E-KİTAP-E-BOOK-E-DERGİ-SLAYT SHOW & KİTAP ÖZETLERİ ve DEĞERLENDİRMELERİ


Akdeniz Kimliği ve Türk Dış Politikası


Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin OBA, Çağ Üniversitesi,
TASAM Başkan Danışmanı




26 Şub 2020


Anahtar Kelimeler: Akdeniz Kimliği, Türk Dış
Politikası, Doğu Akdeniz, Levant, Kıbrıs Sorunu, Suriye, Doğu Akdeniz’de
Hidrokarbon Kaynakları, AB …


Özet



Bu tebliğin amacı, uluslararası politikada kimlik sorunlarının önem kazandığı
bir dönemde, Türkiye’nin Akdeniz kimliği üzerinde durmak, bunun Türk dış
politikasına etkilerini ele alarak değerlendirmektir.

 

Hiç şüphesiz coğrafi açıdan Türkiye de, bir Akdeniz ülkesidir. Birçok kimliği
beraberinde taşıyan bir ülke olarak Türkiye, Akdeniz kimliğini, bu kimlik
üzerine dayalı dış politikasını yeteri kadar kullanmamaktadır.

 

Türkiye’nin Akdeniz kimliği, Türk dış politikası ile ilgili eserlerde de,
Kıbrıs dışında, üzerinde gereği gibi durulan bir konu olmamıştır.

 

Türk dış politikasının teorik boyutunu ele alan çalışmalar Türkiye’nin Akdeniz
kimliğine dayalı dış politika açılımlarına gerekli şekilde eğilmemiştir.

 

Türkiye’nin son zamanlarda bir Akdeniz aktörü olarak da ortaya çıktığını
görüyoruz. Türk dış politikasında meydana gelen bu gelişme lerin etkisiyle
Levant bölgesine yönelik bir ilginin arttığı gözlemlenmektedir.

 

Türkiye, Kıbrıs sorunu etrafında oluşturmuş bulunduğu Akdeniz politikasını,
yeni gelişmelerle, bölgede ortaya çıkan enerji kaynaklarının etkisi ile de
yeniden düşünmek durumunda kalmıştır.

 

Ayrıca, Suriye sorununun etkileriyle bölgeye tekrar giren Rusya, stratejik
olarak Akdeniz’i yeniden bir güçler çatışması alanı haline getirmek üzeredir.
Bu durum da Türkiye’nin Akdeniz ile ilgisini arttırıcı

bir unsurdur.

 

Anahtar Kelimeler: Akdeniz Kimliği, Türk Dış Politikası, Doğu Akdeniz, Levant,
Kıbrıs Sorunu, Suriye, Doğu Akdeniz’de Hidrokarbon Kaynakları, AB

 

Giriş ve Konunun Tanımı



Coğrafi açıdan bir Akdeniz ülkesi de olan Türkiye, birçok kimliği beraberinde
taşıması itibariyle, Akdeniz kimliğine dayalı dış politikasını yeteri kadar
araştırma konusu yapmamıştır.

 

Gerçekten Akdeniz, 2.5 milyon kilometrekarelik bir denizdir ve 46.000 kilometre
sahile sahip olup, 160 adet adayı içermektedir. Bu büyük denizde, bazı bölümler
değişik isimler taşımaktadır: Marmara, Ege, Adriyatik gibi. Akdeniz, dünyanın
en önemli sekiz boğazının üçünü de içermektedir. Bunlar, Cebelitarık, Çanakkale
ve İstanbul boğazlarıdır.

 

Bu deniz etrafında oluşan tarihte, Arap fetihleri, Haçlı Seferleri, Truva ve
Kartaca’nın yıkılışları, İstanbul’un fethi, Osmanlı Devleti’nin dağılması ve
Ortadoğu’daki karışıklıklar, son zamanlarda karşı karşıya kalınan mültecilerin
ortaya çıkardığı sorunlar akla gelmektedir. Bu denizin kıyılarında ayrıca, tek
tanrılı din ortaya çıkmış ve üç büyük din bu bölgede gelişmiştir. Hristiyanlık
ve İslamiyet, bu bölgede çatışmışlardır.

 

Akdeniz ile ilgili büyük bir tarihçi olan Fernand Braudel’e göre, “Akdeniz’de
seyahat etmek çağların en derinliklerine dalmak demektir”1.

 

Akdeniz, Türk tarihi açısından da önem taşımaktadır. Osmanlı Devleti’nin Arap
Ortadoğu’sunu ele geçirmesinden sonra, Doğu Akdeniz’de beş asır süren Mısır
hâkimiyetine son vermiş ve Osmanlı ağırlıklı bir Doğu Akdeniz ortaya çıkmıştır.
Bundan sonra, Sultan I. Süleyman döneminde Barbaros’un Osmanlı hizmetine
girmesinden sonra da, Akdeniz’de hâkimiyet sağlamaya çalışan Türkler ve
İspanyollar arasındaki mücadele, Türkler lehine sonuçlanmıştır. 7 Ekim 1571
İnebahtı Deniz Savaşı’ndan sonra, gerilemeye başlayan Osmanlı etkisi ışığında,
Osmanlı-İspanyol çatışması Akdeniz’in iki bölüme ayrılması sonucunu vermiştir.
Buna rağmen, Osmanlı hâkimiyeti 17. yüzyılda da Akdeniz’de devam etmiştir.2

 

Türkiye’nin Akdeniz kimliği, Türk dış politikası ile ilgili eserlerde, Kıbrıs
dışında, üzerinde gereği gibi durulan bir konu değildir. Türk dış politikasının
teorik boyutunu ele alan çalışmalar da Türkiye’nin Akdeniz kimliğine dayalı dış
politikasına gerekli şekilde eğilmemiştir.3

 

Türkiye’nin, son zamanlarda bir Akdeniz aktörü olarak ortaya çıktığını
görüyoruz. Türk dış politikasında meydana gelen bu gelişmelerin etkisiyle Doğu
Akdeniz, Levant bölgesine yönelik bir ilginin arttığı gözlemlenmektedir.
Gerçekten Türkiye, Kıbrıs sorunu etrafında oluşturmuş bulunduğu Akdeniz
politikasını yeni gelişmelerle, bölgede ortaya çıkan enerji kaynaklarının
etkisiyle de yeniden düşünmek durumunda kalmıştır. Ayrıca, Suriye sorununun
etkileriyle bölgeye tekrar giren Rusya, stratejik olarak Akdeniz’i yeniden bir
güçler çatışması alanı haline getirmek üzeredir. Bu gelişme, Türkiye’nin
Akdeniz’e olan ilgisini artırmaktadır.



TASAM Yayınlarının  “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu
Akdeniz” isimli kitabından alınmıştır.



“Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve
Doğu Akdeniz” e-kitabı için Tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir