Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Ümit ÖZDAĞ
: Halkın parası nasıl harcanıyor ?


E-POSTA : uozdag61@gmail.com


Enflasyon
rakamını açıklayan TÜİK Genel Müdür yardımcısı görevini yaptığı için görevinden
alınmış, yerine ‘Damat’ın arkadaşı atanmıştır. Devlet harcamalarını
denetlemekle görevli Sayıştay’ın denetleme raporu yayınlanınca usulsüz
harcamalar ortaya çıkmış, yayından sorumlu başkan yardımcısı görevinden istifa
etmek zorunda kalmıştır. İstanbul’da belediyeleri denetleyen Sayıştay görevlisi
görevinden istifa ettirilmiştir. Saray, halkın parasının nasıl harcandığını
öğrenmesini istememektedir. Çünkü halkın parası doğru harcanmamaktadır. Örneğin
bu sene Millî İstihbarat Teşkilatı’nın bütçesi azalmıştır. Üstelik en fazla
artması gereken süreçte azalmıştır. 


Türkiye
Bermuda Şeytan Üçgeni‘ne
konumlanmış bir ülkedir. Anadolu’da gemiler ve uçaklar değil, devletler ve
milletler kaybolur. Anadolu’da en uzun yaşayan devlet Türk devleti, varlığını
en uzun sürdüren millet, Türk milleti olmuştur. Ancak Anadolu’da yaşamak
sürekli savaş halinde olmak demektir. Türk milletinin Anadolu’daki tarihi de
1071’de Malazgirt’ten 1683’de Viyana’ya kadar devam eden bir yürüyüş ile
1683’den 1921’de Sakarya’ya kadar geri çekiliş bu 900 seneyi özetler. 1922
sonrasında da Anadolu’daki varlığımızı savunmak zorunda bırakıldık. 1983
sonrasında Türkiye, terörizm denilen dolaylı saldırı ile savaşmaktadır.


Sırrı olmayan ülke konumuna geldik


Politik
ve askerî zaferin en önemli unsuru istihbarattır. İstihbaratın önemi yüz yıllar
içinde her geçen 100 yılda daha fazla artmıştır. Bugün devletlerin kendisini
savunmasında istihbaratın önemi hiç olmadığı kadar fazladır. Türkiye, Soğuk
Savaş sonrasında çevre alt kıtalar olan Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’da
yaşanan iç savaş ve savaş sonrası jeopolitik parçalanmaların merkezindedir.
Ülkemiz, Kuveyt’in işgali ile başlayan ve halen Suriye merkezli sürmekte 
olan Orta Doğu iç savaşının içine çekilmek istenmektedir. Çevre coğrafyalarda
yaşanan savaşlar göstermektedir ki, Türkiye’nin daha güçlü, yeniden organize
olmuş ve yeni görevler ile yetkilendirilmiş bir istihbarat teşkilatına ihtiyacı
vardır.


Millî İstihbarat Teşkilatı’nın yeniden
yapılanmasının bir an önce gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu
yapılanma ihtiyacının iki temel nedeni vardır.


Birinci
neden, çevre coğrafyalarda ortaya çıkan büyük değişimler ve bu değişimlerin
ürettiği tehdit ve fırsatlardır. İkinci neden ise Türk istihbarat ve güvenlik
sisteminin tarihin gördüğü en büyük istihbarat operasyonlarından birisi olan
FETÖ ile çok ağır darbe almış olmasıdır. Türkiye “sırrı olmayan ülke” haline gelmiştir.


Bu iki husus Türk istihbaratının saldırgan
bir yaklaşım ile yeniden yapılanmasını zorunlu kılmaktadır
. Yapılması
gereken hem zarar gören alanların onarılması hem ülkemize yönelik yeni tehdit
türleri ile yeni bir örgütlenme ve anlayış ile mücadele edecek bir sistemin
kurulmasıdır. Bunun için MİT yasasında yeni hukuki düzenlemelerin yapılması
gerekmektedir.


Önümüzdeki
süreçte Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı tehditlerin büyük bölümü Orta Doğu
kaynaklı olacaktır. Bunların başında Türkiye’de sığınmacı olarak bulunan resmî
rakamlara göre 3.8 milyon resmî, 1.5 milyon gayriresmî 5 milyonu aşan
Suriyeliden kaynaklanan tehdit gelmektedir. Bu Suriyeliler içinde ne kadar
Suriye istihbarat elemanı olduğu bilinmemektedir. Suriye istihbaratı Türkiye’de
büyük operasyonlar yapabilen bir istihbarattır. Keban Barajı’nı havaya uçurma
planı yapmıştır. Yahşihan MKE TNT tesislerinde Ağustos 1986’da gerçekleşen ve 7
itfaiyecinin ölümü ile sonuçlanan patlamanın arkasında Suriye istihbaratı
vardır. Bu saldırıda Suriye istihbaratı bir Dev-Yol militanı ile TKP’li
işçileri kullanmıştır. PKK terör örgütünü yıllarca büyük ölçüde Suriye
istihbaratı yönlendirmiştir. Ellerinde büyük bir Türkiye istihbaratı olduğu
şüphesizdir. Suriye iç savaşı başladıktan sonra da Türkiye’de operasyon yapma kapasitesinin
olduğunu göstermiştir. Reyhanlı’da 11 Mayıs 2013’te gerçekleşen saldırıda 53
kişiyi öldüren 146 kişiyi yaralayan Yusuf Nazik ve ekibi Suriye istihbaratının
emri ile hareket etmişlerdir. Yusuf Nazik, 1984 Antakya doğumludur. Türk
devleti, Antakya’da Suriye istihbaratı ile ilintili bütün Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarını bilir. Buna rağmen Yusuf Nazik’in saldırısı engellenememiştir.
Şimdi, Türkiye’de 5 milyonu aşan sayıda Suriyeli var. Bunların ne kadarı Suriye
istihbaratının ödeme listesindeler bilmiyoruz. Bu durum Türk istihbarat
servisinin önüne çok zor bir görev koymaktadır.


İç savaş tetiklemenin ana merkezi


Önümüzdeki
dönemde Orta Doğu’da devam edecek olan jeopolitik sarsıntıların Türkiye’ye olan
etkisinin en aza indirgenmesi de MİT’in Orta Doğu alanına daha fazla eleman ve
kaynak ayırmasını gerektirmektedir.


Suriye
iç savaşı sırasında Türkiye, IŞİD ve El Nusra için cephe gerisi olmuştur. Bu
örgütler Türkiye’de bir alt yapı oluşturdular. Türk istihbarat, asker ve
polisinin reflekslerini, çalışma tarzlarını inceleme imkânları oldu. Üstelik
artık Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılardan eleman temin etme imkânları var.
Türkiye’deki terör örgütleri konusunda geniş bir arşivleri ve deneyimleri olan
MİT dahil istihbarat güvenlik yapılanmasının, selefi cihatçı örgütler konusunda
aynı bilgi ve deneyime sahip olduklarını söylemek mümkün değildir. Gerek
Suriyeli sığınmacılar içindeki istihbarat yapılanması ile gerek selefi cihatçı
yapılanmalar ile mücadele ise sadece Türkiye içinde yapılabilecek bir mücadele
değildir. Böyle bir mücadelenin Orta Doğu’nun derinliklerinden başlaması
gerekir.


Ülkemize
yönelik diğer büyük tehdit ABD tarafından güney sınırımızda kurdurulan
PKK’istan’dır. PKK’istan, Türkiye’ye karşı kapsamlı bir saldırının ve iç savaş
tetiklemenin ana merkezi olacaktır.


Yeni
tehdit türleri, MİT’in yurt içinde sadece kontrespiyonaj operasyonlarında
değil, terör örgütlerine karşı da polisiye yetkiler ile operasyon yapmasını
gerektirmektedir. Halen MİT Yasasının 6 maddesinde bahsi geçen yönetmelik MİT’in
sadece kontrespiyonaj operasyonlarında polis yetkileri kullanmasına izin
vermektedir. Bunun için gereken yasal düzenlemenin TBMM’de yapılması ya da
yönetmeliğin değiştirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu göreve uygun kadro, eğitim,
donanım ve örgütlenme gerçekleştirmesi gerekmektedir. Halen MİT Türkiye içinde
sadece kontrespiyonaj operasyonları yapabilmektir. Bu durum Türkiye’nin karşı
karşıya olduğu tehditler göz önünde tutulduğunda yeterli değildir. Sadece bir
terör örgütünün doğrudan eyleminde değil, arkasında bir istihbarat örgütünün
olduğu bir terör örgütü eyleminde MİT’in eli kolu bağlı olmaktadır. MİT sadece
arkasında bir istihbarat örgütünün olduğu terör eyleminde değil, bir istihbarat
örgütünün yönlendirdiği çete eylemlerinde de eli kolu bağlı hale gelmektedir.
Suriye istihbaratının Türkiye’deki uzantıları ile yaptığı Reyhanlı katliamı
bunun en somut örneklerinden birisidir. MİT, bilgi vermiş ancak polis gereken
zamanda müdahalede bulunamamıştır. Eğer, MİT’in mevcut yönetmeliği terör
örgütlerine karşı polis operasyon yetkisi verseydi Reyhanlı’da hiç bomba
patlamazdı.     


Yeni yapılanma ve kadro yetiştirilmeli


MİT’in
yurt dışında askerî nitelikli operasyonlar için paramiliter bir kol oluşturması
gerektiği değişik olaylar neticesinde ortaya çıkmıştır. Gerçi MİT’in Suriye
operasyonları için bu tür bir kadro oluşturulmuştur. Ancak hukuki zemini çok
zayıftır. Bu tür bir yapılanmanın çok sağlam bir hukuki zemini muhakkak
olmalıdır.


MİT’in
yeniden yapılanmasını gerektiren ikinci husus, MİT’in ağır şekilde sızılmış bir
istihbarat servisi olmasıdır. Bunun nedeni Erdoğan’ın MİT’e FETÖ sızmasını
kolaylaştırması, dayatmasıdır. Sadece Basri
Aktepe
olayı durumun vahametini ortaya koymaktadır. FETÖ’nün istihbarat
karargahına dönüşen “Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığı”
nda Basri Aktepe, Teknik Daire Başkanı
olmuştur. 2011 senesinde Hakan Fidan tarafından MİT’e davet edilmiş Elektronik
Teknik İstihbarat Daire Başkanı olmuş, Genelkurmay Başkanlığı’ndan devralınan
GES komutanlığının başına geçirilmiştir. Aktepe daha da ilerletilmiş,
istihbarat teşkilatları arasındaki istihbarat çatışmalarını önlemek ve
istihbaratın tek elde toplanabilmesi hedefiyle oluşturulan ve bazı çevrelerde
istihbaratın can evi olarak nitelenen Müşterek İstihbarat Koordinasyon Merkezi
(MİKM) Genel Sekreterliği’ne atanmıştır. İstihbarat tek elde FETÖ’nün elinde
toplanmıştır. Özetle, FETÖ’nün MİT’te yaptığı tahribat olağanüstü büyüktür. Bu
da yeni yapılanmayı ve kadroların yetiştirilmesini gerektirmektedir. 
   


MİT’in
bugün olduğundan çok daha fazla saha ve yabancı dil bilgisine sahip personele
ve elemanlanmaya ihtiyacı vardır. Türkiye’nin
savunulması TSK ile sınırlarımızdan başlar, ancak MİT ile sınırlarımızın çok
ötesinden başlaması şarttır.
Bunun anlamı MİT  bütçesinin bugün
olduğundan çok daha fazla olmasıdır. Ancak
Saray, MİT bütçesini böyle kritik bir tarihsel süreçten geçerken artırmak
yerine azaltmıştır.
Örtülü operasyonlar için örtülü ödenekten para
aktarıldığı ifade edilerek MİT bütçesinin dengelendiği ileri sürülebilir. Ancak
mesele sadece örtülü operasyonlar için harcanan para değildir. Onun ötesinde
daha fazla, daha kaliteli, daha eğitimli  personeldir. Sonuç olarak,
eğiticilerin yeterince eğitildiği, maddi boyutu sınırlandırılmamış, operasyonel
faaliyetler ile yetkilendirilmiş personelden oluşacak bir istihbarat
teşkilatının varlığı ancak daha büyük MİT bütçesi ile gerçekleşebilir.


Kaynak
Yeniçağ: Halkın parası nasıl harcanıyor? – Ümit ÖZDAĞ


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış