SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TERÖR

EL KAİDE DOSYASI /// Süleyman ERDEM : EL-KAİDE, KURULUŞU VE AMAÇLARI

TERÖR
Bu haber 24 Eylül 2020 - 10:20 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Süleyman ERDEM : EL-KAİDE, KURULUŞU VE AMAÇLARI


KAYNAK : http://sahipkiran.org/2018/11/03/el-kaide-kurulusu-ve-amaclari/


03 Kasım, 2018


(Not:
Aşağıdaki makale, Yakın Plan Yayınevi tarafından yayınlanan “Cihatçılar: El Kaide ve IŞİD’e katılanların hikayeleri
isimli Kitabın “El-Kaide” başlıklı (sayfa 38-48) bölümüdür.)


Arapça bir kelime olan “kaide” kelimesi; “operasyon üssü”,
“kuruluş” veya “ilke” ve “yöntem” gibi anlamlara gelmektedir.[1] El-Kaide
ifadesi, 1980’lerin ortalarında Sovyetlere karşı Afgan mücahitlerle birlikte
savaşmak için İslam dünyasının farklı bölgelerinden Afganistan’a gelen
gönüllüler tarafından kullanılmaya başlandı. Arapçada yaygın bir kelime olan
“kaide”, bu gönüllü savaşçıların pek çoğu tarafından “operasyon üssü” anlamında
kullanılıyordu.[2]


El-Kaide’nin temellerini, El-Kaide’nin ideoloğu olarak
nitelendirilen Abdullah Azzam’ın attığı söylenebilir. Güçlü akademik ve İslami
niteliklere sahip olan Azzam, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği
dönemde Cidde’de öğretim görevlisi idi. 1980’de Körfez ülkelerinden yardım
toplamak için gelen Afgan mücahit liderleri ile tanıştı ve kendisini onların
davalarına adadı. Sovyetlere karşı mücadeleye katkı vermek için önce
Pakistan’ın İslamabad şehrinde Suudi sermayesi ile kurulmuş olan Uluslararası
İslam Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1984’te
Peşaver’e yerleşen Abdullah Azzam, Afgan cihadına katılmak üzere gelen
gönüllülerle birlikte Ortadoğu’dan akan mali yardımın yönetimini ve
organizesini yürütmek amacıyla Mekteb el-Hidemat’ı (Hizmet Ofisi’ni) kurdu.[3]


El-Kaide dâhil bugün İslam adına savaştığını söyleyen pek çok
örgütün kullandığı ve geleneksel İslam anlayışından sapan cihat anlayışı,
Azzam’ın söylemleri ve eserleriyle yaygınlık kazanmıştır. Bu nedenle de Azzam,
El Kaide’nin ideoloğu olarak nitelendirilmektedir. Ehl-i Sünnet (geleneksel
İslam) âlimlerine göre; savaş ve cihat ilan etme yetkisi, devlet başkanına
aittir.[4] Kur’an ve
Sünnet, cihadın sadece bir “devlet” tarafından ilan edilebileceğini söyler. Bu
kaynaklarda hiçbir gruba silahlanıp kendi başlarına savaş ve cihat ilan etme
yetkisi verilmemiştir. Zira şahıslara veya belirli gruplara bu tarz bir yetki
verildiğinde, düşmanın mağlubiyete uğratılmasından sonra bu grupların
birbirlerine düşme ve kargaşaya sebep olma ihtimalleri vardır. Mekke’de inen
Kur’an ayetlerinin cihat emri içermemesi, bunun kanıtı olarak gösterilmektedir.
Zira Mekke’de Müslümanların henüz bir devletleri yoktu.[5] Cihat
ayetleri, Medine’de bir İslam Devleti kurulduktan sonra nazil olmuştu.


Azzam ise (Seyit Kutub’un yorumlarından da etkilenerek) bu
geleneksel cihat anlayışından ayrılmaktadır. Azzam’a göre; “Cihadın
farz-ı kifaye
[6] olduğu
zamanlarda belirli şartlarda cihat ilanı için devlet otoritesinin onayına
ihtiyaç duyulabilir ancak cihadın farz-ı ayın olduğu zamanlarda buna kesinlikle
ihtiyaç yoktur
”. Azzam, yaşadığı dönem için cihadın farz-ı ayın
olduğunu ilan etmekte[7] ve “Filistin’de
cihat edecek güce sahip Arapların, cihada orada başlaması gerekir. Bu gücü
kendinde bulamayanların ise Afganistan’a gitmesi gerekir”

demektedir.[8]


Yine Azzam, El-Kaide ve benzeri örgütler açısından şiddet ve terör
eylemlerini meşrulaştıran yorumlar getirmekte ve İslam âlimlerinin büyük
çoğunluğunun aksine; düşmana faydası dokunan veya bir savaş ortamında mücadele
edebilme yeteneği olmayan yaşlı, din adamı, kadın ve çocuk gibi sivillerin de
hedef alınabileceğini ve din adına öldürülebileceğini savunmaktadır:


“Müşriklere ya da müşriklerin
dışındaki kâfirlere faydası dokunan herkes -yaşlı da olsa, rahip de olsa veya
savaşa katılmaya muktedir olmasa da- öldürülür. Savaşa iştirak etmedikleri
müddetçe, güçsüz olduklarından dolayı ne kadınların ne çocukların ne de ruhbanların
kastî olarak öldürülmelerine gerek vardır. Ancak, müşriklere karışırlarsa
öldürülürler, çünkü onları müşrik savaşçıların arasında tek tek ayırt etmek
mümkün değildir, bundan dolayı zayıfları vurmak kast edilmeksizin müşriklere
ateş açılır. Afganistan’daki komünist kadınlara gelince; savaşa ve fikir
alışverişine iştirak etseler de, etmeseler de, gaip halinde de olsalar, yalnız
da olsalar öldürülmeleri gerekir. Çünkü onlar İslam’la çatışan, İslam’a ve
Müslümanlara eziyet eden bir akideye sahiptirler.”
[9]


Azzam, 1988 yılı Nisan ayında Cihat dergisinde yayınlanan bir
makalesinde; “bağımsız
hareket eden insanların İslam dünyasının geri kalanı için örnek oluşturacağını;
bu insanların, ümmeti kendisine zulmedenlere karşı harekete geçireceğini ve bu
öncü insanların hedeflenen topluma ulaşmak için bir “El-Kaide El-Sulbah”
(sağlam temel) fonksiyonu icra edeceklerini”
savunmuştu.[10]


Bin Ladin, Azzam’ın mükemmel İslam topluluğunun oluşturulması için
ihtiyaç duyulan “sağlam temel”e dair bu yazısından dört ay sonra, 1988
Ağustos’unda, Pakistan’ın batısında yer alan Peşaver şehrinde El-Kaide’yi
kurdu.[11]


Suudi Arabistanlı bir milyarder olan Usame Bin Muhammed Bin Avad
Bin Ladin, namı diğer Usame Bin Ladin, Ortadoğu’nun en büyük müteahhitlerinden
biri olan Muhammed Avad Bin Ladin’in 54 çocuğundan 17’ncisi olarak 1957 yılında
Suudi Arabistan’da doğmuştur.[12] Bin Ladin,
Cidde’deki Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde eğitim gördüğü süreçte, kendisinden
ders aldığı (El Kaide’nin ideoloğu olarak nitelendirilen) Abdullah Azzam ile
tanışmış ve fikirlerinden çok etkilenmiştir.[13] Üniversitede
okuduğu yıllar, radikal İslami hareketlerin yükselişe geçtiği döneme rastlayan
Ladin, 1981 yılında Kral Abdülaziz Üniversitesi Ekonomi ve Kamu Yönetimi
bölümünden mezun olmuştur.[14]


1980’li yılların başlarında Afganistan’a gelerek resmen cihada
katılan Bin Ladin, Pakistan’dan gelen mücahitler için Peşaver’e, Beytul-Ensar
(Yardım Evi) adında bir misafirhane açmıştır. Azzam’ın kurduğu Mekteb
el-Hidemat (Hizmet Ofisi) ile aynı zamanlarda kurulan ve askeri bir yapılanma
olmayan Beytul- Ensar, cihada katılmak için gelenleri karşılama ve askeri
eğitim kamplarına ve akabinde cephelere götürülmesi görevlerini üstlenmiştir.[15]


Ayrıca Bin Ladin, anılan oluşumlar vasıtasıyla Afganistan ve
Pakistan’da askeri eğitim kampları açarak finanse etmiş, diğer taraftan;
Afganistan’da yol ve tünel açmak, hastane ve depo inşa etmek üzere ağır sanayi
teçhizatları ithal etmiş, bu oluşumları desteklemek için ailesinin zenginliği
yanında, körfez bölgesinin varlıklı ailelerinden toplanan bağışları da
kullanmıştır.[16]


Emniyet kaynaklarına göreUsame bin Ladin, 1986’ya doğru
Afganistan’da bizzat kendi kamplarını kurmuş ve 1988 yılında gelindiğinde
kamplarından geçen tüm mücahitlere ve diğer gönüllülere ilişkin bilgileri
içeren bir veri bankası kurmuştur. El Kaide’nin temeli de bu veri tabanına
dayanmaktadır.[17]


Bin Ladin’in kurduğu El-Kaide, askeri bir organizasyon idi ve
Abdullah Azzam’ın eğitim, organizasyon, lojistik vb. sivil faaliyetleri
gerçekleştirmek amacıyla kurmuş olduğu Hizmet Bürosu’ndan (Services Office)
farklıydı. Bu fark, Bin Ladin ile hocası Abdullah Azzam arasındaki geri
dönülmez fikir ayrılığının da göstergesiydi. Azzam; bir zamanlar Müslümanların
elinde olup şimdi Gayri Müslimler tarafından yönetilen Filistin, zamanın
Sovyetler Birliği ve İspanya’nın güneyi (Endülüs) gibi toprakların tekrar
Müslümanların hâkimiyetine geçmesi için çaba sarf etmek gerektiğini
savunuyordu. Bin Ladin ve etrafındaki ağırlıklı olarak Mısırlı mücahitler ise
Müslüman ülkelerin kâfir olarak nitelendirdikleri yönetimlerini devirmenin
amaçlanması gerektiğini ve Afganistan’dan sonra sıranın Arap ülkelerinde
İslam’ı iktidara getirmeye geldiğini savunuyorlardı.[18]


Bu görüşlere karşı çıkan ve böyle bir hükmü aceleci bulan Azzam,
suikasta kurban gitmesinden kısa bir süre önce Ladin için; “Usame için
çok üzgünüm. Cennetten gelen bir melek gibi olan bu adam, eğer bu radikallerle
(Zevahiri ve Arap savaşçılarla) beraber kalmaya devam ederse, akıbetinden
endişe ederim”
yorumunu yapmıştı.[19] Azzam ve
birçok takipçisi, Müslümanlar arasındaki ihtilaflara taraf olmamak gerektiğine
inanıyorlar ve Bin Ladin’in cihat anlayışını reddediyorlardı.[20] Azzam ve Bin
Ladin arasındaki bu ayrılık, neticede Azzam’ın hayatına mal oldu ve Azzam,
El-Kaide kurulduktan bir yıl sonra, Kasım 1989’da iki oğlu ile birlikte
Peşaver’de suikasta uğrayarak hayatını kaybetti.[21]


2002 Mart’ında Bosna otoriteleri, uzun zamandır dünya genelindeki
cihat faaliyetlerini destekleyen Uluslararası Yardım Vakfı’nın (Benevolence
International Foundation) Saraybosna’daki merkezine bir baskın düzenlediler.
Baskında ele geçirilen dokümanlardan birinde, El-Kaide’nin kuruluş
toplantısının tutanakları yer almakta idi. Belge şöyle idi;[22]


“TAREEKHOSAMA/54/TAREEKH OSAMA
127-127a


Rahman ve Rahim olan
Allah’ın adıyla,


Daha önce bahsedilen
kardeşler, Şeyh’in (Bin Ladin) evindeki toplantıya iştirak ettiler.
Müzakerelerin çoğu, bir Danışma Konseyi seçilmesi üzerine idi. Ayrıca Mekteb
el-Hidamat’ın (Hizmet Bürosu’nun
)[23] başına
gelenlerle ilgili bir özet de sunuldu. Toplantı, art arda iki gün sürdü ve
Danışma Konseyi, aşağıda isimleri yer alan kardeşlerle toplandı.


1) Şeyh Üsame (bin Ladin)


2) Ebu Ubeydullah el-Panşiri (El-Kaide’nin askeri
komutanı)


3) Ebu Burhan


4) Şeyh Tamim


5) Ebu Hecir


6) Ebu Enes


7) Ebu Hasan el-Medeni


8) Ebu Hasan el Mekki


9) Ebu İbrahim


Toplantı, Şeyh (bin Ladin)
tarafından 2 noktada özetlendi:


  • Şikâyetler
  • Mekteb
    el-Hidamat’taki kötü muamele ve kötü yönetim


Şeyh, Konsey’in bir değişim
getirmesine karar verdi. Toplantı, güneşin batmasından gece saat 2’ye kadar
sürdü. 20 Ağustos 1988 Cumartesi sabahı, zikredilen kardeşler geldiler ve
toplantıya başlandı. Askeri faaliyetlerin, süresine göre ikiye bölünmesi
önerildi:


  • Sınırlı
    süreli: Bu kapsamdaki kardeşler, Sada Kampı’na (Afganistan – Pakistan
    sınırında bir kamp) gidecekler, burada eğitilecekler ve askeri konseyin
    gözetimi altında Afgan sınırlarına dağıtılacaklar.
  • Açık
    süreli: Bu kapsamdaki kardeşler, bir test kampına girecekler ve
    aralarındaki en iyi kardeşler, El-Kaide el-Askeri’ye (Askeri Üs)
    seçilecekler.


El-Kaide, aslen organize olmuş bir
İslami gruptur. Amacı; Allah’ın ismini yüceltmek ve Allah’ın dinini muzaffer
kılmaktır.


El-Kaide’ye katılmak için gerekli
şartlar:


  • Açık
    süreli askeri faaliyet üyeleri,
  • Emirleri
    dinleme ve itaat,
  • İyi
    hal ve hareketler,
  • Güvenilir
    bir kaynaktan referans,
  • El-Kaide’nin
    kurallarına ve emirlerine itaat.


….


Toplantı, 20 Ağustos Cumartesi
akşamı sona erdi. El-Kaide’nin faaliyetleri, 10 Eylül 1988 tarihinde dokuzu
yönetici, toplam onbeş kardeşten oluşan bir grupla başladı.”


Tutanaktan da anlaşılacağı üzere, bazılarının iddialarının aksine,
El Kaide isminde bir örgüt vardır, Bin Ladin liderliğinde 1988 Ağustosunda
kurulmuş ve bir ay sonra faaliyetlerine başlamıştır. Ancak bu örgüt, 11
Eylül’den önce, ABD istihbarat örgütlerinin bazılarının tanımladıkları gibi; “Usame bin
Laden’in merkezde olduğu, alandaki birliklerine emirler gönderen ve dünyanın
orasında burasında saldırılar tertip eden, hiyerarşik, hücresel bir örgüt”

de değildir.[24]


Bin Ladin ve ekibi, Afganistan’da yeni elemanlar cezbeden ve
mevcut İslamcı militan gruplar arasında bağlantılar sağlayan bir network yapısı
oluşturmayı başarmış olmalarına rağmen, hiçbir şekilde (yaygın olarak inanıldığının
aksine) tutarlı bir terörist ağı oluşturmamışlardır. Bunun yerine El-Kaide,
İslam dünyasının hemen her yerindeki bireylere ve birçok değişik militan gruba
kaynak, bağlantı ve uzman bağlantısı sağlayan bir risk sermayesi şirketi gibi
işlev görmüştür.[25] Bu nedenle
de Burke, Hoffman, Jenkins, Parachini, Rosenau ve Treverton gibi terörizm
uzmanları, El-Kaide’nin bir örgütten ziyade bir ideoloji ve dünya görüşü
olduğunu savunmaktadırlar.[26]


Nitekim Bosna, Keşmir ve Afganistan’da katıldığı cihat
faaliyetlerine ilişkin hatıralarını kitaplaştıran Yahya Konuk müstear isimli
yazar, El-Kaide’nin Afganistan’daki kamplarından bahsederken şu ifadeleri
kullanmaktadır;


Kamplar
El-Kaide’nin kamplarıydı, evet. Biz de El-Kaide’nin savaşçılarıydık. Şu var ki,
El-Kaide’nin “El”i yoktu ortada. Kaide’ler, kurallar vardı ama El-Kaide yoktu.
Merkez, üs anlamına gelen “El-Kaide”yi duymamış olsak da buranın bir tür üs
olduğunu idrak edebiliyorduk elbette. Bu kampların başta Arap dünyası olmak
üzere tüm İslam dünyasını kapsayan genel bir teşkilatlanmanın çok önemli bir
parçası olduğunu anlayabiliyorduk. Ancak ortada ne bir manifesto, ne bir
deklarasyon, ne de bir lider vardı. Herhangi bir örgütsel yapıya katıldığınıza
dair ne bir seremoni, ne de yazılı ya da şifahi bir ahit söz konusu değildi. ….
Bize eğitim imkanı sunan yapı, tırnak içinde bir örgüt idiyse tuhaf bir
örgüttü. Hiçbir propagandaya, irtibat kuracakları bir adres ya da isme ihtiyaç
duymayan, hakikaten tuhaf bir örgüttü. En azından bize yönelik tutumları yahut
bizim dönemimizdeki durumları böyleydi. Bize, ne yapmamız gerektiği konusunda
aman aman bir angajmanda da bulunulmadı. En net konuşanı bile Amerika, İsrail
gibi genel stratejik düşman tanımlaması yapmakla yetiniyordu. Durum şu
merkezdeydi: Ne yapacağımızın onlar açısından önemi yoktu. Yeter ki doğruları
yapalım!.. …. Ne Üsame’yi gördüm, ne Eymen el-Zevahiri’yi, ne de Ebu Hafız
el-Mısri’yi…
[27]


El Kaide’nin Amacı


El Kaide’nin amacı; Batılı güçleri İslam topraklarından kovarak ve
Batı’nın güdümünde hareket ettiklerini iddia ettikleri Müslüman devletlerdeki
yönetimleri devirip bu ülkeler arasındaki sınırları kaldırarak, tüm
Müslümanların kendi inanışları doğrultusunda aynı çatı altında toplandığı bir
devlet kurmaktır.[28] Bu amacı, Halifeliğin tekrar restore
edilmesi olarak da tanımlamak mümkündür.


Restore edilecek Halifelik, Osmanlı bakiyeleri üzerinde kurulacak
ve Körfez bölgesindeki ve Ortadoğu’daki bütün diğer devletleri (İran, Irak ve
Bahreyn gibi çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu İslam devletleri dâhil) içererek
Hz. Muhammed’den sonraki dönemde İslamî genişlemeye işaret eden “açık sulara”
kadar uzanacaktır. Bu alan; İspanya’nın çoğunu ve Portekiz’i, Loire Nehri’nin
hemen güneyine kadar Fransa’yı, Sicilya dâhil İtalya’nın güney kısmını,
Macaristan, Balkan devletleri, Azerbaycan (çoğunluğu Şii bir devlet),
Gürcistan, Kırım, Anadolu ve Asya’nın önemli bir kısmı ile Kuzey Afrika’yı
kapsamaktadır.[29]El Kaide’nin şimdiki lideri Eymen El
Zevahiri, amaçlarının ‘işgal edilen tüm İslam topraklarını özgürleştirmek ve kafirlere
İslam toprakları üzerinde hakimiyet kurma hakkı veren tüm uluslararası
anlaşmaları reddederek sonlandırmak
’ olduğunu bildirmektedir. Bu
anlaşmalar arasında; İsrail’in Filistin’i, Rusya’nın Çeçenistan’ı ve
Kafkasya’yı, Hindistan’ın Keşmir’i, İspanya’nın Endülüs’ü ve Çin’in Doğu
Türkistan’ı ele geçirmelerini sağlayanlar da bulunmaktadır.[30]


Eymen El-Zevahiri’nin Tasarladığı Halifelik Haritası



Kaynak: Seth, G. Jones, (2014), ss.16


Bu amacı gerçekleştirmek için de ilk olarak Müslüman ülkelerdeki
İslami olmayan ve Batı’nın güdümünde hareket ettiklerini iddia ettikleri
rejimlerin yıkılması hedeflenmektedir. Bu bağlamda ABD ve Batı’ya karşı
girişilen eylemler; ‘bu güçlerin İslam Dünyasından ellerini çekmeleri, başta
kutsal toprakların bulunduğu Suudi Arabistan olmak üzere tüm İslam topraklarını
terk etmeleri ve İslam Dünyasındaki çürümüş rejimlere destek vermemeleri’
yönünde uyarı mahiyetinde ikincil ama daha öncelikli bir amaç olarak ortaya
çıkmaktadır. Zira Batılı güçlerin desteğinden yoksun kalan hedef ülkelerdeki
(kendilerine göre) İslami olmayan rejimler, çok daha kolay yıkılabilecektir.


Bu nedenle de 1996 yılından itibaren yayınladığı bazı bildiri ve
açıklamalarıyla düşman sıralamasında en başa ABD’yi ve İsrail’i oturtan Bin
Ladin’in düşman listesini; İngiltere, BM, NATO gibi örgütler ile bunlarla
koalisyon kurmuş ve bu koalisyona destek veren ülkeler takip etmektedir.[31] Ancak Bin Ladin her ne kadar
konuşmalarında Haçlılara ve Yahudilere karşı İslamî bir cepheden bahsetmiş olsa
da, 2002 yılı Ocak ayında Wall Street Journal Gazetesinin Yahudi kökenli
muhabiri Daniel Pearl’un Pakistan’da kaçırılarak öldürülmesine kadar El Kaide tarafından
hiçbir İsrail ve Yahudi hedefine saldırıda bulunulmadı. Bu tarihten sonra da
İstanbul’da 2003 yılında iki Sinagoga saldırılması gibi birkaç saldırı dışında
Yahudiler hedef alınmadı.[32]


Whelan, bazı Asyalı El Kaidecilerin, Halifeliğin tamamen restore
edilişine kadar Endonezya, Malezya ve Filipinler’in en azından bir kısmını
içeren bir mini Hilafetin Asya’da kurulmasını önerdiklerini iddia etmektedir.[33] Ancak ABD’nin Irak’ı işgali ve akabinde
Arap Baharı ile birlikte Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin, mini Hilafet için
Ortadoğu’yu daha cazip hale getirdiği aşikârdır. Nitekim 2012 yılında henüz
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve El-Kaide bağlantılı gruplar, Irak ile
Suriye’de bugünkü kazanımlarını elde etmemiş iken, El-Kaide üyeliğinden hüküm
giymiş bir mahkûmla yapmış olduğum mülakatta, mahkûm; “Şu an
Irak’ta bir İslam Devleti var, her gün Irak’ta bombalar patlıyor, duymuyor
musunuz?”
demiş ve El-Kaide’nin Irak’ta bir devlet kurduğunu iddia
etmişti. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren
IŞİD ile Suriye’de faaliyet gösteren El Kaide’nin Suriye kolu olarak
nitelendirilebilecek Nusra Cephesi’nin, hedeflenen mini Hilafet Devleti yolunda
önemli kazanımlar elde ettiği, hatta IŞİD’in 2014 Haziranı itibariyle ilan
ettiği Hilafet ile mini Hilafet hayalini gerçekleştirdiği görülmektedir.


Süleyman
ERDEM
 – suleyman@sahipkiran.org

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.


Dipnotlar:


[1] Whelan, (2005), ss.21.


[2] Burke, Jason, (2004), Al-Qaeda The True Story of Radical Islam, London;
Penguin Books, ss.2.


[3] A.g.e., ss.73.


[4] Gomaa, Shaykh Ali, (2013), “A Fatwa on Jihad”, Ghazi bin
Muhammad, İbrahim Kalın and  Mohammad Hashim Kamali (Ed.), The War and
Peace in Islam – The Uses and Abuses of Jihad
, Cambridge: The
Islamic Texts Society, ss.157.


[5]Saleem, Shehzad, (2013), “No Jihad without the State”, http://www.renaissance.com.pk/junref12y2.html
(Erişim Tarihi: 20.11.2013)


[6] Azzam’ın kendi ifadeleri ile Farz-ı Ayın ve Farz-ı Kifaye’nin
tanımı şöyledir (Emperyalist İşgallere Karşı Topraklarımızı Savunmak,
ss.48-49):


Farz-ı Ayın: O öyle bir
farzdır ki, tıpkı namaz ve oruç gibi her Müslümanın bizzat kendisinin yapması
kendi üzerine farz olur.


Farz-ı Kifaye: Öyle farzdır ki,
şayet bir kısım Müslüman onu yaparsa diğerlerinden düşer. Farz-ı kifayenin
anlamı, yani onu kifaye olarak yerine getiren hiçbir kimse çıkmazsa günahı
topyekun bütün Müslümanların üzerine yayılacak demektir. Yani başlangıcındaki
hitap farz-ı ayın gibi Müslümanları kaplar.


[7] Azzam, Abdullah. (2011),  Emperyalist İşgallere Karşı Topraklarımızı Savunmak
(Çev. Salih Barlak), İstanbul: Ravza Yayınları, ss.71-72.


[8] A.g.e., ss.45.


[9] Gürbüz, (2008), ss.152.


[10] Bergen, Peter L., (2006), The Osama bin Laden I Know, New York: Free Press,
ss.75.


[11] Burke, (2004), ss.3.


[12]Mercan, Faruk, (2006), Savaşçının Dönüşü, İstanbul: Doğan Kitapçılık, ss.175.


[13] Demirel, Emin, (2004), Ölüm Arabaları, İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık,
ss.26.


[14] Bergen, Peter L., (2001), Holy War Inc – Inside the Secret World of Osama bin Laden,
London: Weidenfeld & Nicolson, ss.52.


[15] Konya İl Emniyet Müdürlüğü, (2007), 02./02/2007 gün ve Suç
No:2007/02 sayılı Fezleke, ss.11.


[16]Mercan, (2006),  ss.178.


[17] Konya İl Emniyet Müdürlüğü, (2007), ss.12.


[18] Bergen, (2006), ss.74-75.


[19]Mercan, (2006), ss.182.


[20] Bergen, (2006), ss.74.


[21]Demirel, (2004), ss.57.


[22] Bergen, (2006), ss.80-81.


[23] Abdullah Azzam’ın kurmuş olduğu büro.


[24]Whelan, (2005), ss.23.


[25] A.g.e., ss.21.


[26] A.g.e., ss.21-25.


[27] Konuk, Yahya, (2012), Bosna’dan Afganistan’a Cihadın Mahrem Hikayesi,
İstanbul: Ark Kitapları, ss.322-323.


[28] Bbc.co.uk, (2004), (http://news.bbc.co.uk/2/shared/spl/hi/pop_ups/04/world_al_qaeda/html/2.stm,
Erişim Tarihi: 5.3.2014)


[29] Whelan, (2005), ss.108-109.


[30]Seth, G. Jones, (2014), A Persistent Threat: The Evolution of al Qa’ida and Other Salafi
Jihadists
, Rand Corporation, ss.15.


[31] Arı, Selçuk ve Arslan, Okan, (2005), Uluslararası İlişkiler ve Din,
Tanrı Tarafsız mı?
, Ankara: Platin Yayıncılık, ss.214.


[32] Bergen, Peter, (2005), “Al Qaeda Then and Now”, Greenberg, Karen
J. (Ed.), Al
Qaeda Now -Understandingi Today’s Terrorists
, New York: Cambridge
University Press, ss.6.


[33] Whelan, (2005), ss.109.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER