Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Cahit Armağan DİLEK : Ege’yi de Fırat’ın
doğusu gibi kaybediyoruz


E-POSTA : cahitdilek@yahoo.com


Türkiye’nin çevresindeki kuşatmanın Doğu
Akdeniz ve Ege bölümünde son dönemde önemli gelişmeler var.


Fatih sondaj gemisinden sonra Yavuz sondaj
gemisinin de Doğu Akdeniz’e gönderilmesi öncesinde Çipras Yunan Güvenlik
Konseyini topladı. GKRY’nin haklarını koruma vaadinde bulunup eğer Türkiye
Meis adası açıklarında da sondaj yaparsa askeri müdahale imasında bulundu,
tehdit etti.


Buna verilecek en somut yanıt Yavuz
gemisinin sondajını Meis açıklarında yapması olurdu. El mi yaman bey mi yaman
görürdük. Ama Erdoğan yönetimi bu blöfü göremedi. Eğer bu blöf
görülseydi
Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) üzerinde
koparılan Yunan-Rum yaygarası da susturulurdu
.


Ama öyle yapılmadı. Türkiye Yunan-Rum
yaygarasına ayak uyduruyor ve Doğu Akdeniz’de MEB konusunu ana konu olarak ele
almayı tercih ediyor.
Aslında burada kullandığımız Türkiye kelimesi yerine
görevde ve emekli az sayıda kişinin söylemleri demek daha doğru olur.


Türkiye’nin milli, kritik konuları son
dönemlerde nedense kişilere etiketlenerek ele alınıyor. 16 Nisan anayasa
değişiklikleriyle Cumhurbaşkanının her şeyden sorumlu tek kişi olması da bunun
bir sonucu.


Hatırlanırsa PKK ile mücadelede de “bu
iş benim işim, ben çözerim”
gibi ortaya çıkan Genelkurmay Başkanları,
İçişleri Bakanları, Valiler gördük. Şimdilerde Ege ve Doğu Akdeniz konusu da
aynı şekilde yürütülüyor.


Terörle mücadele gibi çevre denizlerdeki
hak ve menfaatlerimizin korunması kişilere bağlı değil devlet politikası
halinde ele alınması gerektiğini herkes bilir. Ahmet, mhmet bugün var yarın yok
ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak.


Kişiye endeksli politikalardan kişisel
PR çıkar, devlet adına sonuç almak mümkün değil.
Cumhurbaşkanlığı Hükmet Sistemi bunun en son ve somut
örneği.


İşte bu kişisel çıkışların da
yönlendirmesiyle Türkiye Yunan-Rum eksenindeki anlaşmazlıklarda Ege’yi bir
kenara koymuş Doğu Akdeniz’e öne çıkarmış gözüküyor. Evet 1960 Kıbrıs
Cumhuriyeti anlaşmalarıyla Yunan-Rum ikilisiyle anlaşmazlık alanı da Trakya’dan
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’e kadarki hat üzerinde genişledi.


Ama mevcut anlaşmazlık ve sorunlar doğru
analiz edilirse bu hattaki anlaşmazlıkların temelinde Ege sorunları olduğu
görülür. Ege sorunlarının ağırlık merkezi ise Kıta Sahanlığı’dır. Ve
Türkiye doğal olarak burada çok güçlüdür.


Kıta sahanlığı kavramı 1958 Deniz Hukuku
sözleşmesinde yer almıştır. MEB’e göre daha eski bir kavramdır ve kıta
sahanlığına sahip devlete doğal, kalıcı haklar tanımaktadır. MEB 1982
sözleşmesinde yer almıştır ama MEB kavramının ortaya çıkması kıta sahanlığı
kavramını ortadan kaldırmamıştır.


MEB sınırlarının belirlenmesinde kabaca
karasuları hatları üzerinden gidilmektedir. Hal böyle olunca Ege gibi binlerce
ada/adacığın bulunduğu, Anadolu yarımadasına yakın adaların çoğunluğunun da
Yunan tarafında olduğu düşünüldüğünde kıta sahanlığı kavramı yerine MEB
üzerinden gidilecek sözde çözümlerde Türkiye’nin Ege’yi tamamen kaybetmesi,
denizaltı ve üstü hiçbir kaynaktan faydalanamaması anlamına gelir.


Halbuki Ege’de kıta sahanlığı kabaca bir S
harfi şeklinde Ege’yi ortadan bölmektedir. Bu yapı içinde Doğu Ege adaları
yanlış tarafta
‘dır. Yanlış tarafta olmak o adaların mutlaka
Türkiye’ye ait olması anlamına gelmiyor ama Yunalara ait ada/adacıkların
MEB’inin olmasına, kıta devletinin hak ve avantajlarının kaybına engel olur.


Ege’de kıta sahanlığı çözülmeden Doğu
Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB’i çözmek mümkün değil.
Türkiye’nin en son Mart 2019’da Doğu Akdeniz’deki
MEB’e ilişkin BM’ye bildirdiği haritanın batı ucundaki belirsizlik de Ege’deki
kıta sahanlığıyla doğrudan ilintilidir.


Ama Yunan tarafı tartışmalı olarak kalacak
Doğu Akdeniz’deki MEB mücadelesinin köpürtülmesinden, Ege’deki kıta
sahanlığının unutulmasından memnun.


Bakın önceki gün Yunan Dışişleri Bakanı
ne diyor: Ege’de Türkiye ile ezelden beri sahip olduğumuz farklılık kıta
sahanlığının belirlenmesi olmuştur.


Yunan Bakan işgal ettikleri adalarımıza
ilişkin karşı söylem geliştirenleri Türk milliyetçisi ve Kemalist muhalefet
diye de suçlamış, diplomatlarla daha iyi anlaştıklarını da söylemiş.


Bu açıklama bile Yunanistan’ın kıta
sahanlığı konusundan korktuğunu
gösteriyor.


Yunanlar ABD ve AB’yi de arkasına alıp,
bunlara ait şirketlere ulufe gibi arama-sondaj ruhsatları vererek Doğu
Akdeniz’de koruma kalkanı kurduklarını ve güçlü olduklarını düşünüyor.


Ellerinin zayıf olduğu Ege’nin değil
Doğu Akdeniz’in konuşulmasını istiyor.


Muhakkak ki Ege-Doğu Akdeniz birbirine
giren yekpare bir sorun alanıdır ama ağırlık merkezi Ege’deki kıta
sahanlığıdır.


Suriye kuzeyindeki hata burada tekrar
edilmemelidir.
Çünkü Suriye
kuzeyinde Fırat’ın doğusu PKK terör koridorunun ağırlık merkezi olmasına rağmen
Türkiye önceliği Fırat batısına vermiş, günün sonunda Suriye kuzeyinde ABD
destekli PKK planının işlemesini önleyememiş, Fırat doğusunda PKKistan
oluşmuştur.


Aynı hataya şimdi Ege ve Doğu Akdeniz
hattında da düşülmemeli, hedef-tehdit önceliği doğru belirlenmeli, Ege
kaybedilmemeli.


Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır.
Bu satıh bütün vatandır. Bu vatana Mavi Vatanın her milimi de dahildir.


Kaynak Yeniçağ: Ege’yi de Fırat’ın doğusu gibi kaybediyoruz – Cahit Armağan
DİLEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış