ERMENİ SORUNU & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

Van isyanında 10 binden fazla
müslümanı katleden Ermeni çetelerinden bir grup.

24 NİSAN; ERMENİLERİN
SÖZDE “SOYKIRIM” YALANIYLA DÜNYAYI 
ALDATMA GÜNÜDÜR


“24 Nisan, Ermenilerin
uydurduğu ve dünyayı aldattıkları bir tarih olup,  kendi ayıplarını ve cinayetlerini örtmeye
çalıştıkları boş bir cabadır. Ermeniler sadece 1-15 Nisan 1915 tarihinde Van’da
Kaya Çelebi Camisi’nin bulunduğu alanda 10 bine yakın, 31 Mart-2 Nisan 1918’de
Bakü’de 50 binden fazla ve 25-26 Ocak 1992 de Hocalı’da binlerce insan
katletmiştir.”

Hulusi
ŞENEL

Türk
milleti olarak uyanık olmalıyız.  24
Nisan yaklaştı. Ermeni Diasporası yine ortaya çıkacak ve Türklerin bir buçuk milyon
Ermeniyi katlettiği yalanını tekrarlayacak. Çıkar üzerine kurulmuş bu  Ermeni Diasporasının iddia ettiği gibi bir
soykırım olmuş mudur derseniz cevabımız,

Hayır!

Çünkü,
kendi yaptıkları soykırımları örtbas etme çabası içindeler. Eğer Ermenilerin iddia
ettikleri gibi bir soykırım yapılmış olsaydı bugün Anadolu başta olmak üzere
balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğuda bir Ermeni toplumu olmazdı.

Çıkarcı
ve yalancı bir grup olan Ermeni Diasporası kendilerine destek olmaları için
Asuri-Süryanilerede soykırım yapıldığı yalanlarını uydurup inananlarıda
yanlarına aldılar .Bugün Asuri-Süryani grubuda Ermeni Diasporası ile birlikte
çalışarak Osmanlının bu iki topluma soykırım yaptığı yalanlarını yaymaktalar.

24
NİSAN NEDİR?

24
Nisan’da Osmanlı Devleti asayişi bozan Ermeni örgütlerinin faaliyetlerini
yasaklayan bir genelge yayınladı ve bu örgütlerin mensubu olan bazı Ermenileri
tutukladı. Ermeniler için 24 Nisan, 1915 olaylarına izafeten bir soykırım
günüdür. İlk olarak 1919’da İstanbul’daki Kutsal Teslis Ermeni Kilisesi’nde “
Yegherni Zoheri Histahaki Or – Ermeni
Soykırımını Anma Günü”
şeklinde anılmıştır.

Bu
yıldan itibaren Ermeniler her yıl bu tarihte, iddia ettikleri sözde “ Ermeni
soykırımı” nı anmaktalar. Üstelik Ermeni diasporasının etkisiyle birçok Amerika
ve Avrupa ülkesi parlamentosu 24 Nisan’ı “soykırımı anma günü” kabul etti.
Hatta Fransa “Ermeni soykırımı yok” diyeni cezalandırma kararı dahi almıştı.

24
NİSAN’DA NE OLDU?

13
Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması’na. 61. maddesi şöyleydi:

Bâb-ı Âli, ahalisi
Ermeni bulunan eyaletlerde yerel ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı
geciktirmeden yerine getirir ve Ermenilerin Çerkes ve Kürtlere karşı huzur ve
emniyetlerini sağlamayı taahhüd eder.”

Bu
anlaşma ile Ermeni meselesi uluslararası bir nitelik kazandı; İngiltere, Fransa
ve Rusya’nın destekleriyle Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni terör örgütleri Osmanlı
topraklarında asayişi bozan birçok faaliyete giriştiler. Öyle ki 1890-1914
yıllarında İstanbul dahil Anadolu’nun birçok vilayetinde 40’tan fazla isyan
girişiminde bulundular.

En
meşhurları Osmanlı Bankası baskını (26 Ağustos 1896) ile Sultan II.
Abdülhamid’e 21 Temmuz 1905’te Yıldız Camii’nde düzenlenen bombalı suikast
girişimiydi. Düzenleyen, Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan kurmayı
amaçlayan Ermeni Devrimci Federasyonu’ydu

Ermeni
çeteleri Kasım 1914’ten itibaren Doğu Anadolu’da Osmanlı topraklarına yönelik
Rus askerî harekâtının öncü birlikleri haline geldiler. Hatta Rus saldırısı
başlamadan önce, Ekim 1914’ten itibaren Vahan Papazyan ve Karakin Pastırmacıyan
gibi Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyesi Ermeniler, Kafkasya’ya geçerek Osmanlı
karşıtı eylemlerde bulunmaya başladılar. Talat Paşa anılarında Erzurum mebusu
Vartkes Efendi ve Taşnak komitesi üyelerine, Enver Paşa da Ermeni Patriği’ne
Ermenilerin isyan ve ihtilal hareketlerine girişmeleri halinde devletin sert
tedbirler alacağı uyarısında bulunduklarını yazmıştı.

Ne
var ki Ermeniler uyarıları ciddiye almadılar. Aksine, Ruslardan cesaret alarak
Müslüman köylerine saldırdılar. Ermeni çetelerinin eylemleri 1915’in ilk
aylarından itibaren giderek şiddetlendi. Buna karşılık Osmanlı hükümeti, çete
ve örgütlerin isyan hazırlığı içinde olduklarını, özellikle Ermenilerden ele
geçirilen silah, bomba ve bazı şifreli belgelerden öğrenmişti. Bunun üzerine
Osmanlı Genelkurmayı 27 Şubat 1915’te askerî birliklere gönderdiği bir
talimatla bu tarz faaliyetlerinden dolayı ordudaki Ermeni askerlerin daha
ziyade geri hizmetlerde görevlendirilmesini emredecekti.

Bütün
uyarı ve tedbirlere rağmen Ermeniler isyan girişimlerinden vazgeçmediler.
Sonunda 20 Nisan’da Van’da isyanı başlattılar. Unutmayalım ki, o günlerde Osmanlı
ordusu Çanakkale’de İtilaf kuvvetleriyle bir hayat-memat savaşı veriyordu.

Bir
taraftan Doğu Anadolu’da Rus ordusu ve Ermeni çeteleriyle mücadele, diğer
taraftan Çanakkale’de dünyanın en güçlü donanmalarına karşı savaş sürerken Van
isyanı Osmanlı Devleti’ni bazı tedbirler almaya sevk etti. Sonunda Osmanlı
hükümeti 24 Nisan 1915’te 14 vilayete hitaben acil ve gizli bir genelge
yayımladı.Taşnak, Hınçak vb. Ermeni ihtilalci örgütlerinin/komitelerinin
kapatılması, belgelerine el konulması, liderleri ile zararlı faaliyetler içinde
olduğu bilinen Ermenilerin tutuklanması, hatta bu kişilerden sakıncalı
olanlarının başka/uygun yerlerde toplanması emredildi.

24
Nisan hadisesi Osmanlı Devleti tarafından bir genelge yayımlamak ve bunun
gereğince Ermenilere yönelik tutuklama, el koyma ve başka şehirde zorunlu
ikamet gibi tedbirlere başvurmaktan ibarettir. Fakat Ermeniler için 24 Nisan
bir “soykırım günü”dür veya Ermenilere yönelik soykırımın başlangıç tarihidir.
Bu konuda  dünyanında inanmasını
istemektedirler.

ERMENİLER ÇOK ÇALIŞIYOR

Ermeniler, dünyanın bir çok yerinde sözde
soykırım anıtı dikmekte.  Düşünün dikilen
bir Anıtın önünden geçen binlerce kişi 1-2 dakika ayırıp oradaki sözde
soykırım yalanlarını okuduğunda, olayla ilgili bilgisi yoksa Türk düşmanı olma
ihtimali büyüktür.

Başta ülke yöneticileri olmak üzere yabancı
ülkelerdeki devlet temsilcileri, dernek, vakıf gibi kuruluşlarımız hatta yayın
organlarımız varken, Ermeni ve diğer soykırım yalanlarını belgelerle susturacak
atağa neden geçemiyoruz acaba?.

KİM  KATLİAMCI-SOYKIRIMCI ACABA…

Türk
Tarih Kurumu eski başkanı, tarihçi Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni çetelerin
1914 ile 1921 yılları arasında 518 bin 105 Müslüman ve Türk’ü katlettiğini
açıkladı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti tarafından Kongre ve Sergi Sarayı’nda
düzenlenen ‘Türkiye Konuşuyor’ konulu konferansta konuşan Yusuf Halaçoğlu,
’20′nci Yüzyılda Anadolu ve Ermeni’ adlı bir sunum yaptı ve  Ermeni meselesi hakkında Osmanlı
kaynaklarının yanı sıra birçok ülkenin arşivlerinden çok sayıda belgeyi incelediğini,
Ermeni soykırımı olduğunu iddia edenlerin kendileriyle tartışmaktan çekindiğini
de söyledi.

25/26
Ocak 1992 HOCALI KATLİAMI

Osmanlıyı
soykırım yapmakla suçlamağa ve sonunda tazminat, toprak alma sevdasında olan
Ermenilerin yaptıkları katliamlara/soykırımlara bir göz atalım, bakalım kimmiş
soykırımcı. Daha dün sayılacak bir tarihte 25 Ocak  HOCALI’da yapılan
katliamda binlerce Azeri Türkü vahşice katledildi. Bakın bu katliamda yer almış
Ermeni asker Racik Dedeyan  yaptıkları
vahşice katliamları nasıl anlatıyor.


Biz Hocalı’ya hücüm etmeden bir gün önce Quçşular etrafinda toplanmıştık. Bizim
komutanımız Suren Sumbatyan bizi iki sıraya dizerek dedi: Biz bu gün Hocalı’ya
gireceğiz. Karşınıza çıkan hiç kimseye acımayın.  Çocuk, yaşlı, genç,
asker, kadın, kız herkesi öldürün. Evlerini yakın, camilerini yakın, dini
kitaplarını (Kuranı Kerimi belirtiyor)
pisleyip kendilerine yalatın. Bizim için bir amaç var intikam ve Arcaxın
(Karabağ) bağımsız olması”.


Biz “ Yaşasın Arcax – Karabağ! ” diye haykırdık. Bizimle  beraber
Suriye’den ve Livan’dan gelen Ermeniler de vardı. Biz Hocalıya girdik. Aynı
gece karşımıza çıkan herkesi öldürüyorduk. Her sefer  müslüman Türk
öldürdüğümüzde  gözümüzde intikam ateşi parlıyordu. Biz esirleri dikenli
tel ile bağlayıp arabaların arkasında parça-parça olana kadar sürüklüyorduk.
Suriye’den gelen Ermeniler ise onların kafasının iskeletini çıkarmak için
yanlarında özel alet getirmişlerdi.  Onlar bu aletle müslüman kafa kemiğini
çıkarıyor kafa iskeletlerinden eşya yapıyorlardı.


Biz küçük yaşta çocukları Han kentine götürdük. Orda bizim doktorlar onların iç
organlarını aldılar. Kadın esirleri istediğimiz kadar zorluyorduk. Onların pis
vücutlarına kızgın haç basıyorduk. Biz onlara yaptığımız işkenceden zevk
alıyorduk. Camilerin birinde onları esir aldık. Onları camiye pislesinler diye
mecbur ettik. Müslüman Türkler bunu kabul etmedikçe biz bunu ettik ve sonra
onları kendi camilerinde öldürüp öz dini kitapları ile birlikte kül ettik. Onlar
Allahlarından yardım  istiyordu, ama onlara kimse yardım etmiyordu.






















































































































Esirleri
birbirlerini öldürmeye mecbur ediyorduk. Onlar bunu yapmadıkça biz onları
işkence ile öldürüyorduk. Hamile olan müslüman kadınların karınlarını
parçalayıp, bebeklerini öldürüyorduk ki, 
müslüman Türkler azalsın. Onların öldürülmesi bizim için vacip idi.
Çünkü bu  müslüman Türklerin kanını içmek
her bir Ermeni’nin arzusu ve borcudur.”

31
MART 1918 BAKÜ  KATLİAMI/SOYKIRIMI

Yukarıda
ifade ettiğimiz gibi Ermeni düşmanlığı çok uzun yıllara dayanmakta.

Son
iki yüz yılda Ermeni katillerin Azerbaycanlılara karşı yaptıkları katliam ve
soykırımlar  hiç zaman
unutulmayacak.  Ermeni-Bolşevik birlikleri
Bakü’de 31 Mart ve 1-2 Nisan tarihlerinde yaptığı katliamlar toplu olarak
gerçekleştirilmiş ve  halkı acımasızca
öldürmüşlerdir. Bu katliamında/soykırımda yüzlerce köy yağma edilip yakılıp,
yıkılmış 50 binden fazla Azeri katledilerek soykırım uygulanmıştır. Bu nedenle
31 Mart, Azerbaycan’da her yıl “Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak
anılmaktadır.

GERÇEKTE KİM
KATLİAMCI/SOYKIRIMCI ???

Bugün sırf siyasi çıkar için kendi ülkelerinin
yaptıkları katliamları/ soykırımları görmezden gelerek sözde Ermeni soykırımını
gerçekmiş gibi  kabul eden bazı ülkelerin
yaptıkları katliamlara/soykırımlara bir göz atalım; Ankara Ticaret Odası, bazı
Avrupa Birliği ülkeleri ile Rusya ve ABD’nin “soykırım ve katliam sicilini”
çıkardı. ATO tarafından yayınlanan raporda, 25 AB ülkesinden dokuzunun
“soykırım ve katliam sicilinin” bozuk olduğu ifade edildi.

Raporda, AB üyesi ülkelerden Almanya, Belçika,
Danimarka, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum
Kesimi”nin katliam ve soykırım sabıkasının kabarık olduğu belirtildi. İşte
ATO’nun raporu;

KIBRIS RUM KESİMİ:

“Katliamların başladığı
1912 yılından, Kıbrıs Barış Harekatı”nın yapıldığı 1974 yılına kadar 1000″i
aşkın Türk, Rumlar tarafından öldürüldü.”

YUNANİSTAN:

“1829”da Yunanistan”ın bağımsızlığını kazanmasıyla
Mora”daki Türkler göçe zorlandı, 20 bin Türk katledildi. 1923 yılında Lozan”da
imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın
ardından Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler üzerinde sistemli olarak ‘etnik
ve kültürel soykırım’ başlattı. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini
haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar
sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.”

BELÇİKA:

“1.Dünya Savaşı”nın ardından Ruanda”nın yönetimi
Belçikalılara verildi. Belçika”nın sömürgesi altındaki Ruanda ve Kongo”da 10
milyondan fazla insan soykırıma uğradı.”

İTALYA:

“İtalya”nın, Libya”da 1911″den 1940″lı yıllara kadar
uyguladığı imha operasyonları ve çölün ortasına kurduğu toplama kamplarında yüz
binlerce Afrikalı Müslüman hayatını kaybetti. İtalya diktatörü Mussolini,
Etiyopya’da ve Yugoslavya’da 300 bin insanı katletti.”

FRANSA:

“Fransa, 1830 yılında Cezayir”i işgal etti. 132 yıl
boyunca Cezayir”i işgal altında tutan Fransa, 1954-1962 yılları arasında
birbuçuk milyon Cezayirliyi katletti. Fransa, 1.Dünya Savaşı”nda da 900 bin
Afrikalının ölümüne sebep oldu.”

ALMANYA:

“Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman
İmparatorluğu”nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer
milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek,
toplama kamplarında, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma
uğrattılar. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde
yaşayan 2 milyon Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak
ve zehirlenerek öldürüldü.

Almanlar 1891 yılında da hammadde ve işgücü
ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Namibya”ya sömürge kurmak amacıyla çıktı.
Adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı,
kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı katletti. Yaklaşık 132 bin yerliden
geriye 15 bini sağ kalabildi.”

DANİMARKA:

“AB ülkelerinden Danimarka, 1945 yılında 250 bin Alman
mülteciyi ölüme terk etti. Sovyet Ordusu”nun Alman topraklarına doğru
ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka”ya sığındı. Üçte birini 15
yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama
kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı ve
ishal sonucu yaşamını kaybetti.”

İSPANYA:

“İspanya diktatörü Francisco Franco, ülkesinde 30 bin
muhalifini öldürttü. İspanyollar Amerikalılarla birlikte milyonlarca
Kızılderili”yi katletti.”

İNGİLTERE:

“İngiltere, 1788-1938 tarihleri arasında
sömürgeleştirmek amacıyla gittiği Avustralya”da yerleşik yerli halk Aborjinleri
sistematik olarak yok etti. İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı,
bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 750 bin
Avustralya yerlisinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.”

RUSYA:

“Lenin, 1917-1920 yılları arasında 30 bin muhalifini
infaz ettirdi. 1944 yılında Rusya, Çeçen, İnguş, Karaçay-Malkarlar ile Kırım
Türklerini trenlere bindirerek Sibirya ve Kazakistan”a sürgün etti. Bu sürgünde
500 bini aşkın Müslüman Türk yollarda öldü. Rusya’nın Çeçenistan”a yaptığı
saldırılarda da 200 binin üzerinde sivil katledildi.”

AMERİKA:
















































































































“Amerika, soykırımlara 
yüzbinlerce Kızılderilileri katletmekle başladı. Amerikalılar ve
İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan
Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdı. Saldırılarda
çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Amerika”nın Japonya”nın
Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı atom bombaları sonucu 135 bin kişi öldü.
ABD”nin Vietnam”ı işgali ise 70 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı. ABD son olarak
Felluce”de 1500 sivili öldürdü. İngiliz Tıp Dergisi Lancet’in yaptığı
araştırmaya göre Irak’ta ABD işgali dolayısıyla ölen sivillerin toplam sayısı
655 bine ulaştı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir