Biraz da ezber bozalım-17

“MEBUS MAAŞI ÖĞRETMEN MAAŞINDAN FAZLA OLMASIN”

Zeki Sarıhan

Ulusal Eğitim Derneği’nin Cumartesi konferansında DSP Genel
Sekreteri Hasan Erçelebi’nin “Türkiye Nereye Gidiyor?” konulu konuşmasını
dinledik. Sıra soru ve katkılar bölümüne gelince dinleyicilerden biri
milletvekilleri maaşlarının yüksekliğinden yakınarak “Atatürk’e mebus maaşları
ne kadar olsun? Diye Sormuşlar; öğretmen maaşlarından fazla olmasın yanıtını
vermiş” deyince duramadım. Söz sırası bana gelince: “Ben bu iddiayı burada
yılda on kez duyuyorum. (bu konferanslar 30 yıldan beri sürdüğüne göre toplam
300 kez duymuş olmalıyım!) Buna nasıl inanıyorsunuz? Peki, Atatürk’ün bu
tavsiyesi yerine gelmiş mi?  Gelmediyse
sözünü mü dinlememişler? Öğretmenler her zaman dar gelirli insanlar olmuştur.
Mebuslar ise her zaman kendi maaşlarını yüksek tutmuşlardır. Bu, prestij ve güç
sahibi olmanın aracıdır” dedim.

Gerçi Atatürk’ün öğretmen maaşları hakkında bu tavsiyesini,
öğretmen maaşlarının azlığından yakınan meslektaşlarımdan başka yerlerde duymuş
ve yazılarda da okumuştum ama bunun tam bir efsane olduğunu biliyordum.

Nasıl birçokları Hazreti Muhammet’ten işine geldiği gibi
hadis uydurmuş ve bunların uydurma olanlarını ayıklamak bir sorun haline
gelmişse, Atatürk’ün sözleri ve davranışları hakkında da işine geldiği gibi
hikâyeler uyduranlar pak çoktur. Bunları ayıklama işini Atatürk’ün Bütün
Eserleri (30 cilt) yapmaya çalıştık. Bu ciltlerde böyle bir söz yok!

İnternette, Atatürk’e atfedilen bu söz hakkında birçok yazı
var. Kimi öğretmen maaşlarının azlığından yakınmak için bu sözü anıyor,
içlerinde tarihçiler de olan kimileri bunun uydurma olduğunu anlatarak o
dönemdeki mebus maaşlarıyla öğretmen maaşlarını karşılaştırıyor. Bu söz’ün ilk
kaynağını şimdilik bulamadım fakat konuşmanın Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey’le
Mustafa Kemal Paşa arasında 1923’te geçtiğini ileri sürenler var.

BU SÖZ NİÇİN MANTIKSIZDIR?

Mustafa Kemal Paşa’nın milletvekili maaşlarının öğretmen
maaşlarından fazla olmamasını tavsiye ettiği iddiası mantıksızdır. Çünkü
milletvekilliğinin bir meslek sayılmadığı ve millet temsilcilerinin yılda
birkaç ay toplanarak yasaları çıkarıp dağıldıkları sosyalist sistemler dışında,
milletvekillerinin maaşları (memur sayılamadıkları için buna maaş değil ödenek
diyorlar), ortalama bir memur aylığından kat kat fazladır. Memurlar da içinde
olmak üzere kıt kanaat geçinenler bu ödenekleri haklı olarak yadırgarlar. Ben
de Haziran 2015’te milletvekili maaşlarının beş bin liraya indirilmesini öneren
bir kampanya açmıştım (Oda TV, 
27.06.2015). Kendi sayfamda yayımladığım yazıyı destekleyenler olduysa
da kampanya beklediğim kadar ilgi görmedi. Bunun nedeni, Hasan Erçelebi’nin de
ifade ettiği gibi milletvekillerinin seçmenlerini memnun etmek için kesenin
ağzını açma zorunluluğunu herkesin biliyor olması gerektir. O yalnızca Meclis
lokantasında her 
gelene yemek ısmarlama zorunluluğundan söz etti. Yani haydan
gelen huya gidiyordu…

Bu yazıdaki amacım, milletvekili maaşlarını savunmak değil.
Beş bin liralık maaşta ısrarlıyım. O zaman kimse milletvekilinin eline
bakmayacaktır.

Her dönemde öğretmenlik, saygıdeğer bir meslek olmuştur.
Osmanlı döneminde de bu böyleydi. Öğretmenler de özellikle Tanzimat’tan sora
yeni bir toplumun inşasında kendilerine önemli bir misyon biçtiler ve bunu sık
sık dile getirdiler.

Fakat öğretmenlerin geçim koşulları hiçbir zaman tatmin edici
olmadı. Milli Mücadelede Maarif Ordusu adlı kitabımda Kurtuluş Savaşı
yıllarında gerek İstanbul’da, gerek TBMM emrinde Anadolu’da çalışan
öğretmenlerin sefalet içinde yaşadıklarına ilişkin bol örnek vardır.

Savaş ve yokluk yılları diyebiliriz. Fakat bir karşılaştırma
yapalım: Millî Mücadele yıllarında özel idarelerden maaş alan ilkokul
öğretmenleri Anadolu’da 300 kuruş (3 lira) ve İstanbul’da 500-600 kuruş (5-6
lira) maaşla işe başlıyorlardı. Uluğ İğdemir 1919’da Biga’da 5 lira ile göreve
başladığını anılarında anlatmıştır. İkinci kademe öğretmenlerinin ortalama
maaşları, bazı ödeneklerle 20 lirayı buluyor ise de birçok öğretmen aylarca
maaş aşlamadığı için mesleği bırakmak zorunda kalıyordu.

Şimdi mebus maaşlarındaki gelişmeyi kronolojik sırayla
özetleyelim:

·       
23 Nisan 1920’de
açılan İlk Meclis mebus maaşlarını 100 lira olarak saptadı.

·       
5 Eylül 1920: yıllık
1.250 lira (aylık 104 lira + yolluk). Meclise devam edenlere ayrıca 100 lira
ödenek.

·       
17 Şubat 1921:  Aylık 200 lira. Memur maaşları aynı.

·       
16 Ekim 1922: Aylık
aynı, yolluklar 40 liradan 100 liraya çıkarıldı.

·       
8 Mart 1923: Yıllık
2.400 lira (aylık 200 lira) 23 Şubat 1924: Yıllık 3.600 lira (aylık 300 lira)

·       
15 Mayıs 1930:
Yıllık 6.000 lira (aylık 500 lira) Ayrıca bir seçim dönemi için 125 lira
yolluk.

Öğretmen maaşlarına gelince: 1929’da ilkokul öğretmenleri 15
lira ile göreve başlatılıyor! 40 lira maaşla atanan eğitim müdürleri ile ilgili
kararnameler vardır. Bir mebus, eğitim müdüründen 12,5 kat daha fazla maaş
almaktadır.

25 Temmuz 1931’de 1880 sayılı kanunun birinci maddesine göre
öğretmen maaşları en fazla 150 lira olabilecektir. En azıyla ilgili bilgi
verilmiyor. Bazıları 90 lira maaşla çalışmaktadır.

1940’ta çıkarılan Köy Enstitüleri Yasası’na göre köy
öğretmenlerinin 20 lira maaş ödeniyordu. Kentlerde çalışan öğretmenlerin ise
bunu üç misli maaş aldığı belirtilmektedir.

Türk Eğitim Sistemi ile ilgili yabancı raporlarda, öğretmen
maaşlarının azlığı dile getirilmektedir.

Dr. Kuhne: Öğretmenler, bir çıraktan daha az para kazanıyor”

John Dewey: “Muallimleri aç bırakarak maaşlarla onları
mektebe cezp etmek imkânsızdır. Kendi ailelerini geçindirmek ve borçlarını
ödemekle o kadar meşguldürler ki, terbiye mesaisine alaka duymak ve meslekî
seviyelerini yükseltmek gibi meseleler bizzarure ikinci derecede kalıyor.”

Amerikan Heyetinin Maarif İşleri Hakkındaki kitabından:
“Muallim maaşları son derece az olduğu için (çıkarılacak eğitimle ilgili dergi)
öğretmenlere parasız verilmelidir”

1927’de ilkokula başlayan eğitimci İhsan Öğüş 1930’larda
rejim, altyapısını oluşturunca öğretmenlerin itibarında bir azalma olduğunu
yazmıştır. (Öğretmen Dünyası Sayı: 392, Ağustos 2012)

Maaş karşılaştırmasını Reşat Altınının değeri üzerinden
yapanlar da var. 1923’te bir mebusun yıllık maaşı ile 250 Reşat altının
alınabiliyormuş, o tarihte kişi başına düşen gelir ise 8 Reşat altını kadarmış.
1930’da ise bir milletvekilinin yıllık maaşıyla 612 Reşat altını
alınabiliyorken, ortalama kişi başı gelir 10 Reşat altını kadarmış!

NEDEN BÖYLE OLDU?

Görüldüğü gibi Cumhuriyet döneminde ortalama öğretmen
maaşları ile mebus maaşları arasındaki fark bugünkünden çok daha fazladır.

Cumhuriyet döneminde milletvekilleriyle öğretmen maaşları
arasındaki aralık, bugünkünden çok fazladır. Bunun nedeni, o dönemde iktidarı
denetleyecek muhalefetin yokluğudur. Özlük hakları için mücadele edecek
öğretmen örgütleri de söndürülmüştür. Mustafa Kemal Paşa’ya atfedilen söz de
sahih olmayan hadisler gibi bir efsaneden ibarettir.

Bazı kaynaklar:

1.    
“İşte Vekillerin 88
Yıllık Maliyeti”, Hürriyet, 4.5.2008

2.    
Bülent Tanık,
“1920’lerdeki Vekillerin Şaşırtan Maaşı”, Bu Bizim Dünya, 24 Aralık 2011

3.    
Cemil Koçak,
“Efsaneler Hep Güzeldir, Tek Sorunları Gerçekle İlgisinin Olmamasıdır”, Star, 9
Mart 2013


































































































































4.    
“Atatürk ve
Milletvekili Maaşları Yalanı”, Belgelerle Gerçek Tarih, Haz. 21. 2012.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet