DUYURULAR

Değerli Yurtseverler,


Bu
sefer ki setimizde
halen
ülkemizde ve tüm dünyada FENOMEN olarak bilinen PARAPSİKOLOJİ & GİZEM
konusuna değindik. Oldukça kapsamlı bir çalışma oldu desek abartmış
olmayız. Bu konuda ilk eser olmanın gururunu taşıyoruz.


Değerli Yurtseverler,


Önce isterseniz Parapsikoloji nedir, bilimsel çerçeve
içinde kalarak biraz değinelim.


Parapsikoloji Nedir?




Öncelikle terim
anlamına bakmak gerekirse para-psikoloji psikoloji ötesi demektir.
Parapsikolojinin temel aldığı dal düşünce gücü ve insanların ruhsal güçleridir.
Labarotuarlarda denenip onaylandıktan sonra parapsikoloji dalına alınır bu
güçler. Yani parapsikoloji paranormal güçleri yani normal ötesi güçleri ele
alır. Özel labarotuar ve merkezlerde bu güçlere sahip kişiler kullanılarak
deneyler yapılır. Bir bilimdalı olan parapsikolojiyi hala bilimdalı kabul
etmeyen bilim adamları vardır. Çünkü parapsikolojinin incelediği ve onayladığı
dallar gerçekten yenilir yutulur cinsten değildir. Parapsikolojinin incelediği
dallar şunlardır:




Duyu Dışı
Algılama (ESP) =Telepati, Durugörü, Önsezi Psikokinezi (PK): Telekinezi
– Rüyada
ESP-Hipnoz ve hipnoz altında ESP-Hayvanlarda ESP-Bitkilerde Parapsikoloji –
Duruişiti – Psikometri – Levitasyon – ışınlanma=teleportasyon – paranormal
şifacılık ve cerrahi – paranormal teşhis ve otoskopi, alteraskopi, telemnezi –
gezici durugörü – astral seyahat – beden enerji merkez ve alanları: şakralar ve
auralar – enerji bedenleri – kirlian fotoğrafçılığı – biyokozmik enerji ve
psikotronik bilim – geller etkisi – şuurlu beden kontrolleri – değişik şuur
halleri (ASC) – tekinsizev: kendiliğinden pk – düşünce fotoğrafçılığı – gözsüz
görüş – radyestezi ve radyonik bilim – telkinbilim – psişik arkeoloji –
geçmişin bilinmesi.




Bu dalları
araştıran parapsikoloji bilimi belli modern aletlerle ölçümler yapmayı ve
bunları geliştirmek için yöntemler üretmeyi başarmıştır. Parapsikoloji insanın
biyolojik bir makineden fazlası olduğunu gözler önüne sermesi ve insanın
kendini keşfetmesi yönünden çok önemli bir bilim dalıdır. Ama maalesef bazı
büyük ülkeler tarafından silah olarakta kullanıldığı bilinmektedir. Ajanlar
kendi aralarında telepati ile iletişim kurmakta, telekinezi ile bazı
müdahaleleri yapmaktadır.




Parapsikoloji
araştırma merkezleri bulunan ülkeler:
Başta Rusya,
Amerika olmak üzere Japonya, İngiltere, Çin, Hollanda, Almanya, Fransa,
Portekiz, İsviçre


Parapsikoloji
araştırma laboratuarları bulunan ülkeler:
Amerika,
Almanya, Japonya, İskoçya, Fransa, İtalya




Parapsikoloji
Tarihi+




Parapsikoloji,
geçtiğimiz yüzyılın başlarında ortaya çıkmış, ruhsal yetenekleri ve onunla
ilgili olayları inceleyen bir araştırma dalıdır. Başka bir deyişle paranormal
(normal ötesi) güçleri, olguları ve yetenekleri inceleyen bir bilim dalıdır.


Parapsikolojiyi
sözcük anlamı olarak incelersek para ötesinde, psikoloji de ruh bilim demektir.
Türkçesi ruhbilim ötesi olmaktadır. Parapsikoloji, metapsişik teriminden sonra
Oesterreich tarafından icat edilmiş bir kelimedir. Eski materyalist metapsişiğe
verilen yeni isimdir.




Prof. J. B.
Rhine, çalışmaları sonucunda bazı kişilerin bedensel duyuları kullanmadan dış
dünyadan ya da diğer insanların zihinlerinden bilgi edinebileceklerini
gözlemliyordu. Bu olguya duyular dışı algılama (DDA – İngilizce kısaltılmışı:
ESP extra sensory perception) adını verdi. Daha önceden bu çalışmalar için
Fransız bilimci Boirac tarafından parapsişik ifadesi kullanılıyordu. Prof.
Rhine ve Prof. W. McDougall bu ismi parapsikoloji terimiyle değiştirerek bu
terimin uluslararası sahada kabul görmesini ve literatürde yerini almasını
sağlamıştır.




Dr. Joseph Bank
Rhine




PARAPSİKOLOJİNİN
ALANINA GİREN KONULAR




Parapsikolojinin
alanına giren konular ortaya çıkış biçimlerine göre iki gruba ayrılmaktadır.




A-) Bunlardan
ilkine Zihinsel Deneyimler ismi verilmiştir. Parapsikoloji araştırmalarında
zihinsel ya da öznel olarak ortaya çıkan fenomenleri kapsar. Burada süjenin,
yani deneğin dış dünyadan aracısız bilgi alması olayı ile karşılaşırız. Bu tür
olaylar parapsikolojide DDA başlığı altında incelenmektedir. Durugörü (uzaktan
görme), telepati (düşünce nakli, uzaduyum), prekognisyon (önceden bilme),
psikometri (ruhsal ölçüm), şifacılık, beden dışı deneyimler (astral
projeksiyon) ve benzeri fenomenler bu türe girmektedir.




B-) Diğer bir
grup, Fiziksel Etkilerdir. Burada süje bedenini kullanmadan çevresindeki
eşyalar üzerinde fiziksel etkiler oluşturmaktadır. Bu türden olgulara
telekinezi ya da psikokinezi (PK) denmektedir. PK etkisi, ruhsal gücün madde
üzerindeki fiziksel etkileridir.




PARAPSİKOLOJİNİN
KÖKENLERİ ve GELİŞİMİ




Dr. Joseph Banks
Rhine’ın 1930 yılında Duke Üniversitesi’nde kurmuş olduğu Parapsikoloji
laboratuarıyla parapsikoloji tarihi başlamaktadır. Fakat bu parapsikolojinin
bilimsel tarihinin başlangıcıdır. Oysa parapsikolojinin incelediği psişik
yetenekler insanlığın başlangıcından beri vardır ve varlığını sürdürmektedir.
Dolayısıyla parapsikoloji tarihi dediğimiz zaman psişik yeteneklerin tarihsel
doküman olarak ortaya çıktığı zamanları ele almak durumundayız.




Bu açıdan
baktığımızda parapsikoloji tarihini beş bölümde incelememiz mümkün:




• Antik – arkaik
dönem.


• Ortaçağ
dönemi.


• Mesmerizm
dönemi.


• Dernekleşme
dönemi.


• Günümüz
dönemi.




Antik Dönem




Klasik dönemde
denmektedir. Bu dönemi tarih çağlarından başlayarak Ortaçağ’a kadar
taşıyabiliriz. En eski parapsikolojik kayıt radyesteziyle ilgilidir. Bilinen en
eski çatal çubuk resmi İ.Ö. 1300 yıllarına aittir ve Mezopotamya’da
bulunmuştur. Ondan da önce Eski Mısırlılarda Radyestezi yöntemini
kullanıyorlardı. Yani bu eski dönemlerde çatal çubuk yöntemiyle toprak altında
su ve maden araması yapılmıştır. Yine İ.Ö.1700’lü yıllarda yaşamış Çin
İmparatoru Yu’nun mezar taşında Çatal çubuğun kullanıldığını gösteren kabartma
görülmüştür. İmparator Yu, su ve madenler bulabilirmiş ve bununla ülkesine bazı
hizmetler yaptığı efsanelerde anlatılır.




Tarih İçerisinde
Radyestezi Uygulamaları




Eski zaman
insanları psişik yeteneklere en az şimdiki kadar ilgiliydiler. Fakat bu
insanlar bu tür olguların bir açıklamasını bulmakta zorluk çekiyorlardı.
Örneğin Antik Yunan ve Roma dönemlerinde… O zamanlar yaşamış Fisagor, Eflatun,
Çiçeron, Senaka ve benzeri diğer bilim ve devlet adamları bu konuları
incelemişlerdi. Metafizik olarak bildiğimiz felsefe alanının düşünürleri olan
bu filozofların bazı eserlerinde psişik bir olguya az çok rastlanır.




Phtagoras Eflatun
(Platon) Çiçeron




Gene Yunan
kültüründe prekognisyon yani önceden bildirme, haber verme olayları oldukça
yaygındı. Gerek Yunanistan’da gerek Anadolu’da birçok kehanet merkezleri,
tapınakları mevcuttur. Yunanistan’daki Delphi tapınağı ile Anadolu’da
Didim’deki Apollon kehanet tapınaklarını bunlara örnek olarak gösterebiliriz.
Bu tapınaklarda Piti ismi verilen rahibeler transa girerek gelecekten haber
vermekte idiler. Bazı krallar önemli devlet kararlarını almadan önce örneğin,
savaşa girmeden önce bu rahibelere başvurarak savaş hakkındaki tahminlerini
öğreniyorlardı. Truva efsanesinden bildiğiniz gibi… Bu ve bundan önceki dönemlerle
ilgili psişik yeteneklerin varlığı en temel ve sağlam bir şekilde ezoterik
bilgilerin içerisinde mevcuttur.




Didim Apollon
Tapınağı Delphi Tapınağı




Ortaçağ Dönemi




Ortaçağ’a
geldiğimizde psişik fenomenlerin, paranormal olayların yoğunlaştığına dolayısıyla
bu konuyla ilgilenenlerinde arttığına şahit oluyoruz. Fakat ortaçağ bilindiği
gibi dini düşüncelerin tüm dünyada hakim olduğu skolastik bir dönemdir. Bu
dönemde sihir, büyücülük gibi olaylarında yoğun bir şekilde belirmesi söz
konusudur. Tabi bu psişik fenomenler için önemli bir tehlikeyi gündeme
getirmişti. Çünkü skolastik düşünce içerisinde büyücülük ve benzeri uğraşların
cezası acımasız bir şekilde öldürülmekti. O zamanın insanı din dışı her türlü
uygulamayı büyücülük olarak görüyordu. Rasyonel bir mantıkla bu konuları
inceleyenler kendilerini böyle bir ortamdan korumak için gizli bir bilim
oluşturdular ve adına da okültizm ismini verdiler.




Okültizmin belli
başlı incelediği bazı konular şunlardı: İnsan ve dünyanın yapısı, Düşünce ve
düşüncelerin etkisi, Astral alem, ruhsal dünya, Astral seyahat, Tekrardoğuş,
Simya (alşimi), Şiromansi (el falı), Kehanet, Sembolizm, Astroloji ve Tarot.


Gizli bir
şekilde yürütülen okült çalışmaların yanı sıra halk arasında da bu dönemde
psişik fenomene ilginin yoğunluğunu görüyoruz. Dediğimiz gibi ortaçağ skolastik
bir dönemdir ve dinsel düşünce yaşamın her alanına girmiştir. Dolayısıyla bu
dönemdeki psişik fenomenlerde dinsel ritüeller içerisinde yer alıyordu.
Bunların arasında en sık bahsedileni levitasyon fenomenidir. Birçok Hıristiyan
aziz ve mistiklerinin levitasyon söylenceleri günümüze kadar ulaşmıştır.




Bunlara örnek
olarak şu kişileri sayabiliriz:
Aziz Francesco, Aquinolu Thomas, Aziz
Joseph Maria Jesu.




Aziz Francesco
Aquinolu Thomas Aziz Joseph Maria Jesu




Tarihte bir
başka levitasyon fenomeniyle karşımıza çıkan kişi Alman rahibe
Anna Katherina
Emmerich
’dir. Bu rahibenin bir başka ünlü yeteneği de durugörüyle ilgilidir. Zaten
kendisi bir medyomdur. Hıristiyanlık tarihiyle ilgili bazı olayları
postkognisyon yeteneğiyle yani geçmişi görebilme durugörüsüyle vizyon tarzında
algılamış ve bildirmiştir. Bunlardan en ünlüsü de Meryem Ana’nın hayatıyla
ilgilidir ve onun bildirimleriyle Efes’teki Meryem Ana evi arkeologlar
tarafından bulunmuştur. Vizyon tarzında yaptığı görüyle evin yerini tarif etmiş
ve yapılan kazılar sonucu burada gerçekten tarihi bir ev bulunmuştur.




Anna Katherina
Emmerich Efes’teki Meryem Ana Evi




Mesmerizm Dönemi




Parapsikolojinin
temelleri bu dönemde ortaya atılmıştır diyebiliriz. Çünkü bu dönemde ilk defa
bir bilim adamı, bir tıp adamı, hastalarını ruhsal şifa yöntemleriyle tedavi
ettiğini tüm dünyaya duyurmaktaydı. 1700’lü yıllarda Viyanalı Doktor Anton
Mesmer kendisine sinir rahatsızlığı ile gelen bazı hastaların tedavisi
sırasında normal tıbbi müdahalenin yanı sıra mıknatıslı çubuklar kullanarak da
sonuç alabileceğini fark etti. Araştırmalarına devam eden Mesmer bir müddet
sonra mıknatıs çubuk yerine ellerini kullanarak da aynı işi yapabileceğini
keşfetti. Mesmer bunu, canlıların bedenlerinden yayılan Canlısal Manyetizma
denilen bir güçle açıklıyordu. Mesmer bu dönemlerde oldukça ciddi çabalar
içerisinde bulunmuştu. Aleyhinde birçok meslektaşı vardı, fakat daha önemlisi
sayısız hastası da onun yöntemleriyle şifa bulmuştu.




Mesmer ve
Manyetizm Çalışmaları




Mesmer’in
çalışmalarını
Fransız Aristokrat Marki de Puysegur devam
ettirmiştir. Puysegur bu bedensel manyetizma enerjisinin sadece şifacılarda
bulunmadığını, her insanda mevcut olduğunu iddia ederek, hastadaki inanç ve
iradenin fizik beden üzerinde değişiklikler meydana getirdiğini söylüyordu.
Puysegur kendi yöntemleriyle insandaki suni uyurgezerlik olayını ortaya çıkardı
ve buna
“somnambulizm” adını verdi. Bu farklı şuur seviyesinin keşfi
gelecekte birçok parapsikolog ve metapsişikçinin çalışmalarında büyük olanaklar
sağlamıştır. Çünkü birçok duyular dışı algılama, halk arasındaki ismiyle altıncı
duyumuz, bu şuur seviyesinde daha rahat ortaya çıkmaktadır. Bu ilk
araştırmalarla ileride gelişecek olan parapsikoloji biliminin temeli atılmış
oluyordu. Artık bilim adamlarının eline birtakım doneler geçmişti.




Marki de Puysegur




Dernekleşme Dönemi




Parapsikoloji
araştırmalarının yakın tarihini oluşturan dernekleşme döneminde başlıca iki
kuruluşun faaliyetlerini görüyoruz: Klasik deneyleri ile ilk adımları atan,
1882’de kurulan İngiliz Psişik Araştırmalar Derneği ve Prof. J. B. Rhine’ın
1932’de Kuzey Carolina Duke Üniversitesi Psikoloji Fakültesinde kurduğu
Parapsikoloji Laboratuarıdır.




SPR (İngiltere
Psişik Araştırmalar Derneği)




19. Yüzyılın
sonlarına doğru birtakım aydınlar bilimin getirmiş olduğu katı materyalist
anlayışı ve bu anlayışın getirdiği kısır dünya felsefesini anlamışlar ve buna
karşı açık tepkilerini de koymuşlardır. Bu tepkiyi ortaya koyanlar daha sonra
da göreceğimiz gibi, gene o dönemin önde gelen ünlü bilim adamları olmuştur.
18. ve 19. yy. bilim anlayışına göre insan tesadüflerle oluşmuş gayet mekanik
ve otomatik yapıya sahip bir varlıktı. Bu açıklamalarla yetinmeyen ve insan
varlığının daha üstün, daha aşkın bir öze sahip olduğunu anlayan bu aydınlardan
bir kısmı 1882 yılında Londra’da Psişik Araştırmalar Derneği’ni kurdular (İngilizce
kısaltılmışı SPR: Society for Psychical Research).




Dernek bazı
bilim çevrelerince o kadar ilgi görüyordu ki gerek başkanları gerekse üyeleri
tanınmış bilim adamlarıydılar. Başkanlar arasında Nobel ödülü almış üç bilim
adamı, bir başbakan ile çoğu fizikçi ve filozoflardan oluşan çok sayıda
profesörler bulunmaktaydı. Bir fikir vermesi açısından bu başkanların
bazılarını belirtelim: Derneğin ilk başkanı felsefe profesörü Henry
Sidgwick’tir. 1893 yılı başkanı, filozof ve bir dönem İngiltere devletinde
başbakan olan Arthur Balfour’dur. 1894 yılı başkanı Amerikalı psikoloji
ve felsefe profesörü ünlü William James’tir. 1896 yılında derneğe
başkanlık yapmış olan isim radyometrenin ve Crookes tüpünün bulucusu
Thallium’un kaşifi Sir William Crookes’dir. 1901’de ünlü İngiliz fizikçi
ve yazar Profesör Sir Oliver Lodge derneğe başkanlık yapmıştır. 1905’de
Fransız fizyolog ve tıp Profesörü Charles Richet, yine 1913’de Fransız
filozofu Nobel Edebiyat Ödülü sahibi ünlü Profesör Henri Bergson gibi
ünlü isimler dönem dönem derneğin başkanlığını yapmışlardır.




Charls Riche
Arthur Balfour William James




Burada isimleri
aktarmaya devam etsek, liste uzayıp gidecektir. Anlatmaya çalıştığımız ruhsal
araştırmalar alanında kurulmuş bu ilk dernek aslında hiç de önemsiz, küçük,
kendi alanında araştırmalar yapan bir dernek değildi. Aksine gerek kurucuları
gerek başkanları gerekse üyeleri o dönemin bilim ve düşünce tarihine isimlerini
yazdırmış kimselerdi.

Sir William
Crookes, Sir Oliver Lodge, Charls Richet




Bu aydın bilim
adamları o dönemde tek bir noktada uzlaşıyorlardı: 19. yy. biliminin
kendilerini içine sürüklediği mekanik kör düğümden çıkacak bir yol bulmak.
İngiliz Psişik Araştırmalar Derneği üyeleri bu amaçla insan varlığının duyular
dışı yönlerini ve özellikle de psişik yeteneklerini inceleme yoluna gittiler.
Konuyla ilgili yüzlerce vaka topladılar ve bunları hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan
objektif bir biçimde incelediler. Bunun yanı sıra bu araştırmaları destekleyici
birçok psikolojik araştırmalar da yaptılar. Çoğunun yüksek dereceli
çabalarından dolayı o günlerde açıklanamaz olarak görülen olaylar bugün birçok
ılımlı bilim adamı tarafından kabul edilmektedir. Ayrıca aralarında Freud,
Janet ve C.G. Jung’un da bulunduğu ilk psikoterapistlerin çoğu Derneğin
üyesiydi. Bu ünlü psikologlar da dernek çevresinde çok önemli ve faydalı
çalışmalar vermişlerdir. Psikoanaliz ekolünün kurucusu Freud “eğer yaşamımı
tekrarlayabilseydim, kendimi psikanaliz yerine parapsişik araştırmaya adardım”
demiştir. Kendisinin telepatiyle ilgili görüşlerini bildirdiği “Psikanaliz ve
Telepati” başlıklı raporu birtakım bilim çevrelerinin baskısı nedeniyle ancak
ölümünden sonra yayınlanmış ve beklenildiği gibi pek yankı da uyandırmamıştır.


Değerli Yurtseverler,


Peki bu bilimsel
açıklamalardan sonra bu seti neden çıkardık ?, onu açıklayalım.


PARAPSİKOLOJİ konusu
Amerika’da ki Üniversitelerde kürsüsü bulunan ve oldukça ciddiye alınan bir
konudur. ABD’li bilim adamları harıl harıl bu konuda araştırma yapıyor. Dünya
dışı yaşam yada bilinen adı ile Ahiret, Cennet, Cehennem gibi kutsal kitaplarda
bahsedilen ancak halen soyut olarak adlandırılan mevhumlar konusunda bilinenler
çok az. Bu konuda oldukça literatür bulunsa da bir çoğu komplo teorisi
tarzında. Bu nedenle bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar yurtdışında oldukça
destek görüyor. Ülkemizde ise bu konu CİNCİ HOCA dediğimiz yada Kahve falına
bakan Romen vatandaşlarımızın tekelinde yürüyor desek abartmış olmayız. Çünkü
bu konuda ülkemizde hiçbir bilimsel çalışma yok. Destek veren de yok. Böyle
olunca ortalık din dışı hurafelere, cinci hocalara ve falcılara kalıyor.
İnsanımız ise bu konuda bilgisiz. Bu durum nedeniyle çok sayıda art niyetli
dolandırıcı da ortalıkta kol geziyor. Halbuki yurt dışında olduğu gibi bilim
yuvalarımız bu konuda bilimsel araştırmalar yapıp kamuoyu ile paylaşsa
ortalıkta gezinen bilim dışı tezlerde son bulacaktır.


İşte bu set ile yurt dışında ki ve
ülkemizde ki PARAPSİKOLOJİK & GİZEM içeren konulara farklı bir bakış açısı
kazanacaksınız.



PARAPSİKOLOJİ &
GİZEM DVD SETİ’ni 2 versiyon olarak dikkatinize sunuyoruz.


Premium PARAPSİKOLOJİ
& GİZEM DVD SETİ
toplam 4 dvd’den oluşuyor ve 2 dvd içinde
doküman ve makale, diğer 2 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 198 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU üyelerine indirimli – 149 TL)


Gold PARAPSİKOLOJİ
& GİZEM DVD SETİ
ise toplam 8 dvd’den oluşuyor ve 3 dvd içinde
doküman ve makale, diğer 5 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 396 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU
üyelerine indirimli – 349 TL)


(Not : Her DVD’de 4,5
GB’lık veri bulunuyor. Toplam 4 DVD’de 18 GB, 8 DVD’de ise 32 GB’lık veri
bulunuyor. Bu da bir ev dolusu kütüphane kadar dijital veri demek)


PARAPSİKOLOJİ & GİZEM DVD SETİ’ni almak isterseniz lütfen aşağıdaki hesabımıza
alacağınız setin ücretini havale ettikten sonra ozel-buro@isnet.tr
E-posta adresimize Ad Soyad, Cep Telefonu
ve Açık Adresinizi gönderin. Ödeme
kontrolünden sonra setler aynı gün içinde adresinize kargo ile gönderilecektir.
(Kargo bedeli tarafımıza aittir)


Hesap Numaramız
:


ZİRAAT BANKASI
AKÇAKOCA DÜZCE ŞUBESİ HESAP NO : 0318-62940443-5001 /// İBAN NO
:TR130001000318629404435001 (Erkut Ersoy adına)


Teşekkürler,


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir