Murat AĞIREL : “Ben otizmi olan bir çocuğum” 

Aslında beni neden yuhaladığınızı ve bana neden
‘otistik’ dediğinizi anlamadım. Otizm benim karakterimin sadece bir parçası.
Ben sadece arkadaşlarımla oynamak, iletişim kurmak, sosyalleşmek, öğrenmek
istiyorum. Bazen bunları istemiyor gibi görünüyor olabilirim. Aslında sadece
bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Arkadaşlarım beni oyun için davet edip teşvik
ettiğinde ben de oyunlar oynayabiliyorum.


Evet, bazen sizin çocuklarınız ile göz göze
gelemiyorum. Ama oyunlarda hile yapmıyorum, yalan söylemiyorum, kimseye ön
yargılı yaklaşmıyorum, kimse ile dalga geçmiyorum. Sadece sosyalleşmem için
bana yardımcı olabilirsiniz.


Bazen anlamadığımı düşünebilirsiniz.


Sadece ben somut düşünürüm. Okulda oynarken
bazen hınzırlık yaptığım doğrudur. Koridorda koşarken ‘Arkandan atlı mı
kovalıyor’ derseniz anlamıyorum. Ancak ‘Koşturmayı bırak’ derseniz, ‘Çantada
keklik’ demek yerine ‘Bunu yapmak senin için çok kolay’ derseniz benim de aklım
karışmaz ve sizi anlayabilirim.


Kelime dağarcığım ne yazık ki sınırlı.


Duygularımı sizlere anlatmak için bazen doğru
kelimeleri bulamıyorum. Bu durumda çok zorlanıyorum. Ben çocuğum… Acıkmış,
üzülmüş, korkmuş, aklım karışmış olabilir. Bunu da size anlatamıyor olabilirim.
Siz benim vücut dilime bakın, tepkilerime bakın…


Bir de bunun tam tersini düşünelim. Yaşımın çok
ilerisinde bir düzeyde adeta küçük bir profesör gibi konuşuyor olabilirim. Bu
türde konuşmalar dildeki eksiğimi telafi edebilmek için çevremde yaşananlarda,
izlediklerimden, okuduklarımdan ezberlediğim replikler olabilir. Buna
“ekolali” denir. Kullandığım kelimeleri ya da içeriklerini anlamıyor
olsam da size yanıt vermek zorunda olduğumda buna başvurabilirim.


Dil benim için çok zor olduğundan görsel
odaklıyımdır. Bana söylemek yerine yapmam gereken bir şeyi bana gösterin. Ve
bunu defalarca tekrarlamaya da hazırlıklı olun. Aynı şeyi sürekli tekrarlamak
öğrenmemi sağlar.


Bazen beni çağırdığınızda sizi farklı şekilde
duyuyor olabilirim. Bunun yerine yanıma gelin ve basit kelimelerle benimle
doğrudan konuşun.


Öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya
çalışın. Önceliği buna verin. Kriz, patlama, öfke nöbeti… Bunu nasıl adlandırırsanız
adlandırın unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur.
Duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar. Eğer öfke
nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.


Çok şey istiyor gibi görünüyor olabilirim ancak
lütfen beni koşulsuzca sevin. ‘Keşke şöyle olsaydı…’ ‘Keşke bunu yapabilseydi…’
türünde düşünceleri kafanızdan uzaklaştırın. Siz ailenizin tüm beklentilerini
karşılayabildiniz mi? Otizm benim seçimim değil. Unutmayın bu durumu ben
yaşıyorum, siz değil.


 Otizme
bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın. Evet,
belki bir sonraki Michael Jordan olamayabilirim ama detaycı bakış açım ve
olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki Einstein, Mozart ya da Van Gogh
olabilirim. Günümüzde bu kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.


Siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. Benim
arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. Ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.


Sizin desteğiniz olmadan başarılı ve bağımsız
bir hayat sürmem uzak bir ihtimal. Desteğiniz ve rehberliğinizle olasılık o
kadar yüksek ki… Söz veriyorum, ben buna değerim!”


Bunları Otizm Vakfının sayfasından çok daha
önceleri okumuştum.


Aksaray’da bulunan Merkez Mehmetçik İlkokulunda
bazı veliler, otizmli çocukları yuhaladı haberini görünce ilk aklıma gelen şey
bu yazı oldu.


İnanamadım.


Haberde, Mehmetçik İlkokulu’nda otizmli
çocuklar ile aynı binada eğitim gören diğer çocukların velileri otizmli
çocuklara karşı eylem yaptı Veliler, otizmli çocukların kendi çocukları ile
aynı okulda eğitim görmesine karşı çıktı. İşin enteresanı okul müdürünün de bu
eylemi desteklediği iddia edildi.


Halen algılayamıyorum.


Neden?


Anayasa ve kanunlar ile güvence altına alınan
“Eğitim hakkı” nasıl ve neden engellenmek istenir? Biz bu kadar mı
kötü olduk?


Bakın arkadaşlar;


İlaç tedavisi olmayan otizmin, tek tedavisi
eğitim ve sevgidir. Otizmli çocuklar ne yazık ki yeterli eğitimi alamıyor,
çalışabileceği, sosyalleşebileceği çok fazla yer de yok.


Otizmli çocuğu veyahut engelli çocuğu olan
anneler kendilerinden fazla çocuklarını düşünüyorlar ve devamlı kaygılılar.
Bizler hayatın tüm imkânlarından sınırsız şekilde ve plansızca yaşarken
otizmli, engelli çocuklarımızın anneleri devamlı tüm ayrıntıları düşünmek
zorundalar. Maddi olarak yükleri çok ağır. Daha fazla yük yüklemek yerine o
ağır yüklerine destek olmaya çalışmak zorundayız.


Bunlar yetmezmiş gibi zaten çok çok az olan
okullarda ve en temel hakları olan eğitimlerine mani olmak ne demek? Destek
vermek yerine çocukların iyice içine kapanmasına neden olacak davranışlarda
bulunmak ne demek?


Sayın Milli Eğitim Bakanı, lütfen Sivil Toplum
Kuruluşları ile iş birliği halinde otizmli eylem planını artık aktifleştirin.
Bu bir lütuf değil Anayasal haklarıdır.


Otizm Gönüllüleri Derneğinin ve Dernek Başkanı
Av. Sedef Erken’in çağrısı çok önemli:


“Bugün özel eğitime ihtiyaç duyan bir
otizmli bir çocuğunuz olmayabilir ama yarın olmayacağı anlamına gelmez.
Hepinizi insanlığa davet ediyoruz.”


“İnsanlığa” davet ediyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet