DUYURULAR

Değerli Yurtseveler,


Günümüzde etrafımız komplo
teorilerinden geçilmiyor. Eskiden bilgiye ulaşmak için çabalarken artık her gün
bize ulaşan bilgi dalgalarında gerçeği sahtesinden ayırmak için uğraşıyoruz.
İnternette sıkça gördüğümüz “Prenses
Diana’yı İngiliz gizli servisi öldürdü”
ya da “Amerikalılar aslında aya gitmediler” gibi iddialar hala etrafta uçuşur durur. ÖZEL BÜRO ekibi olarak bu sefer de komplo
teorilerini irdeliyoruz. Komplo teorileri nedir, nasıl ve neden ortaya
çıkarlar, ne kadar etkili olurlar, paranoya ya da şüphecilikten farkları nedir,
DVD setinde hepsini sizin için araştırdık.


Komplo Teorisi Ne Demek?


Önce kısaca ‘komplo‘ ve ‘teori‘
kelimelerine bakalım. Komplo kelimesi, dilimize geçtiğimiz yüzyılın başında,
Fransızca’da küçük entrika anlamına gelen ‘complot‘ kelimesinden geçmiş. Bugün
bu kelimeyi “gizli tertip” anlamıyla
kullanıyoruz. (Eski milletvekillerinden Şevki Yılmaz’ın meşhur “bana komple yaptılar”
sözü, kelimenin yanlış telaffuzunun örneğidir, sizi yanıltmasın:-)


‘Teori‘ kelimesi de yine aynı dönemde aynı ülkeden ithal. Fransızca orijnali
‘théorie‘ olan kelimenin Türkçe’de iki temel anlamı var. İlki, ‘bilimsel teori’ dendiğinde kastedilen
anlam, yani geçerliliği ve güvenilirliği bilimsel yöntemlerle gösterilmiş olan,
iç tutarlılığı bulunan bilgiler ve açıklamalar bütünü. Mesela ‘Einstein’ın İzafiyet Teorisi’ ya da ‘Newton’un Yerçekimi Teorisi’ gibi.


Bunun yanı sıra ‘teori’ kelimesinin
akademik ortamların dışında kullanılan ikinci bir anlamı var: Daha çok gözlem
ve akıl yürütmeye dayanan, bilimsel olarak test edilmemiş öznel varsayımlara ve
iddialara da teori deniyor. Bir başka deyişle, bilimsel yöntemde ‘hipotez’ olarak adlandırılan adıma
halk arasında daha çok teori deniyor. ‘Komplo
Teorisi‘
dediğimizde kullanılan anlamı bu ikincisi.


Bir komplonun ortaya
çıkması için iki ya da daha fazla sayıda kişinin yasadışı ya da haksız bir
eylem için gizlice anlaşmış olmaları gerekir. Gerçekten olmuş ya da olmamış
böyle bir gizli anlaşma hakkındaki ispatlanmamış önerilere komplo teorisi
diyoruz. Bir başka deyişle komplo teorileri,
“kamuoyu tarafından
belli bir şekilde algılanmış herhangi bir olay hakkında geliştirilmiş, kamuoyundan
saklandığı iddia edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın arkasındaki
görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen alternatif açıklamalara verilen addır“.


Komplo teorilerini, “Haliç’in dibinde altın var, Japonlar
‘temizleriz ama altının yarısı bizim olur’
demiş, bizimkiler kabul etmemiş”
ya da “Neil Armstrong uzayda ezan sesi
duymuş”
gibi şehir efsanelerinden de ayırmak lazım. Komplo teorileri çok
daha ciddi fenomenlerdir.


Öncelikle, komplolar vardır. İnsanlar
belli amaçlara ulaşmak için planlar yapar, senaryolar tezgahlarlar. Bu gerçek
komploları yanıltıcı komplo teorilerinden ayırt etmek bazen çok güç olabilir.
Şurası bir gerçek ki, komplo teorileri, şehir efsanelerine kıyasla daha fazla
sayıda insanı sözde kanıtlarla uzun bir süre etkileri altında bırakabilirler.
Üstelik, bir komplo teorisini ortaya atan kişi bu teoriye herkesten çok
inanıyor da olabilir.


Komplo Teorilerinin Ortak Özellikleri


Komplo teorileri genelde şu tip şüphe
uyandıran çıkarımlar içerir:


1. Çoğu kez bu tip iddialar somut
deliller sunmak yerine, olaylar arasında mantıklı gördükleri ilişkilendirmeleri
delil olarak gösterirler. Örneğin, “Almanya bu
işten kar etti, demek ki bu işin arkasında Almanlar var”
, gibi.


2. İşin içinde olduğu iddia edilen
insanların ya da kurumların olağanüstü yetenekleri olduğu varsayılır. Mesela, “Atatürk’ü Masonlar öldürdü” diyen birisi
Masonların bu tip bir suikasti kotarabilecek güçleri ve yetenekleri olduğunu,
ispata gerek duymadan varsayar.


3. Komplo teorilerinde, komplonun
arkasındaki insanların son derece akıllı ve bilgili oldukları gibi,
gerektiğinde çevrelerindeki zayıf iradeli insanları da kandırdıkları ya da ikna
ettikleri varsayılır. Mesela diş macunlarının zehirli olduğu bilgisini yayan
kişiler, dünyadaki milyonlarca diş hekimi, bilim insanı ve resmi görevlinin
kandırılmış olduklarını da ileri sürmüş olurlar.


4. Bu “teoriler” aynı anda bir çok
olayın ve/veya insanın bir araya geldiği karmaşık süreçleri basit gelişmelermiş
gibi kullanırlar. Mesela “Amerikalılar AIDS
hastalığını 1960’larda, dünya nüfusunu kontrol edebilmek için icat ettiler”
diyen
bir kişi, en az yüzlerce Amerikalı politikacı, asker, bürokrat ve bilim
insanının bir araya gelip, dünyada nüfusu hızlı artan ülkeleri etkileyecek
ancak kendi ülkelerine zarar vermeyecek son derece karmaşık planlar
yaptıklarını iddia etmiş olur ve çoğu kez bu ölçekte bir planda ortaya
çıkabilecek problemleri göz ardı eder.


5. Komplo teorileri, bütün bu işler
olup biterken bir çok kişinin seslerini çıkar(a)madıklarını öne sürerler.
Mesela bir önceki örnekte verilen teoriye inanacak olursak, tüm dünyada
milyonlarca masum insan ölmüş ama bu işten yıllardır haberdar olan binlerce
kişiden bir tanesi bile vicdanının sesini dünyaya duyur(a)mamıştır.


6. Çoğu kez komplo teorileri bir
kurumu, bir ülkeyi, hatta bazen dünyayı yönetmek ya da ele geçirmek gibi
amaçlardan bahsederler. Mesela “Rothschild adlı
zengin banker aile son 200 küsür yıldır dünyayı yönetmektedir.”


7. Komplo teorilerinin en kritik
noktalarında tümevarım yöntemi kullanılır ancak tümdengelim yöntemi ihmal
edilir. Bir başka deyişle, komplo teorisini oluşturanlar, etrafta
gözlemledikleri olayları kullanarak belli bir sonuca ulaşırlar, ancak sonradan
geri dönüp, tümdengelim yöntemiyle, ulaşılan sonucun sağlamasını yapmayı ihmal
ederler. Örneğin bir önceki maddede verdiğimiz örnekte şöyle bir tümevarım
çıkarsaması yapılmış olabilir:


a) Rothschild ailesinin
çok parası vardır.


b) Başkanlık seçimlerini
en çok parası olan aday kazanır.


c) Demek ki Rothschild
ailesi istediği adayı başkan seçtirir. Eğer bu teoriyi öne süren kişi, aynı
teoriyi tümdengelim yöntemiyle de açıklayamıyorsa teorinin yanlış olma ihtimali
artar.


Mesela,


1)
Rothschild ailesi istediği adayı başkan seçtirir.


2) Barack
Obama başkanlık yapmıştır.


3) Demek ki
Obama’yı Rothschild ailesi başkan seçtirmiştir, gibi.


8. Komplo teorileri anlatılırken,
gerçekleşme ihtimali yüksek, sıradan olaylarla başlar, gerçekleşme ihtimali
düşük büyük iddialara doğru evrilir. Örneğin şu 4 önermeyi sıralayalım:


a) AtlasJet
Havayollarının 30 Kasım 2007 tarihinde düşen İstanbul-Isparta uçağında hayatını
kaybeden yolculardan birisi de ünlü bilim insanı Prof. Dr. Engin Arık’tır.


b) Prof.
Arık toryum elementi ile ilgili gizli araştırmalar yapıyordu.


c) Dış
güçler Türkiye’nin toryumu kullanarak enerji üretmesini engellemeye
çalışıyorlar.


d) Isparta
uçağı bu sebeple düşürülmüştür. Bu önermelerde her bir önermenin bir öncekine
kıyasla daha düşük ihtimalli ama daha sansasyonel bir iddia içerdiğini
görebiliriz.


9. Bu teorileri yazanlar ya da
anlatanlar, sıradan ya da doğal olaylara esrarengiz, muazzam ve/veya art
niyetli anlamlar yüklerler. Örneğin, 2004 yılında Endonezya açıklarında denizin
30km. altında gerçekleşen deprem ve ardından gelen tsunami felaketinin ardında
Amerika ve Hindistan olduğu iddiası gibi.


10. Komplo teorileri, gerçek
bilgileri ve kanıtlanmamış iddiaları hiç bir ayrım yapmadan bir araya getirir
ve kullanır.Örneğin, “Yoğurtların raf ömrünü
arttırmak için içlerine zehirli maddeler koyuyorlar”
diyen bir kimse,
son yıllarda marketlerde satılan yoğurtların raf ömrünün artmış olduğu
gerçeğiyle, yoğurtlara zehirli madde konuduğu iddiasını bir arada kullanmış
olur.


11. Bilumum devlet kurumlarının ve
bazı özel kuruluşların hemen hemen her zaman komplo teorileri içerisinde rol
aldığı görülmektedir. Mesela eski A.B.D. başkanı Kennedy’i kim öldürdü? CIA’den
FBI’a, Sovyetler Birliğinden Klu Klux Klan’a herkes listedeki yerini alacaktır!


12. Bu tip komplo teorilerini ortaya
atan kişiler, diğer alternatif açıklamaları atlar ya da önemsiz bulurlar, bunun
yerine kendi teorilerine delil bulmaya çalışırlar. Örneğin, 1999’daki Gölcük
depreminin nedeninin, oradaki donanma üssünde deney yapan İsrailliler olduğunu
iddia edenler, bu fikri kanıtlamak için delil bulmaya çalışırken, Gölcük’ün
üzerinde yer aldığı aktif Kuzey Anadolu deprem fay hattı hakkında deprem
uzmanlarının verdiği açıklayıcı demeçleri pek önemsemezler.


13. Çoğu komplo teorisi, ortada
olduğunu iddia ettikleri gizemin arkasında herkesi yönlendiren bir merkez
olduğunu savunur. İlluminati, Bilderberg grubu, CIA gibi örgütler, Karadeniz’de
çıkan kenelerden tutun 11 Eylül saldırılarına kadar her olayda olağan
şüphelidirler.


14. Son olarak, komplo teorilerine inanmayan
kişiler cahil ya da saf olmakla itham edilirler.


Komplo teorilerinin en önemli
özelliklerinden bir tanesi kolay kolay zamanaşımına uğramamalarıdır. 1776’da
kurulmuş İlluminati adlı gizli bir örgütün dünyayı yönettiğini, ya da A.B.D.
başkanı Roosevelt’in 1941’de Japonya’nın Pearl Harbor’a saldıracağını önceden
bildiğini iddia edenler, aradan geçen onca zaman karşı popülerliklerini
korumaktadırlar. Dünyayı, hatta tarihi, son derece kudretli ve kötü niyetli
güçlerin kontrol ettikleri görüşü de komplo teorilerinin merkezinde yer alır.


Komplo Teorileri Çürütülebilir mi?


Yanlış komplo teorilerini çürütmek
bir kaç nedenden dolayı çok zordur:


1. Öncelikle, yukarıda da
belirttiğimiz gibi, bir çok komplo teorisi gerçekleşme ihtimali yüksek, sıradan
olaylarla başlar. Bu durum, komplo teorisi sanki gerçeklere dayanıyormuş
izlenimi vererek teoriyi çürütmeyi zorlaştırır. Örneğin,
“aşılar otizme neden oluyor”
şeklindeki
komplo teorisini yayan kişilerin başlıca argümanı, Dr. Andrew Wakefield’in 1998
yılında Lancet adlı tıp dergisinde yayınladığı bir makaledir ve bu makale
gerçekten yayınlanmıştır. Ancak bu yanlış teoriyi hala yayanlar, sonradan
yapılan bilimsel deneylerin bu çalışmayı çürüttüğünü, Andrew Wakefield’ın
yaptığı çalışmanın sonuçlarından parasal çıkarı olduğunun ortaya çıktığını,
bunun sonucunda çalışma arkadaşlarının çalışmadan çekildiklerini, kendisinin “Doktor” ünvanının geri alındığını ve
son olarak Lancet dergisinin makaleyi yayından çektiğini anlatmazlar.


2. Yukarıdaki örneğin aksine, kimi
durumlarda komplo teorisini ortaya atan kişinin bu teoriden direkt çıkarı
yoktur. Bu sebepten ötürü, iddiaları dinleyenler teoriyi ortaya atan kişinin
niyetinden şüphelenmezler ve bu da komplo teorisini daha ikna edici kılar.


3. Komplo teorileri genelde çok ilgi
çekici konular üzerine olur. Uluslararası ilişkiler, uzaylılar, meşhur birinin
ölümü ya da öldürülmesi gibi konular hepimize ilginç ve gizemli gelir, bu
yüzden de bu tür teoriler daha hızlı yayılırlar.


4. Bu iddialar, zaman içerisinde yeni
bilgiler ışığında kendilerini yenilerler. Bir komplo teorisinin ana argümanı
çürütülünce, kısa bir süre sonra ortaya başka bir sözde “delil” atılır, daha
önceden çürütülmüş olan argüman gündemden düşer. Üstelik, kağıda basılmış iddialardan
farklı olarak, sayısal (dijital) ortamda yayınlanmış yazılardaki yalanlanmış
bilgiler kolayca değiştirilebilir. Siz komplo teorisini yayan bir internet
sitesine girdiğinizde geçmişte yapılmış değişikliklerin izini süremezsiniz.


5. Komplo teorileri, karmaşık
ilişkilerin şekillendirdiği dünyamız hakkında insanlara kavraması kolay
açıklamalar verirler. Özellikle insanların çoğunun artık şehirlerde
tanımadıkları kişilerle birarada yaşadığını ve ilerleyen iletişim olanaklarının
getirdiği çok boyutlu bağlantıların üzerimizde yarattığı baskı ve stresi
düşünecek olursak, bu basit açıklamaların ne kadar rahatlatıcı olabileceğini
görebiliriz.


6. Yanıltıcı komplo teorileri,
kurumlara ya da belli birey ya da gruplara karşı zaten önceden var olan
önyargılardan beslenirler. Din, dil, etnik köken, cinsel tercih, ırk, milliyet
gibi kavramlar etrafından oluşturulmuş klişeler ve önyargılar, komplo teorileri
için çok bereketli bir zemin hazırlar.


7. Son olarak, iletişimin, özellikle
internetin yaygınlaşması, doğrulanmış ya da doğrulanmamış her türlü bilginin
hızla yayılmasına neden olmaktadır.


Değerli Yurtseveler,


Görebileceğiniz gibi KOMPLO TEORİLERİ, ister yerel olsun ister ulusal, içerikleri açısından
bakıldığında çok ilginç, sıradışı ve dikkat çekici olmaları itibariyle çok
okunuyor, çokta inanılıyor. Biz de okuyucularımızın ve yurtsever
kardeşlerimizin bu konuya olan merakını tahmin ettiğimiz için 5 yıllık zorlu
bir araştırma maratonu sonucu sizler için KOMPLO TEORİLERİ DVD SET’lerini
ortaya çıkardık. Setlerde hem Türkçe hem de İngilizce içerik, makale, belge,
bilgi ve video görüntüleri bulunuyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu setlerde
gerek yerel komplo teorilerini gerekse uluslar arası komplo teorilerini
okuyacak ve izleyeceksiniz. Şunu da unutmadan söyleyelim. Henüz bu DVD seti
gibi bir set ne Türkiye’de ne de yurt dışında bulunmuyor. Kendi alanında en
kapsamlı araştırma seti olma özelliğini koruyor. Eğer bu tarz komplo
teorilerini okumaya meraklı iseniz bu setin tam size göre olduğunu
söyleyebiliriz.



KOMPLO TEORİLERİ DVD
SETİ’ni 2 versiyon olarak dikkatinize sunuyoruz.


Premium Komplo
Teorileri Seti
toplam 4 dvd’den oluşuyor ve 2 dvd içinde doküman ve makale,
diğer 2 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 198 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU üyelerine indirimli – 149 TL)


Gold Komplo Teorileri
Seti
ise toplam 8 dvd’den oluşuyor ve 3 dvd içinde doküman ve
makale, diğer 5 dvd içinde ise dijital görüntüler yer alıyor.
Ücreti : 396 TL (ÖZEL BÜRO GRUBU
üyelerine indirimli – 349 TL)


(Not : Her DVD’de 4,5 GB’lık
veri bulunuyor. Toplam 4 DVD’de 18 GB, 8 DVD’de ise 32 GB’lık veri bulunuyor.
Bu da bir ev dolusu kütüphane kadar dijital veri demek)


Komplo Teorileri
Setleri içeriği ile ilgili bilgi almak için lütfen buraya tıklayın.


Komplo Teorileri Setlerini
almak isterseniz lütfen aşağıdaki hesabımıza alacağınız setin ücretini havale
ettikten sonra ozel-buro@isnet.tr
E-posta adresimize Ad Soyad, Cep Telefonu
ve Açık Adresinizi gönderin. Ödeme
kontrolünden sonra setler aynı gün içinde adresinize kargo ile gönderilecektir.
(Kargo bedeli tarafımıza aittir)


Hesap Numaramız
:


ZİRAAT BANKASI
AKÇAKOCA DÜZCE ŞUBESİ HESAP NO : 0318-62940443-5001 /// İBAN NO
:TR130001000318629404435001 (Erkut Ersoy adına)


Teşekkürler,


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir