KAPİTALİZM & SOSYALİZM & FAŞİZM


Açık
Kapı Politikası

(Open Door Policy), ABD’nin 19. yüzyıl sonunda dünya siyasetine armağan ettiği
emperyalist öğretilerden birisidir. 1899 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Hay tarafından
hazırlanan bu öğretiye göre ekonomik bakımdan geri kalmış ülkeler ayrı ayrı
sömürgeci devletlerin yalnızca kendilerine özel nüfuz bölgeleri olarak
kalmamalı, bütün sömürgeci devletlerin eşit olanaklar çerçevesinde
yararlanmasına açık tutulmalıdır. Kısacası bir sömürge ülkesini yalnız bir
sömürgeci devlet değil, diğer sömürgeci ülkeler de eşit haklarla
sömürebilmelidir.


Açık Kapı
Politikası’nın ortaya çıkış nedeni ABD’nin o dönemlerde Çin’i ABD sermayesi ve
ihraç malları için en büyük pazarlardan biri olarak gözüne kestirmesine karşın,
bu uçsuz bucaksız ülkenin Avrupalı sömürgeci devletler arasında nüfuz
bölgelerine bölünmesidir. Bu durum ise Amerikan çıkarlarına ters düşen bir
durumdu. Çünkü dönemin Washington yönetimi, Çin’in sömürgeleştirilmesi için
zorunlu olarak gereken deniz üslerine ya da askeri tesislere sahip olmadığı
için, arzuladığı nüfuz bölgelerini elde edebilecek güce henüz sahip değildi.
Gerçekten de askeri bakımdan Birleşik Devletler Çin’de yalnızca Japonya’ya
oranla değil, aynı zamanda Rusya ve İngiltere’ye oranla ve hatta Fransa’ya
oranla çok daha güçsüz bir durumdaydı. ABD’nin o dönem Çin’in parçalanmasına
karşı çıkışının temel nedeni de, kendisinin bir pay kazanamayacağını bildiği bu
güçsüzlüğüydü.


Bu nedenle
ABD Dışişleri Bakanı John Hay 6 Eylül 1899 tarihinde Avrupalı sömürgeci
devletler ve Çin’e bir nota göndererek Çin’de “açık kapı” olarak nitelediği
öğretiyi ilan etti ve bu öğreti dahilinde söz konusu devletleri hem bu
öğretinin ilklerini kabule hem de resmen açıklamaya çağırdı. Açık Kapı
Politikası’nın Hay tarafından belirlenen ilkeleri şöyleydi:


  • Çin’de kendi nüfuz alanının ya da kiralamış bulunduğu
    toprakların sınırları içinde kalan başka devletlere ait hiçbir anlaşmalı
    limanın haklarına ve geçerliliği bütün devletlerce kabul edilmiş hiçbir
    çıkara dokunmamak.
  • Vergiden bağışık limanlar hariç olmak üzere anlaşma
    tarafından öngörülen gümrük vergilerini söz konusu nüfuz alanlarında
    bulunan bütün limanlarda yüklenen mallar için ulus ayrımı yapmadan
    uygulamak ve böylece elde edilecek gelirin Çin hükümeti tarafından alınmasını
    sağlamak.
  • Belirli bir nüfuz bölgesindeki limanlarda demirleyen
    başka uyruklu gemilerden, o bölgeyi kendi nüfuz alanı haline getiren
    ülkenin gemilerinden alınandan daha fazla liman parası almamak, bu ilkeyi
    söz konusu nüfuz alanındaki demiryolları için de uygulamak.



Görüleceği üzere Açık Kapı Politikası, o dönem
Çin’de bir nüfuz alanı olmayan ABD’nin, diğer sömürgeci devletlere karşı kendi
sermayesini korumak ve diğer ülkelerle koşulları eşitlemek için yarattığı bir
öğretidir. Sömürgeci devletler, diğer tüm devletler tarafından anlaşmanın
koşullarına uyulacağına dair taahhüt alınmadan kendilerinin bu anlaşmanın
koşullarına uyamayacağını bildirerek kaçamak bir yanıt verseler de, Hay Temmuz
1900’de diğer ülkelerin ilkesel olarak anlaşmaya uyacaklarını duyurdu. Ürünleri
diğer sömürgeci devletlere karşı özellikle Mançurya bölgesinde korunmaya daha
muhtaç olan Rusya diğerlerinden daha fazla direndiyse de sonunda o da kabul
etmek zorunda kaldı. 1931 yılında Japonya’nın Mançurya bölgesini işgali ile
birlikte tarihsel anlamıyla Açık Kapı Politikası’nın sonuna gelindi. Günümüzde
bu politika daha çok bir devletin kendi toprakları üzerinde diğer devletlere
serbest ticaret yapma hakkı tanıması anlamına gelmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir