Keynesyen yaklaşım, makroekonomik şokların miktar uyumu ile dengeye geleceğini ileri sürerken, Klasik-neoklasik modellerde uyumun fiyat üzerinden gerçekleşeceği savunulmaktadır. Klasik-neoklasik iktisatçılara göre rekabetçi piyasalarda fiyatların yeterince esnek olması dengenin sürdürülmesi için gerekli ve yeterli koşulu sağlamaktadır. Reel ücretlerin esnekliğinin artırılması ve işgücü piyasasında kurumsal düzenlemelerin buna uygun biçimde gerçekleştirilmesi, işgücü piyasasında istikrarın sağlanması için temel politika önerisi olarak kabul edilmektedir. İşgücü piyasasında ücret esnekliği, Keynesyen yaklaşımın gözden düştüğü 1980’li yılların başından itibaren yoğun biçimde tartışılmaya başlanmış ve geniş çevrelerde kabul görmüştür. Bu dönemde IMF ve Dünya Bankası destekli yapısal uyum programlarının da vazgeçilmez unsuru haline gelen ücret esnekliği, Rusya’da da planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçişin ilk yıllarından itibaren uygulamaya konulmuştur. Rusya, 1990’lı yıllarda, aynı süreci yaşayan tüm Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri gibi önemli ve uzun süreli resesyonlara maruz kalmıştır. Bu ülkelerde yaşanan makroekonomik şoklar işgücü piyasasında istihdamın azalmasına ve işsizliğin önemli boyutlarda artışına yol açarken Rusya’da işgücü piyasasında böyle bir durum gözlemlenmemiştir. Başka bir deyişle, Rusya’da işgücü piyasasında şoklar karşısında ayarlama, bu ülkelerde olduğu gibi, istihdam ve işsizlik üzerinden değil, reel ücretler üzerinden gerçekleşmiştir. Bu dönemde görece istikrarlı istihdam ve düşük reel ücretler Rusya işgücü piyasasının karakteristik özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada karakterize edilen Rusya işgücü piyasası modelinin 2000 sonrasında da aynı şekilde uygulandığı görülmektedir. 2000-2019 arasında yaşanan makroekonomik şoklar karşısında istihdam, çalışma saatleri veya işsizlik kayda değer bir tepki vermemiş, buna karşılık reel ücretler hızlı bir şekilde uyum sağlamıştır. Reel ücretlerin esnekliği sayesinde, talep şokları karşısında işgücü piyasasında toplu işten çıkarmalara gerek kalmamış, istihdam düzeyinde istikrar sağlanmıştır. Aynı süreçte işsizlik oranının da istikrarlı bir şekilde azaldığı ve neredeyse doğal düzenine ulaştığı görülmektedir. Ancak işgücü piyasasında istikrarı sağlayan ücret esnekliği, düşük ücretli işlerin yaygınlaşmasına yol açmış ve böylece gelir dağılımında eşitsizliğin artmasına yol açan en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Bu bağlamda, OECD ülkelerine kıyasla yüksek istihdam ve düşük işsizlik oranlarına sahip Rusya’da gerek asgari ücretler, gerekse asgari ücretlerin ortalama ücretlere oranı OECD ortalamasının oldukça altında kalmaktadır.

DOKUMANI BURADAN <1drv.ms/b/s!As9d0zxhjzjlgWvEYVfkgkPcownN?e=blhNK8> İNDİREBİLİRSİNİZ.