MEHMET FARAÇ : OKULA SIZAN KARANLIK !!!




Atatürk var ya; o yüksek öngörüsü ve sınırsız
vizyonuyla yalnızca ülkenin içinde bulunduğu koşulları değiştirmemiş
aydınlanmaya direnen bağnazlığın gelecek açısından nasıl bir tehdit yarattığını
da görmüş ve önlemini alıvermiş…


Bakmış ki Atatürk; Osmanlı’nın son yıllarında
devlet emperyalizmle savaşırken bile Kurtuluş Savaşı’nı arkadan hançerlemek
isteyen gerici zihniyetler işte tam da oralarda karanlığın o zavallı
dehlizlerinde icraata devam etmiş ve beyin yıkamak için var güçleriyle
mücadeleye girişmiş…


Gazi’nin katli için fetva vermeleri yalnızca
kendi bağnaz çarklarının devam etmesi için değil aynı zamanda ülkeyi işgale
gelen emperyalizmin uşaklarına meydan açmak ve tabii ki bu sırada istedikleri
gibi at koşturmak içinmiş…


Tekke ve zaviyeleri işte bu yüzden kapatmış
Atatürk…


Şeyh-mürit molla-medrese zihniyetinin
Osmanlı’yı nasıl geride bıraktığını çok iyi tespit etmiş ve cumhuriyeti
kurarken de bu yapılanmaların “muasır medeniyet” hedefi önünde büyük
engel olduğunu görmüş ve neşteri vurmuş Atatürk…


Eyvah ki laiklik cumhuriyet ve aydınlama
devriminin önündeki en büyük engel olan medreseler – mollalar – tarikat ve
cemaatler – din simsarları ile bağnazlık tüccarları Gazi’nin ölümünün ardından
özellikle 1946’dan itibaren devletle haşır neşir olmaya başladı siyasetin
açtığı yollarda cumhuriyeti kuşatmaya devam etti…


12 Eylül 1980 darbesi sonrası sözde
“anarşizm”le mücadele iddiasıyla dayatılan “Yeşil Kuşak
projesi”nin palazlandırdığı tarikat ve cemaatler de devlet içerisinde at
koşturdu…


İşte o dönemler yalnızca kendini
“cemaat” olarak nitelendiren Hizbullah gibi örgütleri ortaya
çıkartmadı aynı zamanda “hoşgörü – hizmet” temalarını kullanarak 40
yıl önceden itibaren devletin derinliklerine sızan Fethullahçılar gibi tarikat
ve cemaatleri de palazlandırdı…


Sivil toplum kisvesi!. .


Cumhuriyeti kuşatan tehlike yalnızca
Fethullahçıların 40 yıllık sinsi mücadelenin ardından holdingleşmesi ve AKP
döneminde iktidarı ele geçirmek için “darbe”ye yönelmesi değil
elbette…


Fethullahçıların enterne edilmesiyle birlikte
hücrelerinden çıkarak devletin başka kademelerine sızmaya çalışan başka tarikat
ve cemaatlerin yol açtığı rezaletler de var… İşte onlar yalnızca laik
cumhuriyetin altını oymaya hizmet etmediler…


Oralarda o kadar ahlaksızca olaylar dışa vurdu
ki tarikat ve cemaat yurtlarında din adına yapılan örgütlenme toplumun dini
duygularına dinamit yerleştirmek gibi utanç verici rezaletleri de gözler önüne
serdi…


Falaka – dayak – taciz – tecavüz ve hatta toplu
tecavüz gibi “Ensar” örneği rezaletler tek başına vukuatlar değil…


Tarikat ve cemaatler içerisinde; Bursa’dan
Konya’ya İstanbul’dan Orta Anadolu kentlerine kadar “şehvetiye”den
“badem”cilere kadar tarikat ve cemaatlerden çamur gibi dökülen iğrenç
ilişkiler topluma büyük şoklar yaşatırken ne devlet ne de çocuklarını hiçbir
çekince göstermeden dinci hücrelere teslim eden aileler ders aldı…


Ve ne tuhaf ki Ensar örneğinden sonra tarikat
ve cemaatlerin bulaştığı onlarca taciz- tecavüz rezaleti ortaya çıktı…


Ancak deşifre olan her rezalete rağmen ne
devlet uyandı ne aileler önlem aldı ne de zavallı çocukları bağnazlığın
çukurunda sömürenler geri adım attı…


Ne yazık ki tarikat ve cemaatler üzerinden
dayatılan tehdit sadece çocukları vuran “tecavüz” rezaletleri
değil…


Aynı zamanda Fethullahçılardan sonra ortaya
çıkan boşluğu doldurmaya çalışan tarikat – cemaat kılığındaki karanlık
hücrelerin devlet içerisindeki örgütlenmesi devam ederken bırakın FETÖ
darbesinden ders alınarak bunların durdurulmasını tam aksine ülkenin geleceği
olan çocukların kuşatılması için her türlü başıboşluk büyütülüyor her türlü
olanak tanınıyor…


İşte son rezalet de devletin FETÖ’den de
tarikat ve cemaatlerine bulaştığı rezaletlerden de ders almadığını ortaya
koyuyor… Çünkü zaten 10 bin özel okulun üçte birinin tarikat ve cemaatlerin
denetiminde olduğu Türkiye’de din simsarlarının gözü şimdi de devlet
okullarında!!!


Muhalefet el atmalı…


Dünkü YENİÇAĞ; ülkenin geleceği olan çocukların
tarikat ve cemaat hücreleri dışında devlet okullarında da kuşatılmaya
başlayacağını şu başlıkla duyurmuştu;


“Milli Eğitim Bakanlığı tarikatların
okullara girmesinin önünü açan bir değişikliğe imza attı…”


Önceki gün yayımlanan haberde şöyle
deniliyordu;


“Değiştirilen yönetmeliğin ilgili
maddelerine göre ‘kapsamındaki sosyal’ ibaresinden sonra gelmek üzere
‘etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları uluslararası kuruluşlar ve sivil
toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak’ ibaresi eklendi.
Uzmanlar sosyal etkinlikler adı altında değiştirilen maddeye eklenen
‘uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim
kurumlarında yapılacak’ ibaresinin vakıflaşan ve dernekleşen tarikatların
imzalanacak yeni protokollerle eğitim sistemine doğrudan müdahil olabileceği
uyarısında bulunuyor. “


Tam da “12 Eylül” tarihli Resmi
Gazete’de yayınlanan bu yönetmelik değişiliği yalnızca laik eğitime bir darbe
değil çocukların geleceğine karanlık bir örtü çekilecek olması bakımından da
dehşet verici bir tehlikeyi gündeme getiriyor…


Ne yapmaya çalışıyor acaba Milli Eğitim
Bakanlığı?. .


Tarikat ve cemaatlerle birlikte medrese – molla
kılığındaki din simsarlığı “sivil toplum örgütü” adı altında
okullarda cirit atsın mı isteniyor?. .


Tarikat ve cemaat yurtları yetmemiş gibi
devletin okullarında da mı çocukların beyni yıkansın isteniyor?. .


Ne yapacak acaba tarikat ve cemaatler?. . Molla
– şeyh propagandası dışında dergah-medrese ya da bağnazlık hücrelerine yeni
öğrenci müritler devşirmelerine olanak mı tanınacak?. .


CHP ve İYİ Parti bu rezaleti izleyecek mi yoksa
bu yönetmelik değişikliğinin iptal edilmesi için harekete mi geçecek?. .




LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/okula-sizan-karanlik-53231yy.htm