Değerli Yurtseverler,

Bugün Serbest
Gazetecilik
yapan Melis Yurdakul hanım ÖZEL
BÜRO İSTİHBARAT GRUBU
Sözcüsü olarak
benimle bir röportaj gerçekleştirdi.

Röportajı ÖZEL
BÜRO İSTİHBARAT GRUBU
’nun Grup
Sözcüsü olarak ben verdim. Grup hakkında merak edilenleri sordu ve ben de
hiçbir ayrıntıyı atlamadan tatminkar ve öz cevaplar vermeye çalıştım.
Röportajın metin dökümü aşağıda.

Zaman ayırıp okursanız çok mutlu oluruz.

Keyifli paylaşımlar dilerim.

Erkut Ersoy












İstihbarat Uzmanı & Grup Sözcüsü

MELİS HANIM : İNTERNETTE GEZERKEN SİTENİZE RAST GELDİK. İLGİNÇ
BULDUK VE SİZE ULAŞTIK. ÖZEL BÜRO GRUBU KİMDİR ? NE GİBİ FAALİYETLERİ VAR ?
KISACA BAHSEDER MİSİNİZ ?

ERKUT ERSOY : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, kurumlarına, Milletimizin bölünmez bütünlüğüne
yönelik her türlü faaliyet hakkında açık kaynaklar üzerinden bilgi toplamak ve
kamuoyu ile paylaşmak amacı ile
ARAŞTIRMA
UZMANLARI
(Açık Kaynaklar) tarafından tesis
edilmiştir. Ülkemize yönelik her türlü tehdit ve faaliyet hakkında web ve diğer
açık kaynaklarda araştırma yapan, üyeleri ile ülkemizin hali hazırdaki milli
meseleleri hakkında fikir jimnastiği yapan, çözüm arayan ve çözüm önerilerini
KAMUOYU VE RESMİ GÜVENLİK KURUMLARI ile paylaşan YURTSEVER bir gruptur.

MELİS HANIM : PEKİ, NE ZAMAN KURULDU ? KİMLER KURDU ? NE AMAÇLA
KURDU ? BİRAZ AÇAR MISINIZ ?

ERKUT ERSOY : Benim yurtsever olarak istihbari
hizmetlerim 1991 yılından itibaren başlıyor ama grubu İnternetin daha doğrusu
ADSL hizmetinin yaygınlaşması ile 2001 yılında önce
MAIL GRUBU
olarak kurduk. Ben kurdum. Daha sonra Ergenekon Davasında kader arkadaşlığı
yaptığım bazı sanık arkadaşlarım ve büyüklerim de bu çabama destek oldular ve
bir anda milli heyecan içinde kartopu gibi büyüdük ve kocaman bir aile olduk.
Şu anda üyelerimiz arasında parti başkanları, muvazzaf ve emekli
komutanlarımız, aktif ve pasif istihbarat görevlileri, polislerimiz, çeşitli
kurumlardan ve illerden bürokratlar, siyasi parti üyeleri, milletvekilleri,
gazeteciler, stratejistler, akademisyenler gibi on binlerce yurtsever bulunuyor
ama isim vermeyeceğim. İzinleri olmadan söylemem doğru olmaz.

ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU’nda 18.08.2018 itibariyle 10,038, TÜRK SİYASET VE GÜVENLİK AKADEMİSİ’nde 2,764 TÜRK
BASINI
’nda 1,246, TÜRK STRATEJİ KURUMU’nda 775, MK
ULTRA & TELEGRAM
grubumuzda ise
252 üyemiz paylaşımları takip ediyor. Ayrıca master
olmak üzere 1 adet web sitemiz var. Master sitemiz www.ozelburoistihbarat.com sitesinin günlük ziyaretçi/takipçi sayısı 1,000 civarında. Aylık 30,000 civarı. Ancak paylaşımlarımız Amerika’lı yurtsever Türklerin
kurduğu
TURKISH NEWSwww.turkishnews.com sitesinde de günlük
olarak paylaşılıyor. Bu sitenin günlük ziyaretçi sayısı 500,000 civarında.
Ayrıca bu grubun televizyonu, gazetesi ve radyosu da bulunuyor.

Şimdi gelelim grubu kimlerin kurduğuna.

Grubun kurucu Yöneticisi ve Grup
Sözcüsü benim. Bana bu faaliyetlerde yardımcı olan asistanımın adı 
Yusuf Özbek.
Kendisi 41 yaşında ve 
Güvenlik
– Terör Uzmanı
. Özel bir strateji kurumunda da
ayrıca danışmanlık yapıyor. Yeditepe Üniversitesinde 4 yıllık Uluslararası
İlişkiler eğitimi aldı. Yüksek Lisansını aynı Üniversitenin Güvenlik ve Terör bölümünde tamamladı. Evli ve 9 yaşında bir oğlu
var.

Grubumuzun çekirdek bir kadrosu var.
En üst tepe yöneticisi
(Grubun aynı
zamanda Basın Sözcüsüyüm)

benim. Grup ile ilgili tüm tasarruflar benim sorumluluğundadır ve son karar
mercii benim. Ama kararları alırken ÜST TEPE YÖNETİMİ ile istişare
ediyoruz.
















Diğer yönetici arkadaşlarımız şunlar.

Hacker Grubunun başı ve teknik
& teknoloji işlerimizi yöneten Admin 
Savaş Kırçovalı’dır. Savaş bey başta PKK olmak üzere tüm terör örgütlerinin yurt içi ve
dışındaki web sitelerini ve sosyal medya hesaplarını takip ediyor ve
yeri-zamanı geldiğinde hackleyerek tüm yazışmalarını üst yönetime sunuyor.

Grubun, Facebook ve Twitter gibi
sosyal medya yayınlarından sorumlu olan kişi ise 
Murat Tekeli beydir.
Murat bey aynı zamanda emekli subaydır.

Yusuf Özbek beyin görevi ise, Murat beyin sosyal medya
yayınlarını koordine etmek, Savaş beye gerekli lojistik desteği vermek, PKK ve
diğer terör örgütlerine karşı mücadele çalışmalarını organize etmek, Sözde
Soykırım gibi milli meselelerde 3. Kişi ve kurumlarla koordinasyon sağlamak ve
benim olmadığım zamanlarda beni asiste etmek ve Lider vekilliğini yürütmektir.






Grubumuzun kuruluş amacı hakkında
sitemizde yeterli detay var ayrıca tekrar etmeyeceğim. Ama özetle kısaca şunu
söyleyeyim.

ÖZEL BÜRO GRUBU, yabancı istihbarat servislerinin hedefinde olan en
büyük yurtsever istihbarat ve güvenlik grubudur.

Kuruluş amacımız çok net ve basittir. Tek kelime ile
anlatabiliriz.

“YURTSEVERİZ”

Nokta. Başka bir ünvana ihtiyacımız yok.

Bizler bu ülkenin huzur ve güvenliğine katkı sunmak,
resmi güvenlik kurumlarımıza onların kurumsal sorumluluk ve yetki alanına
girmeden destek olmak, “
BİLGİLİ TOPLUM,
GÜÇLÜ TÜRKİYE
” misyonunumuzu yerine getirmek için
bir araya gelmiş
Mustafa Kemal’in
askerleriyiz.
Bir avuç değil yüzbinlerceyiz.

İstihbaratçılık, polisçilik, askercilik oynamıyoruz,
meraklısı da değiliz. Kendimizi James Bond’da zannetmiyoruz !!

Haddimizi, hudutumuzu, sınırlarımızı bilerek, var
gücümüzle demokrasi çıtamızın artması için çaba sarfediyoruz. Kanunlara sonuna
kadar bağlıyız, kul hakkı yememeye, doğru ve kapsamlı bilgiler vermeye,
insanları paylaşımlarımızla düşündürmeye, araştırmaya, üretmeye teşvik
ediyoruz. Vatanımızın riskli bir coğrafyada ve tehlikeli bir jeopolitik konumda
olduğunun bilinci içinde ülkemize yönelik her türlü hain ittifakı deşifre
etmek, bu kapsamda açık kaynaklarda araştırma yapmak için zaman harcıyoruz.
Yurtsever takipçilerimizin ilettikleri bilgi ve ihbarlar içerisinden önemli
gördüklerimizi resmi güvenlik kurumlarımız ile paylaşmak sureti ile
yurtseverlik sorumluluğumuzu yerine getirdiğimize inanıyoruz. Böyle de
bilinmesini isteriz. Az evvel de söylediğim gibi amacımız resmi kurumlarımıza
DESTEK OLMAKTIR, KÖSTEK OLMAK DEĞİLDİR.

MELİS HANIM : GRUBUNUZUN ADI İÇİNDE “İSTİHBARAT” KELİMESİ
BULUNUYOR, BU KELİMEYİ KULLANMANIZ YASAL MI ? NEDEN İSTİHBARAT GRUBU ?

ERKUT ERSOY : Haklısınız, ilk başta biraz tuhaf
geliyor. Hatta istihbaratçılığa meraklı,
JAMES BOND filmlerinin hayli etkisinde kalmış,
hayalinde ajan olmak olan ama bir türlü olamamış ergen tiplerin kurduğu bir
grup gibi göründüğünü de söyleyebiliriz. Bu yönde hiç eleştiri yada geri dönüş
almadık ama siteye ilk defa girenler içinden bu şekilde düşününlerin olması
muhtemeldir. İşte bu nedenle bir açıklama yerinde olur müsaadenizle.

ÖZEL BÜRO Üst
Yönetim kadrosunun yaş ortalaması 40. En yaşlısı benim ve 48 yaşındayım. En
gencimiz Yusuf bey ve o da 41 yaşında. Dışarıdan gönüllü olarak araştırma
faaliyetlerimize destek olanların arasında en genci 24-25 yaşında. Yani
aramızda “
ERGEN” diye adlandırabileceğimiz kimse yok. Bu bir.

İkincisi aramızda devletin resmi güvenlik kurumlarının
kullandığı ünvanları gasp edip, kendini resmi güvenlik memuru gibi tanıtacak,
yada tanıtmasa bile unvan gaspı yapacak bir akıl hastası da bulunmuyor. Bu
konuda çok hassasız. Hatta şunu söyleyeyim Melis hanım, geçenlerde ihbar
hattımız üzerinden tarafımıza, sosyal medyada bir vatandaşın hem Emniyet hem de
MİT Müsteşarlığının adını kullandığı, kendini bu kurumların elemanı gibi
tanıttığı şeklinde bir ihbar geldi. Bu ihbarı gecikmeden aynı gün içinde
Emniyet ve Savcılık birimlerine ilettik. Arzu ederseniz yazışma kaydının bir
kopyasını iletebilirim. Kısacası, şunu söyleyeyim. Bizler aklı başında
insanlarız ve çok şükür herhangi bir ruhsal hastalığımız da bulunmuyor.
Ergenekon davasında hapiste yattığım süre içinde bir takım
FETÖCÜ MEDYA ve
işbirlikçileri benim akıl sağlığımın bozuk olduğunu iddia ettiler. Hatta bunu
iddia edenler içinde gazeteci bir Ergenekon sanığı da bulunuyor. Ben hepsini dava
ettim. Ergenekon sanığı gazeteci ise bu yalan haberinden dolayı para cezasına
çarptırıldı. Şu anda bile böyle düşünenler varsa
ADLİ TIP KURUMU’nun “RUH SAĞLIĞI YERİNDEDİR” raporunu isteyene gönderebilirim. Yani özetle biz
istihbaratçılık yada ajancılık oynamıyoruz. Silahla külahla işimiz olmaz. Bizim
ilgi alanımız internet, silahımız ise bilgi. Bu iki.

Üçüncüsü ve sonuncusu şu. Grubumuza  ÖZEL BÜRO
adını koyma sebebimiz şudur. Grup olarak gerek istihbari, gerek siyasi gerekse
stratejik açıdan ülkemizi ilgilendiren tüm milli meseleleri
ÖZEL
olarak sınıflandırıyoruz. Ve bizler de bu konuları araştırmayı şiar edinen
YURTSEVER AÇIK İSTİHBARATÇILAR ve ARAŞTIRMACILAR olarak, grubumuza bu konuları araştıran grup anlamına
gelen
ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU demeyi uygun bulduk. Bildiğiniz gibi İSTİHBARAT kelimesinin
özü
BİLGİ EDİNMEK’tir. Bizler de “AÇIK İSTİHBARAT UZMANI”yız.
Sitede ki bazı dökümanlarımız da ismimizin yanında
İSTİHBARAT UZMANI ünvanı göreceksiniz. Burada bahsedilen uzmanlık, açık kaynaklarda ki yetkinliğimizden
ve eğitimimizden kaynaklandığı için böyle bir ünvan kullandığımızı da özellikle
belirtmiş olalım. İlgi alanımız sadece internet ile sınırlıdır. Sahada herhangi
bir görevimiz yada görevlimiz yoktur.

MELİS HANIM : GRUBUNUZUN ADININ NEDEN İSTİHBARAT GRUBU OLDUĞUNU
ANLADIM. ANCAK SİTENİZ İÇİNDE “İHBAR HATTINIZ” VAR. BU BİRAZ ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ ?

Erkut Ersoy : Değil. Neden değil izah etmeye
çalışayım. Az evvel bizlerin
YURTSEVER olduğunu söyledim. Yurtsever kelimesinden siz ne
anlarsınız duyduğunuzda ? Yurtsever dediğiniz kişilerin normal, sıradan
vatandaştan bir farkı var mıdır sizce ? Şimdi de ben sorayım müsaadenizle.
Varsa ne farkı vardır, yoksa neden yoktur ?

MELİS HANIM : BENCE YURTSEVER DENİLEN KİŞİLER, ÜLKE İÇİN
DUYARLILIĞI FAZLA OLAN KİŞİLERDİR. BUNU MU KASTEDİYORSUNUZ ?

Erkut Ersoy : Aynen öyle. Ağzımdan aldınız. Yurtsever
denilen kişilerin, milli bayramlarda askeri kortej geçerken alkış tutan, yada
askerdeyken kantinde patates soyup, çarşı iznine çıktığında kartondan
roketatarla poz veren yurdum insanından elbette farkı vardır. Ama bu fark
onların daha değerli vatandaş, daha önemli yurttaş olduğu ile ilgili bir fark
değil. Kanunlar önünde hepimiz eşitiz, vergisini verdiği, askerlik hizmetini
yaptığı sürece hiçbir vatandaşın diğerinden daha fazla önemi yada değeri
yoktur. Benim anlatmak istediğim şu.
YURTSEVER denilen kişiler İDEAL İNSANLARI’dır. İdealleri
için yaşar, ölürler. Herkesin ideali yada yaşam stili, hayattan bekledikleri,
uğraşları, hedefleri farklıdır.
ÖZEL
BÜRO GRUBU
ekibi olarak bizim de elbette bir
idealimiz var. Vatanımızın dünyanın 20 zengin ülkesi içinde, huzurlu ve güvenli
bir ülke olarak yer almasını arzu ediyoruz. Bunu sağlamak için karınca
kararınca çalışıyoruz. Ama kimseyi de bizimle aynı ideali paylaşmıyor diye
eleştirmiyoruz. Özgür bir ülke de kimin nasıl yaşayacağına ancak özgür irade
karar verir. Kimi insan için paralı bir iş ve kariyer önceliklidir, kimisi için
güzel ve çekici bir eş, kimisi için zengin olmak. Herkes dilediği gibi yaşar.
Bırakın da
YURTSEVERLER’de istediği gibi yaşasın.

Yasalara uyduğumuz müddetçe bu faaliyetlerimiz kimin
işine gelir yada gelmez, kim beğenir yada beğenmez, kim takdir yada etmez
açıkçası umurumuzda da değil. 5 yaşında çocuk değiliz ki alkışlanacak bir
davranış yapıp ta ardından alkış ve takdir bekleyelim. Ne devletten ne de
vatandaşlardan herhangi bir takdir, teşekkür beklentisi içinde olmadık hiçbir
zaman. Biz işimizi sessizce yaparız, işimize bakarız. Biz teşekkürü, bir
uyuşturucu çetesi yakalandığında, bir torbacı yada mafya üyesi tutuklandığında,
bir terör şebekesi çökertildiğinde zaten fazlası ile alıyoruz.

Yani kısacası özetle, YURTSEVER
olmak bedel gerektirir. Eğer hem yağlı ballı lüks bir yaşam süreyim, sıkıntısız
yaşayayım, hem de yurtseverlik yapayım derseniz olmaz. Yeri geldiğinde siyasi
otorite ile karşı karşıya kalabilirsiniz, uzun yıllar hapis yatabilirsiniz,
hayatınız teknik ve hassas takipler içinde geçebilir. İstihbari önem
taşıdığınız için dünyadaki tüm gizli servislerin kataloğuna girebilirsiniz,
yurtdışına çıkmanız engellenir, çıksanız bile 7/24 her yaptığınız, konuşmanız
takip edilir, yeri geldiğinde düzmece deliller ile tutuklanabilirsiniz, hatta
sizi anlamlandıramadıklarında, yada çare bulamadıklarında tetikçilerinin
namlusu ucunda da kalabilirsiniz. Bunlar bir yurtseverin hayat kesitinden bazı
parçalar. Tabi bir de patronunuz yada eşiniz bu faaliyetlerinizi beğenmiyorsa
kapı dışarı atılırsınız. 5 parasız ve yalnız kalmanız da bu işin bonusu. İşte Melis
hanım eğer ben bu bedeli öderim diyorsanız o zaman
YURTSEVER OLABİLİRSİNİZ. Aksi mümkün değil.

MELİS HANIM : BEN YURTSEVERLİĞİN BU DENLİ ZOR OLACAĞINI TAHMİN
ETMEMİŞTİM. BİRAZ KARAMSAR BİR TABLO ÇİZDİNİZ SANKİ. PEKİ. DİĞER SORUM ŞU.
PAYLAŞIMLARINIZA BAKTIM. ÇOĞUNLUĞU BAŞKA SİTELERDEN YAPILAN ALINTILAR.
BAZILARINDA YAZAR VE KAYNAK BİLGİSİ VAR AMA BİR ÇOĞUNDA YOK. BU BİR SORUN
TEŞKİL EDİYOR MU TELİF AÇISINDAN ? BİR DE ŞU ARAŞTIRMA SETLERİ KONUSU VAR. SİZ
YURTSEVER BİR SİTE OLDUĞUNUZU SÖYLÜYORSUNUZ AMA DİĞER YANDAN ÜCRETLİ ARAŞTIRMA
SETİ SATIYORSUNUZ. BU SETLERİ NEDEN BEDELSİZ VERMİYORSUNUZ ?

Erkut Ersoy : Melis hanım ben biraz da yurtseverliği
tarif ederken kendimi anlattım. Çünkü yurtsever olduğum için yabancı
servislerin hedefi oldum, yetmedi düzmece delillerle 3,5 sene lağım dolu 3,5
metrekarelik bir hücrede hapis yattım, hakkımda asparagas haberler yaptılar,
dedikodu malzemeleri üretip yıpratmaya çalıştılar, yemediğim hakaret,
görmediğim davranış kalmadı.

Anlattıklarıma
ilaveten şunu da söyleyeyim. Akli bir denge sorunum yada rahatsızlığım
yok. FTÖ’cülerin kurduğu Ergenekon kumpasında tutuklanacağımı önceden
bildiğimden dolayı ağır bir ceza almamak için Devlet Hastanesinden bir
rapor ayarladım ancak karar duruşmasında buna rağmen 11 sene 15 gün ceza aldım. Rapor bir
işe yaramadığı gibi o dönem FETÖCÜ YAYIN ORGANLARI ve düşmanlık besleyenlerin
işine geldi. Sanıkları aşağılamak ve çamur atmak maksadıyla bu tür
kozlar kendi yayın organlarında malzeme olarak bolca kullanıldı. Halen
elimde ADLİ TIP’ın 2 adet SAĞLAM RAPORU olmasına rağmen yine çamur atmak
maksadıyla rahatsız olduğum iddiası belirli çevreler tarafından söylenti olarak maksatlı olarak
yayılıyor. Ama ziyanı yok onlar konuşur biz yaparız. Ne demişler ? Atın iyisine DORU, adamın delikanlısına DELİ derlermiş. 🙂

Yine söylüyorum,
Ergenekon Mahkemesi tarafından talep üzerine ADLİ TIP KURUMU’nda uzun
süre
gözetim altında kaldım ve gözetim sonunda kurumun gönderdiği 2 raporda
da akıl
sağlığımın yerinde olduğu açıkça yazmaktadır. Arzu etmeniz halinde 2
raporu da
sunabilirim.

Tahliye olunca yeni bir başlangıç yapayım dedim,
yeni bir sayfa açayım dedim, bu sefer FETÖCÜ’ler iş görüşmesi yaptığım yerleri
arayıp işe girmeme mani oldular, parasız kaldım, ailem ve ben
yalnızlaştırıldık, ama hiçbir zaman devletime küslük duymadım. Kırılmadım. Yani
ben bu bedeli ödedim fazlası ile. O zaman kendi kendime karar verdim. Ölene
kadar bu güzide vatanıma hizmet edeceğim diye. Allah canımı aldığında, yada
ekonomik olarak bu hizmeti yerine getiremezsem yada sağlık problemlerim çıkarsa
bu hizmetim ancak o zaman sona erer. Şimdi sorunuza geleyim.

Röportajın başında size ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun bir “BİLGİ
PLATFORMU”
olduğunu söyledim. Dolayısiyle bizim
amacımız üyelerimize doğru, kapsamlı ve kaliteli bilgiler ulaştırmak. Bu
bilgiler bazen bizzat kendi yazdığımız makale ve araştırma yazıları olduğu gibi
çoğunluğu da takip ettiğimiz çeşitli web sitelerinden derlediğimiz yazılardır.
Tabi bunun yanı sıra mail gruplarımızda
MİSAFİR YAZAR olarak yazanların da zaman zaman
yazılarını web sitemizde paylaşıyoruz. Elimizden geldiğince sitemize ve
bloglarımıza asılan yazıların kaynağını, yazar bilgisini paylaşıyoruz. Ama
yoğun çalıştığımız için bazen bizim de dikkatimizden kaçan hatalar olmuştur.
Bizler de insanız, hata yapma lüksü bizim için de var. Bu nedenle web sitemize
bu gerekçe ile bir hatırlatma koyduk. Eğer sitemizde ve blogumuzda herhangi bir
ziyaretçimiz içerik bilgisi yanlış olan, yazar ve kaynak bilgisi olmayan bir
yazı ve videoya rastlarsa mutlaka bize haber vermesini söyledik. Haberimiz
olması halinde elbette gerekli düzeltmeyi yaparız. Hiçbir kimsenin emeğine
saygısızlık etmeyiz. Bu konuda duyarlıyız. Tabi bunun yanı sıra web sitemizde
ve blogumuzda bulunan yazı ve videoların hepsi yasaldır ve
“DÜŞÜNCEYİ ÖZGÜRCE PAYLAŞMA” ilkesinden hareketle paylaşılmıştır. Kanunları bir
hukukçu kadar bilirim desem abartmış olmam. Ergenekon davasında kendi savunmamı
kendim yaptım ve başarılı olduğumu da söylerler. Bu nedenle kanunların bana
tanıdığı özgürlüğün nerede başlayıp nerede bittiğini iyi bildiğim için bugüne
kadar web sitemiz 1 kez olsun erişime kapatılmadı. Hatta bazı düşmanlarımız
özellikle şikayet ettikleri halde Sayın Savcılar kapatabilecekleri bir suç
unsuru bulamadılar. Yalnız aynı şey bloglarımız için geçerli değil. Resmi
otoritelerden gelen şikayet üzerine 10 civarında blogumuz yurt içinden erişime
kapatıldı. Bu son derece hukuksuz bir davranış. Çünkü medeni ülkelerde bir
haber suç olarak addedilirse sadece o haberin linkine erişim yasağı
uygulanıyor, sitenin yada blogun tamamı kapatılmıyor. Ama wordpress sitesi
ilgili haberin linkini kapatacağı yerde blogun tamamını kapattı. Üzerinde
çalışıyoruz, bu hukuksuzluğu sona erdireceğiz.

Son olarak şu ARAŞTIRMA DVD SETLERİ
konusuna açıklık getireyim.

Şimdi Melis hanım, biz ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun mutlak surette yayında kalması gerektiğine
inanıyoruz. Bu ülkede çöpçatan siteleri bile açıkken sadece
KAMU YARARI
gözeten faydalı bir site
NEDEN kapalı dursun. Haksız mıyım ? Yani bu ülkede herşey
için bir site var. Hatta fuhuş siteleri bile yayın hayatındalar. Bizim sitemiz
neden kapalı olsun ? Bu ülkeye sadece gönderdiğimiz ihbar bilgileri ile bile
oldukça faydalı olduk.

2001-2008 arasında resmi güvenlik kurumlarına 1,324,
2008 itibariyle şu ana kadar ise 687 adet ihbar tarafımızdan gönderildi.

Tabi bunu yaparken hukuka ve kişisel bilgilerin korunması kanununa harfiyen dikkat ettik ve uyduk. Hiç bir bilgi verenin (İhbarcının) kişisel bilgilerini arşivlemedik ve yayınlamadık. Resmi Güvenlik ve İstihbarat Kurumlarına gönderdiğimiz tüm ihbar-bilgi notlarında harfiyen şu ifadeler kullanılmıştır.

“Anılan mesajın doğru olabileceği ihtimali düşünülerek gerekli görmeniz halinde ayrıntılı soruşturma yapabilmeniz için dikkatinize arz ediyoruz.
Biz ÖZEL BÜRO GRUBU olarak her zaman Resmi Güvenlik Güçlerimizin yanında, suç ve suçlunun karşısındayız.
Saygılarımızla,

Tarafımızdan bugüne kadar gönderilen 2,011 adet (2002-2008 arası 1,324 adet – 2011 – 15.03.2019 arası 687 adet) ihbar-bilgi notunun tamamında hiç bir şekilde kişisel yorumumuzu katmadık, yönlendirme yapmadık, ifaşaat ve iftira gibi hukuk dışı uygulamalara başvurmadık. Herbir ihbar notunu “İDDİA” başlığı ile gönderdik. Çünkü hukuken kesinlik kazanmamış her söylem bir iddiadır. Bu nedenle tarafımıza gönderilen tüm ihbarları biz de virgülüne, noktasına dokunmadan olduğu şekli ile aktararak bu konudaki yetki ve sorumluluğu resmi kurum yetkililerimize bıraktık. Tarafımızdan gönderilen iddiaları değerlendirip değerlendirmeme kararı resmi kurum yetkililerindedir. Bize düşen sadece ham bilgiyi servis etmektir.

Ancak bu kadar hassas ve dikkatli davrandığımız halde son göndermiş olduğumuz bilgi-ihbar notunun hükümetin TERÖRLE MÜCADELE ZAAFLARI‘nı ve HATALARINI içermesinden dolayı maalesef resmi kurumlarımızdan tepki gördük. Son gönderdiğimiz bilgi-ihbar notu, PKK TERÖR ÖRGÜTÜ içinde 2009-2013 yılları arasında DİYARBAKIR Bölge Sorumluluğu yapmış eski bir üst düzey militanın PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ile ilgili önemli ifşaatlarını içeriyordu ve bu kapsamlı bilgileri 13 bölüm halinde resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarımıza, değerli milletvekillerimize ilettik. Ancak ilettiğimiz bilgiler içinde PKK’nın devlet içindeki gerçek gücü hakkında da bilgiler yer alıyordu. Bu bilgilere göre AK PARTİ’nin terörle mücadele politikasında ciddi zaaflar olduğu, önemli stratejik hatalar yaptığı gibi bir takım hükümetin pek te hoşuna gitmeyen bir tablo ortaya çıktı. Arzu ederseniz size de bu 13 bölümlük çalışmayı dijital olarak sunabilirim. Sadece size değil bu teklifimiz tüm BASIN MENSUPLARI içindir. Devam edeyim.

Bunu söyleyen PKK itbaşları Murat Karayılan, Sabri Ok, Bahoz Erdal (Tıklayın) gibi lider kadro ile randevusuz görüşebilen üst düzey eski bir militan bir olunca bu iddialar daha da önem kazandı ve bu durumun ifşa edilmesi de yetkililerimizi rahatsız etti diye tahmin ediyorum. Ve 2002 yılından bugüne kadar sesini çıkarmayan yetkililer birdenbire bizim ihbar gönderim faaliyetlerimizin kişisel verilerin gizliliğini ihlal ettiğini ve bu konuda yetkisiz olduğumuzu söylediler. Biz de onların bu faaliyetlerimizi hukuksuz addetmesi üzerine ileride hukuksal bir sorun yaşamamak adına 15.03.2019 tarihinde resmi kurumlarımıza yaptığımız bilgi notu-ihbar gönderimi hizmetimizi sonlandırdık. Ortada kesinlikle bir yanlış anlaşılma olduğu açık. Ancak ileride ortalık durulunca bizi daha net ve doğru şekilde değerlendireceklerdir. Sonuçta biz PARALI MUHBİRLER değiliz. Yani vermiş olduğumuz bilgiler karşılığında devletten bir ücret almıyoruz. Bu nedenle sakince düşünüldüğünde verdiğimiz katkı ve desteğin öneminin ve değerinin daha iyi anlaşılacağını umuyoruz.

Sadece bu faaliyetimiz bile bizim nasıl bir kamu
yararı gözettiğimizin göstergesidir. Ama bu faaliyetleri yapmakta kolay değil.
Bir sitenin internette sürekli yayında olmasının da doğal olarak bir maliyeti
var. Şimdi yüksek müsaadenizle ben bu maliyetleri sıralayayım da izleyiciler
bir fikir sahibi olsun.

  • 1.    
    İnternet
    sitemizin oldukça dolgun bir HOSTING MALİYETİ var,
  • 2.    
    Yine
    İnternet sitemizin oldukça dolgun bir DOMAIN MALİYETİ var,
  • 3.    
    SMS
    VERİTABANI’mızda olan binlerce insana ÜCRETLİ SMS HATTI üzerinden SMS
    gönderiliyor,
  • 4.    
    Faaliyetlerimiz
    için lisanslı orijinal programlar satın alıyoruz,
  • 5.    
    Yurtdışında
    kiraladığımız server üzerinden SÖZDE SOYKIRIM konusunda on binlerce insana
    EMAIL MARKETING çalışması yapılıyor,
  • 6.    
    Resmi
    kurumlara ve diğer makamlara ÜCRETLİ FAKS sitesi üzerinden faks gönderiyoruz,
  • 7.    
    Paylaşımlarımızın
    sosyal medyada geniş kitlelere ulaşması için ÜCRETLİ RSS aboneliklerimiz var,
  • 8.    
    Yurt
    dışında bazı ücretli medya platformlarına abonelik bedeli ödüyoruz
  • 9.    
    Ve sair
    Genel Giderlerimiz var

YURTSEVER
grup olarak prensip gereği web sitemize reklam almadık Melis hanım. Ama bu
kadar maliyetimiz varken bu maliyeti tek başımıza nasıl karşılayabiliriz ? Üst
yönetim olarak ben, Yusuf bey, Savaş bey ve Murat bey bu maliyetin bir bölümünü
kendi cebimizden karşılıyoruz. Ama yeri geldiğinde bizler de çaresiz kalıyoruz.
İşte tam da bu nedenle bu çözümü bulduk. Dedik ki yeni katılan üyelerimiz eski
paylaşımlarımızı almadı, faydalanamadı. Biz de hem yeni katılan üyelerimize bu
arşiv seti ile tüm arşivimizi edinme imkanı sağlıyoruz, hem de buradan elde
ettiğimiz geliri bu masraflarımız için harcıyoruz. Eğer bütçemiz müsait olsa
elbette bu setleri üyelerimize bedelsiz de verirdik, hiç problem değil.






































































Halk Özel Harekatı (HÖH) yada Osmanlı Ocakları gibi AK PARTİ taraftarı gruplara himmetler veren yada en azından destek veren iktidar
partisi bize pek sıcak bakmaz diye tahmin ediyorum. Çünkü
KEMALİST’iz.
Ve BİAT kültüründen gelmiyoruz. Bunu da biliyoruz ve bir beklentimiz yok. Kendi yağımızda kavrulmayı öğrendik.
Bir de şunu eklemek isterim. 9 farklı konuda araştırma DVD seti çıkardık ve ne
Türkiye’de nede Dünya’da örneği olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bana göre
çok değerli bir arşiv. Sonuç olarak, ekonomik olarak giderlerimizi rahat bir
şekilde karşılayana kadar, ekonomik olarak düzlüğe çıkıncaya kadar bu setlerin
satışını sürdüreceğiz. Bu site ne olursa olsun ayakta kalacak. Çünkü burası tüm
yurtseverlerin buluşma noktası. Araştırma setlerimizi almak mecburi de değil.
İsteyen alır, istemeyen almaz. Kimseye niye almadın da demeyiz, neden aldın
diye de sormayız. Almayanlar da grubumuzu, web sitemizi ve mail gruplarımızı
ÜCRETSİZ
olarak takip edebilir.

MELİS HANIM : SON SORUM ŞU. SİTENİZDE GEZERKEN “TELEGRAM” ADINDA
BİR BÖLÜM GÖRDÜM. NEDİR BU “TELEGRAM” ? BÖYLE BİR TEKNOLOJİNİN VAR OLDUĞUNA
İNANIYOR MUSUNUZ ? GERÇEK Mİ BU SİZCE ? MAĞDURLAR VAR DİYORSUNUZ ? NASIL YARDIM
EDİYORSUNUZ ?

Erkut Ersoy : Şimdi Melis hanım bahsettiğiniz TELEGRAM adı
geçtiğimiz gün rahmetli olan
İBDA-C örgütü eski lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun çıkardığı bir kitabın adıdır. Salih Mirzabeyoğlu
28 Şubat döneminde hapse girmiş ve uzun yıllar hapis yatmıştır. Hapiste yattığı
süre içinde bir çok kitap yazdı, içlerinden birinin adı da TELEGRAM’dı.
Bu kitapta Salih bey kendisine
ZİHİN
KONTROLÜ
yapıldığını iddia ediyor, daha
doğrusu ediyordu. Şimdi rahmetli oldu. Detayına girmeyeyim, merak ederseniz
alır okursunuz. Sadece Salih bey değil yüzlerce kişinin ortak iddiası bu.

ÖZEL
BÜRO İSTİHBARAT GRUBU
olarak MK ULTRA
& TELEGRAM
teknolojisini gerek yerli kaynaklardan, gerek yabancı
kaynaklardan, gerekse tüm resmi belgelerden kapsamlı olarak araştırıyor ve
bulgularımızı düzenli olarak üyelerimizle paylaşıyoruz.

Kamuoyunda
bilinen adı ile
ZİHİN KONTROLÜ
yada diğer bilimsel adı ile
MK ULTRA & TELEGRAM
teknolojisi
FENOMEN bir teknoloji.

Resmi makamlar bu
teknolojinin yokluğunu kabul etmedikleri gibi varlığını da açıklamıyorlar.
Kısacası ne var diyorlar ne de yok diyorlar. Hal böyle olunca psikiyatrik
rahatsızlık yaşayan vatandaşlarımız 
(Gerçekten mağdur
olanları tenzih ediyoruz)
 “DEVLET
BANA ZİHİN KONTROLÜ UYGULUYOR”
 diyerek soluğu
Cumhuriyet Savcılıklarında alıyor. Halbuki bu işin çözümü çok basit. En yetkili
makamdan – ki bu
MİT MÜSTEŞARI Hakan
Fidan olur, İç İşleri Bakanımız olur yada bizatihi Başbakanımız olur – bir
açıklama yapılsa ve bu
FENOMEN
teknolojinin devlet eliyle kullanılmadığı deklare edilse kamuoyunda belirgin
bir rahatlama olacaktır.

Ancak bu açıklama
yapılmadığı için ağır psikolojik sorunları olanlar yada geçmişte uyuşturucu
madde kullanmış olanlar, vücutlarında ve zihinlerinde bir anormallik
gördüklerinde 
PSİKİYATRİ SERVİSLERİ’ne
danışmak ve uygun tedaviyi görmek yerine internet üzerinde çare aramaya
koyuluyorlar. Tabi internette ki doğru bilgi kadar dezonferme bilgilerin
çokluğunu da göz önüne alırsak
MK ULTRA & TELEGRAM
konusunda bir çok yalan yanlış bilgiyi de gerçek zannediyorlar.

Ki
bunlardan bir tanesi de ELEKTROMANYETİK olarak kişinin zihninin kontrol
edilmesi, bir robot gibi yönlendirilebilmesi, hatta suikast, cinayet bile
işlettirilebilmesi ile ilgili hurafedir.

Bu konuda çok defa
gerek TV’den gerekse internet siteleri üzerinden çok sayıda uzmanımız açıklama
yaptı. Şu anki teknoloji ile elektro manyetik olarak
ZİHİN
KONTROLÜ
yapılamaz. Bu ancak FARMAKOLOJİK
yani tıbbi kimyasal maddeler (LSD TÜREVLERİ) ile beraber uygun psiko-ortam
sağlandığı takdirde yapılabilir ki geçmişte çok sayıda deneyin konusu olmuştur.

Ancak, istihbarat
servislerinin günümüzden 20-25 yıl ilerideki teknolojileri şimdiden
kullanılabildiği düşünülürse, özellikle teknik takip teknolojisinin çok ileri
düzeyde olduğunu söylemek mümkün. Ve bu çerçevede
ZİHİN
KONTROLÜ
henüz yapılamasa bile kişinin görsel ve işitsel
fonksiyonlarına uydu yada obzerver araçları üzerinden erişerek kişinin bireysel
olarak on line kontrolü yada takibi teorik olarak yapılabilir. En azından
yapıldığı konusunda çeşitli kaynaklarda bazı bilgiler yer alıyor. Yani bu
teknolojinin bir
İSTİHBARAT TEKNOLOJİSİ olduğunu
söyleyebiliriz ve açık kaynaklarda bu teknolojinin gelişmiş Batılı yabancı
Servisler tarafından kullanıldığı yönünde da iddialar mevcuttur.

Tabi bunun yanı sıra
çok sayıda yerli ve yabancı vatandaşımız bu teknolojinin mağduru olduğunu iddia
ediyor. Teknolojinin amacına baktığınızda bu teknolojinin bir istihbarat
teknolojisi olması hasebiyle sadece istihbari değer taşıyan kişilere karşı
kullanıldığını söyleyebiliriz. Ancak uygulamada çok sayıda sıradan mesleklere
sahip yerli ve yabancı vatandaşın da aynı şikayetleri sergilemesi ve bu
mağdurların tüm dünyada sayılarının on binleri bulması takip teknolojisinin
sıradan vatandaşlara karşı da kullanılıyor olma ihtimalini akla getiriyor. Bu
ihtimal, otoritelere ve uzmanlara göre çok akla yatmasa ve mantıksız gelse de
durum ne yazık ki böyle. Şikayetlerin sürekli artması, bu mağdurların yada
şikayetçilerin bir 
KOBAY PROJESİNE dahil
olduklarına işaret edebilir. Bu ihtimal de çok sayıda kişi tarafından
konuşuluyor.

Bu noktada devletin
bu iddialara sessiz kalmadan üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek tüm
iddiaları ciddiyetle araştırması ve kamuoyuna sonuçları hakkında bilgi vermesi
gereklidir.

Eğer bunu yapmaz ise
bu yara ileride kangren hale gelecektir. Çünkü devletin öncelikli görevi
vatandaşının vücut ve akıl sağlığını koruma altına almak için gerekli tüm
önlemleri almaktır. Eğer devlet bu konunun üzerine ciddiyet ile gitmezse töhmet
altında kalması kaçınılmazdır. Çünkü bu durumda, Anayasaya göre görevi
vatandaşının sağlığını korumak olan devlet, bizzat nano teknolojik yöntemlerle
vatandaşlarına yasa dışı teknik takip yöntemleri kullanıyor iddiası ve
suçlaması ile karşı karşıya kalabilir. Ki şu anda da durum budur. Her gün
ülkenin muhtelif yerlerinde ki vatandaşlarımız kendilerine yönelik bir teknik
takip uygulaması var mı diyerek çareyi Savcılıklarda arıyor.

Peki, bu açıklamalar
çerçevesinde
ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU ne gibi bir faaliyet
içerisinde izninizle onu açıklayalım.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT
GRUBU, bu konu yani bu teknoloji
ULUSAL GÜVENLİĞİ
ilgilendirdiği için konuya dahil olmuş durumda.

2001 yılından
itibaren tüm iddiaları kapsamlı olarak araştırıyoruz. Elimizden geldiğince
bilgimiz dahilinde tüm mağdurlara 7/24 ücretsiz olarak 
REHBERLİK
VE DANIŞMANLIK HİZMETİ
 veriyoruz. Aynı zamanda MK
ULTRA & TELEGRAM GOOGLE MAIL GRUBU
’muz (Şu anda 270
mağdur üye bulunuyor), FACEBOOK GRUBUMUZ (Şu anda 1,360 takipçi bulunuyor)
ve WHATSAPP LİSTE’miz (Şu anda 35 mağdur üye bulunuyor) üzerinden bu
teknolojiye dair güncel haber ve bilgileri ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.
Mağdurların kendi aralarında tartışabilmelerini ve sohbet etmelerini temin
ediyoruz.

1.
Öncelikle mağdur olduğunu iddia edenleri doğru bilgilerle
TAM
TEŞEKKÜLLÜ PSİKİYATRİ HASTANESİ
’nde kontrolden geçmelerini
teşvik ediyoruz. Çünkü öncelikle atılması gereken adım bu.

2.
Eğer, tarafımıza başvuran ve mağdur olduğunu iddia eden kişi, istihbarat
kurumlarının kendisi hakkında teknik takip uygulaması yaptığını düşünüyorsa,
talep etmesi halinde cüzi bir ücret mukabilinde Avukat aracılığı ile Savcılık
Dilekçesinin hazırlanmasını sağlıyoruz. 
BİLGİ
EDİNME KANUNU
 tüm Türk Vatandaşlarının yararlanabildiği bir kanundur.
İsteyen vatandaşımız, bu kanun çerçevesinde resmi kurumlara, kendisini
ilgilendiren kanuni bir durum hakkında soru sorma hakkına sahiptir.

3.
Ayrıca, ABD’den ithal izni aldığımız 
DEFENDER CİHAZI’nı
talep eden tüm mağdurlar için ithal edebiliyoruz. Bu cihaz sadece
MK
ULTRA & TELEGRAM MAĞDURLARI
için üretilmiş, nano
teknolojik özel bir üründür. ABD satış fiyatı 495 USD’dir. (Kargo bedeli 39
USD’dir). Talep eden mağdurlar için toplam 534 USD’ye getirtebiliyoruz. Ne işe
yaradığı hakkında bilgi almak isterseniz lütfen sitenin
İLETİŞİM
bölümünden irtibat kurunuz.

4. Yine ayrıca,
ABD’li bir nano teknoloji firmasının
MK ULTRA & TELEGRAM
MAĞDURLARI
için ürettiği giyilebilen, ELF ve
radyasyon geçirmeyen özel giysi ve şapkaları da talep edilmesi halinde ithal
edebiliyoruz. Detaylar sitede yer alıyor.

Sonuç
olarak Melis hanım, tekrar ediyorum bu teknoloji
FENOMEN bir
teknoloji. Açık kaynaklarda hakkında çok bilgi var, hatta çok sayıda yerli ve
yabancı mağdur da var, daha doğrusu mağdur olduğunu iddia eden kişi var ama
çözüm yok. Çünkü devlet bu konuda sessiz. Bir açıklama yapılmadığı için de
gerçekten rahatsız olanlar kendilerine
ZİHİN KONTROLÜ
yapılıyor sanıyor. Tirajıkomik ama maalesef doğru.

Biz
neden bu konuyu araştırıyoruz diye soracak olursanız, tekrar edeyim. Biz
ULUSAL
GÜVENLİĞİ
ilgilendirdiği için dahil olduk bu konuya. Elimizden
geldiğince mağdur olduğunu iddia edenlere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Umuyorum
faydalı olabilmişizdir.

MELİS HANIM : SAMİMİ AÇIKLAMALARINIZ VE AYIRDIĞINIZ ZAMAN İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİM. YURTSEVER ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİM.












































Erkut Ersoy : Asıl ben teşekkür ederim. Şu ana kadar
yerel ve ulusal medyadan hiçbir ilgi görmedik. Belki de ilgi görmek için
“ALLAH”
diye çığlık atıp yerde yuvarlanan deli gibi yapmamız gerek. Çünkü içinde
manyaklık yada şiddet yoksa medya ilgilenmiyor. Ama siz değer atfedip, lütfedip
geldiniz ve grubumuzun misyonu ve vizyonu hakkında açıklama yapma imkanı
tanıdınız. Sağolun. Eksik olmayın.