DAĞITIM


1.  EMNİYET İSTİHBARAT DAİRESİ BAŞKANLIĞI


Değerli Yurtseverler,


MK ULTRA Teknolojisine maruz kalan tüm
mağdurların sesi olmaya devam ediyoruz.


Dün yani 24 Ekim 2016 Pazartesi günü EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ / İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞI’na
toplam 6 DVD’den oluşan bilgi gönderdik ve eğer bu taciz takibi teknolojisi
Emniyet tarafından kullanılıyorsa kesinlikle kullanılmaması gerektiğini bir kez
daha hatırlattık. Yok eğer kullanılmıyorsa bu konuda mağdurlara makul bir
açıklama yapabilmek için bu sorunun araştırılarak varsa sorumlularının tespit
edilmesini ve yargı önüne çıkarılmasını talep ettik.


Bu konuda ki gelişmeleri sizinle paylaşmaya devam
edeceğiz.


İSTİHBARAT DAİRESİNE GÖNDERDİĞİMİZ MESAJ


MK-Ultra Projesi Türk Vatandaşlarına mı
uygulanıyor ??


Sayın Başkanım;


Öncelikle mektubumuza zaman
ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.


TÜRKİYE’de 2000’li yıllardan
bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri tarafından PSİKOTRONİK
– ELEKTRO MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik
takip yapılmaktadır.


Bu konunun mağduru binlerce
kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince bilinmemesi yada komplo
teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi merciler dışında saklama
gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma aşamasına geldiler ve
seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında ise on binlerce mağdur
var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını arıyorlar.


Bunlardan birisi de ICAACT
ORGANISATION. Web sitesi : http://icaact.org


MK ULTRA konusu bizce çok önemli ve
dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü sadece ülkemizde bu projenin binlerce
mağduru bulunuyor ve maalesef haklarını gerektiği gibi arayamıyorlar. Halbuki
başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyası bu konuya çok önem veriyor, bu konuda
filmler, kitaplar, şarkılar ve klipler yayınlıyorlar.


Örneğin yakın zamanda çevrilen
ve meşhur ABD’li aktör DENZEL WASHINGTON’ın oynadığı MANCHURIAN
CANDIDATE (Mançurya Kobayı) ve Bruce Willis’in ve Julia Roberts’ın
oynadığı CONSPIRACY THEORY (Komplo Teorisi) bunlara verilecek en iyi
örneklerdir. Yine 2009 yılında çevrilen GAMER (OYUNCU) filmi örneklerden
biridir.


Bu konu artık komplo teorisi
olmaktan öteye gitmiştir Batı dünyası ülkeleri için. Çünkü ABD başta olmak
üzere tüm dünyada ZİHİN KONTROLÜ yada orijinal adıyla MK ULTRA
bir realite halini almıştır.


Örneğin OKLAHOMA BOMBACISI TIMOTHY
MCVEIGH’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ? Bu konuyu
ABD BASINI sık sık dile getiriyor.


Yine aynı
şekilde geçtiğimiz sene KONGRE ve BEYAZ SARAY’a saldıran Aaron Alexis’in bir MK
ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ?


Bu konuyu da
ABD BASINI sık sık dile getiriyor.


Ancak halen maalesef ülkemizde
bu projenin mağdurları ile yeterince ilgilenilmiyor. Ne resmi mercilerden
yeteri kadar destek görüyorlar, ne kamuoyundan, ne basından, ne de diğer devlet
bürokrasisinden. Adeta görünmez bir el mağdurların haklı mücadele sürecinde
sürekli engel üzerine engel çıkarmakta. Mağdurlar ve perişan aileleri bu
mücadelede yalnız bırakılmışlardır.




Biz grup olarak mağdurlara
elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Onların bu anlamda
seslerini kamuoyuna duyurmaları için sözcülüğünü yapmaya ve ulaşabildiğimiz tüm
üst merci ve makam yetkililerine mağduriyetlerini anlatmaya çalışıyoruz ancak
ERGENEKON ve BALYOZ DAVA’larının finansörü ve planlayıcısı olan Amerikan Gizli
Servisleri’nin (CIA, NSA, PENTAGON) sürekli engellemeleri ile
karşılaşıyoruz. Sosyal Medyada bu konuda yapmış olduğumuz tüm duyurular bu
servislerin baskısı sonucunda sosyal medya (Twitter, Facebook, WordPress
Bloglarımız) hesaplarımızın kapatılması ile engellendi.


Bildiğiniz gibi eski NSA
çalışanı ve şu anda zorunlu olarak Rusya’da geçici olarak ikamet eden Edward
Snowden’ın İngiliz Guardian Gazetesi’ne sızdırdığı belgelerde de
Amerikan Gizli Servislerinin tüm dünyada global teknik takip faaliyetleri
yürüttüğünü net olarak ortaya koymuştu. Google’da Edward Snowden yazdığınızda
bu konudaki haberlere erişebilirsiniz Sayın Başkanım.


Sayın Başkanım,


Biz grup olarak mağdurların
şikayetlerini hem Cumhurbaşkanlığı’na hem İç İşleri Bakanlığı’na
hem de TBMM’ye ilettik ve çözüm getirmelerini talep ettik. Ancak, halen
ne mağdurları dinlediler ne de şikayetleri değerlendirdiler. TBMM’ye göndermiş
olduğumuz dilekçe ise red edildi. Adeta görünmez bir ambargo uygulanıyor.


Peki, sırası gelmişken
bilmeyenler için kısaca MK ULTRA’yı anlatalım.


MK
ULTRA NEDİR ? TARİHSEL BAKIŞ AÇISI İLE İNCELEYELİM


1950-1960
arasında Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) altında görev alan Bilimsel
İstihbarat Birimi (SID), “zihin kontrolü” ve insanların davranışsal
mühendisliği üzerine birçok deney yapmıştır. Bunların hepsi önemli veriler elde
edilmesini sağlasa da, tamamı başarısızlıkla sonuçlanmıştır; hatta bazıları,
denekler üzerinde ciddi psikolojik sorunlar yaratmıştır. MK-Ultra Projesi, bu
deneylerin genel adı olarak bilinmektedir. Proje kapsamında sayısız yasadışı
deney yapmışmış ve suç işlenmiştir. 1953’te yasal olarak tanınmamaya başlanan
programın 1964’te alanı daraltılmış, 1967’de iyice yavaşlatılmış ve 1973’te
tamamen durdurulmuştur. Deneyler süresince denekler özellikle Liserjik Asit Dietilamid
(LSD) gibi halüsinojenlerin aşırı dozda kullanılmak haricinde hipnoz, duyusal
yetersizlikler, izolasyon, sözel ve cinsel istismar ve hatta işkence gibi
yöntemlere maruz kalmıştır.


44’ü üniversite
olmak üzere toplamda 80 enstitünün ortak olarak yürüttüğü bu projede, CIA’in
toplam bütçesinin %6’sı kullanılmıştır. Uzun bir süre gizli tutulmaya çalışılan
bu proje, 1977 senesinde Bilgilendirilme Özgürlüğü Yasası’nın çıkarılmasıyla
toplamda 20.000 belgenin açığa çıkarılması sayesinde öğrenilmiştir. Temmuz
2001’de ise deneylerle ilgili gizli kalmış tüm bilgiler halka arz edilmiştir.




Deneyler
süresince sayısız alanda araştırma yapılmış, insan ve diğer hayvan denekler
üzerinde yasadışı, bilimdışı ve akıldışı sayısız uygulamada bulunulmuştur.
Örneğin sorgulamaların kolaylaştırılması için geliştirilmeye çalışılan dürüstlük
hapı sırasında birçok hayvan ve insana sayısız halüsinojen madde ve
diğer kimyasallar verilmiştir.


1955’te yazılmış
bir belgede, deneylerin amaçları şu şekilde sıralanmaktadır:


1.     Halkın gözünden
düşülmesine neden olacak kadar mantıksız düşünmeyi ve düşüncesizliği tetikleyen
maddelerin geliştirilmesi.


2.     Mantıklama ve
algılama süreçlerini yavaşlatan maddelerin geliştirilmesi.


3.     Kullanıcının
daha hızlı veya yavaş yaşlanmasına neden olacak maddelerin geliştirilmesi.


4.     Alkolün etkilerini
tamamen silecek bir ilacın geliştirilmesi.


5.     Kamuflaj ve
taktik amaçlı, bilinen hastalıkların tüm belirtilerini yaratan; ancak istendiği
zaman durdurulup bu etkilerin geri dönebilmesine neden olan ilaçların
geliştirilmesi.


6.     Geçici veya
kalıcı beyin hasarı ve hafıza kaybı sağlayan ilaçların geliştirilmesi.


7.     Baskı, işkence
ve hayati ihtiyaçlara olan direnci arttırıcı ilaçların geliştirilmesi.


8.     Kullananın o
anda ve öncesinde olan olayları kalıcı ya da geçici olarak unutmasına neden
olacak maddelerin geliştirilmesi.


9.     Şok ve kafa
karışıklığını geçici ya da kalıcı, kısa ya da uzun vadede yaratabilecek
maddelerin ve fiziksel yöntemlerin geliştirilmesi.


10.Bacakların felç
olması veya akut kan yetmezliği gibi fiziksel yetersizlikleri anlık olarak
yaratabilecek ilaçların geliştirilmesi.


11.Vücutta su
kabarcıkları yaratabilecek kimyasalların geliştirilmesi.


12.Bireyin
davranışlarını, arzu edilen bir diğer bireye bağımlı kılacak şekilde
değiştirecek ilaçların geliştirilmesi.


13.Sorgulama
mekanizmalarını iptal edecek, mantıksal düşünmeyi engelleyecek ilaçların
geliştirilmesi.


14.Hırsı azaltacak
ve genel çalışma verimliliğini düşürecek ilaçların geliştirilmesi.


15.Görüş, duyma,
vb. duyusal becerileri köreltecek ilaçların geliştirilmesi.


16.Sonrasında
kalıcı hafıza kaybı yaratan, ani bayıltma işlemini yapabilecek ve yiyeceklere,
içeceklere, havaya karıştırılabilecek bir ilaç geliştirilmesi.


17.Belirli bir
fiziksel aktivitenin yapılmasını tamamen engelleyecek bir ilacın
geliştirilmesi.


Tüm bunları test
etmek ve geliştirebilmek için CIA deneylerinde yüksek dozda LSD, barbiturat IV,
amfetamin IV, temazepam, eroin, morfin, MDMA, meskalin, psilocybin, scopolamin,
marijuana, alkol, sodyum pentotal ve ergin gibi sayısız bağımlılık yapıcı,
halüsinojen ve uyuşturucu madde kullanmıştır. Denek olaraksa zihinsel
hastalıklı olan insanlar, mahkumlar, ilaç bağımlıları ve fahişeler kullanılmış,
bunlar durumları veya mesleklerinden ötürü tehdit edilerek karşı koymaları
engellenmiştir. Deneyde görev alan bir memur, şu sözleri sarf etmektedir:




“Deneylerde,
bize karşı koyamayacak herkesi kullandık.”




Amerika’da
patlak veren Watergate skandalı sırasında MK-Ultra’ya ait tüm belgelerin yok
edilmesi emredilmiş ve 20.000 belge haricinde kalan hepsi yok edilmiştir. Bu yüzden
MK-Ultra’nın tüm detaylarını bilmek imkansızdır. Ancak var olan belgelerden
bile, deneyler sırasında onlarca deneğin öldüğü, birçoğunun suikaste kurban
edildiği, bazılarının ise eskiden var olmayan zihinsel sorunlar geliştirdiği
bilinmektedir ve belgelenmiştir. Milyonlarca dolarlık projenin sadece bir ayağı
olan Pont-Saint-Espirit ayağında meydana gelen deneysel hatalardan ötürü 32
denek akıl hastanesine kaldırılmış ve en az 7 denek ölmüştür. 




Deneyler,
tamamen gerçek olmakla birlikte, belgelerin eksik olmasından ötürü günümüzün
bilimdışı komplo teorisyenlerinin en sevdiği alanlardan biri olmaktadır. Bu
gibi şahıslar, bu deneylerin bir deneği olan Sirhan Sirhan isimli katilin, John
F. Kennedy’i bu deneylerin etkisi altında öldürdüğünü iddia etmektedirler.
Sirhan’ın, bu deneylerdeki metotlarca kontrol edildiğini ileri sürmektedirler.
Bunun gibi sayısız ispatsız argümanı bulmak mümkündür. İBDA-C ÖRGÜTÜ lideri Salih
Mirzabeyoğlu’nun durumu buna en iyi örnektir.




Kimi zaman
“abartılı” gelebilecek politik ve bilimsel deneyler zaman zaman
gerçekten de uygulanabilmektedir. Önemli olan, bu deneylerin gerçek yapısını
anlayabilmek ve insanların merak duygusundan prim yapan komplo teorisyenlerinin
saçmalıklarına izin vermemektir.




Eğer bu konuda
devlet yetkilileri bir an önce kamuoyuna tüm çıplaklığı ile tatminkar bir
açıklama yapmaz ise Savcılık makamlarının önü
“BANA DEVLET ZİHİN KONTROLÜ
UYGULUYOR”
diyenlerle dolmaya devam edecektir. Sadece 2015-2016 arası tarafımıza
başvurma cesareti gösteren 275 mağdur (Olduğunu iddia eden) kişi
bulunuyor ve bu sayıya her gün yenileri ekleniyor. Devlet suskun kaldıkça
devlet üzerine komplo teorilerinde artış olması kaçınılmazdır. Bu sebeple bu
konuda ivedi bir kamuoyu açıklaması beklediğimizi bir kez daha yineleyelim.




Devlet her yönü
ile vatandaşının beden ve fizik güvenliğini korumakla mükelleftir. Eğer devlet
yetkilileri gerekli açıklamayı yapmaz ise ya da bu konuda kapsamlı bir
soruşturma başlatmaz ise mağdurların iddia ettiği
DEVLETİN SIRADAN
KİŞİLERE KARŞI İSTİHBARİ TAKİP ve TACİZ  TEKNOLOJİSİ
kullandığı
yönündeki tezler gerçeklik kazanacaktır. Bu da devlete karşı çok ciddi tazminat
davalarının açılması anlamına geliyor.




Burada devlet ve
yöneticileri bir sınav veriyor. FAŞİST POLİS DEVLETİ MİYİZ ? YOKSA DEMOKRATİK
HUKUK DEVLETİ Mİ ? BUNU BU KONUDAKİ TAVRINIZ BELİRLEYECEKTİR.




Teşekkürler.




ÖZEL BÜRO
İSTİHBARAT GRUBU


www.ozelburoistihbarat.com




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet