YILMAZ ÖZDİL : NAVTEx


17 Eylül 2020


Çeşme’deyim.


Sakız’a karşı
püfür püfür sabah kahvesi yudumluyorum.


Bir beyefendi
yanaştı.


İstanbul’dan
ailece tatile gelmişler.


Görüşlerinize katılmıyorum ama
sizi her gün okuyorum”
dedi.


Ne güzel dedim.


İlla sohbet açma
ihtiyacı hissediyordu sanırım işaret parmağıyla Sakız’ı gösterdi “şu 12 adayı
almak lazım”
dedi.


Bence de şahane
olur ama Sakız adası 12 ada’dan biri değil dedim.


Nasıl değil yahu” dedi öfkeyle…


Bir de İzmirli olacaksın
hayret yani”
diye söylene söylene gitti.



Hem bilmiyor.


Hem bilmediğini
bilmiyor.


Hem emin.


Dolayısıyla
görüşlerime katılmadığı için memnun oldum.



Cep telefonumu
açtım.


Sözcü’nün
internet sitesinden haberlere bakıyorum.


Son dakika
manşeti var.


Sakız adası için navtex” yazıyor iyi mi!


Tıkladım.


Yeni bir navtex
yayınlamışız “Sakız adasının Lozan Antlaşması’yla belirlenen gayri askeri
statüsünün ihlal edildiğini”
duyurmuşuz.


Yani… Askerden
arındırılmış olması gereken Sakız adası’na Yunan askeri yerleştirildiğini tüm
dünyaya ilan etmişiz.



E madem sabah
sabah Sakız adası bu kadar ağızlara sakız oldu anlatayım o halde ben size
Sakız’ın navtexini…



12 ada aslında 12
adet ada değildir.


20’si büyük 150
civarında adadır.


Osmanlı döneminde “12 kişilik
ihtiyar heyeti tarafından yönetilen gayrimüslim adalar”

manasındadır.


12 diye diye oldu
sana 12 ada… Yunanlar bile kendi dillerinde 12 manasına gelen dodeka’yı
kullanır bu adalara dodecanese der.


Sakız adası
padişahımız efendimiz tarafından elaleme verilen adalarımızdan biridir ama 12
adadan biri değildir.


Kuşadası’nın
karşısındaki Sisam da 12 adadan değildir.



Sakız adası
uzaktan bakınca küçük görünür ama İstanbul Büyükada’dan 150 misli büyüktür.


Bozcaada’dan 22
misli büyüktür.


Hemen
karşısındaki Çeşme’nin dört katıdır.



1566’yla 1912
arasında 346 yıl boyunca bizimdi.



Ertürk Ailesi’nin
feribotları teee 1925 yılından beri Sakız adasına insan taşır. Tahtadan
kayıklarla başlamışlardı bugün İstanbul Boğazı’nda gördüğünüz modern
katamaranlarla çalışıyorlar.


Ertürk feribotuna
bin 20 dakikada Sakız’dasın.



İner inmez
çarşıda devasa şarküteri var şarabın peynirin salamın filan envai çeşidi
satılıyor… Darılmaca yok Türkiye’de zor bulursun bulsan da bu fiyata bulamazsın
etiketler gayet makul.



Sakız Türk
Lirası’nın geçtiği tek Yunan adasıdır.


Cebinde euro
olmasa bile Türk Lirası’yla alışveriş yapabilirsin hoşlanmazlar ama geri
çevirmezler.


Her dükkanda
kırık dökük Türkçe konuşan biri mutlaka bulunur.



Restoran
isimlerini vermeyeyim ançüezi kuskuslu ahtapotu vatos ızgarasını müthiş
yaparlar.


Bizde güya “denizden
babam çıksa yerim”
diye laf vardır ama hikayedir… Mesela bizde vatos
çıksın çiçina çıksın kediye bile vermezler çöpe atarlar.


Yunan ise vatosun
bile yemeğini yapıyor denizden çıkan her ürünü önce lezzete sonra paraya
dönüştürüyor.



Chios beer Sakız
birası sadece Sakız’da bulursun.


Süt gibi günlük
üretilir günlük tüketilir.



Bira örneğinde
olduğu gibi Sakız’ı her alanda markalaştırıyorlar.


Londra Filarmoni
Orkestrası’nın çaldığı Sakız senfonisi var mesela.


The Chian
Rhapsody.


Sakız adasının
müzikal değerlerini yansıtıyor.


Biz Türklerin izi
olarak zeybek ezgileri barındırıyor.


Adanın tanıtımı
için basmışlar parayı Londra Filarmoni’ye çaldırmışlar. Propaganda işini çok
iyi biliyorlar. Yunanistan tee 1918’den beri İngiltere’yi propaganda üssü
olarak kullanıyor.



En önemli kilisesi
Nea Moni manastırı… Manzarası nefes kesici olduğu için adaya her gelen bu
manastıra uğruyor.


Manastırın içinde
kafataslarıyla dolu bir oda var.


Camekanlı
dolaplar duvarlar her yer kafatası ve kemik.


Üzerindeki
levhada
“Osmanlılar tarafından hunharca katledildiler”
yazıyor!


Sakız’a giden
Türk turistler bu manastırı geziyor dilek diliyor mum yakıyor Yunanca
levhalarda ne yazdığını anlamadığı için bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor
sosyal medya hesaplarında paylaşıyor!



Yunan hem turist
olarak paramızı alıyor hem bize katilsiniz diyor hem de reklamını bize
yaptırıyor.


Dedim ya
propaganda işini çok iyi biliyorlar.



Sakız’da camimiz
var.


Mecidiye Camisi.


Sultan Abdülmecid
döneminde yaptırıldı.


Minaresini
Sakız’ın neredeyse her yerinden görürsün.


2016 yılında “restore
edeceğiz
ayaklarıyla kapattılar “temellerinde
kilise kalıntıları bulduk meğer camiyi kilisenin üstüne yapmışlar”

diye palavra uydurdular şak Bizans müzesi haline getirdiler.


Şimdi utanmadan
bize
“ibadethaneye saygı”
dersi vermeye kalkıyorlar.



Tarihi kütüphane
var Korais kütüphanesi Osmanlı’dan kalma ceylan derisiyle kaplı paha biçilmez
kitaplar var Sakız Türkleri’nin bütün şecerelerinin bulunduğu muhteşem bir
arşiv var Sakız’daki Türk varlığının tüm belgeleri burada korunuyor.



Mastika müzesi
var sakız’ın yani çiğnediğimiz damla sakızının müzesi… Benim çocukluğumda
Çeşme’nin her yerinde sakız ağacı vardı o güzelim sakız ağaçlarının köküne
kezzap döküldü öldürüldü arsaya dönüştürüldü imar çıkartılıp yazlık siteler
yapıldı.


Yunan ise hem
sakız ağaçlarını fiziki olarak koruyor hem kültürel olarak da korumak için
müzesi var. İnsan görünce üzülüyor.



Ege Denizi’nin
Çeşme’yle Sakız arasındaki bölümüne Sakız Boğazı deniyor.


Çeşme Çiftlikköy’de
domuz çukuru denilen bir bölge var yarımada şeklinde Sakız Boğazı’na uzanır
burası Sakız adasına en yakın noktamızdır.


Kaçak mülteciler
tam olarak bu noktadan Sakız’a geçmeye çalışıyor.


Yunan sahil
güvenlik botları sürekli devriye geziyor mızrak gibi sivri çubuklarla
mültecilerin lastik botlarını deliyor batırıyor boğulanları kurtarmıyor.


Çeşme emniyet
müdürlüğünün verilerine göre sadece Suriyeliler değil Afgan Angola Eritre Mali
Kongo Somali Sri Lanka Senegal neredeyse bütün gariban milletlerin mültecileri
burada can veriyor.


Bizim sahil
güvenlik denk gelirse kurtuluyorlar yoksa ölüyorlar.


Çiftlikköy’deki
domuz çukuru boğulan garibanların kıyıya vuran kıyafetleriyle ayakkabılarıyla
dolu… Trajedi müzesi gibi.



Sakız’a ayak
basmayı başaran mülteciler Sakız’ın merkezindeki Souda kampına
yerleştiriliyordu.


Cezaevi gibiydi.


İnsanlık dışı bir
yaşam sürüyorlardı.


Yapılması
imkansız kabul edilen efsane haberlere imza atan değerli arkadaşım Korcan Karar
2017 yılında bu dehşet kampına girmeyi başardı.


150’si çocuk 1400
mülteci kalıyordu.


Fotoğrafladı.


Çeşme’ye döndü.


Suyun Öteki Tarafındaki
Vatansızlar”
adıyla sergiye dönüştürdü.


Alaçatı’da
değirmenlerin altındaki meydanda 23 bilboardta sergiledi.


Her fotoğrafın
öyküsünü yazdı.


Türk basınında
geniş yer verilen bu sergi büyük ses getirdi sınırları aştı Amerikan basınında
Avrupa basınında yer buldu.


Korcan’ın
sergisinden hemen sonra Yunanistan apar topar Souda kampını kapattı yine
Sakız’da ama gözlerden iyice uzak bir bölgesinde yeni kamp alanı oluşturdu.


Bugün o kampta
2500’ün üzerinde mülteci var Avrupa basınının bile girmesine izin vermiyorlar.



(Korcan’ın
sülalesi baba tarafından dört kuşak Sakız’dan… Osmanlı döneminde adanın tapu
kadastro müdürü Korcan’ın büyük dedesiydi dedesi adanın eczacısıydı Sakız’da şu
anda kültür merkezi olarak kullanılan Türk hamamı bile Korcan’ın büyük büyük
dedesi dava vekili – avukat Hüseyin İlhami bey tarafından yaptırıldı. )



(Sakız’a damgasını
vuran bir başka tanıdığınız isim Everest’e tırmanan ilk Türk değerli arkadaşım
Nasuh Mahruki’nin büyük büyük dedesi kaptan-ı derya Ali paşa… Sakız isyanını
bastırmak için vuruşurken sancak gemisinde yanarak şehit düştü. “Yanarak ölen”
anlamına gelen Mahruki soyadı torunları tarafından şeref mirası olarak
benimsendi. )



Sakız’da
havalimanı var.


Çiftlikköy’ün tam
karşısındaki Karfaz bölgesinde.


Sakız’ın
merkezinden yürüyerek bile gidebilirsin o kadar yakın.


İngiltere’den
Almanya’dan Fransa’dan charter uçakları geliyor.


Atina’ya yaz-kış
günde üç sefer yapılıyor.



(Türkiye’den
kaçmaya çalışan fetocuların özellikle Sakız’a geçmeye çalışmasının temel
sebeplerinden biri bu havalimanı… Sakız’a geçebilirse pasaportunda vizesi varsa
Avrupa’nın tamamına tüyebiliyor. )



Havalimanının
hemen yanında elektrik santralı var.


Adanın bütün
elektriğini burası veriyor mazotla çalışıyor.


Bacaları
kırmızı-beyaz!


Muhtemelen bu
yazıdan sonra başka renge boyarlar…


Çünkü adaya
dikilmiş Türk Bayrağı gibi durur.



Çeşme’ye obüsü
kur bu santralı vur ada komaya girer.


Zahmet edip
çıkarma yapmamıza bile gerek kalmaz.



Sakız’ın uydusu
gibi hemen yanıbaşında küçücük Koyun adası var.


Bize ait Eşek
adasının hemen karşısında yeralıyor.


Bizim Eşek adası
bomboş sadece eşekler var.


Koyun adasında
ise yat kaptanı ve yat personeli yetiştiren Avrupa’nın en önemli denizcilik
okullarından biri var.


Bu küçücük toprak
parçasını bile okul kurarak değerli hale getirmişler.


Bu okuldan mega
yatlara kaptan yetiştiriliyor.


Bu nedenle
dünyanın en zenginlerinin Arapların Rusların Amerikalıların dev boyutlu
yatlarında genellikle Yunan personel çalışıyor.



Yazının burasına
kadar yedik içtik müzik dinledik gezdik şimdi gelelim zurnanın zırt dediği
yere…



Sakız’ın tam
merkezinde restoranların otellerin hemen arkasında kışla var!


Kışlada beş bin
piyade var.


Normalde asayişi
sağlamak için en fazla jandarma olması lazım ama bunlar silahlı piyade.



Bu kışlanın daha
büyüğü Sakız’ın silüetini oluşturan 1297 metre yüksekliğindeki Pelineo
Dağları’nın eteklerinde yeralıyor.


Sakız’da en az 15
bin asker var!



Gizli saklı
değil.


Sakız’da herhangi
bir restorana veya kafeye otur bu kışlalara giden gelen askeri araçları günün
her saatinde görürsün.



20 senedir kafede
oturanlar bile görüyor…


Bizim sayın
hükümetimiz anca görüyor anca navtex yayınlıyor!



Sakız’ın
kordonuna otur…


Sadece Yunan
savaş gemileri değil NATO’ya bağlı savaş gemileri parkeder Fransız savaş gemisi
Portekiz savaş gemisi Alman savaş gemisi İspanyol savaş gemisi vızır vızırdır.


Biz navtex
yayınlayarak güya deşifre ediyoruz…


Halbuki
Sakız’daki Yunan askeri varlığını sağır sultan bile biliyor.



Uzaydan görüntü
almana filan gerek yok.


Sakız’ın
kordonuna otur… Yunan sahil güvenlik botlarının SAT komandolarıyla dolu
olduğunu kabak gibi görürsün.



Sakız’a Yunan
yolcu gemileriyle asker taşınıyor.


Üstelik…
Atina’dan Sakız başta olmak üzere bütün Yunan adalarına çalışan feribotların
neredeyse bütün personeli emekli ordu mensuplarıdır kamarotlar bile istihbarat
personelidir.



Milli İstihbarat
Teşkilatımız Sakız’ı avucunun içi gibi bilir.


Sakız’a değil
asker göçmen kuş bile gelse MİT’in haberi olur.



E hal böyleyken
sayın hükümetimizin Sakız’a asker yığdıklarını sanki ilk defa duymuş gibi
navtex yayınlaması bunun “son dakika haberi” olarak sunulması… Hazindir
desem olmaz komiktir desem hiç olmaz en iyisi susayım Sakız’a karşı kahvemi
yudumlamaya devam edeyim bari.


LİNK
: https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/navtex-6041398/
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet