EKONOMİ & FİNANS & KALKINMA & DIŞ TİCARET

ZAFER ATUN : BU GÜNLERE NASIL GELDİK ?

İnanın hiç de zor olmadı. Çok kısa
bir sürede çok kolay bir şekilde geldik. Olayı basitçe anlatmaya çalışayım.

Zengin
bir tüccar varmış onun da çocukları , gün gelmiş birgün bu zengin tüccar ölmüş
, kalmış çocuklar bir başlarına. Babadan Para,mal,mülk gani gani miras kalmış.

Çocuklar
başlamışlar kalanları yemeye ufaktan eritmeye önce parayı bitirmişler
(Türkiyenin sanayisinin ve İlerleme hamlesinin durdurulması ve sanayisizleşmeye
mahkum edilmesi) önce parayı tüketmişler sıra eldeki değerli taşınır yada
taşınmazlara gelmiş.

(Sümerbank,Tekel,
Eti Alüminyum, Telekom, Şeker Fabrikaları, Boğaz Köprüsü, Otoyollar, Tüpraş vb)
bunları da bir güzel satıp yemişler ama para olmadan yaşayamıyorlarmış sıradaki
kendilerine göre daha az değerli mülklere göz dikmişler (çeşitli Kurumların
dinlenme tesisleri, tatil köyleri, Lojmanları, nehirler, akarsular hatta
Atatürk barajının içindeki rezerv su) bunları da satıp yemişler ama para
ihtiyacı gene bitmiyormuş.

Evdeki
eşyalar da satılıp bitince sıra el açmaya, borçlanmaya gelmiş. Sanmışlar ki bu
mal mülk Para itibar hep sürecek. Önce para suyunu çekip ardından itibar
kaybolmuş ve nerede yanlış yaptıklarına hala akıl erdiremeyip eski varsıl
yaşamlarını sürdürmek isteyince bir süre sonra yok olmuş gitmişler.

Gelelim
günümüze evet biz de özelleştirme adı altında liberal ekonomi diyerek dedelerimizin
bize bıraktıkları değerleri bir bir satıp savdık bu yüzden bugün 15 sene
öncenin kendine yetebilen ülkesi yerine eti, bakliyatı (mercimeği, pirinci vb),
kuruyemişi hatta samanı bile ithal eden tamamen dışa bağımlı bir ülkeye
dönüştük. Bu sarmaldan çıkış şansımız veya gücümüz var mı?

Şimdilik
görünürde yok fakat bu kurtulamayız anlamına da gelmiyor. Herşey bize bağlı.
Başımıza gelenlerin sebebini onun bunun üstüne atmadan gözümüzün önüne bakıp
kendimize gelirsek ve geleceğe yatırım yaparsak muhtemel kıyısından dönüp
paçayı sıyırırız.

Mirasyedi
gibi yaşadık ama doğası gereği herşeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonuna
geldik. İşte burada akıl mı devreye girecek yoksa önyargı mı bunu yaşayarak
göreceğiz. En son şu dolar işine bir bakalım bu doları yabancı yükseltip bize
zarar vermeye çalışıyor! Buna inananlardan mısınız, değil misiniz?

Sizin
ekonominiz çok zayıf temellerde kasanızda doğru dürüst para kalmamış ülke zaten
sömürge devlet haline gelmiş neredeyse tamamen dışa bağımlı hale getirilmiş, elin
oğlu zaten her istediğini yaptırıyor senin bitkisel hayata girmenin ona ne
faydası olur bir düşün. Sistem nasıl çalışır. Sıcak para yani yurtdışı fonlar
(emeklilik fonları, hedge fonlar ve kurumlar senin gibi 3’cü dünya ülkelerine
geldiklerinde paralarını özel düşük kurdan çevirip senin ekonomine girerler ve
çıkacakları zaman da yaptıkları anlaşma gereği girdikleri yerden ve rakamdan
paralarını liradan kendi paralarına çevirerek giderler. Burada çifte kavrulmuş
kazanç vardır. Hem bulundukları ülkede faizden borsadan iyi para kazanmışlardır
hem de kazanımlarını ana paralarının üzerine koyarak karları ile birlikte
çıkarken bir de ekstra kur farkından kazanç elde ederek yuvalarına
dönmüşlerdir. İşte doların önlenemez yükselişi budur. Zayıf ve bitik ekonomi yanlış
ve popülist politikalar, üstüne bir de yatırım yapılamaz ülke sınıfına girmen
(3 kredi değerlendirme kuruluşu da ülke notumuzu yatırım yapılamaz seviyeye
indirdi. En son mayıs başı 3’cü kurum da not kırdı) Bu da gelen milyon
dolarların on milyon dolar olarak ülkeden çıkışı neticesine yol açtı.

Suçu
sağda solda arama kendine bak, bu saatten sonra faiz artırımı ya da benzeri
hareketlerin de bir faydası olmaz, çünkü yabancı para, yatırım yapılamaz ülke
derecesindeki ülkelere gelmez buralardan çıkar daha güvenli ülkelere gider. Bu
yüzden dolar nereye gider? Bunu boşuna sorma yol açık engel çukur tümsek de yok
artık nereye giderse. Çıkışın nedeni de Fonların ufak ufak paralarını alıp geri
dönmeleri.

Biz
durumumuzu doğru değerlendirip gözümüzün önünü görebilir miyiz? Hiç sanmıyorum,
çünkü herşey seçime kadar idare etsin mantığına endekslendi. Seçimden sonra ne
olursa olsun. Mesela benzinin şu an reel fiyatı 6.75 ama sen 6.30 dan alıyorsun
buna da sevinir oldun, aradaki fark yükü hazineye biniyor kasan hızla boşalıyor
seçimden sonra merak etme misli fazlasıyla o parayı ödeyeceksin.

Seçim
sonrası yeni gelecek Vekillerimize koltuk ısıtmalı mersedeslerin siparişini
bile verdik. Üşümesin popişler biz hep birlikte o araçların parasını da
Kızılcık şerbeti içip gene öderiz. Dert değil. Yeter ki onlar rahat etsin.

Dediğim
gibi herşey seçime kadar, sonrası büyük bir bilinmez ne teknik ne grafik
hiçbiri işe yaramaz bu yüzden seçimden önceki son bir ayımızı güzel geçirelim.
Sonrasında nasıl olsa hep birlikte olacaklara maruz kalacağız. Ne olacağını da
hep birlikte yaşayarak göreceğiz.

Ama
olanların suçunu sağa sola atmadan durumu görelim ve doğru değerlendirelim.

Herşeyi
biz yaptık ve göz göre göre göstere göstere yaptık.

Ağustos
böceği gibi günümüzü gün ettik.

Bu
yüzden ağlamaya şikayet etmeye hiç hakkımız yok…

Zafer
ATUN






































25/05/2018