Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Bitcoin’in Ekonomi
Politiği (1) – Kullanım Değeri ve Bitcoin

Bundan bir süre önce, 29 Ağustos tarihinde, kendisi
İngiltere’de bir üniversitede araştırmalar yapan bir okurum Facebook Messenger
ile bana şu mesajı yollamıştı:

 “Merhaba Demir Hocam, Bitcoin adında yeni
bir para birimi var (…). Bunun reel geçmisi 3-4 yıl. Henüz Marksist bir
değerlendirme yapılmış değil. Bunun için. nette baktım yok. Eminim siz bunu çok
iyi yaparsınız. Ve İngilizce yayınlarsanız, birçok çevreye ulaşabilirsiniz. (…)
Küçük bir öneri. Sağlıcakla.”

Bu mesaj epeydir kafamda olan, Bitcoin konusuna
ciddi bir biçimde yoğunlaşmak için bir vesile oldu.

*

Bitcoin’e “dijital para” deniyor. Biz de öyle
diyelim.

Tabii aslında bunu demekle, anlaşılır bir şey
söylemiş olmuyoruz. Ama şimdilik yine de kullanalım.

Galatı meşhur lügati fasihten evladır
derler eskiler.

Neden mi bir şey söylemiş olmuyoruz?

Kısaca ona da değinelim.

Çünkü, hem “dijital” olmak ve hem de “para
olmak, biraz oksimoron gibi, “yaşayan ölü”, gibi bir
şey.

Para, değerlerin ölçüsü, bir eşdeğer vs.. Bu çok
özel metanın değerini belirleyen de içindeki emek miktarıdır.

Dijital nesneler ise, bir maus tıkıyla bile sonsuzca
çoğaltılabilir. Yani fiilen neredeyse hiçbir emek harcamak gerekmez onları
çoğaltmak için. Dijital nesneler, sonsuz bolluk alemini mümkün kılarlar. Bu
nedenle dijital nesneler, müzik ve resimlerde olduğu gibi, ancak ekonomi
dışı cebirle
, çoğaltılmaları yasaklanarak, bir tekel oluşturularak sonsuzca
çoğaltılması ve isteyenin istediği kadar kullanması engellenir ve fahiş fiyata
satılabilirler. Yani dijital nesneler, çoğaltılması emek içermeyen, (Bitcoinin
madencileri onun var olması için bir zorunluluk değil, o ayrı bir konu)
dolayısıyla değeri olmayan şeyler.

Bu nedenle dijital olmak ve para olmak bir arada
emeksiz değer veya değersiz emek ya da değersiz para gibi bir şey.

Zaten bu mantıktan giderek, Bitcoin’in varlığının ve
yükselen fiyatının Marksist değer ve para teorilerini çürüttüğünü söyleyenler
de az değil.

(Elbet bu konulara gireceğiz bu yazı serisinde.)

Ama başlangıç için şunu söyleyebiliriz: Bitcoin,
daha önce tarihte benzeri görülmemiş yeni bir olgu.

Biz Marksistler sadece bilinen olguları yeni veriler
ışığında tekrar ele alarak teorik genelleme ve kavramlarımızı sürekli kontrol
etme ve gözden geçirmenin yanı sıra, tıpkı Bitcoin örneğinde olduğu gibi, yeni
ortaya çıkan olguları da var olan kavram sistemimizle açıklamayı denemek,
yetersiz noktalarda bu kavramları geliştirmek ve hassaslaştırmak,
dakikleştirmek gibi sürekli bir görevle karşı karşıyayızdır.

Ayrıca kavramlarımızı geliştirdikçe,
dakikleştirdikçe de eski açıklamalarımızı ve onlardan çıkan sonuçları, yeni
kavramların ışığında gözden geçirmemiz de gerekir. Bilimlerin evrimi de bu
süreçten başka bir şey değildir.

*

Aslında Kapital’in yayınlanışının 150.
Yılı vesilesiyle ve de Ekim devriminin 100. Yılı vesilesiyle tam da bunları
yapmaya çalışıyorduk.

Ekim Devrimi’ni değerlendiren yazımızda olduğu gibi,
bir yandan eski verileri yeni genellemeler ve gelişmiş kavramlarla yeni bir
ışık altında değerlendirmeye çalışıyor; diğer yandan “Bir Devrimin Eşiğinde
serisiyle, henüz laboratuarlarda olgunlaşan ve birkaç yıl içinde hayatımıza yön
verecek bu devrimin muhtemel olgularını, bunların ne gibi sosyolojik sonuçları
olacağını, ne gibi, sorunlar, mücadele olanakları vs. ortaya çıkaracağını
anlamaya çalışıyorduk.

Bu bağlamda, Bitcoini, daha doğrusu Dijital paralar
konusunu, “Bir Devrimin Eşiğinde” başlığı altında sürdürdüğümüz yazı
serisinde ele almayı düşünüyorduk.

Hatta son teknolojik gelişmeleri ele alırken,
bunlardan biri olarak önce Blockchain teknolojisini, Bitcoin’i de, bunun somut
bir uygulaması olarak bir alt başlıkta ele almayı düşünüyorduk.

Örneğin ilk yazımızda şöyle yazıyorduk:

“Öte yandan her biri ayrı bir alanda olan bu
araştırma ve ürünler birbirinin gelişimi ve yayılışını da hızlandırıcı bir etki
içinde bulunuyor.

Bir örnek verelim. Blockchain teknolojisi aslında
Bitcoin’in keşfinin bir yan ürünü ya da dayanmak zorunda olduğu temeldi. Ama bu
aynı zamanda, “şeylerin İnterneti”ni mümkün kılmaktadır ve yayılışını
hızlandırıcı bir etki yapacaktır. Ama şeylerin interneti de blockchain
teknolojisine dayanan dijital paraların yayılmasını. Dijital paraların
yayılması, devletin kontrolü dışında bir değişim ekonomisinin yayılmasını. Keza
bunlar aynı zamanda elektrikli ve akıllı, şoförsüz otomobilin hızla günlük
hayata girişini hızlandıracaktır. Ama bu da yine Blockchain teknolojisinin,
dijital paraların, şeylerin internetinin yayılmasını ve gelişimini
hızlandıracaktır. Ama bütün bu her biri bir küçük devrim anlamına gelecek
değişiklikler, neredeyse senkronize olarak bir arada ortaya çıkmaktadır. Ve
toplu olarak bunların etkisi her birinin etkilerinin toplamını çok daha aşacak,
yaşamı çok kısa zamanda tümüyle değiştirecektir.”
 (D.K., “Bir Devrimin Eşiğinde (2) – “Tipping Point”e 300 Hafta
Kala

Ancak Bitcoin’in borsada ani yükseliş ve inişleri;
her gün gazetelerde çeşitli nedenlerle konu olması, her yerde konuşulmaya
başlanması, konuya en azından acil olarak bir giriş yapma gereğini dayattı.

Örneğin yine Blockchain teknolojisine dayanarak
oluşturulmuş bir Blog’ta “fıratimo” mahlaslı yazar şöyle diyor:

Son bir iki haftadır işyerinde, vapurda, her
yerde Bitcoin konuşuluyor ve herkes birbirine onu soruyor
.” (firatimo, “Belki de yolculuk daha yeni başlıyor”)

Bu nedenle, Bitcoin’in daha doğrusu Dijital Paraların
ekonomi politiğini anlamaya ve ele almaya çalışalım. En azından bir yaklaşım
oluşturmaya çalışalım.

*

Ama önce yanlış bazı bilgiler ve onlardan
kaynaklanan beklentilere karşı bir uyarı yapalım.

Bizi Bitcoin’in veya diğer dijital paraların
borsadaki iniş çıkışları falan ilgilendirmiyor.

Bu yazı serisinde, Bitcoin piyasası hakkında bir
şeyler bulabileceklerini sananlar yanılırlar.

Aslında bu yanılgı bizzat kendini Marksist
sananlarda da çok yaygındır. Bunlar sanırlar ki, Marks Kapital adlı
kitabı yazdığına ve Marksistler de Ekonomi Politikten anladığına göre Bitcoinin
geleceğini ve fiyatların nasıl bir seyir izleyeceğini en iyi onlar bilebilir.

Bu tamamen yanlış ve saçma bir görüştür.

Marks bizzat Kapital’de kullanım
değerlerini en iyi tüccarların bileceğine değinir. Hangi malın en iyi nerede
üretildiği, en ucuza nerelerde alınacağı, kimlerin ve nerelerde bu mala
talepleri olduğunu tüccarlara sormak, onları izlemek gerekir. Ekonomi Politik
bu sorunlarla uğraşmaz. Ekonomi politik değer yasasının genel eğilimleriyle,
genel sonuçlarıyla uğraşır.

Dolayısıyla Bitcoin alıp almama konusunda bir ipucu
veya öneri gibi bir beklentisi olanlar bu yazılarda hayal kırıklığına
uğrayacaklardır. Hatta bu tür beklentisi olanlar bizim gibi Marksistlerden uzak
dururlarsa kendi açılarından daha akıllı davranmış olurlar.

Marks bilindiği gibi Kapital diye
kitap yazmıştır ama açlıktan nefesi kokuyordu ve gıdasızlıktan çocukları
ölmüştü. Dostu ve yoldaşı Engels, babasından miras kalan fabrikada işçilerin
sırtından artı değer kazanıp bunun bir kısmıyla da yardım etmeseydi,
Marks Kapital adlı kitabı bile yazamazdı.

*

Bizi Bitcoin şu açılardan ilgilendiriyor.

1)    
Bitcoin ilk kez devletlerin kontrolü dışında ortaya çıkmış
evrensel bir para. Devletlerin bunu kontrol etme imkanları da yok. Kullanımını
yasaklayabilirler ama Bitcoin’i yok edemezler. Bitcoinin varlığı ve tabiatı,
yani “fıtratı”, var olan devletlerle bir çelişki içinde. Ulus devletlerin
merkez bankaları ile parayı bir araç olarak kullanarak ekonomiyi
yönlendirmeleri karşısında bir tehdit. Bu tehdit nereye kadar gidebilir?
Devletler ona karşı neler yapabilir?  Bu çatışmanın ne gibi sonuçları
olabilir? Uluslara ve ulusal devletlere karşı, onları yıkma savaşında bizlere ne
gibi olanaklar açar veya açmaz. 
2)  

3)    
Aynı şekilde bankalar ve kredi sistemine de bir tehdittir. Bu
çelişki nasıl bir evrim geçirecektir. Bitcoin bankalar sisteminde ne gibi
değişikliklere yol açacaktır veya açabilir? Bunun sonuçları neler olur? 
4)  

3)  Teorik
düzeyde, Bitcoinin Marksist ekonomi politiğin kavramsa araçlarıyla nasıl
açıklanabileceği en acil görev. Bu alanda maalesef şu ana kadar bir çalışmaya
rastlayabilmiş değilim. Belki vardır. Bilmiyorum. Bu yokluk bile açıklanmayı
bekleyen bir olgu.

     Bitcoin’in
varlığının, ortaya çıkışının ve geçirdiği evrimin Marksist ekonomi politiğin ve
emek değer teorisinin geçersizliğini kanıtladığı sanılıyor.  Buna bağlı
olarak, Bitcoin’in varlığını ve evrimini ve sonuçlarını en iyi açıklayan
teorinin, marjinal ekonomi teorilerine dayanan Avusturya (veya Viyana) okulu
olduğu düşüncesi son derece yaygın ve yayılıyor. Yani Bitcoin’in var oluşu ve
şu ana kadar geçirdiği evrim, Marksizmin ve dayandığı emek değer teorisinin
yanlışlığının patik bir kanıtı gibi ele alınıyor. Bu bağlamda, Bitcoinin
popülaritesi e zaferleri, Marksizme karşı bir silaha dönmüş durumda. Bu tamamen
bir yanlış anlama ve sahte bir çelişki. Bitcoin gibi, yıkıcı bir olguyu,
bunların bir silahı olmaktan çıkarmak gibi bir görev önümüzde duruyor.
Bitcoin’in Marksist açıklaması, burjuvaziye karşı ideolojik mücadelenin olmazsa
olmazlarından biri olmuş durumda ve giderek de daha büyük bir aciliyet
kazanıyor.

     Bitcoin’i
ilk bilenler, kullananlar, alanlar genç kuşaktan hizmetler diyebileceğimiz,
özellikle bilgisayar ve programcılık gibi alanlarda çalışan ücretliler. İşçi
sınıfının, yani ücretlilerin bu en ileri, en kültive, en hızla örgütlenebilir,
en öncü, en genç kesimi bu yaygın propaganda ve anlayış nedeniyle Marksizme
uzak duruyorlar. İşlerin hiç de göründüğü gibi olmadığını anlatmak gibi bir
sorunumuz var.

     İşin
kötüsü kimi bayağı Marksistler de Bitcoine karşı bir pozisyon alıyorlar. Ulusal
Devletlerin ve bankaların varlığını savunuyorlar. Hatta en anti demokratik
devletler ve bankalarla aynı dili konuşuyorlar. Bu da genç kuşağın Marksizme
uzaklığını iyice pekiştiriyor. Bayağı Marksistlerin bu tavırları karşısında
bizler devrimci ve eleştirel Marksizmi savunmak, onların Marksizmi değil,
devletçiliği, bürokrasinin, yani stalinizmin, Marksizme karşı Marksizm
bayrağıyla yaptığı karşı devrimi savunduklarını göstermek gibi bir görevle de
karşı karşıyayız.

Ve bütün bunların yanı sıra şu satırlardaki gibi
beklentiler de var:

devletlerle hiçbir ilişkisi olmayıp regüle
edilemediğinden aynı anda hem neoliberallerin hem de anarşistlerin nihai rüyası
olabilen sanal para birimi. marksist teori dahilinde nasıl değerlendirileceğini
merak ediyorum
” (Şükela, Ekşi
Sözlük “Bitcoin”)

Bunları yapmaya çalışacağız.

Tabii eleştiri ve tartışmaların yardımıyla.

*

Ama Bitcoin konusundaki tavrımızı da bu vesileyle
kısaca ve açıkça belirtelim.

Devletleri, hele hele Türk devleti gibi, merkezi ve
bürokratik devletleri zayıflatmaya, parçalamaya, yıkmaya, altını oymaya,
hareket alanını kısıtlamaya hizmet eden her gelişme iyidir, çok hayırlıdır.

Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Moğollar Seçukluları yıkmasaydı baba İlyaslar,
İshaklar; Özbekler Timur ile Beyazıt’ın ordularını yenip Osmanlı devletini
parçalamasaydı, Şeyh Bedrettinler, Torlak Kemaller, Börklüce Mustafalar zuhur
edemezdi. Savaşlar var olan devletleri zayıflattığı, tükettiği için devrimler,
baş kaldırılar ortaya çıkar.

Bu nedenle devletler ve bankalar karşısında
Bitcoin’in yanındayız.

Bitcoin ne kadar hızlı yayılırsa, bilinirse, ne
kadar hızlı ve çok insan Bitcoin sahibi olmaya, işyerleri Bitcoin kabul etmeye
başlarsa devlet ve bankaların işi o kadar zor olur.

Bitcoin ve dijital paraların bir an önce, dünyadaki
devletler uyanıp ortaklaşa bir karar vermeden, artık yasaklanamaz bir büyüklüğe
ve yaygınlığa erişmesi bu sistemi ciddi biçimde zora sokar.

Bitcoin alıp, spekülasyon yaparak kısa yoldan zengin
olmak isteyenler, onun (dijital paraların) yükselişine, yayılmasına ve
kullanımına hizmet ederek, niyetleri hiç öyle olmasa da, dolaylı bir yoldan
devletlere ve bankalara karşı mücadeleye istemeden de olsa destek vermiş
olurlar.

Bu tıpkı, burjuvazinin kedi mezar kazıcısı olan
ücretlileri sürekli büyütmesi gibidir.

10 Aralık 2017 Pazar

Demir Küçükaydın

Bitcoin’in Ekonomi
Politiği (2) – Kullanım Değeri ve Bitcoin

Bitcoin’i, onun nasıl bir evrim geçireceğini, ne
gibi sonuçları olacağını biraz olsun anlayabilmek için yeni bir kıtaya ayak
bastığımız varsayımından hareket etmemiz gerekiyor. Hatta buranın yeni bir kıta
mı, yoksa bildiğimiz kıtaların ta kendisi mi olduğunu anlayabilmek için de
böyle davranmak gerekiyor.

İnternet bir kıyaslama sağlayabilir.

İnternet ilk çıktığında onun bugün hayatımızda
taşıyacağı önemi vs. keza internet sayesinde var olan Google’u, dolayısıyla Big
Data’nın önemini. Big Data’nın yapay zekaları geliştirmek için gerekliliğini ve
önemini, dolayısıyla bugün kendimizi birden bire tarihteki en büyük teknolojik
ve sosyolojik değişikliklerin arifesinde bulacağımızı tahmin bile edemezdik.

Ve bütün bunlar topu topu yirmi yılda oldu.

İşte gerek Blockchain (Blok Zinciri) Teknolojisi,
gerek bizzat bu teknolojiye dayanan Bitcoin benzer durumdadır, yeni bir kıta
gibidir.

Analojiyi sürdürürsek, gerekli değişiklikler
yapıldığında ortaya çıkaracağı sonuçlar bakımından Blockchain İnternet’e,
Bitcoin internette surf yapmamızı sağlayan http protokolüne veya tarayıcılara
benzer. Tarayıcılar bilgiyi herkes için ulaşılabilir kıldı ve merkezsizleştirdi.

Blockchain esas olarak “Bir Devrimin Eşiğinde
bahsinde ele alınacaktır.

Bitcoin’in Ekonomi Politiği” başlıklı bu
seride ise, Bitcoin’e bağlı olarak, onu mümkün kılan bir teknoloji olması
itibarıyla değinilmekle yetinilecektir.

*

Tabii burada en başta kavramsal kullanımlara ilişkin
bir açıklama yapmak gerekiyor.

Bitcoin derken, aslında genel olarak Kripto
(Şifreli) Paralar veya daha alışılmış deyimle dijital paraları kast ediyoruz.
Biz buna kısaca Bitcoin diyeceğiz. Hani nasıl, tıraş bıçağı yerine onun bir
markası olan Jilet, Türkçede benimsenmiştir öyle.

Bugün var olan Bitcoin isimli olanın mı yoksa bugün
sayıları 1500’ü geçtiği söylenen diğerlerinden (Dijital paralar eko
sisteminden) birinin veya birkaçının mı ayakta kalabileceği ortadadır.

Bugün en bilineni ve ilk çıkanı Bitcoin. Ama pek ala
başka biri onun yerini alabilir.

Örneğin ilk başta birçok başka arama motorları
vardı, Yahoo bunlardan en bilineniydi. Ama şimdi neredeyse bir tek Google kaldı.

Bu durumu, canlıların tarihindeki Kambriyen
Patlama’ya benzetebiliriz. O zamana kadar esas olarak tek hücreli olan
canlılar, birden bire çok hücreli ve karmaşık organizmalar olmuşlar saldırı ve
savunma araçları geliştirmişler, tamamen farklı yapılar üzerinden “deneyler”
yapmışlardır.

Bu dönemde canlı türleri, çok farklı temellerde ve
yapılarda adeta patlarcasına çoğalmıştır. Ama bugün bunlardan sadece birkaçının
yapısı ayakta kalabilmiştir. Örneğin biz bütün omurgalılar o patlamada hiç de
yeri öyle önemli görünmeyen bir türden geliyoruz. Diğerlerinin ise,
dönemlerinde çok daha başarılı görünmelerine rağmen, soyları tükenmiş bulunuyor.

Teknik olarak en ileri olanın başarılı olacağı diye
bir kural da yok.

Stephan Jay Gould, buna, aynı kaseti tekrar
çaldığımızda aynı şarkının çalacağının bir garantisi de yok diyordu.

Modern tarihten bir örnek verelim.

Biliniyor VHS ve Betamax videoda iki farklı
standarttı. Ve bunlardan daha gelişmiş olanı Betamax’tı ama o tutmadı.

Çünkü bu gibi süreçlerde belli bir kritik kütle geçildikten
sonra bir değişim pek mümkün olmamaktadır. Savaşın sonucu belirleyen de teknik
üstünlükte ziyade başka bağlantılar vs.dir.

Bir başka örnek bugünkü İngilizce klavyelerdeki
harflerin yerleridir. Bunlar ilk daktilo icat edilirken kimi harfler birbirine
takılmasın diye belirlenmiştir. Sonra teknik gelişip böyle bir zorunluluk
ortadan kalkmasına rağmen, bugünkü süper modern bilgisayar klavyeleri bile en
küçük bir rasyonalitesi bile bulunmayan diziliştedirler. (Türkiye’de bu konuda
istisnai olarak son derece rasyonel F Klavye var ama yeni kuşak onu bilmiyor ve
kullanmıyor.)

Bitcoin’in de, muhtemelen ilk olduğu için biraz eski
bir tekniğe dayandığı için başarısız olacağını öngörenler var.

Ancak hiç de beli olmaz. Bir kere benimsenmesi belli
bir kritik kütleyi aşınca ve belli yenileştirmeler yapılınca bugünkü egemen
konumunu koruyup ayakta kalan o olabilir.

Ya da Bitcoin ve daha birkaçı bir arada
yaşayabilirler. Bunlar hepsi ucu açık konular.

Biz analizi sadeleştirmek için, bu gibi sorunları
yok var sayıyoruz.

Tabii spekülasyon yapanlar için bunlar önemlidir.
Ama biz olayın özünü anlamaya çalışıyoruz.

Bitcoin ya da Litecoin ya da Ripple vs. olmuş,
bunların bizim analizimiz açısından bir önemi bulunmuyor.

Bu yeni kıtayı anlayabilmek için olguları
olabildiğince sadeleştirmek gerekiyor. Bu nedenle de bu yazı dizisinin başlığı
Bitcoin’in Ekonomi Politiği”. Bitcoin Bitcoin değildir. Kripto Para
yerine kullanılmaktadır. Bir soyutlamadır.

*

Aynı sadeleştirme ya a soyutlamayı Para bahsinde de
yapmak gerekiyor.

Para olarak, altını para meta olarak ele alacağız.

Altın karşılığı olan kağıt parayı, karşılığı olmayan
itibari parayı (Fiat Money), banka kredilerini, “Jiral Geld”i vs. şimdilik hiç
sorun etmeyeceğiz.

Öncelikle işin özünü çözmek gerekiyor. İşin özü
çözülünce bu gibi sorunlar daha kolay çözülebilir.

O halde, Bitcoin’in ne olduğunu ve ne olacağını
anlamak için en temel kavramların ışığında onu anlamaya çalışmalı.

Ama aynı zamanda en temel kavramları da daha iyi ve
dakik olarak anlamak ve tanımlamak için de onlara Bitcoin’in ışığında bakmalı.

Biz bir Marksist olarak, Bitcoin olgusunu
açıklayacak ve geleceğini biraz olsun öngörebilmeyi sağlayacak, en azından
genel eğilimi tespit etmeyi sağlayacak kavramların Marksizmde olduğunu
düşünüyoruz.

Bu nedenle Bitcoin’i öncelikle en temel Marksist
kavramlar açısından ele almaya aynı zamanda bu en temel kavramları da Bitcoin
olgusu ışığında daha net ve dakik olarak tanımlamaya çalışacağız.

Bu nedenle ta en temel kavramlara gitmemiz
gerekiyor. Marks’ın Kapital’inin ilk bölümlerine.

*

Ekonomi politiğin konusu, iki insan veya iki kabile
iki ürünü birbiriyle değiştirdikleri, yani ürünler birer metaya, değişim
değerine
dönüştüğü anda başlar.[1]

Yani ekonomi politiğin konusu değişim değeri kısaca
değer ve onun geçirdiği değişimlerdir.

Her meta ya da değişim değeri bir ihtiyacı giderir,
bir yararlılığı vardır.

Buna Kullanım Değeri denir.

Meta, her şeyden önce, taşıdığı özelliklerle şu
ya da bu türden insan ihtiyaçlarını gideren dışsal bir nesne, bir şeydir. Bu
ihtiyaçların doğası, söz gelişi, mideden mi yoksa hayallerden mi
kaynaklandıkları, hiçbir değişikliğe yol açmaz
.[2]

Bir şeyin yararlılığı onu Kullanım Değeri haline
getirir
.”

Yararlı olan her şey, pek çok özelliğin bir
bütünüdür ve bundan dolayı çeşitli bakımlardan yararlı olabilir. Şeylerin
farklı yönlerini ve dolayısıyla çok sayıdaki kullanım biçimlerini ortaya
çıkarmak tarihin işidir
.”

“Metaların kullanım değerleri, bir başka disiplinin,
meta bilgisinin malzemesini sağlar.”

Toplumda, insanların metaların yararlılıkları
hakkında bir bilgileri olduğu varsayılır[3].

O halde Marks’ın vurguladığı gibi malların Kullanım Değerleri (yararlılıkları) Ekonomi
Politiğin konusu değildirler.

*

Ancak iki meta vardır ki tam da bunlarım kullanım
değerleri ekonomi politiğin konusuna girerler, hatta onun özünü oluştururlar

Bu iki meta, Altın (Para) ve İşgücü’dür

Dikkat edilirse, “Bir Devrimin Eşiğinde
serisi, teknik gelişmelerin bizi işgücünün ortadan kalkışına getirdiği ve bunun
sonuçlarının neler olacağı sorunuyla yüz yüze getiriyor, dolasıyla da
sosyolojinin (Marksizmin) en temel kavramlarına götürüyordu, bu nedenle,
insanın ortaya çıkış sürecine, biyolojik ve toplumsal evrimin farkları sorununa
yoğunlaşmış, en gerilere gitmiştik. Önümüzdeki yazılarda yavaş yavaş oralardan
tekrar zamanımıza döneceğiz

Bitcoin’in Ekonomi Politiği” de bizi,
paranın ortaya çıkışına götürüyor, altını para yapan özelliklere götürüyor.

Yani her iki durumda da geleceği daha iyi
anlayabilmek için çok gerilere gitmek zorunda kalıyoruz.

Ama bu iki başlık da aslında ekonomi politiğin
kullanım değerini konu ettiği iki özel metada ifadesini buluyor: Para
ve İşgücü
.

*

Para trampadan öteye bir ticaret ve dolayısıyla
genel bir eşdeğer ihtiyacının ortaya çıkması sonucu bu ihtiyacı gideren bir kullanım
değeridir.

Yani paranın yararlılığı her şeyden önce malların
değişimini sağlamasıdır. Hatta bunu şöyle de ifade edebiliriz. Para’da değişim
değeri ile kullanım değeri fenafillah mertebesine, (Nirvana’ya) ulaşırlar.

Para olmadan sermaye olmaz, sermaye olmadan da bir
artı değer elde edilemez.

Gerek prekapitalist, gerek kapitalist uygarlıkları
anlamak için sermaye dolayısıyla da Para olmazsa olmazdır.

Bu nedenle Marks, Kapital’in hemen
başında kullanım değeri ve değişim değerini tanımladıktan sonra Para bahsine
geçer. Birinci kısmın başlığı “Meta ve Para”dır.

Para başlığı altında da paranın işlevleri,
yani yararlılıkları, yani kullanım değerleri ele alınır.
Paranın kullanım değerleri, diğer bütün malların kullanım değerlerinden farklı
olarak, insanların biyolojik, fiziki veya manevi, gerçek veya
fiktif ihtiyaçlardan değil, doğrudan doğruya metaların gerçekleşebilmesinin
ihtiyaçlarından doğar. Para olduğu için ürünler metalara dönüşmez, metalar
olduğu için para ortaya çıkar.

Meta üretiminin olmadığı, değişimin olmadığı bir
toplumda paranın para olarak hiçbir kullanım değeri olmaz.

Böyle bir toplum, iki biçimde var olabilir:

Ya tam bir kıtlık ekonomisinde, bir artı ürünün
dolayısıyla değiştirilecek bir ürünün olmaması durumunda. Emek üretkenliğinin
son derece düşük olduğu, iş bölümünün bulunmadığı bir toplum olarak. (Neolitik
devrim öncesinde avcılık ve toplayıcılıkla yaşanan binlerce yılda toplum
böyleydi. Meta olmadığı için para da yoktu.)

Ya da zenginliklerin gürül gürül aktığı, bayrağına “herkese
ihtiyacı kadar herkesten yeteneği kadar
” diye yazmış; emek üretkenliğinin
olağanüstü yükselip, emeğin artık yok olduğu, “emeğin bir geçim aracı değil,
birincil yaşamsal gereklilik haline geldiği
” bir toplum olarak.

Bugün böyle toplumda değil, ama tam da her şeyin
metalaştığı bir kapitalist toplumda yaşıyoruz.

O halde para bu toplumun olmazsa olmazıdır.

*

İşgücü ve paranın, yani ekonomi politik bakımından
kullanım değerinin konu olduğu iki metanın fiziksel veya manevi özellikleri ile
kullanım değerleri arasındaki ilişki çok farklıdır.

İşgücünün fiziksel veya manevi özellikleri ise, onun
kullanım değeri üzerinde hiçbir etkide bulunmazlar
. Bir işçinin Kürt
mü Türk mü, akıllı mı aptal mı, kadın mı erkek mi, Hristiyan mı Müslüman mı, bi
seksiüel mi hetoro seksüel mi, Beşiktaşlı mı Fenerbahçeli mi vs.
olduğunun işgücünün kullanım değeri, yani artı değer üretme özelliği üzerinde
hiçbir etkisi yoktur.

Ama metaların fiziksel özellikleri onların sadece eşdeğer olarak, yani para (Akçe)
olarak kullanılmalarını belirler.

Bu özellikleri Bitcoin’in özellikleriyle
karşılaştırmayı gelecek yazıda yapalım.

Demir Küçükaydın

demiraltona@gmail.com

Bloglar:

https://steemit.com/@demiraltona

https://demirden-kapilar.blogspot.de

Video:

https://www.youtube.com/user/demiraltona 

Podcast:

https://soundcloud.com/demirden-kapilar

İndirilebilir kitaplar:

https://drive.google.com/open?id=0BxCB_Gtx8VYAcDREeTJVLW93MjA

Bu yazı ilk olarak şurada yayınlandı:

Link : https://steemit.com/tr/@demiraltona/bitcoin-in-ekonomi-politigi-2-kullanim-degeri-ve-bitcoi


[1]  “Ekonomi politik, meta ile, [yani]
ürünlerin ya bireyler tarafından ya da ilkel topluluklar tarafından birbiriyle
değişildikleri anda başlar
.” (Friedrich Engels, “Karl Marks’ın Ekonomi
Politiğin Eleştirisine Katkı’sı
“)

[2] “Arzu, ihtiyaç demektir; o, ruhun
iştahıdır ve vücut için açlık ne kadar doğalsa, o da o kadar doğaldır. …
(şeylerin) büyük kısmı ruhun ihtiyaçlarını giderdikleri için değere
sahiptir.” (Nicholas Barbon, “A Discourse on coining the new money
lighter. In answer to Mr. Locke’s Considerations etc.”, London 1696, s. 2
(Zikreden Marks




































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































[3] Burjuva toplumunda, her insanın alıcı olarak,
ansiklopedik meta bilgisine sahip olduğu yolunda ekonomik bir fictio juris
[varsayım -ç.] egemendir. (Marks’ın notu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış