Ege Adaları İle İlgili Bir Yazı !..

Son
aylar içerisinde sıkça gündemde olan bir konu, Ege Denizi’nde yer alan 18 adanın
ve bazı kayalıkların Yunanistan tarafından işgal edilmiş olmasıdır.  Konuyu gündeme ısrarla taşıyan ise Milli
Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği görevini bir dönem yürütmüş olan Em. Kur.
Alb. Ümit Yalım olmuştur.

Bu
konu, gerek Dışişleri Bakanlığı ve gerekse hükümet yetkilileri tarafından
hiçbir şekilde tatmin edici şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.  Bu durumdan iyice yüreklenen Yunan
yetkilileri alay edercesine bu adaları silahlandırmışlar ve hatta kebap
partileri yaptıklarını medyaya sızdırmışlardır.

Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından Yunanistan’a yapılan resmi ziyarette de bu konunun
gündeme taşınmamış olması kanımca manidardır.

Bu
konuyu, 16.03.2010 tarihli yazım ile Mersin İmece Gazetesi köşeme taşımıştım ve
‘Entelektüel Fahişelik Adına Bir Örnek’ başlıklı yazım ile konuyu kendimce
irdelemiştim.

Şimdi
yeniden değinmek gereksinimi duymaktayım.

2009
yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bünyesinde Türkiye Cumhuriyeti
adına 12 milletvekilinin görevli olduğunu biliyoruz.  Sekiz tanesi AKP milletvekilidir (Mevlut
Çavuşoğlu, Ruhi Açıkgöz, Lokman Ayva, Nursuna Memecan, Mehmet Sayım Tekelioğlu,
Özlem Piltanoğlu Türköne, Mustafa Ünal, Erol Aslan Cebeci).   İki üye CHP’li (Birsen Keleş ve Haluk Koç)
ve iki üye ise MHP milletvekilleridir (Tuğrul Türkeş ve Ertuğrul Kumcuoğlu).

2010
yılının Ocak ayında, Konsey Başkanlığı sırası ülkemize gelmiştir.  AKP delegasyonu başkanı olan Mevlut Çavuşoğlu
başkan adayı olur.  Oylama sırasında AKP
üyesi olan milletvekilleri olumlu oy kullanırken, MHP’li iki üye ve CHP adına
orada bulunan Birgen Keleş hayır oyu atarlar (H. Koç, o sırada ülkemizde
olduğundan oy kullanmamıştır).

Mevlut
Çavuşoğlu, başkan olmadan önce de bir öneriye katkıda bulunduğu için özellikle
anımsanır.  Şöyle ki; 24.06.2009 tarihinde
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne beş imzalı bir önerge
verilmiştir.  Bu önerge ile Ege Denizi
içerisinde yer alan bazı adaların ve bu adalar da konuşlanmış bazı köylerin
Türkçe olan isimlerinin Rumcaya çevrilmesi önerilmektedir.  Önergeye imza koyanlar ise; Davud
Harutyuryan, Rafi Hovenasyan, Armen Rustanyan, Androz Kiprianu ve Mevlut
Çavuşoğlu’dur (üç Ermeni, bir Rum ve bir Türk).   Almanya delegesi Hakkı Keskin ve Azerbaycan
delegesi Abbasov önergeyi imzalamayı ret etmişlerdir.

Bu
önerge, 26.06.2009 tarihinde kabul edilir. 
Oylama da sekiz AKP’li üye evet derken, MHP ve CHP üyeleri hayır
demişlerdir.  (AKP delegesi olan o dönem
milletvekili Sayın Özlem Piltanoğlu Türköne, İmece Gazetesi içeriğinde yazımın
çıkmasını takiben bana yazdığı tekzip mektubunda kendisinin de Bozcaada ve
Gökçeada köylerinin Türkçe yerine Rumca anılması için hayır oyu kullandığını
ifade buyurmuştu).

Şimdi
gelelim bu yazıdan benim muradıma, daha doğrusu tahminime.   Sayın Mevlut Çavuşoğlu’nun üç Ermeni ve bir
Rum milletvekiline ek olarak beşinci parlamenter olarak önergeyi imzalamış
olması kanımca önemlidir.   Zira bu
görevde olan bir parlamenterin Dışişleri Bakanlığı ve özellikle hükümetin onayı
olmadan bu öneriye kendince imza koyabilmesi olası değildir.   Acaba; AKP İktidarı, Avrupa Birliği oylaması
sırasında Yunanistan’ın ülkemizi veto etmesini önlemek üzere özel ve gizli bir
protokol ile bu adaları ve kayalıkları Yunanistan’a terk mi etmiştir?

İşte
bu nedenledir ki, aylar boyu konu medyaya taşınmış olmasına karşın iktidar
kanadından bir ses çıkmamaktadır.   Keza
Sayın Ümit Yalım’ın bu gizli protokolü bildiğini ancak bizzat hükümet
tarafından açıklanmasını beklediği için ısrarla seslendirdiğini tahmin
ediyorum.

 Bu durumda artık 18 adamızın üzerine bir
bardak su içmemiz gerekmektedir!

Bu
konu, 2009 ve 2010 yılında da medyanın gündemine taşınmıştı.  Kanal B Bekleme Odası Programı içeriğinde
Gürbüz Evren konuya değinmişti.   Keza
Dailymotion’da Güncel Meydan isimli programda da söz edilmişti.

Umarım
bu yazı ile ilgilenen milletvekillerimiz, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi
tutanaklarına göz atarak veya böyle bir protokolün varlığı söz konusu ise
Dışişleri Bakanlığı nezdinde soru sorarak konuyu irdeleyebilirler.  Hatta en azından Sayın Dışişleri Bakanı konu
ile doğrudan ilgili olduğundan kendisine bu konu sorulabilir diye
düşünüyorum.   Ha, bir yanıt verilir mi,
yoksa devlet sırrıdır diyerek üstü kapatılır mı, orasını bilemem!.. 

Kıssadan
hisse: “Yalan dörtnala gider, gerçek adım adım yürür ama gene de zamanında
yetişir!”    (Norveç atasözü).






























































Erdal
Akalın (07.01.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet