Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Eskiden Liselerde Fen ve
Edebiyat sınıfları ayrıydı. Aslında daha o zamanlar tercihliydi bu dersler.
Dolayısıyla da matematik gibi bir Fen dalının tercihli yapılması yeni bir şey
değildir. Esasen Fen doğasına sahip çocukların diğerlerinden ayrılarak,
derslerine odaklanabilmeleri için eşdaşlarıyla bir arada tutularak ortak
konsantrasyonlarının arttırılıp, öğretmenlerinin verebileceği bilgi algılarının
yükseltilmesi, ülkenin bilimsel geleceği açısından daha yararlıdır.




Yalnız burada bütün mesele:
Fenni ya da edebi nitelikli çocuklarımızın tercihlerinin karşılığını, bihakkın,
olmazsa olmaz, tam bağımsız, ulusal ve çağdaş bir eğitimle alabilmelerinin önü
açılarak, ülkemizin bilimsel ikbali doğrultusunda, tam donanımlı olarak geri
kazanılmalarının sağlanmasıdır.




Zira kendi ülkelerinde çağdaş,
milli eğitim olanaklarından yoksun olan varlıklı çocuklarımız, nasılsa yurt
dışında istedikleri eğitimleri alabilmektedirler. İstidatlı; ama varlıklı
olmayan diğerleri ise, biyolojik varlıklarıyla özel olarak seçilerek, hedef
atışlı dış kaynak burslarıyla bizden koparılıp, emperyalist çıkarlar
doğrultusunda, sömürge kabul edilen ülkelerine karşı nasıl olsa yine kullanılacaklardır.
Bugüne kadar da hep böyle olmamış mıdır? Yazıyı şişirmemek üzere, sayısız emsal
vermek istemiyorum.




Bunda ki gerekçe de;
Atatürk’ün kısa ömründe bile uyguladığı ulusal eğitim ögesinin mecburiyetini,
özümseyemediğimiz için, çağdaş ve Devlet burslu milli eğitimin gereklerini
karşılayamadığımızdan, bugün bile hala özgür düşüncede demokrat olabilmeyi
benimseyememiş olduğumuzdur. Ne yazıktır ki bunca yıl sonra bile ülkemizde,
Atatürk döneminde var olan siyasetçi kalitesine rastlayamıyoruz, varsa da sayılarının
yok denecek kadar az olduğunu esefle görüyoruz.




Aslında kalkınmış, çağdaş
Devletlerde olmayan veya çoktan tarih olmuş problemler bile elan bizim
güncelimiz değiller mi? Bakın seçim sandığımızdan bile, bayatlığından artık
çoktan kokuşmuş, Abdülhamit tarzı bir tek adam sultası fışkırıyor hala. Ve hiç
utanmadan kendimize kalkınmış ülke diyoruz üstüne de. Bırakın kalkınmayı da,
biz olsa olsa kaldırmaya yararız. Hoş o bile görecelidir ya!




O halde sonuç olarak; vaktiyle
Atatürk’ümüzün bunu da öngördüğü gibi, çocuklarımızın tam bağımsız lakin çağdaş
ve milli eğitimlerini son yıllarda dört koldan müthiş soyulan acınası
yurdumuzda alabilmeleri, bütün elde kalan imkânlarımız, bağımsız milli sanayi
ile pekiştirilerek mutlaka ve ceman sağlanmalıdır.




Şayet Ulusal eğitim olmazsa
büyük ve kalkınmış bir Devlet asla olunamaz. Çünkü Ulusal Eğitim, hele de bahse
konu olan Türk milletiyse; bağlamında güçlü ve ileri teknolojide, Dünya
döndükçe de bileği bükülemeyecek saygın bir ordu-millet demektir.




Ve bundan sonra da şayet
inkıtaa uğratılan Atatürk Devrimi, yeniden temelden çatıya doğru revize edilip
fundamenti yerine oturtulmazsa, mevcut bozuk düzenin ayni çizgide devam edeceği
aşikârdır. Hiç kendimizi içi boş safsatalar, hezeyanlara varan boş siyasa vaatleriyle
kandırmayalım. Kim bilir, belki de bir mihenk noktasından sonra başı artık daha
fazla bastırılamayan Türk Milleti, bir gün AKP sultasına bile teşekkür
edecektir. Geciken Devrimin tetiklenmesine aracı olduğu için. Öyle ya neden
olmadan sonuç olabilir miydi?




Yani kısaca verilen eğitimin,
yazımın başlığında olduğu gibi tercihli olup olmamasından önce, tam bağımsız,
çağdaş ve ulusal olmasıdır odaklanmak zorunda olduğumuz ana fikir. Yoksa
Nutuk’ta, saltanat ve hilafetin kaldırıldığını söyleyen Atatürk’ün “Türk
milleti isyan ederek, hâkimiyet ve Saltanatı kendi eline ve fiilen almıştır”
tespitiyle de ifade ettiği olgu, yeniden tecelli edecektir.




Serendip Altındal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış