Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Atatürkçü
Din Kültürü öğretmeni ihraç edilecek

Atatürkçü,Laik,Demokratik
ve cemaat-tarikat karşıtı fikirleriyle tanınan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Öğretmeni ihraç ediliyor. Bakanlık Öğretmen Cemil Kılıç’a son sözünü soracak.
Kılıç ise tarihe geçecek savunmasını çoktan hazırladı…

Milli Eğitim
Bakanlığı (MEB) Yüksek Disiplin Kurulu yarın (Salı), 20 yıllık eğitimci Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Cemil Kılıç’ı ihraç istemiyle sözlü savunma
yapması için bakanlığa çağırdı. Eğitim İş 4 No’lu Şube Yöneticisi de olan
Öğretmen Kılıç’ın ihraç edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Derste
Atatürk’ü anlatmıştı

Bakanlıkça
hakkında daha önce 2 kez Kademe İlerle Cezası verilen ve 15 Ocak’ta açığa
alınan Kılıç, 8 ay sonra ilk defa 10 Eylül 2019 tarihinde derse girebilmişti. 8
ay sonra ilk kez din dersine giren Kılıç derste de öğrencilerine, Atatürk İlke
ve Devrimlerini, Cumhuriyeti ve demokrasinin önemini ve Hz. Muhammed’in Medine
Sözleşmesi’ni anlatmıştı.

Sözlü savunma
yapacak

“Doya doya 6
saat öğrencilerime ders anlattım. Daha ilk derste her zerremle Mustafa Kemal’in
öğretmeni olduğumu duyumsadım. Tanrı bir daha ayrılık göstermesin” diyen
Kılıç’ın mutluluğu uzun sürmedi. MEB Yüksek Disiplin Kurulu’nda ihraç istemli
toplantıda sözlü savunma yapacak. ‘Başörtüsü ilahi emir değil’ dediği için de hakkında
soruşturma açılmıştı.

Zorunlu din
dersine karşı çıkmıştı

Göreve
başladığı 1999’dan günümüzde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi içerik olarak
defalarca değiştiğine dikkat çeken Kılıç, değişen tüm müfredatları
eleştirdiğini söyledi.

“Eleştirilerimi
2014 yılında AİHM’ e kadar götürdüm. Dersin zorunlu olmasının insan haklarına
ve İslamın temel akidelerine aykırı olduğunu belirttim. Mahkeme de davayı açan
Cem Vakfı’nı haklı gördü. 2014’de dersi zorunlu olmaktan çıkardı. Çünkü dersin
içeriği Türkiye’deki dinsel-inançsal çeşitliliği yansıtmıyordu. Halen de
yansıtmıyor. Bu derslerde bilimsel gerçeklere aykırı pek çok da husus
bulunuyor” dedi.

İşte o tarihi
savunmadan satırbaşları;

‘BAKANLIK BENİ
AÇ TİMSAHLARIN ÖNÜNE ATTI’

“MEB
Din Kültürü ve Ahlak bilgisi ders müfredatını eleştirdiğim için hakkımda pek
çok kez soruşturma açtı. İki kez üst üste kınama cezası verdi. Yetmedi; Akit
Gazetesi’nin hedef göstermesiyle iki soruşturma daha açıldı. Siyasi paylaşımlar
yapmakla ve Cumhurbaşkanına hakaret etmekle itham edildim.

15
Ocak’ta açığa alındım. Hakkımdaki soruşturmalarla iki kez Kademe İlerleme
Cezası aldım. Sonra bir kez daha aynı ceza verilerek fiilen ihraç noktasına
getirildim.

Mayıs
2019’da yönetmelik gereği göreve iade edildim. İstanbul’dan Niğde’nin Çamardı İlçesi
Eynelli Köyü Ortaokuluna sürgün edildim.

Haziran
2019’da il dışı atama hakkından yararlanıp görev yerimi Gebze’ye aldırdım.
Halen Gebze’deyim. Ancak birkaç günüm kaldı.

17
Eylül’de MEB Yüksek Disiplin Kurulu’nda şahsımla ilgili ihraç gündemli toplantısında
sözlü savunma yapacağım. Sonucu önceden belli olduğu için kâhin olmaya gerek
yok.

Bilinsin
ki; Bütün eğitimcilik yaşamımda laikliğe, cumhuriyete, Atatürk devrimlerine ve
temel insan haklarına bağlılık göstererek görevimi yapmaya gayret ettim.

Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredatından Atatürk ve laiklikle ilgili konuların
çıkarılmasına şiddetle itiraz ettim.

Öğrencilerime,
Nutuk okuttum.

Gençliğe
Hitabe’ yi ve AKP’nin yasakladığı Andımız’ın bazı cümlelerini sınav sorusu
olarak sordum.

‘Türkiye
Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, meczuplar, mensuplar memleketi olamaz’ diyen
büyük Atatürk’ün rehber sözlerinden güç ve ilham aldım.

Tarikat
ve cemaatlere karşı Laik Cumhuriyeti savundum.

Diyanet’in,
milli bayramlarda ve günlerdeki duyarsızlığını eleştirdim.

10
Kasım, 23 Nisan, 29 Ekim, 30 Ağustos ve 18 Mart’ta camilerde hutbe okunmamasını
yahut okunan hutbelerde Atatürk adının sansürlenmesini tenkit ettim.

Diyanet
İşleri Başkanının Atatürk düşmanı Kadir Mısıroğlu’nu Atatürk’ün ölüm gününün
yıl dönümünde ( 9 Kasım 2018) ziyaret etmesinin son derece yanlış olduğunu,
özür dilemesi gerektiğini aksi halde o başkanın ardında namaza durmanın kanımca
caiz olmayacağını fikir ve ifade hürriyeti hakkından istifadeyle dile getirdim.

Diyanet
İşleri Başkanlığının Atatürk dönemindeki ve Mehmet Rıfat Efendinin
riyasetindeki yapısına tekrar kavuşturulması gerektiğini söyledim.

Diyanet
İşleri Başkanı’nın sekülerizm üzerinden laiklik aleyhine yaptığı konuşmayı
şiddetle eleştirdim.

Diyanet’in
partisel anlamda siyasi içerikli vaazlar vermesinin, hutbeler okutmasının
Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar vereceğini söyledim.

Camilerin
bir partinin bürosuna dönüştürülme gayretlerinin kabul edilemez olduğunu da
dile getirdim.

Türkiye’nin
Emevi orijinli yanlış fikir ve inanışları terk ederek, Muhammedî ve Kur’anî
çizgide yeni bir inşa faaliyetinin olması gerektiğini, bu bağlamda İslam’ın
tecdidi / güncellenmesi tartışmalarında Cumhurbaşkanının açıklamalarını
destekledim.

İslam’ın
bir ritüeller dini olmaktan ziyade bir ahlak ve edep dini olarak anlatılması
gerektiğine işaret ettim.

Hangi
din, mezhep, inanış ve felsefi düşünceden olursa olsun bütün insanların temel
insan hakları düzleminde birlik, kardeşlik ve barış içinde yaşayacakları bir
düzenin kurulması lazım geldiğine çok defa vurgu yaptım.

12
kitap, yüzlerce makale yazdım. Laiklik, Cumhuriyet değerleri ve temel insan
haklarının önemi ile hakiki ve Muhammedî İslam anlayışının değerini anlattım.

Akit
Gazetesi başta olmak üzere, cemaat ve tarikatlarca hedef gösterildim.

Aleyhimde
aylarca provokatif yayınlar yapıldı. Ölümle bile tehdit edildim. Ne var ki
Milli Eğitim Bakanlığı beni korumak, öğretmenine sahip çıkmak ve hakkımı
savunmak için adı geçen gazete ve çevreler hakkında hiçbir suç duyurusunda
bulunmadı, hiçbir dava açmadı.

Beni,
deyim yerindeyse aç timsahların önüne attı. Üstüne üstlük peş peşe açtığı
soruşturmalarla inanılmaz bir mobing uyguladı.

Ve
sonunda beni ihraç edip işsiz, maaşsız ve ekmeksiz bırakarak adeta sosyal
ölümle yüz yüze bırakma aşamasına gelindi. Yaşanan süreçte demokratik kamuoyu
ve Eğitim İş Sendikamız daima yanımda yer aldı. Bundan sonra devam edecek olan
yargısal süreçte de aynı desteğin artarak süreceğine inanıyorum.

Yaşadıklarımı
tarihin ve halkın vicdanına sunuyor ve her şeye karşın yaşasın Atatürk
Cumhuriyeti diyorum”

KILIÇ’IN SON 1
HAFTADA YAPTIĞI SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINDAN BAZILARI ŞÖYLE;

*“Din
dersinde Allah’ın varlığı ve birliği konusunu işliyorum. Allah’ın varlığının
delilleri nelerdir dediğimde; daha ilk sınıfta 40 öğrenciden 5’i ateist
olduğunu 2 öğrenci de deist olduğunu söyledi. Din dersini zorunlu kılanlara
duyurulur. Zorla güzellik olmuyor!”

*”Türkiye’de
din tarikatlar ve cemaatlerce eğitimin, siyasetin, bilimin, sanatın ve gündelik
yaşamın üzerinde bir baskı ve terbiye etme aracı olarak kullanılıyor. Buna son
verilmedikçe huzur, gönenç ve ilerleme olanaksızdır. Tek umar özgürleştirici
laikliktir”

*”Din
ve dindarlık adına Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı yapmak düpedüz ahmaklıktır.
Zira Atatürk ve Cumhuriyet, şirk dinine karşı hanif dinin yolunu açmıştır.
Atatürk ve Cumhuriyet’e düşmanlık ancak müşriklerin işidir”

*”Eğitim
bir özgürleştirme çalışmasıdır. Çocuklarımızı tarikatların, cemaatlerin, hurafe
ve kof inançların tutsaklığından kurtarıp özgürleştirmeliyiz. Onları fikri hür,
vicdanı hür, irfanı hür nesiller olarak yetiştirmeliyiz. Yoksa onlara ihanet
etmiş oluruz”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış