Almanya Parlamentosunda Ermeni iddiaları ile
alakalı tasarını 1 çekimser, 1 red oyuna karşılık diğer bütün
parlamenterlerin onayıyla kabulü Türkiye’de büyük bir şok yarattı. Bu karardan
sonra Berlin Büyükelçisi geri çekildi, karşı atak olarak Ayasofya’nın ibadete
açılmasını talep eden sosyal medya kampanyaları oluşturuldu. Yüksek perdeden
beyanatlar haklı bir kırgınlık ve kızgınlığı vurgulasada Almanya bağlamında
Türkiye’nin uygulaması olumlu sonuçlar doğurabilecek stratejik hesaplarını
incelemek yerinde olacaktır.


Evvela Avrupa Birliği denilen mekanizmasının iktisadi bir teşekkülle
filizlendiği ve bunun daha sonrasında çok boyutlu siyasi ve sosyal yapıya
evrilmesi suretiyle hayata geçtiği unutulmamalıdır. Yani kuruluşunda ve hali
hazırda güç dengesi olarak müstakil bir birliği yaşatmak isteyen yöneticiler
bulunsada Avrupa Birliğinin tamamen otonom ve bağımsız olduğunu savunmak
güçtür. Küresel para savaşları ve küresel hegemonya savaşları gibi kavramlar
süper güç Abd ve karşıtlarını tanımlamaktadır. Buna göre küresel para savaşları
ibaresinde doların karşısına bir birim, küresel hegemonik savaşta ise Abd’nin karşısına
bir güç konulmak ve bu yönde bir tanımlama yapmak gereklidir. Buna göre doların
alternatifi Euro, Abd’nin rakibi ise Ab olabilmiş midir? Avrupa Birliğinin
lokomotifi Almanya’da yabancı üslerde 40 bin Birleşik Devletler askeri
personeli bulunmaktadır. Bu bile Almanya’nın aslında ne denli bir kuşatma
altında olduğunun göstergesidir. Yalta’da Stalin’e ”Amca” diye hitap eden
Roosvelt’ten itibaren sistem deşifre edilirse Soğuk Savaşın bir senaryo olması
muhtemeldir. Buna göre bu senaryonun bir ayağıda Avrupa Birliği olabilir.
Sistemi kuranlar ve kurgulayanlar bugün ortadan kaldırmaya ya da yeniden
tasarlamaya niyetliyseler bunu bilmeli ve bu yönde hareket edilmelidir.




Rusya’ya yaptırımları eleştiren Fransız
şirket Total Ceo’sunun Rusya’da garip bir uçak kazasında öldürülmesinden
beri Avrupa Birliği tam manasıyla krizi yaşamaya başladı. Caharlie Hebdo
saldırısı ile saldırıyı izleyen günlerde İsviçre kronunun Euro karşısında yüzde
40 değer kazanması ve Euro bölgesinde 2 milyon insanın işsiz kalması yaklaşan
felaketin habercisiydi. İktisadi bir birlikle doğan yapı, artık iktisadi
savaşla vuruluyor ve dağılma süreci başlamış oluyordu. Yeni Papa seçilmeden
evvel Papalık için adı geçen Ganalı siyahi Peter Turkson’un mülteciler
meselesinde Avrupa’yı kınaması aslında Abd tezleriyle örtüşen bir programdı.
Avrupa’nın en önemli ülkesi Fransa üzerinden oynanan oyunlar bunlarla elbette
bitmedi. Fransa’ya Avrupa’nın hasta adamı lakabını takan spekülatör George
Soros’un talimatıyla Franasız CGT sendikasını harekete geçiren Phillippe
Martinez, aynı zamanda Avrupa’yı sarstı. Öyle ki gösteriler ve olaylar
sırasındaki müdahaleler Avrupa Basınında ağır sansüre uğradı. Önümüzdeki
günlerde Fransa’nın Afrika sömürgelerini ve bu sömürgelerden kazandığı yıllık
300 milyar Euro’yu kaybetme sorunu gündeme gelecek. Tabi bütün bunlar
yaşanırken, Fiat’ı alarak dünya otomotiv devi olmak isterken Wolswagen
üzerinden kulağı çekilen Almanya’da karışmaya devam edecektir. Öyle ki
İngiltere’nin, Türkiye ancak 3000 yılında Ab üyesi olur beyanatı ve Alman
parlamentosu oylaması ancak dağılmakta olan bir yapının Türkiye üzerinden
birtakım odaklara açılmak istenmesinden başka bir şey değildir. Bu kısa
kompozisyondan sonra Türkiye hangi stratejileri izleyebilir? ve hangi
hususlarda zayıf yanları mevcuttur gibi önerilere değinelim;



1) Avrupa Birliği’nin zayıflaması ve dağılma süreci, Türkiye Avrupa ile
ilişkilerini kesmelidir olarak yorumlanamaz. Türkiye Kafkasya, Orta Asya ve
Orta Doğu ülkesi olduğu kadar aynı zamanda Avrupa’nın bir parçasıdır ve böylede
kalacaktır.



2) Avrupa Birliği hususunda şu anda Abd tezlerine yakın duran bir Türkiye
vardır. Vize serbestisi söz konusu olsa bile bu mekanizmasının etkisizleşen
etkinliği karşısında güvenlik politikalarından vaz geçmemiş ve mülteciler
hususunda Abd tezlerine yakın olmuştur.



3)Türkiye’deki terör faaliyetleri ve bir takım tutuklamalara Avrupalı
yöneticilerin müdahili son etki kalelerini kaybetmeme isteğini göstermektedir.
Pyd logolu üniformalı Abd askerini dünyaya servis eden Fransa iken, Can
Dündar’a yabancı Büyükelçi desteğinin fotoğrafını dünya kamuoyu ile paylaşan
İngiliz Büyükelçisi idi. Avrupalı güçler, birtakım lobilere karşı ısrarla
Türkiye ve Ortadoğu’da varlığını sürdürmek istemektedirler.



4) Alman parlamentosunun aniden bir tasarıyı oylaması ve kabulü yukarıdaki
maddeleri desteklemektedir.



5) Bu tasarıya karşı Ayasofya’nın ibadete açılması gibi bir önerme stratejik
açıdan fevkalade yanlıştır.




Bunun  nedenleri;


a) Avrupa’da ateizm yükseliyorsa bu karar Avrupa gençliğini ne oranda
etkileyebilir?


b) Bu kararın manevi bir etkisinden başka ne gibi bir somut müeyyidesi mevcut
olacaktır?


c) Doğu Roma İmparatorluğu Ortodokstur. İstanbul’un fethinden evvel kendi
ritüllerine göre gerçekleştirdikleri ayin Vatikan’dan temel kopuş noktası
olmuştur. Hal böyleyken bu karar Protestan Almanya ve Abd’den evvel Ortodoks
Rusya ile gerilen ilişkileri daha da beter bir mahiyete sevk etmez mi?


d) Bir anda başlayan bu sosyal medya kampanyası asla bir devlet stratejisi
olamaz, olmamalıdır.



6) Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarının ne denli zayıf olduğu, Dünya’nın her
yerinde bir Türk var ifadesinin aslında karşılıksızlığını, sayısal bir değerden
ziyade niteliğe ve lobiye olan ihtiyacı ortaya çıkartmıştır. Avrupa’daki Küçük
Türkiye Almanya’da bile ezici bir çoğunlukla alınan karar Türklerin lobi
çalışmalarında başarısızlığını birkez daha göstermiştir.



7) İttifaklığı savunduğumuz ve yararlı gördüğümüz İsrail Lobileri ile ilişkiler
devam ettirilmelidir fakat bu asli çözüm değildir. Türkiye ülkelerde kendi
lobilerini var etmelidir. Bunun  için ise şirketlerinin değeri yükselmeli,
Ar Ge faaliyetleri artmalı yani geliri artan bir ülke hüviyetine kavuşmalıdır.
Böylelikle Lobilerine ayıracağı pay artacaktır. Lobinin en önemli
kaynaklarından biri finans olanaklarıdır.



8) Almanya’da ki oylama parlamento binası üzerinde Pyd ve Ermenistan Bayraklı
kişileri bir arada ittifak halinde görmemize yeniden olanak vermiştir. Türkiye
aleyhtarlığında bütün lobiler, örgütler ittifak halinde olduğundan Türkiye
İleri/İleriden Savunma stratejisine ağırlık vermeli, sınır güvenliğini
sınırlarının çok ötesinden başlatma prensibini devlet aklı olarak
benimsemelidir.



9) Alman kararına karşı aynı oranda karşılık vermek Karşılıklılık ilkesi
gereğidir. Fakat burada Ülkenin konumu önemlidir. Yani Türkiye, Yahudi
soykırımını gündeme getirse bu isabetli bir strateji olur ancak işlevselliği
meçhuldür. Kendi çalıp kendi söyleyen deyimindeki gibi, Türkiye’nin alacağı
kararın yankıları cılız olursa bu konuda istenen gerçekleşmemiş olur. Ayrıca
tarihi olaylar parlamentolardan ziyade tarihçilerin ve resmi arşivlerin
konusudur. Ambargo seçeneği ise yine etkinlikten uzaktır. Sembolik olarak
sembolik bir mahkemeden Alman yöneticiler hakkında bir karar çıkartılabilir.
Uygulama sembolik olduğu için etkisi zayıf olsa bile prestij sarsılmayacaktır.



10) Türkiye’nin dış poltitkasında yeni dönem açıklamasını yapmasından hemen
sonra Avrupa’nın art niyetli adımları yalnız bir Türkiye tasavvuruna
yöneliktir. Bu suretle Türkiye mutlaka Nükleer enerji çalışmalarını
başlatmalıdır. Caydırma stratejisi bakımından önemlidir.



11) Yumuşak Güç, Lobi, İstihbarat, hususları yeniden tasarlanmalı mutlak
surette Din Ekonomi, Din Siyaset ve Din Sosyoloji çalışmalarına başlanmalıdır.



Önümüzdeki günler daha pekçok tartışmaya sebebiyet verecektir. Küresel dünyanın
seçkinleri ve Avrupalı seçkinler arasındaki çekişmede Türkiye yem olamamlıdır.
Armageddon’a uygun olarak Rusya’nın artık Ortadoğu’nun bir parçası olduğu
unutulmamalıdır. İttifaklar önemlidir fakat Ulusal Çıkarlar onunda ötesindedir.
Bu bağlamda Hariciyecilerimiz, Devlet Adamlarımız, küresel figürlerimiz ve
Ülkemizi zorlu bir süreç bekleyecektir.



Not1: Avrupa Şampiyonası Fransa’da
yapılacak. Bu sürede Fransa’da terör olayları ve iç çatışmalar MUTLAKA
yaşanacaktır.



Not2: Avrupa’da hem Müslüman hem Türk kökenli olduğu iddia edilen teröristler
yem olarak kullanılacaktır.



Not3: Akdeniz Birliği gibi bir kavram sıkça işitilebilir.



Not4: Bugünki 200 devletli Dünya sisteminin bu yüzyıl sonunda 2000’e çıkması
planlanmaktadır. Ortadoğu bölünürken bütün bir Avrupa hatta bütün bir Abd
tahayyülü fazla ütopik olmaz mı?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet