EKONOMİ & FİNANS & İŞ DÜNYASI


1929 yılında
ABD’de patlak veren ve dalga dalga dünyaya yayılan Büyük Buhran’ın sebepleri ve
genel değerlendirmesi ile ilgili olarak İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Umum
Kâtibi olan Mehmet Vehbi Bey ve Oda memurlarından Hakkı Nezihi Bey makale
ve derlemelerini Oda’nın neşriyatında 1931 ve 1932 yıllarında yayımlamışlar.
Aşağıda, bu iki mühim yazının ana başlıklarını veriyoruz.


İstanbul
Ticaret ve Sanayi Odası Umum Kâtibi Mehmet Vehbi Bey, Oda mecmuasının Aralık
1931 sayısında yayınlanan bir makalesinde, o günlerde etkisini şiddetle
hissettiren dünya ekonomik krizinin bir değerlendirmesini yaptı. Vehbi Bey’in
tespitleri ekonomik kriz hakkında Oda’nın resmi görüşünü yansıtması açısından ayrı
bir önem taşıyordu.


Vehbi Bey
1929’da patlak veren dünya ekonomik krizini toplumların iktisadi bünyesindeki
ıztırabın bir tecellisi şeklinde tarif ediyordu. Krize ilişkin o güne kadar
söylenen sözlerde çok defa buhranın sebepleri değil, belki daha ziyade netice
ve eserleri nazarı dikkate alınıyor ve bu netice ve sonuçlar buhrana sebep
olarak gösteriliyordu. Halbuki bu çok hatalı ve yanlış bir yöntemdi. Çünkü
buhrana karşı alınacak tedbirler o zaman buhranı doğuran amil ve sebeplere
karşı değil, belki sadece krizden doğan sonuçlara karşı ve geçici olarak
müessir olabilirdi. Bundan dolayı hali hazırda etkileri sürmekte olan dünya
ekonomik krizi “sosyal ve iktisadi bir teknik buhran” olarak ele alınmalı ve
bilimsel bir metodla analiz edilmeliydi. Bunun için de öncelikle buhranın asıl
menşei, mahiyeti ve sebepleri üzerinde durmak lazımdı.


Vehbi Bey’e
göre dünya ekonomik krizi muayyen zamanlarda müşahade olunan ve üretimden
başlayarak tedavül ve tüketime veya aksi istikamette tüketimden başlayarak
tedavül ve üretime doğru kendini gösteren “periyodik bir buhran” değildi.
Tersine bu buhran milletlerin gerek kendi aralarında ve gerek beynelmilel
ilişkilerde cari ve tatbik edilmekte olan iktisat yönteminin genelde iktisadi
faaliyet ve münasebetlere uygun olmamasından kaynaklanıyordu. Bu kriz hali
hazır iktisat nizamının kaçınılmaz bir sonucuydu.


Yani dünyada
cari mevcut iktisat düzeninin üretim, servetin dolaşımı ve paylaşılmasına
ilişkin usul ve yöntemleri insan topluluklarının umumi, ortak ve karşılıklı
ihtiyaçlarına cevap veremiyor, uyum sağlayamıyordu. Mevcut dünya ekonomik
buhranının en bariz karakteri işte bu uyumsuzluk ve kifayetsizlikti. Bundan
dolayı dünya iktisadi krizini sadece bir zirai istihsal buhranı veya bir sanayi
buhranı ya da tedavül ve tüketim sorunu olarak görmek ve tarif etmek yeterli
değildi. Her birinin dünya krizinde payı olmakla beraber, servetin dolaşımı
konusunda yapılan hataların bu konuda başrolü oynadığı, mevcut toplumsal ve
ekonomik sıkıntıların altındaki arizi sebeplerden en önemlisinin tedavül sorunu
olduğu bir gerçekti. Vehbi Bey’e göre servetin dolaşımını ve dağılımını temin
etmek ve bu önemli iktisadi fonksiyonu ifa etmekle yükümlü olan ekonomik
kurumların ve bu meyanda bilhassa borsa ve bankaların muameleleri mevcut dünya
krizini meydana çıkaran en önemli amiller oldu. Nakit kıymetlerindeki
dalgalanmalar, hisse senedi ve tahvilat değerlerindeki oynamalar, kambiyo
dalgalanmaları, nakdi sermayenin ve altının borsa spekülasyonları ve banka
işlemleri ile birçok memleketlerden kaçarak belli ülkelere ve özellikle Amerika
ve Fransa’ya yönelerek oralarda dengesiz bir şekilde birikmesiyle ekonomik kriz
patlak verdi. Bu durum hammadde fiyatlarının hızla düşmesine, sermayesizlik ve
kredisizlik yüzünden sanayi hayatında işizliğin artmasına, işsizlerin
çoğalmasına, ücret, maaş ve gelirlerin azalmasıyla da halkın satın alma gücünün
zayıflamasına neden oldu.


Her ne kadar
Vehbi bey dünya ekonomik krizinin öncelikli olarak tedavül sorunundan
kaynaklandığını ifade etse de, aslında, bu evrensel iktisadi hadisenin tek bir
nedenle açıklanamayacağını yazısının devamında tekrar dile getiriyor ve son
dünya kriziyle liberal kapitalizmden devletçi kapitalizme doğru bir geçiş
yaşandığını söylüyordu. Ona göre mevcut ekonomik kriz yalnız bir tedavül
buhranı veya istihsal sorunu olarak değerlendirildiği takdirde buhrana karşı
alınacak önlemler ve çareler dahi bu sorunlarla sınırlı olacak ve gerçek
sebepleri gidermek kudretinden mahrum kalacaktı. Çünkü dünya ekonomik krizi bu
şekilde muayyen bir safha ve sahaya ait olmaktan ziyade doğrudan doğruya
toplumların sosyal ve iktisadi bünyeleriyle alakalı bir sorundu. Bu bünyesel
sorun da insanın üretici kudretinde mevcut olması gereken dengenin
kaybolmasından kaynaklanıyordu.


Mevcut liberal
iktisadi teknikler ve uygulamalar milletleri sevk ve idare hususunda artık
yeterli ve güçlü değildi. Liberal iktisadi sistem kendi içinde derin bir
istihale (dönüşüm) geçiriyordu. Kriz sayesinde devletler iktisadi hayat ile
daha yakından ilgilenmeleri gerektiğini kabul ve tasdik etmişlerdi. Ferdin
şahsi teşebbüslerine istinat eden liberalizm zorunlu olarak artık devletin
genel müdahale ve girişimlerine dayanan bir devlet iktisatçılığı haline
dönüşüyordu. Bu yeni devlet iktisatçılığı nizamında milletlerin yegane ve
başlıca gayeleri refah ve saadetin devlet tarafından bir an önce sağlanması ve
geçmiş dönemin hatalarının tekrarlanmaması olacaktı.


1929 ekonomik
krizine dair Oda mecmuasının Mart 1932 sayısında bir baş makale yayınlandı.
Derleme niteliğindeki bu makale, İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası memurlarından
Hakkı Nezihi’ye aitti. Nezihi, makalesinde, 1929 krizini tarihin kaydetmediği
ve beşeriyetin o güne kadar görmediği en büyük iktisadi kriz olarak tanımlıyor
ve hadisenin derin sebebini Birinci Dünya Savaşı’na bağlıyordu. Ona göre Cihan
harbinden önce ABD hariç Avrupa büyük bir fabrikaydı. Her şey orada imal ve
hazır edilip buradan dünyaya gönderilirken savaş bu düzeni altüst edip bütün
dengeleri bozmuştu.


Savaştan sonra
iktisadi dengeler ve şartlar dikkate alınmadan yapılan sulh antlaşmaları, milli
sanayileri koruma telaşıyla ülkeler arasında gümrük duvarlarının giderek
yükseltilmesi, savaşta milyonlarca insanın ölerek ya da yaralanarak üretim dışı
kalması gibi faktörler 1929 krizine zemin hazırladı. Bunlara daha sonra bazı
tarım ürünlerinin aşırı üretim, sanayi maddeleri istihsalinde arz ve talep
dengelerinin gözetilmemesi, para, kredi ve altın rezervleri arasındaki
esneksizlik, güven eksikliği, gümüş fiyatlarındaki düşüş, üretim
maliyetlerindeki artış, yeni üretim merkezlerinin gelişmesi, makineleşmedeki
hızlı yükseliş ve benzeri diğer ekonomik sorunlar da eklenince genel dünya
iktisadi krizi kaçınılmaz oldu.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir