• EKONOMİ DOSYASI /// MURAT MURATOĞLU : ÜNLÜ EKONOMİST : ÜLKEDE BİR ŞEYLERİN BÜYÜDÜĞÜ KESİN DE …
  • Yayın Tarihi : 3 Haziran 2019 Pazartesi
  • Kategori : EKONOMİ & FİNANS & KALKINMA & DIŞ TİCARET & KRİPTO PARA (BITCOIN) & ÖZELLEŞTİRME


MURAT MURATOĞLU : ÜNLÜ EKONOMİST : ÜLKEDE BİR ŞEYLERİN BÜYÜDÜĞÜ KESİN DE …

Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde TL'deki sert değer kaybı ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle yatırım ve özel tüketimdeki daralma sonucu %2.6 küçüldü.

Ekonomi 2018'in son çeyreğinde de daralmıştı. Türkiye son iki çeyrektir daralıyor. Yani Türkiye son 6 aydır çeyreksel olarak büyüme performansı gösteremiyor.

Murat Muratoğlu büyüme rakamlarına ilişkin "Buradan pay biçin ülkenin aslında ne kadar fakirleştiğine. Vatandaşın gerçekte ne hale geldiğine… Tüketim yıllık yüzde 4.71 azalmış. " ifadelerini kullandı.

İŞTE MURATOĞLU'NUN YAZISI

Bakalım açıklanan bu rakamlardan sonra nasıl süslü püslü açıklamalar yapacaklar. Eksi mi büyüdük? Artı mı daraldık? Yoksa pozitif mi küçüldük? “Yaz kızım; Türkiye ilk çeyrekte eksi 2.6 büyüdü… Küçüldü demeyelim genelde akılda kalır son kelime”…

Ağız birliği etmişçesine “Daraldı” diyorlar bir de… O zaman büyüme değil genişleme deyiver. Büyümenin zıttı küçülmedir. Daralma deyince acısı hafiflemiyor ki!

★★★

Türkiye'de açıklanan büyüme rakamlarının fazla ciddiye alınacak tarafı yoktur. Nedeni basit; gerçeklerden kopuktur! Zira ülke ekonomisinin durumunu görmek için çarşıya pazara gitmek daha gerçekçi olur.

Kalkınma yaratmayan büyüme mi istiyorsun? Al bir arazi… Kondur bir apartman… Ruhsatsız olduğu anlaşılsın belediye gelsin yıksın. Elde ne kaldı? Yine boş bir arazi!Lakin ekonomik açıdan büyüme gerçekleşti.

★★★

Açıklanan rakamlarda büyüme falan da yok. Türkiye yine küçülmüş. Küçülme hızı azalmış. Gayri safi hasıla 784 milyar dolardan 748 milyar dolara düşmüş. Türkiye 36 milyar dolar daha fakirleşmiş para uçmuş gitmiş.

Oysa o kadar da büyüme yöntemini değiştirmişti. Demek yeterli gelmedi! Türkiye yerinde otursa bile büyüyordu. Nasıl ufaldıysak hesaplamalar bile kurtarmadı küçülmeyi durduramadı.

★★★

Ülkenin 82 milyon nüfusunun üzerine 5 milyon mülteciyi de katın. Onlar da yaşamak için çalışıyor yiyor içiyor giyiniyor barınıyor. Bu harcamaların hepsi büyüme rakamlarına yansıyor.

Toplam 87 milyon kişinin ürettiğini büyüme rakamlarına katıyoruz kişi başı milli geliri hesaplarken onları yok sayıyoruz. Toplam sayıyı 82 milyon kişiye bölüp kendimizi olduğumuzdan zengin gösteriyoruz. “Aslında çok da kötü değilmişiz” diyoruz. Bariz kandırılıyoruz!

★★★

Buradan pay biçin ülkenin aslında ne kadar fakirleştiğine. Vatandaşın gerçekte ne hale geldiğine… Tüketim yıllık yüzde 4.71 azalmış. Nüfus artıyor toplam harcama düşüyor! Bu durum katmerli fakirleştiğimiz anlamına geliyor.

Bizim yerimize kamu harcamış. Kamu hangi parayı dağıtmış? Bizden topladığı vergileri… Az buz da değil; harcaması yıllık yüzde 7.22 arttı. Seçim için kesenin ağzı açıldı. Kime dağıtmışlarsa artık sanki babalarının paraları!

★★★

Belki küçülme az görünüyor ama iktidar fesat odaklarına ders veriyor. “Yüzde 10 büyüdük” deseler bile sakın itiraz etme! Sonuçta beka meselesi milli mücadele…

Millet halinden memnun şikayet etmiyorlarsa bana ne? Ben hiç rahatsızlık vermeyeyim uyusun da büyüsün Türkiye! Ülkede bir şeylerin büyüdüğü kesin de… Acaba büyüyen ne?

https://www.ulusalpost.com/unlu-ekonomist-ulkede-bir-seylerin-buyudugu-kesin-de-183840h.htm

================================

DÜNYACA ÜNLÜ İKTİSATÇIDAN TÜRKİYE'YE UYARI: EN KÖTÜ KISIM DAHA BAŞLAMADI!

Ekonomideki kötü gidişatı değerlendiren MIT Profesörü Daron Acemoğlu "Büyük ihtimalle henüz en kötü kısmı başlamadı" ifadelerini kullandı.

01 Haziran 2019 Cumartesi 11:14

Dünyaca ünlü iktisatçıdan Türkiye'ye uyarı: En kötü kısım daha başlamadı!

Dünyada en çok alıntı yapılan 10 ekonomist arasında gösterilen MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu yüzde 15’e yaklaşan işsizlik oranı yüzde 20’lerde gezen enflasyon ve 6 lirayı geçen dolar kuruna sahip Türkiye ekonomisinin gidişatına ilişkin değerlendirmesinde “Büyük ihtimalle henüz en kötü kısmı başlamadı” yorumunda bulundu.

“Kamu maliyesinin durumu kamu kuruluşları aracılığıyla verilen örtük garantiler nedeniyle göründüğünden bile kötü olabilir. Her şey sağlıksız ve çok riskli görünüyor” ifadelerini kullanan Acemoğlu “Orta ölçekli bir sorunla yabancı sermaye girişleriyle baş edilebilirdi. Fakat şimdi Türkiye siyasetine ve ekonomisine yönelik güven dibe vurmuşken bu ihtimal çok düşük” diye konuştu.

Prof. Acemoğlu’nun Agos'tan Yetvart Danzikyan’ın sorularına verdiği yanıtların bir kısmı şöyle:

Dolar/TL’nin yükselmesi ekonomi yönetimini de zorluyor. Önceki hafta Türkiye bankaları uluslararası piyasalarda 4 5 milyar ABD Doları sattı. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin hızla eridiği belirtiliyor bütçe de açık veriyor. 2018 ve 2019’un ilk dört ayı karşılaştırıldığında toplam giderlerin yüzde 29 arttığı görülüyor. Bu sağlıklı bir gidişat mı?

Türkiye’de neredeyse beş yıldır bir “aşırı sıcak seçim ekonomisi” söz konusuydu. Bu devlet harcamalarında ve kredilerde ekonominin ihtiyacının ötesinde bir genişleme anlamına geliyordu. Cari işlem açığı ve liranın değerinin düşmesi bunun sonuçları. Kamu maliyesinin durumu daha da sorunlu; orada durum kamu kuruluşları aracılığıyla verilen örtük garantiler nedeniyle göründüğünden bile kötü olabilir. Her şey sağlıksız ve çok riskli görünüyor.

Türkiye’nin bir krize doğru sürüklendiği söylenebilir mi?

Vaziyet pek iyi görünmüyor. Büyük ihtimalle henüz en kötü kısmı başlamadı. Yerel seçimler yaklaşırken hükümet çok harcama yaptı ve devlet bankaları kredileri genişletti – o kadar ki özel bankaların uyguladığı sıkı politika devlet bankalarının kredilerindeki artış nedeniyle reel sektörü etkilemedi. Fakat bu geçici bir durum. Kredi genişlemesi durduğunda –ki eninde sonunda bu olacak– özellikle inşaat sektöründeki birçok şirketin bilançosundaki sorunların ne kadar derin olduğu ortaya çıkacak. O noktada Türkiye’nin orta ölçekli mi yoksa büyük bir sorunla mı karşı karşıya olduğu daha kolay görülebilecek (sorunun küçük olması ihtimalinin sıfıra yakın olduğunu varsayabiliriz).

Orta ölçekli bir sorunla yabancı sermaye girişleriyle baş edilebilirdi. Fakat şimdi Türkiye siyasetine ve ekonomisine yönelik güven dibe vurmuşken bu ihtimal çok düşük. ABD ile Çin arasındaki ekonomik gerilim yükseliyor ABD-İran ilişkileri de gerilmiş durumda. Bu iki gerilim global ekonomiyi ve bu çerçevede Türkiye’yi nasıl etkiler?

Türkiye birçok başka gelişmekte olan ülke gibi şu anda çapraz ateş altında. Hem siyasi hem de iktisadi açıdan bir belirsizlik döneminden geçiyoruz.

Birçok konuda berbat bir performans sergileyen Trump yönetiminin Ortadoğu’ya özellikle İran’a yönelik politikaları da çok sorunlu. İzlediği saldırgan politikalar uluslararası küresel ve finansal sistemde riskler ve tehditler oluşturuyor. Bununla birlikte ABD-Çin ilişkilerinde Trump’ı da aşan sorunlar var. Trump o tipik abartılı –ve bilgi eksikliğiyle malul– üslubuyla ticaret açığına odaklansa da asıl mesele o değil. Asıl mesele fikrî mülkiyet haklarının korunması ve teknoloji hırsızlığının engellenmesi. Neredeyse 20 yıldır süren bu meselenin üstüne gitmediği için ABD’nin önceki yönetimi de kabahatli. Çin’le yaşanan bütün gerginliğe rağmen Trump da açık bir şekilde uğraşmıyor bu konuyla. Çin’in teknoloji hırsızlığı yani ABD ve Avrupa teknolojisini çalması ise Çin’den kaynaklanıyor; müzakerelerin merkezinde de bu mesele yer almalı. Fakat Çin’in tutumunu değiştirmeye yanaşmadığı tek konu bu. Çünkü söz konusu olan Çin için varoluşsal bir mesele. Hakkında coşkulu –ve yine genellikle bilgi eksikliğiyle malul– yorumlar yapılmasına ve araştırma-geliştirme ve benzer faaliyetlere yüz milyarlarca dolar akıtıyor olmasına rağmen inovasyon ve teknoloji yaratma konusunda başarısız olan Çin bu açığını uluslararası şirketlerin fikrî mülkiyet haklarını ihlal ederek ve teknolojilerini çalarak kapatıyor. Bu konuda geri adım atmak Çin’de bir krize yol açabilir. Geri adım atmamak ise ABD-Çin ilişkilerini çetrefilleştirecektir.

Trump yönetiminin meseleleri net olarak kavramakta zorluk çektiği göz önünde bulundurulursa müzakerelerin sonucu fikrî mülkiyet hakları ve teknoloji hırsızlığı meselelerine el atılmadan ABD-Çin ticaret açığını kapamaya dönük birtakım yetersiz önlemler alınması olabilir. Fakat daha büyük bir ihtimalle bu müzakereler Türkiye ve birçok diğer gelişmekte olan pazarı çok belirsiz bir konuma sokacak olan artan gerilimlerle sonuçlanacak. Belirsizliklerle dolu zamanlardan geçiyoruz.

LİNK : http://www.yurtgazetesi.com.tr/ekonomi/dunyaca-unlu-iktisatcidan-turkiye-ye-uyari-en-kotu-kisim-h130048.html