DUYURULAR

Değerli
Yurtseverler,


Tarihin önemi nedir ?


Tarihin önemini vurgulamak için söylenmiş sözler
vardır.


*Tarih
yazmak, yapmak kadar önemlidir.


*Geçmişini
bilmeyen geleceğini tayin edemez.


*Tarihini
bilmeyen millet yok olmaya mahkumdur




Tarihin tanımı:


Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen
hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar
arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını,
karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç
sorunlarını inceleyen bilim.




Hatırlama
refleksi insanı tehlikelerden koruduğu gibi gelişmesini de sağlayan bir
yetenektir. Eğer hatırlama yeteneğimiz olmasaydı dün sokakta takılıp düştüğümüz
kasise bugünde takılıp düşerdik. Hatırlama eylemi sayesinde bu riskten kurtuluruz,
 ya da yaşadıklarımızı hatırlayamasaydık
her an öğrendiğimiz şeyleri unutur ve tekrar öğrenmek için zaman harcardık. Böylece
hiçbir zaman kişisel olarak gelişemezdik.




Tarih ise
toplumların ve insanlığın hatıra defteridir. İnsanoğlunun bıraktığı her iz bir
sonraki kuşağın yolunu aydınlatır. Yeni kuşağın yapması gereken sadece bu
izleri doğru yorumlamaktır. Böylece öncekilerin yaşadıklarını tekrar yaşamak
zorunda kalmadan yaşam standardını daha ileri götürebilirler. Ancak işte bu
noktada tarihin yani hatırlamanın önemini anlayamamış toplumlar tarihi doğru
yorumlamaya çalışmadan sadece günlük seyrin rüzgarına göre hareket ederek daha
önce yapılmış bir hatayı tekrar yaşayabilirler. Böylece hem kendilerine hem
sonraki nesillere zaman kaybı ve acı yaşatırlar. Bu anlamda tarih bir
tecrübedir. 




Tarihi
yazıtları ve izleri çok olan toplum güçlü bir toplumdur. Bu yazıtlardan ve
izlerden en iyi şekilde yararlanan toplum medeni bir toplumdur.




İnsan bir
engelle karşılaştığında geriye doğru giderek hız, güç ve açı kazanarak koşar ve
atlayarak engeli geçer. Tarihte toplumların önüne çıkan engelleri aşabilmesi
için geriye yani tarihine dönmesi ve oradan güç ve hız alarak önündeki engeli
kolayca aşmasını sağlaması bakımından önemlidir.




Şu cümle
çok sık tekrarlanmaktadır: Milletlerin geleceği için tarih yazmak, yapmak kadar
önemlidir. Bu söz öyle açık bir gerçeği ifade ediyor ki, ne kadar tekrarlanırsa
tekrarlansın değeri aşınmaz.


Değerli
Yurtseverler,


Dönemimizde ileri milletlerin hayatlarına
bakınca, milli kudret ve medeniyet hamlelerini tarih şuuruyla yaptıklarını
müşahede ediyoruz. Bu sebeple şunu rahatça söyleyebiliriz ki, tarihi yazıp, onu
bir kültür ve şuur kaynağı haline getirmedikçe, toprak altında kalan yeraltı
zenginlikleri gibi hiçbir anlam taşımaz. Tarihte ne kadar göz kamaştırıcı bir
mevkiye sahip isek de, onu araştırmada, kültür hazinesi olarak hayatımıza
katmada aklın alamayacağı kadar geri kaldık. 




İki türlü
tarih yazılır. Birincisi belgeleri, kalıntıları yorumlayarak yazılanlardır.
İkinci tür ise kitaplardan yararlanıp kaleme alınanlardır. Bizim yazdıklarımız
ikinci türdendir; yani eserleri doğru kabul ederek yazıyoruz. Daha çok da
Batılı kaynakları kullanıyoruz. İlim hasbidir, denir; ama aslında hasbi ilim
yoktur; bugün hiçbir şey beklemeden ilim ürettiğini söyleyenin, günün birinde
bu bir işe yarayacaktır düşüncesi beyninin bir köşesinde saklıdır. Batılı,
dilimizi, eski harflerimizi, geçmişteki mantalitemizi, geleneklerimizi mümkün
mertebe öğreniyor, ömrünü heba ederek tarihimize dair eserini veriyor. Ciddi
bir emeli bulunmasa, bu zahmete katlanmasının mantığı olabilir mi? 




İki bin
yıl önce egemenliğini kaybeden Yahudiler, yok olmamış, tekrar milletler
camiasında yerlerini almışlarsa, tarih bilgilerinin onlara verdiği şuura sahip
olmalarındandır. Bizim bu konudan niçin yeterince yararlanamadığımızın üzerinde
durmamız gerekir. Pek çok milletten Alman tarihi uzmanı yetişmiştir; fakat
Alman tarihini rakipsiz olarak en iyi yazan Almanlardır. Bu, bütün Batılı
milletler için böyledir. Ama biz, Batılı tarihçilerin kitaplarını kaynak
alıyor, tarihimizi onlara göre yazıyoruz. İngiliz devlet adamı Gladstone
“Dünya yüzünden Türklerin kötülüklerini
kaldırmanın bir tek çaresi vardır ki, o da dünya yüzünden kendi vücutlarının
kaldırılmasıdır.”
derken,
kuşaktan kuşağa böyle bir hava içinde yetişen Batılı bilim adamları Türk
tarihine dair araştırmalarında ne kadar objektif olabilirler? Bu gerçeği dile
getirmek için Arthur Sharaton “Mimar Sinan Biyografisi”nde Türk
tarihiyle ilgilenen Batılıların ortak bir yanlarının bulunduğunu, onun da bizi
tarihimizden soğutmak olduğunu söylemiyor mu? Tarihimiz konusunda Batılıları
kaynak almakla, çocuklarımıza, objektif, tarafsız, tarihimizi öğretmek yerine,
onların dünyaya bakışını Avrupa adına çarpıtmış olmuyor muyuz? Avrupa’nın
dünyada son yüzyıllardaki gelişmenin beşiği olmasında tarih biliminde bugünkü
anlayışa kavuşmalarının müstesna bir rol oynadığında şüphe yoktur. Biz kendi
tarihimizi yazarken olayların mihrakına milletimizi oturtmalıyız; bunu yaparken
de tarihin inandırıcı olmasını şiar edinmeliyiz; çünkü bir milletin tarihinden
yararlanmaması ne kadar eksiklikse, gereksiz abartmalarla yeni nesilleri
şartlamaya çalışması da o kadar tehlikelidir. Nasıl olsa er geç doğruyu
öğrenecekler; bu da onlarda aşağılık kompleksinden kaynaklanan tedavisi gayri
kabil yaralar açacaktır. 




Ciddi bir
kültür ve medeniyete sahip olmak istiyorsak, ilk kaynaklardan tarihimizi doğru
yazmak ve okumak zorundayız. Böylece ne yapmamız, yeni nesilleri yetiştirirken
nelere dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkacağından, sorumluluğunu bilen
insanımıza kavuşacağız. Fizikçimiz, kimyacımız, romancımız dünyadaki
emsallerinden geri kalırlarsa, görevini yapmamış olmanın ızdırabını
duyacaklardır. Bu insan tipine kavuşmadan sarf edeceğimiz bütün gayretler suyun
üzerine nakış işlemektir; zira insan, özelliklerine göre dünyasını kurar.


Değerli
Yurtseverler,


Bu açıklamalarımız çerçevesinde ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun
Araştırma ekibinin
5 yıl boyunca çeşitli akademik kaynaklardan derlediği bir projeyi sırası
gelmişken duyuralım. Ekibimiz tarihin ne kadar önemli bir bilim dalı olduğunun
farkında olarak sizler için TARİH DVD
setini
ortaya çıkardı ve hizmetinize sundu. Aslına bakarsanız anlatacak
çok fazla şey yok. İncelediğinizde zaten hak vereceksiniz. Türkiye’de bir
örneği bulunmayan nadir bir akademik araştırma projesidir.


Tarihe meraklı iseniz yada bir akademisyen adayı
veya personeli iseniz eşsiz bir kaynak olan bu sette aradığınız tüm tarihi
sorulara cevap bulacaksınız. İlk çağ, Eski Antik tarih, Ortaçağ tarihi, Rönesans,
Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi’ne dair onlarca makale ve dijital görüntü
incelemenizi bekliyor.




TARİH DVD SETİ’ni 2 versiyon olarak dikkatinize
sunuyoruz.


Premium Tarih Seti toplam 4 dvd’den oluşuyor ve 2 dvd içinde doküman
ve makale, diğer 2 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 198 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU
üyelerine indirimli – 149 TL)


Gold Tarih Seti ise toplam 8 dvd’den oluşuyor ve 3 dvd içinde doküman
ve makale, diğer 5 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 396 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU üyelerine indirimli – 349 TL)


(Not : Her DVD’de 4,5 GB’lık veri bulunuyor.
Toplam 4 DVD’de 18 GB, 8 DVD’de ise 32 GB’lık veri bulunuyor. Bu da bir ev
dolusu kütüphane kadar dijital veri demek)


Tarih Setleri içeriği
ile ilgili bilgi almak için lütfen buraya
tıklayın.


Tarih Setlerini almak isterseniz
lütfen aşağıdaki hesabımıza alacağınız setin ücretini havale ettikten sonra ozel-buro@isnet.tr
E-posta adresimize Ad Soyad, Cep Telefonu ve Açık Adresinizi gönderin. Ödeme
kontrolünden sonra setler aynı gün içinde adresinize kargo ile gönderilecektir.
(Kargo bedeli tarafımıza aittir)


Hesap Numaramız :


ZİRAAT BANKASI AKÇAKOCA DÜZCE ŞUBESİ
HESAP NO : 0318-62940443-5001 /// İBAN NO :TR130001000318629404435001 (Erkut
Ersoy adına)


Teşekkürler,


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir