• EKONOMİ DOSYASI : Çalık Holding’in Offshore Planı ve Albayrak’ın Varlık Barışı
  • Yayın Tarihi : 22 Ekim 2018 Pazartesi
  • Kategori : EKONOMİ & FİNANS & KALKINMA & DIŞ TİCARET & KRİPTO PARA (BITCOIN) & ÖZELLEŞTİRME


Çalık Holdingin Offshore Planı ve Albayrak’ın Varlık Barışı

Bağlantılı yazı : http://nacikaptan.com/?p=61963

Berat Albayrakın CEO olarak görev yaptığı sırada Çalık Holding, Türkiyede vergi ödememek için Malta ve İsveçte kurulu şirketleri içeren bir offshore sistemi kurdu.


Ama sonunda bu sistemi kullanmaktan vazgeçtiler.

Neden? Çünkü daha basit bir yöntem buldular. Albayrak, 2015 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı seçildiğinde, Çalık Holdingdeki eski iş arkadaşlarının yazdığı bir vergi affı kanununun meclise sunulmasına aracı oldu. Varlık Barışı olarak da adlandırılan kanun, Çalık gibi şirketlerin yurtdışında offshore hesaplarda tuttuğu milyonların vergi ödemeden ve hesabı sorulmadan Türkiyeye girişine izin veriyordu.

European Investigative Collaborations (EIC) konsorsiyumu, Maltanın ticaret sicil kayıtlarını ve Redhackin geçtiğimiz sene Eylülde yayınladığı e-postaları kullanarak Albayrak ve Çalık Holdingin offshore maceralarını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda da Çalık gibi şirketlerin hükümet üzerindeki etkisini ortaya çıkarıyor.

Operasyon: Parayı Türkiyeye getir

4 Kasım 2011de gönderilen e-posta uyarıyor: Abi yeni bir sistem kurulacak ama bu sistem Maliyeyi kandırmaya yönelik, yani sakat bir sistem olacak. Yarın bir gün bu tespit edilirse Maliyede itibar iyi olmayabilir.

E-postayı gönderen, Çalık Holdingin Dubai ofisi çalışanı Metin Atalay.

Alıcısı ise o sırada 33 yaşında olan, Erdoğanın damadı Berat Albayrak. Metin Atalayın gönderdiği e-postalardan anlaşıldığı üzere Atalay, Dubai ofisi için Albayrak tarafından işe alınıyor. Çalıkın Dubai operasyonu, vergi yükümlülüğünün olmadığı serbest bölgelerden biri üzerinden yürütülüyor.

Atalayın aslında gerçek bir iş tanımı yok ve Çalıkla bağlantılı görünmemesi için kendisine kartvizit bile bastırılmıyor. Kendi yazdığına göre patronları Atalaya işinin hiçbir önemi yok ve [seni] sadece ve sadece bu ince işler için işe aldık diyor. Yani önüne koyulan belgelere tek bir soru sormadan imza atması için. Çünkü Çalıkın Dubai şirketinin diğer ülkelerden gelen kârı toplamak dışında gözle görülür bir aktivitesi yok. Kayda değer bir faaliyeti olmamasına rağmen, Dubai offshore şirketlerinin elde ettiği gelir oldukça fazla. Atalayın yazdığı e-postaya göre 2011in sadece ilk altı ayında Çalık Dubaide biriken para 34.7 milyon doları buluyor.


Çalık, bu parayı Türkiyeye getirmek istiyor. Ancak paranın Dubaiden yasal yollarla Türkiyeye gelmesi, Çalıkın getirdiği meblağ üzerinden Maliyeye yüzde 20 vergi ödemesi anlamına geliyor.

O halde hiç vergi ödemeden milyon dolarlar Dubaiden Türkiyeye nasıl getirilir? Bu görevi Çalıkın Dış İlişkiler Sorumlusu Şafak Karaaslan üstleniyor. Karaaslan, Malta ve İsveçi kapsayan bir şirketler ağı oluşturmaya karar veriyor.


Çalıkın planına göre, Dubaideki milyonlar Maltadaki şirketlerin hesabına aktarılacak ve para üzerinden Malta Gelir İdaresine yüzde 35 vergi ödenecek. Kağıt üstünde durum Türkiyedeki sistemden daha maliyetli. Ama bir detay var. Çalıkın hissedarları Maltada yaşamadığı ve şirket Maltada kayda değer bir faaliyet yürütmediği için, şirket Malta Gelir İdaresine ödediği verginin yüzde 80inin iade edilmesini isteyebiliyor. Böylece ülkeye ödenecek vergi pratikte yüzde 5e iniyor.

Para bu şekilde Avrupa Birliği sınırlarından girmiş oluyor. Bundan sonraki adım parayı İsveçte bulunan hesaplara aktarmak. İsveçe Maltada yüzde 35 vergi ödendiği beyan edilecek, verginin büyük kısmının geri alındığı ise saklanacak. Böylece İsveç, Maltada halihazırda yüksek seviyeden vergi ödendiğini düşünerek parayı ikinci kez vergilendirmeyecek.

Son aşama, paranın Türkiyeye gelmesi. İsveçteki şirketlerden transfer edilen para, yüksek vergili ve offshore olmayan, finansal açıdan saygınlığı yüksek bir İskandinav ülkesinden geldiği için şüphe uyandırmayacak. Dolayısıyla Maliye paranın kaynağını sorgulamayacak.

Aşağıdaki grafik planı açıklıyor:

Malta Files

Dubai ofisindeki Atalay, Çalıkı bu plandan vazgeçirmeye çalışıyor. Planın bir parçası da şirketin offshore faaliyetlerini Maltaya taşımak. Atalay, bir yandan da Maltaya taşınmak istemediği için Albayraka bu karmaşık vergi planından vazgeçilmesini, şirketlerin vergi ödemeden yurtdışındaki servetlerini Türkiyeye getirmelerine imkan sağlayacak bir vergi affını beklemeleri gerektiğini söylüyor: Abi burası Türkiye. Her zaman yeni bir vergi affı gelir. Gelmediği hiçbir dönem olmamıştır.

 

Bir ay sonra, 24 Ocak 2012de Atalay, müdürü Karaaslana bir e-posta daha gönderiyor ve Maltaya taşınma planından şikayet ediyor. Karaaslan, Atalayı tersliyor: Şu an sadece gülüyorum ve bir şey söyleyemiyorum diyor. Şirket, menfaatine göre vergi planlaması vs.. yaparak mecburen bir karar alıyor. Buna böyle bakılır başka türlü değil.

 

Bu yazışmaları takip eden sene içinde Karaaslan işe koyuluyor. 2012de İsveçte dört yeni şirket kuruyor: Çalık Textile AB, Çalık Energy AB, Çalık Marketing AB and Çalık Construction AB. Daha sonra 2013te, Maltada sekiz şirket daha kuruyor: Fashion Zone Textile Holding Limited, Fashion Zone Textile Limited, Synergy Marketing Holding Limited, Synergy Marketing Limited, Technological Energy Holding Limited, Technological Energy Limited, White Construction Holding Limited, White Construction Limited.

Malta ve İsveçin sicil kayıtlarına göre bu şirketler şu anda aktif değil. İsveçte bulunan Çalık Energy AB dışında hiçbirinin adı Çalıkın yıllık finansal raporlarında geçmiyor. Çalık Energy AB ise gayrı-faal olarak listeleniyor.

Görünen o ki bu Malta ve İsveç şirketleri hiçbir zaman aktif şekilde para transferi için kullanılmamış. Kayıtlar herhangi bir para hareketi göstermiyor.

Sonunda Çalık bu karmaşık ve kanunlara uygunluğu tartışılır sistemi kullanmaya gerek görmüyor çünkü o sırada Berat Albayrak kariyer merdivenlerini başka mecralarda hızla tırmanıyor.

Albayrak’ın yükselişi

Berat Albayrak 2013 yılı sonunda, Malta şirketlerinin kurulmasından aylar sonra, politikaya atılacağı dedikoduları yayılırken Çalık Holdingden istifa etti. Temmuz 2015 seçimlerinde AKPden İstanbul milletvekili seçildi ve Kasım ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak atandı.

2007den politikaya atıldığı 2013e kadar Albayrak, hükümete gitgide daha çok yakınlaşan ve aynı oranda zenginleşen bir şirketi yönetti. Albayrakın CEO olarak atanmasından bir yıl sonra Çalık, ihaleye giren tek şirket olarak ATV-Sabahı satın almış ve Erdoğanın Katarlı iş adamlarına ihalenin finansmanı için lobi yaptığı iddia edilmişti.

Politikayla ilgili bir geçmişi ya da deneyimi olmayan Albayrak, Kasım 2015den beri Enerji Bakanlığını yönetiyor. Kamuya hizmet etmesi beklenen Albayrakın eski şirketinin menfaatini düşünmekten de geri kalmadığı anlaşılıyor.

Çalıka meclisten vergi kıyağı

Kabineye atanmasından beş ay sonra, Şafak Karaaslandan Albayraka bir e-posta gidiyor. Karaaslan, e-postaya Paranın Yeniden Yeni Merkezi adlı bir belge de ekliyor. Belge, Amerikanın, kara para aklamayla mücadele için kurulan Common Reporting Standard adlı uluslararası bilgi paylaşımı sistemine dahil olmayı reddettiğinden bahsediyor.

 

Çalıkın Dubai milyonlarını Türkiyeye getirmesi için ideal zaman gelmiş gibi görünüyor. Mevcut durumda yurtdışında servet sahiplerine iki seçenek kalmış oluyor diyor Karaaslan. Bir tanesi servetlerini ve portföylerini yeni vergi cenneti ABDye taşımak … ya da servetlerini ülkelerine getirmek.

Önceden uygulandığı gibi gizlilik öngören bir vergi barışının dizayn edilmesi ülkemizin vatandaşlarının servetlerini geri getirmesini, yurtdışı kredilerin azalması, bundan sonra uluslararası ticaretin kayıt altına alınmasını sağlayacaktır diye ekliyor Karaaslan. Zaman dar olduğu için ivedilikle hareket edilmelidir.

Albayrakı ikna etmek için çok dil dökmeye gerek kalmıyor. Bir ay sonra, 3 Haziran 2016da, Karaaslan Enerji Bakanına bir e-posta daha gönderiyor. Bu sefer ekinde meclise sunulmak üzere hazırlanmış vergi affı yasa tasarısı var.

Karaaslan, eski iş arkadaşı ve yeni bakana yasa tasarısını anlatıyor. Aynı zamanda tasarının özellikle vurgulanması gereken ismini de söylüyor: Varlık Barışı.

Bilindiği üzere OECDye bağlı ülkeler ile dünya çapında bugüne kadar vergi cenneti olarak anılan ülkeler de dahil olmak üzere Finansal Kurumlar Bilgi Değişim Anlaşması [Common Reporting Standard] imzalandı diyor. ABD istisnadır, ABD bu anlaşmaya imza koymuyor… Dünya ticareti ve banka hesapları büyük ihtimal ile ABDye kayacak… Türkiye bu durumu hem fırsata çevirebilir hem de vatandaşlarına bir çözüm yolu sunabilir. Bunu da bir varlık barışı ile sağlayabilir.

Özellikle af kelimesini kullanmıyoruz diye de ekliyor.

Karaaslan e-postalarında yasanın halka çok iyi anlatılması gerektiğini belirtiyor: Varlık barışı kanunlaşmadan önce çok iyi tanıtım yapılmalı. Bilgi değişim anlaşmasından insanların ne şekilde mağdur olacağının çok iyi anlatılması, bir şekilde tedirgin edilmesi gerekir ki varlık barışını büyük bir memnuniyetle karşılasınlar ve varlıklarını transfer etmek için bunu bir fırsat olarak görsünler.

Albayraka gönderilen ve meclisten geçirilmesi istenen yasa tasarısı 2013te çıkan vergi barışı kanununa çok benziyor. Ama Çalıkın adamı Karaaslan tasarıyı kendine göre değiştirmeyi ihmal etmiyor: Bu düzenlemenin [2013 yasası] genel hatlarıyla başarılı bir düzenleme olduğunu düşünmekle beraber eksik gördüğümüz ya da düzenlenmesi gereken noktalarda eklemeler yaparak aşağıda sunuyoruz.

Kanun tasarısına göre, şirketler ve kişiler 2016 yılının son gününe kadar yurtdışındaki para veya altınlarını hiçbir soru sorulmadan ülkeye sokabiliyorlar. Buraya kadar tasarı 2013te çıkarılan afla benzerlik gösteriyor. Ama Çalıkın Karaaslanının elinde şekillenen tasarıda, normalde yurtdışından afla getirilen varlıkların üzerinden devletin aldığı yüzde 2lik vergi bir anda sıfıra iniyor. Aynı zamanda, şirketler ve kişiler üçüncü bir kişiyi varlıkları kendi adlarına ülkeye sokmak için tayin edebiliyor, böylece paranın asıl sahibi gizlenebiliyor. Maliyenin ya da devletin başka kurumlarının paranın kaynağıyla ilgili herhangi bir soruşturma ya da araştırma yapmayacağı da garanti altına alınıyor.

Son hali. OK mi?: Ve yasa meclise gelir

Haziran 2016da, Albayrak, Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Çalıkın Karaaslanı arasında yasa tasarısıyla ilgili bir e-posta trafiği başlıyor. 6 Haziranda Berat Albayrak, Karaaslanın gönderdiği belgeleri Naci Ağbala yolluyor.

Hatta yasa, Erdoğana kadar ulaşıyor. Albayrak, 20 Haziranda Erdoğanın özel kalem müdürü Hasan Doğana da tasarıyı gönderiyor.

21 Haziran 2016da, Berat Albayrak yasa tasarısı taslağını Karaaslana yine e-postayla gönderiyor ve soruyor: Son hali. OK mi?

 

Bundan iki gün sonra Başbakan Yıldırım Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını TBMMye sunuyor. Tasarının içinde Varlık Barışını içeren ve Karaaslanın yazdığı Geçici Madde 2 de var.

 

Geçici Madde 2, yasa milletvekillerince tartışılmaya başladığı anda meclisi birbirine düşürmüştü. Muhalefet partileri önerilen Varlık Barışının Türkiyeyi kara para merkezi haline getireceğini iddia etmişti. CHP, MHP ve HDP, eğer AKP bu maddeyi gündemden çekmezse tasarının diğer 77 maddesinin görüşmelerini tıkayacaklarını söylemiş, AKPyi maddenin kaldırılması için ikna etmeye çalışmıştı.

AKP sonunda ikna olmuş, Geçici Madde 2yi yasa tasarısından kaldırmıştı. 14 Temmuz 2016da, CHP milletvekili Özgür Özel bunu muhalefetin bir zaferi olarak ilan etmiş ve Varlık Barışı konusu bir daha meclis gündemine gelirse yine karşı duracaklarını söylemişti.

Muhalefetin zaferi çok uzun sürmeyecekti. Ertesi gün, 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Darbe girişimini takip eden günlerde mecliste karmaşa hakimdi ve ekonomi gibi konular bir süreliğine geri planda kaldı.

Politik kaos, KHKlar, toplu tutuklamalar ve işten atmalar arasında yine de Çalık Holding unutulmadı.

 

Darbe girişiminden bir hafta sonra, 22 Temmuz 2016da, Varlık Barışı tasarısı bu sefer Madde 7 olarak Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun adlı yasa tasarısına eklendi.

 

Yeni madde Geçici Madde 2nin daha kısa ve öz haliydi. Ancak metnin kendisi ve içeriği değişmemişti. Bu sefer tasarı meclisten kavga ve gürültü olmadan geçti.

 

18 Ağustosta Cumhurbaşkanı Erdoğanın imzalaması ve ertesi gün Resmi Gazetede yayınlanmasıyla, kara para aklamayı yasal hale getiren Varlık Barışı kanun haline gelmiş oldu.

CHP milletvekili Mehmet Bekaroğlu, konuyla ilgili The Black Seaye verdiği demeçte Ekonomimiz dağıldı, her yerden para bulmaya çalışıyorlar, o yüzden bu yasa çıktı dedi ve ekledi, Maliye Bakanlığına bu konuyla ilgili çok soru sordum –ne kadar para geldi, paralar kimden geldi, Türkiyede ne kadar süre durup tekrar para yurtdışına çıktı. Ama hiçbirine cevap gelmedi. Bu bilginin kendilerinde olmadığını söylüyorlar. Bu yasada bir problem olduğu açık.

Çalık Holding sorularımıza tek tek cevap vermedi ancak İddialarınız doğru değildir ve bu iddiaları kesinlikle reddediyoruz. Grubumuz hiçbir zaman yasal olmayan işlere girmemiştir, açıklamasını yaptı.

Berat Albayrak ve Naci Ağbal sorularımıza yanıt vermedi.

LİNK : https://m.theblacksea.eu/malta-files/article/tr/calik-holding-offshore-plani-albayrak