de Batı dünyasının yüzyıllarca köleleştirerek
kıydığı Afrikalı Karaderililer için alınması da Alman parlamentosu ve bu
tür kararları almaya meraklı diğer parlamentolardan haklı beklentimizdir
…   


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet