Ak Para & Kara Para; Dünyayı Kim Yönetiyor ? Paramız Nasıl
Çalınıyor ?

Sait Yılmaz

·        En azından 19. yüzyılın ikinci yarısından beri dünyayı şekillendiren esas
itibariyle uluslar üstü sermayenin kontrolünü elinde bulunduran perde arkası
güçlerdir. Uluslararası sermayenin mensupları sadece şirket sahiplerinden
oluşmamakta; üst düzey yöneticiler, akademisyenler, siyaset adamları
gibiseçkinler de bu güce katılabilmektedir. Küresel elit tabakanın izleri bu
yapı içinde birbiri ile ilişkili üç temel örgüt içinde bulunabilir; CFR
[1], Bildelberg ve Tri Lateral
Komisyon
[2]. İkisi de Yahudi kökenli olan
İsviçre-Basel’deki Rothschild ailesi ile ABD’deki Rockefeller ailesi küresel
sermayenin iki ana koludur. Bu sistem, İsviçre Basel’deki BIS
[3] (Uluslararası Ödemeler
Bankası
[4]) tarafından yönetilir. Bu ana
kolun Avrupa ayağında 12. yüzyıldan beri kıtada feodal yapıları ele geçiren
soylu aileler grubu bulunmaktadır. BugünWindsor hanedanından İngiliz Kraliçesi
II. Elizabeth’in liderliğinde;küresel ekonomiyi, bankal
ar, sigorta, ilaç, ham madde, ulaştırma, fabrikalar, ana
perakende grupları, borsa ve ticari pazarı her yönüyle kontrol etmektedirler.
Bunlara siyasiler, hükümetler, medya, istihbarat servisleri, uyuşturucu
kaçakçılığı ve organize suç örgütlerini de eklemeliyiz
[5]. Avrupa’nın asil hanedan
aileleri arasında şunlar sayılmaktadır
[6]

 

Sekiz dev Amerikan finans şirketi (JP Morgan, Wells Fargo, Bank of
America, Citigroup, Goldman Sachs, U.S. Bancorp, Bank of New York Mellon ve
Morgan Stanley) %100 oranda 10 hissedar aile tarafından kontrol edilmektedir.
Dört büyük (BlackRock, State Street, Vanguard ve Fidelity)şirket
bütün kararlarda daima yer almaktadır. Federal Rezerv Bankası bu dört büyük
özel şirket tarafından kontrol edilmekte ve bu şirketler aynı zamanda ABD ve
dolayısıyla dünya para politikalarını da belirlemektedir[7].Rothschild’in
başında olduğu BIS, IMF ve Dünya Bankası’ndan para beklemekte olan ülke merkez
bankalarına “köprü borçları” verir[8].
Merkez bankaları diğer ülkelerin hükümetlerini bir daha kurtulamayacak şekilde
borçlandırırlar. Bu borç o ülkenin parasına ve varlıklarına el koymak için
meşruiyet sağlar. Neo-feodal düzende, geri kalan halk ve hatta hükümetler
borçların esiridir. Herkes borç içinde boğulurken, borçlar bu kişileri daha da
zengin yapar. Aynı kişiler parayı kasada tutmaz, dünya olaylarını yönetmek için
kullanır, gezegendeki her şirketin ve her bankanın gerçek sahibi onlardır. Bu
amaçla, gizli topluluklar, think-tank merkezleri ve gönüllü yardım
kuruluşlarından oluşan geniş bir ağ kullanarak, tüm üyelerini bir safta tutarlar.
Türkiye’deki zenginler onların franschising (bayi) uzantılardır. Birlikte
hayırseverlik ödülleri düzenlerler. Sanırsınız ki hayatlarını insanlığa
adamışlardır. Hâlbuki hedefleri kendilerine hizmet eden tek bir dünya devleti
kurmak ve dünya nüfusunu azaltarak, ırkları ayıklamaktır. Bu yüzden moleküler
biyoloji, nano-teknoloji, gen bilimleri, klonlama, genleri değiştirilmiş
yiyecekler (GMO[9]),
yeni aşılar; onların marifetleri, kurdukları vakıf ve araştırma merkezlerinin
ana çalışma alanlarıdır.

 

Medya ve eğitim yolu ile dünyaya nasıl bakmamız gerektiğini
kontrol ederler. Çoğu politikacıların seçim kampanyalarına fon sağlar ve BM,
IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kuruluşların içinde
etkin olurlar. Ama bütün bu gerçekleri itiraf edecek ya da fark edecek pek az
kişi vardır. Rothschild’e ait olan İsviçre bankaları Vatikan’ın ve Avrupa’nın
diğer asillerinin kirli servetini saklar. Birleşmiş Milletler’in New York
City’de kurulduğu yer John D. Rockefeller tarafından inşa edilmiştir. Arkasında
birkaç aile hanedanının olduğu bir avuç yatırım bankası küresel ekonomiyi;
üçüncü dünya ülkelerini borçlandırmak, şirketleri birleştirmek ya da
parçalamak, ekonomideki boşluklara göre yeni şirketler kurmak, stokları ve
değerli kâğıtları sigortalamak, özelleştirme ve küreselleşmeyi desteklemek
sureti ile kontrol ederler[10].
Bu düzende kara para ile ak parayı ayırmak oldukça güçtür. Türkiye de bu kara
para ağının içindedir. 17 Aralık 2003 sonrası iyice belirginleştiği gibi ülke
yozlaşmasının geldiği hal, Türkiye’yi yönetenlerin kalibresi bakımından acıklı
ve kabul edilemez bir durumdadır. Çok övündüğü ekonomimiz yabancıların kara
parası ile ayaktadır. Bu makalede üzerinde duracağımız konu, dünyadaki kara
para işleri ve bu çarkın Türkiye ile ilgisidir. Böylece gerçekte dünyanın
dizginlerini elinde tutan uluslar üstü sistemin nasıl çalıştığını ve Türkiye’nin
iç dinamikleri ile neden oynandığını, sadece AKP değil, Türkiye’deki diğer
düzen partilerinin de neden çare olamayacağını daha iyi anlayacağız.

 

Uluslararası Parasal Sistemin
Arka Yüzü

 

Ultra-zengin uluslararası bankerler, küresel bir finans sistemi içinde
dünya genelinde hâkimiyet ve kontrol kurmuşlardır[11].
Bunun için temel olarak iki yöntem kullanılır[12][13].
Küresel sermayenin para planlama ve aklama merkezi Londra City’dedir. Aksiyon
merkezleri ise Wall Street, Belçika-Brüksel ve Singapur’dadır. Bu sistemin
tamamı BIS tarafından 600 bin terminal ile kontrol edilir. Dünyanın en güçlü
uluslar üstü bankası olmasına rağmen BIS, her zaman düşük profilde kalmayı
başarmıştır. BIS, sadece ABD ve Avrupa’nın değil dünyanın tüm ülkelerinin
merkez bankalarının merkez bankasıdır. Savaş zamanında Vatikan, City of London
veya İsviçre’ye saldırılamaz çünkü büyük satrançta bu bölgenin tarafsız
olmasına karar verilmiştir. Yoksa para akamaz ve parasız savaş olmaz. City of
London, İngiltere’nin bir parçası değil, egemen bir finansal devlettir. Yerel yetkili,
City of London Şirketi’dir. Bu bölgede 225 yabancı banka bulunduğundan
dünyadaki en zengin alan olarak kabul edilmektedir. Vatican City gibi City of
London da kendi anayasası ve bayrağı olan, kanunlardan muaf bir bölgedir.
Böylece uluslararası bankacılar için kendi oyunlarını (dünya hükümeti)
oynayacak özel bir kartel alanı oluşturulmuştur[14].
Londra’da (Royal Bank of Scotland içinde) bir banka paneli tarafından açıklanan
günlük faiz oranı (libor), küresel temel faiz oranıdır ve uluslararası finans
piyasaları için çok önemlidir. Bu faiz oranına göre diğer bankaları kendi para
politikalarını belirler.

 

Zürih’teki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü tarafından
dünyadaki 37 milyon şirket içindeki ulus aşan 43.060 şirket üzerinde yapılan
bir çalışma sonucunda, çok küçük bir çekirdek şirket grubunun küresel ekonomi
üzerinde orantısız bir güç sahibi olduğu ortaya çıkmıştır[15]
Bu dev, avcı çekirdek grup birbirine sıkı sıkıya bağlı 147 şirketten
oluşmaktadır. Bu ultra-zengin grup arkasında katma katman birbirine geçmiş pek
çok şirketi saklamakta ve en zengin 500 şirketi kontrol etmektedir. Bu zengin
tabaka ABD Merkez Bankası (FED) sistemini kontrol eden Wall Street bankaları ve
Avrupa’daki uzantılarından oluşmaktadır. Küresel ekonominin merkezinde olan 10
şirket şunlardır; Barclay’s (İngiltere), Capital Group Companies (ABD),
Fidelity Investments (ABD), AXA (Fransa), State Street Corporation (ABD), JP
Morgan & Chase (ABD), Legal & General Group (İngiltere), Vanguard Group
(ABD), UBS (İsviçre), Merrill Lynch (ABD). Bu 10 şirket küresel finansal ağın
%19.45’ini kontrol ederken, ilk 50 şirket ele alındığında yaklaşık %40’ını
kontrol etmektedir[16].
Rockefeller’ın bankaları ABD’deki en büyük 50 ticari bankanın varlıklarının
%25’ini, 50 büyük sigorta şirketinin varlıklarının %30’unu kontrol eder.
Rockefeller ailesi iki ana bankanın sahibidir; J.P. Morgan Chase ve Citigroup.
Rothschild ailesi de iki ana bankayı kontrol etmektedir;  Barclay Bank ve
State Street Bank. Bu iki aile ana bankaları kontrol ederek FED’i, FED ise ABD
ekonomisini kontrol etmektedir[17].
Rothschild ailesi; Bank of England, Federal Rezerv Bankası, Avrupa Merkez
Bankası, IMF, Dünya Bankasıve BIS’i kontrol etmektedir. Londra Altın Borsası’na
ilave olarak dünyadaki altının çoğuna sahiptir. Altının günlük değerini
belirleyen ailenin dünyadaki gelirin yarısı olarak görülen 231 trilyon dolar
serveti olduğu hesaplanmaktadır[18].

 

1990’ların başında Jacob Rothschild’in himayesinde Küresel
Güvenlik Fonu oluşturuldu. Bu fon istihbarat servisleri tarafından jeopolitik
mühendislik amaçları için kullanılmaktadır. AB Parlamentosu İngiliz üyesi
Ashley Mote, istihbarat servislerinin bu fona katılımı ile ilgili bir soru
önergesi verdi ama cevap alamadı[19].
Bu dev ve kanunsuz tröst fonu, örtülü şekilde 65 trilyon doların rüşvet,
suikast, terörist faaliyetleri destekleme gibi amaçlar için bir finansör
mekanizmanın mali kaynağıdır. Rothschild ailesi üyeleri, 1998-1999 yılları
arasında Tayland, Endonezya ve Rusya parasını çökerten George Soros’un Quantum
Fonu’nuna sermaye sağlayan Club of the Isles’in üyeleridir[20].
George Soros, sadece dünyanın önde gelen spekülatörü değil aynı zamanda
Anglo-Amerikan mali yapısının ayak işleri memurudur. Ülkelerin yağmalanması
için egemenliklerine el konulması işlerine yoğunlaşmıştır. Komünizm çökmeden
çok önce Açık Toplum Vakfı ile mevzilenen Soros, Doğu Avrupa ülkelerinin
ekonomik ve siyasi dönüşümünün aktörü oldu[21].
Soros, Mossad ve Jacob Lord Rothschild ailesinin de içinde olduğu bir zincirin
halkasıdır. ABD’deki CFR, Rockefeller ailesi başta olmak üzere çokuluslu
şirketler ve finans odaklarının sahipleri ve üst düzey yöneticileri ile vakıf
temsilcilerini, kapalı-gizli oda (think-tank) üyelerini, ClA’ye hizmet
verenleri, CIA’ye eleman yetiştiren devlet üniversitelerinin elemanlarını,
muhafazakâr (demokrat ve cumhuriyetçi muhafazakâr) siyasetçileri, devletin dışişlerinde
ile dış misyonlarda görev yapanları, George Soros ve adamları gibi para
piyasası oyuncularını buluşturmaktadır. Soros aslında Hedge fon sihirbazı ve
Soğuk Savaş’ın finansörüdür. Küreselleşme, NATO, Avrupa Birliği, Birleşmiş
Milletler, serbest pazar ekonomisi, çok partili demokrasi ve savaşlar bu
ailelere hizmet etmektedir.

 

Dünyayı Yöneten Elit Tabaka
Nelerle Uğraşır?

 

Süper zenginlerin tüm dizginleri elinde tuttuğu neo-feodal bir
dünyada yaşıyoruz. Daha çok kıyı bankacılığı (off-shore) ile ülke dışında
sağlanan fonları kullanan ve her türlü yasadan muaf, uluslararası mali
merkezlerin (vergi cennetleri) aktörleri olan bu kişiler ülkenizde üretilen her
malı ve hizmeti alır ama vergi ödemez. 2012 yılı raporlarına göre sadece kıyı
bankacılığında küresel elit 32 trilyon doları elinde tutmakta idi[22].
Hâlbuki 2011 rakamlarına göre ABD’nin GDP’si 15 trilyon, borcu ise 16 milyon
dolardır. Bu elit kesimin kıyı bankacılığı dışında pek çok gayrimenkul, değerli
metal ve diğer finansal olmayan varlıkların toplamı da 21-32 trilyon dolar
arasında hesaplanmaktadır[23].
Sahip oldukları güç ve kontrolün sınırlarını çizmek kolay değildir. Bilinen
aynı kişilerin uzun zamandır değişmediği, siyasi partilerin kontrol ettiği,
liderlerini seçtiği ve politikalarını dikte ettiği, devlet içindeki önemli
mevkilere tayinlere etkili oldukları ve bu kişileri usulsüz büyük iş
bağlantıları için kullandıklarıdır. Bu elit tabaka, pek çok ülkedeki
politikacıları ağına düşürmüştür. ABD Başkanını seçen Kongre üyelerinin
belirlenmesi bu elit tabakanın işidir. Bu mutlu ve zengin kesimin gücü ülkenin
şirketleri, bankaları, medyası, hukuk sistemi, üniversiteleri, yardım
örgütleri, siyaset belirleme kurumları, gazinoları, spor alanları arasına
dağılmıştır. Dünya para piyasasının denetimini sağlamak üzere ‘Uluslararası
Para Fonu’nun (IMF) yasal ve teknik çalışmaları CFR tarafından yapılmıştır.
Böylece Rockefeller, Mellon, DuPont, Rothschild vb. bankacıların oluşturduğu
özel bankalar karteli; Federal Reserve System (Federal Merkez Bankası) vasıtası
ile hükümete para akışını, para değerini ve faiz oranlarını dikte etmektedir[24].

 

Bu aileler sadece siyaseti ve ekonomiyi kontrol etmiyor, dünyanın
sosyal güçlerine de hâkim olmak için think-tank’ler, NGO’lar, vakıflar kuruyor,
hayırseverlik işlerine el atıyorlar. Böylece toplumu ve modern insan tarihini
değiştirmeyi ve yeniden şekillendirmeyi hedefliyorlar.ABD eğitim sistemine
hâkim olan Rockefeller Vakfı ve diğer elit örgütler Ivy Ligi Okulları’na
yıllardır büyük miktarda para aktardılar. Bugün bu okullar Amerikan kolej ve
üniversitelerinin standart okuludur ve son dört ABD başkanı Ivy Ligi
Okulları’nda yetişmiştir. Bu elit aynı zamanda gizli topluluklar (Skull and
Bones[25],
Mason vb.), güçlü think-tank merkezleri (CFR, Trilateral Komisyonu, Bildelberg,
Bohemian Grove, Chatham House vb.), büyük bir gönüllü yardım ağı ve NGO’lar
(Rockefeller Vakfı, Ford Vakfı, World Wildlife Fonu vb.) yolu ile büyük bir güç
kullanmaktadır. Medya boyutunda ise altı büyük dev şirket tekeli
televizyonlarımıza, müzik kanallarımıza ve web sitelerimize karar vermektedir.
Rothschild ailesi Reuters ve Associated Press haber ajansları yanında ABC, CBS
& NBC gibi televizyon kanallarının sahibidir. 1600 CFR üyesinin 120’si
kendi gazete, dergi radyo ve tv ağını yönetmekte ve akademik dünya ile iç
içedir.  CFR üyeleri dünyanın en önemi vakıflarını yönetir ve kurulduğu
günden beri CIA onların kontrolü altındadır. 90 üyesi Wall Street’in ana
uluslararası bankacılık kuruluşlarına sahiptir. Başkanlar, Başkan Yardımcıları
ve dev şirketlerin yönetim kurulu başkanları CFR üyesidir.

 

Uluslararası finansörler vergiden muaf olan vakıfları eğitim,
bilimsel ve diğer kamusal amaçlar için kullanır. Vakıflar; özel servetlerin
hâkim olduğu Wall Street ile Harvard, Yale, Columbia ve Princeton gibi Ivy Ligi
kolejleri ile bağ kurmak için gereklidir[26].
Hayırseverlik kurumları gibi hareket eden bu vakıfların verdiği bağış ve
burslar ile aslında kurucularının çıkarlarına katkıda bulunulur. Moleküler
biyoloji ve genler ile ilgili çalışmalar Rockefeller Vakfının yarattığı bir
alandır. Nüfus azaltması ve GMO’lar büyük bir stratejinin parçasıdır ve dünya
nüfusunda önemli bir azaltmayı hedeflemektedir. Bill ve Melinda Gates Vakfı,
Sahra Altı Afrika’da kullanılacak GMO ürünlerinin geliştirilmesi 10 milyon
dolar bağışladı. Vakıfların el attığı diğer bir alan aşılardır. Bill Gates’e
göre; “Dünyanın nüfusu bugün 6.8 milyardır ve 9 milyar civarına ulaşacaktır.
Eğer yeni aşılar üretir, yeniden üretim sağlık hizmetleri ile birlikte bu
nüfusu %10-15 azaltabiliriz[27].”
Rockefeller Vakfı, Nüfus Konseyi, Dünya Bankası, BM Kalkınma Programı (UNDP),
Ford Vakfı ve diğerleri Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte 20 yıl boyunca,
tetanoz ve diğer aşıları kullanarak üremeyi önleyici aşı üzerinde çalıştılar[28].
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Çevre Dairesi, BM Nüfus Fonu, Bill ve Melinda
Gates Vakfı bütün insanlar üzerinde kullanılacak kitlesel aşı programları ve
GMO ürünleri üzerindeki çalışmalarda işbirliği yapmaktadır. Rockefeller
kurumları sosyal kontrol ve sosyal mühendisliği (soy arıtımı) en önemli
vasıtalardan biri olarak görmektedir. Rockefeller Vakfı, Carnegie Şirketi (New
York) ve Carnegie Endowment for International Peace dış politika, propaganda ve
hükümetlere sızma konularında büyük fonlar kullanmaktadır[29].
Ford, Rockefeller ve Carnegie gibi vakıflar CIA’nın örtülü faaliyetleri için
örtü sağlamakta, özel fonlardan gelen cömert paralarla CIA sınırsız bir şekilde
gençlere, sendikalara, üniversitelere, yayın organlarına ve diğer özel
kurumlara ilişkin örtülü programlar uygulamaktadır[30].

 

Kara Para Dünyası

 

Zbigniew Brzezinski’ye göre[31]Bütün ülkelerin insanları, hükümetleri ve ekonomileri çok uluslu
bankaların ve şirketlerin ihtiyaçlarına hizmet eder.” Aldığımız her
şeyin %35-40’ı bankacıların, finansçıların ve hissedarların faizlerine gider
[32].
Bu da paramızın başta Wall Street olmak üzere küresel sermayenin cebine
gittiğini gösterir. Bu acımasız özel bankacılık sistematiği zengini daha zengin
fakiri daha fakir yapar. Eğer kredi kartı borçlarınızı zamanında ödüyorsanız bu
saklı haracın sizi ilgilendirmediğini düşünebilirsiniz ama gerçek öyle
değildir. Tüccar, tedarikçi, toptancı ve perakendeci gibi bu zincirde yer alan
herkes faturalarını ödemek için kredi kullanmaktadır. Bir ürün tüketici
tarafından satın alınana kadar malı üretmek için işçilik ve malzemeye para
ödemelidir. Bu yüzden zincirdeki her aktör üretim masraflarına faiz ekler ve
son tüketiciye kadar eklenerek gelir. Bu faiz ürünün özelliğine göre %10-80
arasında olabilir ama bankacılık faaliyetleri bu faizleri etkiler. Sonuçta en
alttaki %80 bu faizleri öderken, en üstteki %10 fakirlerin vergisini toplar.
Aşağıdan yukarıya doğru bu çığ etkisi durdurulamaz. Bu bileşik faiz toplumu
yiyip bitiren parazitler ve kanserdir. Kredi kartınızı zamanında ödemediğinizde
faiz oranları bileşik olarak her gün artmaktadır. Minimum ödemeyi yapsanız bile
faiz ödemekten kurtulamazsınız. Bu faiz ödemelerinin son durağı olan
Visa-MasterCard ve bankalar her işlemde 4 sent masraf yapmasına rağmen 44 sent
ücret almaktadır. Her üründe %35 paranız uçmakta yani üç ödeyip iki
almaktasınız.

 

Federal Rezerv Bankası sistemi içinde gizlice uygulanan mafya tipi
bir bankacılık süreci gizli hesaplarda bu işlemleri yürütmektedir. Trilyonlarca
dolar kara para uluslararası bankacılık sisteminin kontrol etiği kıyı
bankacılığı denilen İsviçre, Lüksemburg, İngiliz Kanal Adaları, Cayman Adaları
ve dünyanın 50 diğer yerindeki bankalarda tutulmaktadır[33].
15 sanayileşmiş ülkenin 8’inde kara para trafiği suç olarak bile görülmez ve
kimse bununla suçlanmaz. İsviçre, dünyanın en büyük kara para ülkesidir. 2009
yılında 2.1 trilyon dolar bankalarındaki kara para miktarı 2008 krizi öncesi
2007 yılında 3.1 trilyon dolar idi[34].
Büyük Batılı bankalar ve finansal kurumlar uyuşturucudan gelen paraları bu hesaplarda
saklamaktadır[35].
İngiliz HSBC[36],
uyuşturucu parası trafiğine liderlik etmektedir. HSBC, uyuşturucu trafiği
içinde Asya’da diğer yasal olmayan altın, elmas ve diğer değerli maden
trafiğini de yönetmektedir[37].
Uyuşturucu parası çökmekte olan bankalar için en iyi likit yatırım
sermayesidir. 2008 krizinde de bankalar sisteminin likidite sorunu büyük ölçüde
uyuşturucu ve diğer illegal faaliyetlerden sağlanan para ile karşılandı[38].
İllegal yollardan kazanılan paranın sonunda gittiği yer New York ve London
City’deki merkezleridir[39].
Uyuşturucu trafiğinde yer alma ve kara para temizleme konusunda adı çıkmış
büyük bankalar şunlardır; Bank of England, Federal Rezerve Bankaları, BIS,
Dünya Bankası, HSBC, American Express. American Express Bankası’nın Seyahat
Çekleri, uyuşturucu dolarlarının taşınmasında kullanılan bir yöntemdir.
Yukarıdaki bankaların altında ve kontrolünde dünya genelinde binlerce büyük ve
küçük banka da kara para trafiğinin içindedir.

 

Dünyada uyuşturucu ticareti tek bir şebekenin kontrolü altındadır
ve bu dünyadaki en büyük iş alanıdır. Uyuşturucu trafiği, tarladaki afyondan
caddenin köşesindeki eroin satıcısına dünyada tek bir entegre operasyon ağı ile
çalışır[40].
İngiliz monarşisi 200 yıllık tecrübesi ile Uzak Doğu’ya yönelik uyuşturucu
trafiğini yönetmektedir. Anglo-Dutch (İngiliz-Hollanda) kıyı bankacılığı
sistemi ve ilgili değerli metal ve mücevher ticareti kara para üzerine dizayn
edilmişken, dünya uyuşturucu trafiği baştan aşağıya İngiliz ve müttefiki
monarşilerin kontrolü altında çalışır[41].İngiltere’de
Mİ 6, dünya uyuşturucu trafiğinin Lordu olarak bilinir[42].
Hong Kong, İngiliz uyuşturucu trafiğinin merkezi idi[43].
Kokain dünyanın en karlı ticaret maddesidir[44].
1951 yılında Mİ 6’dan Sir William Stephenson tarafından kurulan Mossad’a aynı
zamanda bu tür görevleri yapma yeteneği kazandırılmıştı[45].
BCCI[46],
İran Körfezi’nin petro-dolarlarını uyuşturucu parası ile karıştırıp finans
dünyasına örtülü şekilde süren CIA, MOSSAD ve Mİ6 ağının kasası idi[47].
ABD’nin 1950’de Güney Asya’ya, 1959’dan sonra Hindiçini’ne, 2001’de
Afganistan’a müdahaleleri bir yandan dünya uyuşturucu pazarının da
restorasyonunu getirdi[48].
ABD Uyuşturucu Mücadele İdaresi (DEA[49])
ve ilgili teşkillerinin hedefi olan kişiler sorgulamalar sonrası CIA adına
çalışmaya başladılar. CIA, Meksika’dan Honduras, Panama ve Peru’ya kadar
ülke istihbarat servisleri uyuşturucu işlerinde işbirliği ağı kurdu[50].
1980’lerde BirleşikArap Emirlikleri’nin Dubai’si serbest liman ve kara para
aklama merkezi haline getirildi[51].
CIA artık Hong Kong yerine Dubai’den afyon ve gizli silah satışını yürütmeye
başladı. Yaratılan bu Altın Hilal’de İran,

Afganistan ve Pakistan bulunmaktadır.

 

Uyuşturucu ve Kara Para Trafiği

 

Uluslararası uyuşturucu ticareti yukarıdan aşağıya dünya siyasi
yapılanması içinde en iyi organize olmuş, İngiltere’nin koruması altında ve
ABD’nin büyük görünmez gelirler elde ettiği bir iş alanı olmaya devam etmektedir[52].
Uyuşturucu geliri Amerikan ve dünya ekonomisinin ayrılmaz bir parçasıdır.
ABD’nin yıllık 700 milyar dolarlık illegal uyuşturucu geliri büyük ölçüde Wall
Street’deki finans kurumları tarafından yutulur[53].
Halkının büyük çoğunluğunun fakir olduğu ve 56 milyon kişinin yiyecek kuponu
ile beslendiği ABD’de sosyal çalkantıların önüne geçmek için ‘din’ dışında iki
şeyin ucu açılmıştır; seks ve uyuşturucu. ABD, hem uyuşturucudan para
kazanmakta hem de ülkeye giren uyuşturucuyu kontrol altına almaktadır. ABD’ye
yıllık 400 ton uyuşturucu girmesine müsaade edilmektedir. ABD’nin uluslararası
uyuşturucu trafiğini kontrol sistemi Meksika’dan Kolombiya ve pek çok ülkeye
Pentagon, CIA ve ülke liderlerinin yer aldığı bir sistemle yürütülmektedir.
Latin Amerika’da uyuşturucu trafiğini kontrol etmek; ABD’ye aynı zamanda siyasi
baskı ağı sağlamakta, bu alış verişte ABD şirketleri mağdur ülkelerin kamu
teşebbüslerini skandal denecek ucuz fiyatlara satın almakta ve pazarlarına girmektedirler[54].
Bu sistemin bir aracı olan Panama diktatörü Noriega, izin verilenden fazla
uyuşturucu satınca, demokrasi adına bir askeri harekâtı müteakip ABD’ye
getirildi, yargılandı ve hapse konuldu. ABD dünya genelinde uyuşturucu
(narkotik) ile mücadele görüntüsü altında silahlı kuvvetleri ve istihbarat
örgütleri ile birlikte operasyonlar yaparak, bu trafiği kontrolü altında
tutmaya ve para kazanmaya devam etmektedir.

 

ABD tarafından işgalini müteakip ABD-NATO kontrolü altındaki
Afganistan’da eroin üretimi ve satışı patlama yaptı. Azerbaycan, en stratejik
eroin geçiş merkezi oldu. ABD hava üslerinin olduğu Kırgızistan, Azerbaycan ve
Türkiye bu geçiş güzergâhının üzerindeki ülkelerdir. Bu güzergâh Türkiye’den
sonra Bulgaristan, Kosova, Bosna istikametini izlemektedir. Deniz güzergâhı ise
Korsika adasına uğramaktadır. Afganistan harekâtı başladığından beri 10 yılda
Akdeniz’de bir gram bile uyuşturucu yakalanmadı[55].
Afganistan’da Batılılar bir yandan uyuşturucu üretimi, ulaşımı ve dağıtımını
kontrol altına aldı. Petrol ve enerji hatlarının jeopolitik ve askeri kontrolü
kadar uyuşturucu rotalarının da kontrolü stratejik bakımdan önemlidir.
İstihbarat servisleri, iş dünyasının güçlü merkezleri, uyuşturucu ticareti
yapanlar ve organize suç örgütleri bu rotaların stratejik kontrolü için rekabet
halindedir[56].
Amerikan uyuşturucu trafiği ve ilgili suç faaliyetleri için Bahama önemli bir
merkezdir. Küresel uyuşturucu ticareti, istihbarat servisleri tarafından
yönetilir ve bu işe İngiliz istihbaratı liderlik eder. Mİ 6’nin edindiği
uyuşturucu parası Bank of England, Barclays Bank ve diğer bağlı bankalara
aktarılır. Bu para orijini kaybolana kadar büyük bir işlem trafiği içinde
hesaptan hesaba aktarılır. Para ne kadar temizlense de tamamen temizlenemez. Bu
para ile illegal değerli taş trafiğini yöneten Oppenheimers gibi iş dünyası
ailelerinden elmas satın alınır. Elmaslar uyuşturucu parası temizlenene kadar
satılır[57].
ABD bir yandan ülkeleri uyuşturucu ile mücadelede yetersiz kalmakla suçlarken,
CIA elemanları dünya genelinde uyuşturucu gelirlerinden yolsuzluk cennetleri
yaratır. Uyuşturucular, petrol ve silahtan sonra dünyanın en değerli üçüncü
ticari metasıdır[58].

 

Ortadoğu’yu İngilizlerden devralan ABD, 1950’lerden beri bir Arap
aristokrat tabakası yetiştirdi; bir şah (İran), sultanlar (Abu Dabi, Umman),
emirler (Bahreyn, Kuveyt, Katar, Dubai) ve krallar (Suudi Arabistan, Ürdün,
Fas). Fas’tan İran’a bu istikrarsız bölgede Amerikan silahlarına bağımlı askeri
ittifaklarla kendine sadık rejimler oluşturdu. Bu ülkelerin iç güvenliğini,
Amerikan sermayesinin ve ülke elitlerinin özel beklentilerini karşılamak için
CIA sağladı[59].
1974 yılında petrol fiyatları aniden artınca ABD ile Suudi Arabistan arasında
yapılan gizli anlaşma ile petro-dolarların Amerikan ekonomisine dönüşü garanti
altına alındı[60].
Bu anlaşmaya göre Suudi Arabistan’ın petrol gelirleri ABD’ye yatırım olarak
giderek, ülke borçlarının kapatılmasında kullanılacaktı[61].
Genç bir Wall Street yatırım bankacısı Suudi Arabistan’a gönderildi ve Suudi
Petro-dolarlarının Londra ve New York’da hangi bankalara yatırılacağına karar
verildi. 1974’den itibaren OPEC gelirlerinin üçte biri olan 60 milyar
dolar en büyük üç Amerikan bankasına gitmeye başladı[62][63].
1973 yılından beri ABD silah satışlarının %65’i Ortadoğu’ya gitmiştir.

 

Sonuç; Türkiye’de Kara Para
Trafiği ve Yolsuzluk Batağı

 

Özetle ABD, İngiliz ve İsrail istihbaratı uyuşturucuyu örtülü bir
şekilde taşımakta ve satmaktadır. Para, Batılı bankalar vasıtası ile terör
örgütlerine silah alınmasında ve diğer örtülü operasyonların desteklenmesinde
kullanılmaktadır. ABD ve Avrupa silah üreticileri gelirlerinin önemli bir
bölümünü silah için küresel uyuşturucu trafiğinden sağlamaktadır. Türkiye’deki
hükümetler de bu çanaktan izin verildiği ölçüde yalanmakta ama başlarına örülen
terör belası nedeni ile büyük ölçüde mağdur konumundadırlar. AKP ile birlikte
işler değişti, kendini sınırsız ve karşı konulmaz bir güçte gören Erdoğan,
kendi özel para trafiğinin başına geçti. AKP hükümeti 11 Eylül 2001’den sonra
Batı’dan kaçan Arap sermayesini Türkiye’ye çekmeyi ve bu para ile rejimin
dönüşümü projesinin finansman sorununu aşmayı planladı. ABD’nin önde gelen
stratejistlerinden Michael Rubin, AKP hükümetinin Arap sermayesini illegal
yollardan Türkiye’ye getirdiğini açıkça yazıyordu. Bu paraların Suudi Arabistan
kaynaklı olduğunu belirtiyordu[64].
Buna karşılık İstanbul, Arap sermayesine peşkeş çekiliyordu.Taksim Gezi
Parkı’ndaki paylaşım İstanbul rant pazarı haline gelmesinin bir yansımasıdır.
Küresel sermayenin yeni bir finans merkezi ve para ekonomilerini canlı tutacak,
sıcak geçişleri sağlayacak, bir mekân olarak ülkemizde İstanbul seçilmiş ve
bunun alt yapısı hazırlanmıştır. İstanbul, yeşil sermayeye peşkeş çekilirken,
her yeri saran AVM ve site inşaatları hükümete yakın olanlara ihale edildi.[65].
28 Şubat süreci bağlamında Refah Partisi’ne karşı topluca isyan eden büyük
gruplar, birkaç yıl sonra, bu partinin içinden çıkan AKP’yi benimsemekte
tereddüt etmemiştir. Türkiye’nin büyük burjuva­zisi, AKP’nin birinci döneminde
herhangi bir ‘çatlak ses’ çıkarmamaya özen gös­termiştir. Birçok büyük sermaye
grubu, birinci AKP iktidarı döne­minde varlıklarını birkaç kat arttırdı.

 

ABD’nin ılımlı İslam projesi için üretilen ve her seçim öncesi
yelkenleri şişirilen AKP, küresel sermayenin de desteğini hemen arkasında bulmuştu.
Verilen krediler 2007’deki genel seçimler için kurtarıcı oldu. Bu destek
sonraki seçimler için de devam etti ve AKP hükümetinin iyice pervasızlaşmasına
uygun bir zemin hazırladı. Bütün bu kredilerin nedeni küresel sermayenin
neo-liberal politikalarına harfiyen uymak yani yabancı sermayeyi ülkeye açmak
ve özelleştirme önündeki engelleri kaldırmaktı. Halka yansımayan ama yaratılan
refah yanılsamasının üzerine “demokratikleşme” oyunu içinde Kürt açılımı ve
Ergenekon komploları sahnelendi. Batı zamanla AKP’nin başka yönlerini görmeye
başladı. AKP de Ortadoğu’da ılımlı İslam diye getirilen diğer rejimler gibi
radikal ve otoriter hale geldi. Dayatılan Kürt politikasına rağmen kendi
İslamcı tezleri için ABD ve AB çıpasından kurtulmaya çalıştı, bağımsız bir
mezhep politikası izlemeye başladı. Hükümet, Ortadoğu’da terör bataklığına
bulaşırken, kara para trafiğine de daldı. İran ile altın-gaz alışverişi,
Suriye’deki cihatçılar, Yasin el Kadı, Saleh al Aruri, Hamas bağlantıları,
İnsani Yardım Vakfı (İHH) ile bağlantıları bu trafiğin ifşa olmuş kanallarıdır.
Uçak ve TIR’lar ile para, altın ve silah taşıma işlerine başlayan MİT, kargo
şirketine döndü. El Kaide finansörü Yasin El Kadı’nın kara parasını Türkiye’de
akladığını ortaya koyan görüşme kayıtları rüşvet ve yolsuzluk soruşturması
dosyasına girdi[66].
Başta ATV-Sabah medya grubu ve BMC gibi TMSF tarafından el konulan kuruluşların
el değiştirmesinde kayıt dışı paraların sisteme sokulduğu
söylenmektedir.Başbakan Erdoğan’ın bizzat telefonla iş adamlarını arayarak,
para topladığına ilişkin ses kayıtları medyada yayınlanmaya başladı ve bu tür
ifşaatların devam edeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Erdoğan para sıfırlamaya
çalıştığı evde bulunan 1 milyar dolardan fazla paranın 400 milyon avro kadar
bölümü, ATV-Sabah medya grubunun satın alınması için toplanan paralardan arta
kalanlardı.

 

Türkiye’nin 2013’ün altı ayında Esad karşıtlarına 47 ton silah
yolladığı ifade ediliyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Saleh al Aruri de
dışardaki faaliyetlerini Türkiye üzerinden yürütüyor. Aruri, Türkiye toprakları
üzerinde finansal kaynak sağlayıp bunu terör gruplarına aktarıyor. Türkiye,
Gazze’deki Hamas yönetimine finansal ve materyal destek sağlıyor. İnsani Yardım
Vakfı’nın El Kaide’ye destek sağladığı iddia ediliyor. Türkiye’ye kayıt dışı
olarak giren ve kaynağı belli olmayan yüklü miktarda altın ve dövizin,
aklanarak sisteme sokulduğu iddia edilmektedir[67].
Kara para trafiğinin en ilginç boyutu Halkbank’ın marifetleri oldu. Halkbank, üçüncü
kişilere sattığı ürünlerin ödemelerini tahsil edebilmek için İran’ın çalıştığı
bankalardan sadece biridir. Büyük kısmı İran’dan olmak üzere 87 milyar Avro’yu
transfer eden Reza Zerrab, son 1-1.5 yılda yaklaşık 1 metrik ton altını her gün
İran’a taşıdı. Zerrab’ın bunun karşılığında bakanlara ve bakan ailelerine
milyonlarca dolarlık nakit ve hediye verdiği iddia ediliyor[68].
Zerrab’ın ilk başta Rusya odaklı bir sistemle kara para akladığı, bu yöntemin
deşifre edilmesinin üzerine Halk Bankası üzerinden yeni bir kara para aklama
yöntemi geliştirildiğini belirlendi. Toplanan külçe altın ve nakit paraları
kuryeler aracılığıyla havalimanından İran’a veya İran’a göndermek üzere
Dubai’ye fiziki olarak yollandı. Halk Bankası’nı kullandıkları işlemlerde de
Dubai-İran-Türkiye üçgeninde gerçekte olmayan gıda gibi ihracat belgelerini
kullandılar[69].
Son olarak, ABD merkezli Demokrasileri Koruma Vakfı’nın (FDD[70])
21 Şubat 2014 günü yayımladığı raporda; Türkiye, uluslararası terörü finansa
etmekle ve yasa dışı faaliyetlerin aktarım merkezi olmakla suçlandı. Ne demeli?
Dinime küfreden Müslüman olsa… Dünyada hiçbir gücün bu para, uyuşturucu ve
altın vb. değerli metal trafiği bozmasına müsaade edilmez. Kendi geleceklerini
bu sisteme bağlamış ne AKP, ne de diğer düzen partileri bu güce karşı koyamaz.

 

[1]ABD Dış İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations)

[2]Sr. Robert Gaylon Ross: The Elite
Don’t Dare Let Us Tell the People
, Ross International Enterprises,
(San Marcos, 2004), p.3-26.

[3]Bank for International Settlements

[4]BIS, 17 Mayıs 1930’da 1. Dünya Savaşı sonrası Versay Anlaşması ile
Almanya’dan istenen borçların ödenmesini yönetmek üzere kuruldu. Bu banka
dünyadaki en gizli ve güçlü küresel finans kurumu oldu.

[5]İngiliz Kraliyet Ailesinin kurduğu dünya genelindeki kartel için
bakınız; Richard Freeman: The Windsors’ Global Food Cartel: Instrument for
Starvation,Executive Intelligence Review, (December 8, 1995).
www.larouchepub.com/other/1995/2249_windsor_food.html

[6]Bu ailelerin kontrol ettiği kontrol ettiği banka ve şirketler
arasında ise şunlar bulunmaktadır; Bank of England, Anglo-American Corp of
South Africa, Rio Tinto, De Beers Consolidated Mines and De Beers Centenary AG,
N.M. Rothchild Bank, Barclays Bank, Lloyds Bank, Midland Bank, National
Westminster Bank, Barings Bank, Schroders Bank, Standard Chartered Bank,
Hambros Bank, S. G. Warburg, Toronto Dominion Bank, Lazard Brothers, Lonrho, J.
P. Morgan and Co, British Petroleum, Shell and Royal Dutch Petroleum, General
Electric, HSBS Holdings (Hong Kong and Shanghai Bank), Imperial Chemical Industries,
ING Group, Jardine Matheson, Peninsular and Oriental Steam Navigation Co,
Reuters, GlaxoSmithKline, Unilever, Vickers.

[7]Lisa Karpova:The LargeFamilies that Rule the World,Pravda.Ru,(November
18, 2011).

http://english.pravda.ru/business/finance/18-10-2011/119355The_Large_Families_that_rule_the_
world 0/

[8]Frank de Varona:The Bank for International
Settlements Who Rules the World
, Enviado por ei en, (Septiembre 17, 2013).

http://eichikawa.com/2013/09/the-bank-for-international-settlements-who-rules-the-world.html

[9]Genetically Modified Organisms

[10]Dean Henderson: Big Oil &Their Bankers in the Persian Gulf,
CreateSpace Independent Publishing Platform, (2010), p.47.

[11]Carroll Quigley: Tragedy &
Hope: A History of the World in Our Time
, GSG and Associates,
(1975), p.321. 

[12]Des Griffin: Fourth Reich of the Rich, Emissary Publications,
(1994), p.78.

[13]Michael A. Peters: The Crisis of
Finance Capitalism and the Exhaustion of Neoliberalism
, Truthout, (21
July, 2013).

http://truth-out.org/opinion/item/17536-the-crisis-of-finance-capitalism-and-the-exhaustion-of-neoliberalism

[14]Nicholas Shaxson: Treasure Islands: Tax Havens and the Men Who
Stole the World, Vintage, (2012), p.156.

[15]New Scientist: The
Capitalist Network that Runs the World
, (October 2011). Forbes: The
147 Companies that Control Everything, (22 November, 2011).
http://www.forbes.com/sites/bruceupbin/2011/10/22/the-147-companies-that-control-everything/

[16]Washinton Post: 10 Firms that
Rule the World
, (07 Nov, 2012). http://www.washingtonpost.com/
blogs/wonkblog/post/the-10-firms-that-rule-the-world/2011/11/07/gIQAqR3KvM_blog.html

[17]Antony C. Sutton: Wall Street and the Rise of Hitler, G S G &
Associates Pub, (1976), p.119.

[18]Henderson: ibid, (2010), p.127.

[19]Finance, Geopolitical Warfare, Politics: Ashley Mote Raises an Issue in EU Parliament,
(Feb 7, 2010).
http://www.indybay.org/newsitems/2007/12/02/18464823.php 

[20]Des Griffin: Descent Into Slavery?,Emissary Publications, (2008),
p.57.

[21]Executive Intelligence Review: The True Story of Soros the Golem,
(April 1997) in Peter Mayers: Soros As Rothschild Agent, (July 31, 2001).
http://www.bibliotecapleyades.net/sociopolitica/esp_sociopol_rothschild06.htm

[22]Michael Snyder: Who Runs The World? Solid
Proof That A Core Group Of Wealthy Elitists Is Pulling The Strings
,
Economic Collapse, (Jan 30, 2013).

[23]James S. Henry: Pirate
Bankers
, Thunder’s Mouth Press, (2006), p.156.

[24]Turgut Gürsan: Yeraltındaki
Gizli Dünyalar
, Delis Kitaplar, (İstanbul 2003), s.194.

[25]1832 yılında Alman İllüminati topluluğunun, ABD ayağı olarak
kurulduğu öne sürülen Skull and Bones (Kafatası ve Kemikler) bir öğrenci
topluluğu kulübüdür. Masonik ve İllüminist görüşlerden oldukça etkilenerek
kurulmuş ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmüştür.

[26]Quigley: ibid, (1975), p.284.

[27]Bill Gates: Meeting the Millennium Development Goals, at the World
Economic Forum in Davos, Switzerland Friday, (Jan. 29, 2010.)

[28]Gary Allen: None Dare Call It Conspiracy,
Gsg & Associations, (1971), p.211.

[29]F. William Engdahl: Seeds of Destuction: Hidden Agenda of Genetic
Manipulation,Global Research, (2007), p.257.

[30]Frances Stoner Saunders: The Cultural Cold War: The CIA and the
World of Arts and Letters, New Press, (2001), p.133.

[31]Zbigniew Brzezinski: Between Two
Ages: America’s Role in the Technetronic Era
, Praeger, (1982),
p.211.

[32]Margrit Kennedy: Occupy Money.
Creating an Economy Where Everybody Wins
, New Society Publishers,
(2012), p.88.

[33]John le Carre: Our Kind of Traitor, Viking Books, (2010), p.43.

[34]Nicholas Shaxson: Treasure Islands: Tax Havens and the Men Who
Stole the World, Vintage, (2012), p.321.

[35]Michel Chossudovsky: America’s War on Terrorism, Global Research,
(2005), p.141.

[36]Hong Kong and Shanghai Bank

[37]Catherine Austin Fitts: Narco-Dollars For Beginners, Narco News,
(October 24, 2001). http://www.narconews.com/narcodollars1.html

[38]The Guardian: Drug Money Saved Banks in Global Crisis, Claims UN
Advisor, (December 13, 2009).
http://www.theguardian.com/global/2009/dec/13/drug-money-banks-saved-un-cfief-claims

[39]Ed Vulliamy: How a Big US Bank Laundered Billions from Mexico’s
Murderous Drug Gangs, Observer, (April 3, 2011).

[40]Michael C. Ruppert: The
Bush-Cheney Drug Empire
, Nexus Magazine, Vol.8, Nu.2 February-March
2001. http://www.bibliotecapleyades.net/sociopolitica/esp_sociopol_bush11.htm

[41]Konstandinos Kalimtgis, David Goldman, Jeffrey Steinberg:Dope Inc.
Britain’s Opium War Againts the U.S.,  Part II: How the Drug Empire Works,
(April 24, 2008). www.bibliotecapleyades.net “How the Drug Empire Works”

[42]James Casbolt: MI-6 Are The Lords of the Global Drug Trade, The
Truth Seeker, (May 29, 2006). http://www.thetruthseeker.co.uk/?p=4640

[43]Executive Intelligence Review:DOPE, INC.: The International Drug
Cartel, Money-Laundering, and State Power, 1992.
http://www.thirdworldtraveler.com/Drug_War/DOPE_INC_part2.html

[44]Economist: Link in the Cocain Chain, (August 1989).

[45]Chossudovsky: ibid, (2005), p.232.

[46]Bank of Credit and Commerce International.

[47]Henderson: ibid, (2007), p.122.

[48]Peter Dale Scott: American War Machine: Deep Politics, the CIA
Global Drug Connection, and the Road to Afghanistan,Rowman & Littlefield
Publishers, (2010), p.310.

[49]Drug Enforcement Agency

[50]Peter Dale Scott and Jonathan Marshall: Cocaine
Politics,University of California Press, (1998), p.69.

[51]Henderson: ibid, (2007), p.178.

[52]Daniel Estulin: Shadow Masters, Time Day, (2010), p.231.

[53]Estulin: ibid, (2010), p.234.

[54]James Petras and Henry Veltmeyer: Globalization
Unmasked
, Zed Books, (2001), p.146.

[55]Sibel Edmonds:NATO, Terrorism, 9/11 and Drug Running, (Jan 30,
2013). http://www.boilingfrogspost.com/2013/01/30/sibel-edmonds-on-nato-terrorism-911-and-drug-running/

[56]Michel Chossudovsky: The Global Economic Crisis: The Great
Depression of the XXI Century,Global Research Publishers, (2010), p.223.

[57]Casbolt: ibid, (2006).

[58]Jesse Ventura: American Conspiracies: Lies, Lies, and More Dirty
Lies that the Government Tells Us, Skyhorse Publishing, (2011), p.233.

[59]Henderson: ibid, (2007), p.145.

[60]Scott: ibid, (2010), p.97.

[61]John Perkins: Confessions of an Economic Hitman, Plume
Publications, (2005), p.177.

[62]Alfred W. McCoy and Brett Reilly: Washingtonon
theRocksAnEmpireofAutocrats,Aristocrats,
andUniformed Thugs BeginstoTotter,
(April 25, 2011).
http://futurefastforward.com/images/stories/geopolitical/WashingtonOnTheRocks.pdf

[63]Henderson: ibid, (2007), p.167.

[64]Michael Rubin: Green
Money/Islamist Politics in Turkey
, The Middle East Quarterly,
Winter 2005, p.13-23.

[65]Nusret Kebapçı: Küresel Sermaye Kazandı, Milliyet, (04 Ekim 2010).

[66]Özer Sürmeli: El Kadı, Erdoğan’ın Yardımı ile Türkiye’de Kara Para mı Aklıyor? (02 Mart 2014).

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/el-kadi-erdoganin-yardimi-ile-turkiyede-kara-para-mi-akliyor-h20376.html

[67]Sol Gazetesi: CHP’liErdoğdu
Erdoğan’a Kara Para Trafiğini Sordu
, (21 Ocak 2014).
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/chpli-erdogdu-erdogana-kara-para-trafigini-sordu-haberi-86185

[68]Cumhuriyet: Cihat’ın Finansörü,
(02 Mart 2014).

[69]Zaman: Halk Bankası Üzerinden Kara Para
Aklama
, (21 Aralık 2013).http://www.zaman.com.tr/gundem_halkbank-uzerinden-karapara-aklama_2186648.html



















































































































































































































































[70]Foundation of Defense for Democracies

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet