SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

MİLLİ SORUNLAR DOSYASI (Ege Adaları, Boğazlar, Kıbrıs, Darbeler, Doğu Türkistan, PONTUS – RUM Faaliyetleri)

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : GİRİT ADASININ DÖRTTE ÜÇÜ TÜRKİYE’YE AİT, BİLİYOR MUYDUNUZ ???

MİLLİ SORUNLAR DOSYASI (Ege Adaları, Boğazlar, Kıbrıs, Darbeler, Doğu Türkistan, PONTUS – RUM Faaliyetleri)
Bu haber 29 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


GİRİT ADASININ DÖRTTE ÜÇÜ TÜRKİYE’YE AİT, BİLİYOR MUYDUNUZ ???


Sevgili Dostlar, daha önce duymamış olanlar ile
bilmeyenler için ilginç gelecek, benim de yıllar önce öğrendiğim bir bilgiyi
sizlerle paylaşmak istiyorum. Halen Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada yer
alan, Akdeniz’in en büyük 5.nci, Doğu Akdeniz de Kıbrıs’tan sonraki de en büyük
2.nci adası olan, yüzölçümü 8,336 km²’lik Girit adasının dörtte üçü aslında
halen Türkiye’ye aittir.


 Adanın uzunluğu 260 km olup, genişliği ise Diyon
burnu ile Litinon burnu arasındaki 60 km’lik en geniş mesafeden, doğu ucundaki
Yerapetre kıstağında sadece 12 km’lik bir mesafe arasında değişmektedir.
Girintili çıkıntılı sahil şeridinin toplam uzunluğu 1,000 km’ye ulaşmaktadır.


Yakın tarihimizde, Girit Adasının Hukuki statüsünü
belirleyen 4 antlaşma vardır. Bunlar;


  • 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması,
  • 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması,
  • 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ve
  • 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşmasıdır.


Bahse konu bu antlaşmalara göre Girit Adası’nın yalnız
dörtte biri Yunanistan’a aittir. Nedenine gelince;


30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile Yunanistan’a Girit
Adası’nın dörtte biri verilmiştir. Bu antlaşmada; Girit Adası’nın etrafındaki
14 adet ada, adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde
bırakılmıştır.


Birinci Balkan Savaşı’ndan sonra 30 Mayıs 1913 ‘te
Osmanlı Devleti ile Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan arasında
imzalanan Londra Antlaşmasının 4. maddesi ile ada toprakları müttefik
devletlere (Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan) verilmiştir.


Yani diğer bir ifade ile; Londra Antlaşmasına göre
Girit Adası üzerinde dört devletin paylı mülkiyeti vardır. Yunanistan’a Girit
Adası üzerinde tek başına ferdi mülkiyet tanınmamıştır.  30 Mayıs 1913
Londra Antlaşması’nın hiçbir yerinde, Girit Adası’nın Yunanistan’a verildiği
veya terkedildiği veya bağlandığına dair bir ifade yoktur.


10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması ile Bulgaristan,
Girit adası üzerindeki dörtte birlik hakkından feragat etmiştir. 1913 Bükreş
Antlaşması da Yunanistan’ın Girit adası üzerinde tek başına ferdi mülkiyetinin
olmadığını, başka devletlerle paylaşıldığını gösteren somut bir belgedir.


İkinci Balkan Savaşı’ndan sonra 10 Ağustos 1913’te
Yunanistan, Romanya, Karadağ, Sırbistan ve Bulgaristan arasında Bükreş
Antlaşması imzalanmıştır. Bulgaristan, 1913 Bükreş Antlaşması ile Girit Adası
üzerindeki dörtte birlik hakkından feragat etmiştir. Bu da göstermektedir ki
Yunanistan’ın Girit Adası üzerinde tek başına ferdi mülkiyeti yoktur, başka
devletlerin de payı vardır, antlaşma onun bir kere daha somut belgesi
mahiyetindedir. Zira Bulgaristan hakkından vazgeçerken herhangi diğer bir ülke
lehine feragat ta bulunmamıştır. Üstelik bu antlaşma Yunan Başbakanı Venizelos
tarafından da bizzat imzalanmıştır. Yunanistan lehine feragat (vazgeçme)
yapılmadığı için Bulgaristan’ın Girit Adası üzerindeki dörtte birlik payı
aslına rücu olmuştur. Yani anılan pay Osmanlı Devleti’ne geri dönmüştür. Bu
benim söylediğim husus, tüm hukukçuların da tereddütsüz onaylayacağı hukukun
temel kuralıdır.


14 Kasım 1913 tarihinde imzalanan Atina Antlaşması ile
1913 Londra Antlaşması hükümlerinin uygulanacağı kayıt altına alınmıştır. Yani
böylelikle, Atina Antlaşması ile Girit adasının dörtte birinin Yunanistan’a ait
olduğu bir kez daha doğrulanmaktadır.


Bükreş Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Devleti ile
Yunanistan arasında 14 Kasım 1913’te Atina Antlaşması imzalanmıştır. 1913 Atina
Antlaşması’nın 15. maddesi ile Osmanlı Devleti ve Yunanistan, 30 Mayıs 1913
Londra Antlaşması hükümlerini, 5.Maddesi de dâhil olmak üzere uygulayacakları
konusunda anlaşmıştır.


Bu antlaşma ile Girit Adası’nın dörtte birinin
Yunanistan’a ait olduğu üçüncü defa teyit edilmiştir.


14 Kasım 1913 Atina Antlaşması’nın hiçbir yerinde,
Girit Adası’nın Yunanistan’a verildiği veya terkedildiği veya bağlandığına dair
bir ifade yoktur.


Gelelim 1923’e; 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile
Girit adasının sadece dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğu bir kez daha teyit
edilmiştir. Bilindiği gibi; Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra Türkiye
Cumhuriyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp
– Hırvat-Sloven Devleti arasında 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması
imzalanmıştır.


Bu Antlaşması’nın 12. maddesi ile antlaşmaya taraf
olan toplam sekiz ülke tarafından, 1-14 Kasım 1913 Atina Antlaşması’nın 15.
maddesinin uygulanacağı teyit edilmiştir. Bahse konu bu teyit ile 30 Mayıs 1913
Londra Antlaşmasının uygulanacağı da kayıt altına alınmış olmaktadır. Yani
dördüncü defa ve sefer de Lozan ile; 1913 Londra Antlaşması ile Yunanistan’a
Girit adasının dörtte birinin verildiği doğrulanmıştır.


Bu kadar açıklama ve dört kere aynı şeylerin
vurgulanmasından sonra sonuca gelirsek;


1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın 12. maddesi ile
başta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olmak üzere toplam sekiz devlet
tarafından, Girit adasının yalnızca dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğu
teyit edilmiştir. Girit adası üzerinde Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan ve
Yunanistan, olmak üzere toplam dört devletin paylı mülkiyet hakkının olduğu bir
kez daha kayıt altına alınmıştır.


1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın 46. maddesi ile
Osmanlı genel borçları paylaştırılmış ve antlaşmanın 12. ve 15. maddelerinde
sözü edilen adaların payına düşen borçlarında, adaların katıldığı devletler
tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Anılan 46. madde ile Yunanistan, Kuzey
Ege Denizi’nde Taşoz – İkerya arasında bulunan toplam 9 ada ile Girit Adası’nın
dörtte birinin payına düşen borcu ödemekle sorumlu tutulmuştur.


Yunanistan anılan borçları ödememiştir. Borçlarla
ilgili 46. madde de Yunanistan’ın Girit Adası üzerinde sadece dörtte birlik
mülkiyet hakkına sahip olduğunu açıkça görülmektedir.


Lozan Antlaşması’ndan Sonraki Dönem:


Sırbistan, Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Girit
Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından fiili olarak feragat etmiştir.


Karadağ da Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Girit
Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından fiili olarak feragat etmiştir.


Bulgaristan, Lozan Antlaşması’na taraf değildir.
Ancak, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması ile Girit Adası üzerindeki dörtte
birlik hakkından yazılı olarak feragat eden Bulgaristan, Lozan Antlaşması
sonrasında da Girit Adası üzerindeki hakkından fiili olarak feragat etmiştir.


Buraya kadar ki açıklamaları özetleyecek olursak;


Girit Adası’nın hukuki statüsünü belirleyen, 30 Mayıs
1913 Londra Antlaşması, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina
Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’na göre Girit Adası’nın sadece
dörtte biri Yunanistan’a aittir.


Bulgaristan, Girit Adası üzerindeki dörtte birlik
payından yazılı ve fiili olarak; Sırbistan, Girit Adası üzerindeki dörtte
birlik payından fiili olarak; Karadağ da Girit Adası üzerindeki dörtte birlik
payından fiili olarak feragat etmiştir.


Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ tarafından yapılan
feragat (vazgeçme), Yunanistan lehine yapılmamıştır.


Yunanistan lehine feragat (vazgeçme) yapılmadığı için
Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’ın Girit Adası üzerindeki toplam dörtte üçlük
payı aslına rücu olmuştur. Yani anılan dörtte üçlük pay Osmanlı Devleti’ne geri
dönmüştür.


Osmanlı Devleti’nin hak ve borçları küllî halefi yet
yoluyla Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiştir. Girit Adasının hukuki statüsünü
belirleyen uluslararası antlaşmalar ve uluslararası hukuka göre Girit Adası’nın
dörtte üçü ve adanın etrafındaki ada, adacık ve kayalıklar, Osmanlı Devleti’nin
küllî halefi olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir.  (Külli halefler,
miras bırakanın borçlarından dolayı kendi mal varlıkları ile sınırsız
sorumludurlar. Cüzi halefler ise borçlardan sorumlu değildirler. Külli intikal
asıl olduğu için hukukumuzda en az bir külli halef vardır.)


Yunanistan, 1999 yılında adaya, Türkiye’ye karşı
kullanılmak üzere S-300 hava savunma Füze bataryası konuşlandırmıştır. Bu
durumda yapılması gereken hukuki işlem şudur;


Yunanistan, Girit adasının dörtte üçü ile hâlihazırda
adanın etrafında işgal altında tuttuğu Gavdos, Dionisades, Gaidhouronisi, Dhia,
ve Koufonisi olmak üzere toplam 5 Türk Adasını boşaltarak Türkiye’ye teslim
etmeli, Girit Adası’nın Türk bölgesinde kalan Heraklion Hava Üssü dahil olmak
üzere bütün askeri birliklerini ve hava savunma füze bataryalarını tahliye
etmelidir.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER