Değerli Vekilim, Değerli Amirim ve Değerli Yetkililer,


Biz büyük bir devletiz. Çünkü Türkün hamurunda yiğitlik,
cesaret, sadakat, inanç, tutku, merhamet, inat, azim, mücadele ve sabır var.
Asırlardır düşmanlarımız aralıksız saldırıyor. Orta çağda kılıç ve mızrak ile
saldırdılar, yeni çağda barutun icadı ile bomba ile, tüfek ile saldırdılar, 21.
Yüzyılda ise saldırının kaynağı, miktarı ve çeşidi değişti. Dost ve
müttefiğimiz dediklerimiz bizi bizden insanlar ile vurmaya kalktı. Kürt
kardeşlerimizi ayartarak tırlar dolsu 
silah ile donatarak üzerimize saldılar. Kardeşimiz dediklerimiz
şehirlerimizde canlı bomba oldu, yüzlerce masumu katletti. Bizden dediğimiz
insanları kışkırtarak casusluk şebekeleri kurdular, darbe yapmaya kalktılar.
Türk aile yapısını bozdular, ekonomisini çökertmek için döviz kurları üzerinden
manipülasyonlar yaptılar, bürokrasinin her yerine sızıp herkesi fişlediler,
devletin mahrem bilgilerini bizans oyunları ile ele geçirip dost ve
müttefikimiz dediğimiz ülkelere servis ettiler, milli hayvancılığı, milli
savunmayı, milli tarımı hedef aldılar, yıllar boyu kendimizi savunmak için tabiri
caizse çakı bile geliştiremedik, elalemin silahına maruz bırakıldık, hem de 2
kat fiyat ile. Tarım da GDO’lu ürünler soktular, millete yıllarca hormonlu
sebze-meyve yedirdiler. Hayvancılık ta aynı mihrakların kullandığı yerli
fırsatçı taşeronlar ile bitirilme noktasına getirildi.


Düşman uyumuyor.


Düşman her gün dünyanın
belli merkezlerinde Türk coğrafyasındaki ender madenleri ve yer altı
kaynaklarını nasıl çabuk elde ederim diye proje üzerine proje üretiyor.
Projeler 5-10-25-50 yılık projeler.


Düşman aramıza
misyoner, gazeteci, iş adamı, STK Temsilcisi, Turist, Öğretmen, Diplomat kisvesi
ile sızıyor. Vatandaşlarımızı ayartıp ajanlaştırıyor, misyonerlik faaliyetleri
adı altında nifak tohumları saçıyor.


Düşman çok merkezli,
çok çeşitli.


Düşman akıllı, taktisyen
ve stratejist.


Ama bizim kadar savaşçı değil. Türkün geninde ki bu
özellik yüzünden onları tarih boyunca denize döktük. İzmir’de Afyon’da, Gazi
Antep’te, Kahraman Maraş’ta, Çanakkale’de, yurdun her coğrafyası Mehmetçiğin
ayak izi ve teri ile dolu.


Bunu biliyorlar ve açık değil sinsice geliyorlar.


PKK ile PYD ile, DHKP-C,
İBDA-C, DEAŞ, TİKKO, MLKP ile.


Düşmanın paralı askerleri ile.


On binlerce Şehit verdik, on binlerce Gazimiz var. Onların
cansiperane kahramanlıkları ile bayrağımız bugüne kadar yere düşmedi. Onlar
bizim kahraman evlatlarımız. Hakları ödenmez.


Peki biz onlar için
yeterince çalıştık mı ? Onlara olan görevimizi hakkı ile yaptık mı ? Hakları
ödenmez ama onların sevgili ailelerine, çocuklarına sahip çıkabildik mi
yeterince ?


Devletimiz büyüktür ve mutlaka elinden geleni yapmıştır
ama hala bu konuda maalesef çok eksiğimiz var.


İşte bir örnek.


Hakkari’de Üzümcü Jandarma Karakol Komutanlığı’nda görevli
Geçici Köy Korucumuz (GKK) Aydın Uçar 21.08.1996 tarihinde saat
23:00 sularında bir grup PKK teröristinin karakolun dış emniyet unsurlarına
saldırması sonucu Şehit oldu.


Şehidimize bir kez daha rahmet dileriz. Kabri nur olsun.
Aşağıda resmi makamlarca düzenlenen
Görev ve Şehadet belgesini arz ediyoruz.


Şehidimiz şanına yakışır şekilde devlet töreni ile defnedildi.
Ancak geride kalan biricik oğlu
Hakan Uçar Şehit çocuğu olmasına rağmen bugüne kadar Hakkari’de başvurduğu
tüm devlet dairelerinden geri çevrildi. Hakkari ve bölgedeki devlet dairelerine
yüzlerce, binlerce HDP taraftarı memur olarak alınırken ona bu hak tanınmadı,
yalnız bırakıldı, sahip çıkılmadı.


Şimdi sorarız ? Lütfen
kimse kızmasın, alınmasın !


Devlet bu kadar aciz mi ? Bir Şehit çocuğuna sahip
çıkamayacak kadar çaresiz miyiz ? Ekmeğini veremeyecek kadar kötü mü durumumuz
?


Açılım sürecinde devletin örgüte sempati ile baktığı
yıllarda, bölgedeki tüm belediyeler, bırakın HDP taraftarını bizzat PKK
militanları ile doluydu. Belediyenin tahsis ettiği dozerlerle hendekler açıldı,
belediyenin minibüsleri ile çatışmalara militan taşındı. 100 kişilik kadroya
500 kişi alındı. Sadece açılım sürecinde örgütün sempatisini kazanmak için
bütün bunlara göz yumuldu, örtülü olarak izin verildi. Sonra ne oldu ? Açılım
hikayesi kan ile bitti. Hendek savaşlarında onlarca askerimiz Şehit oldu.


Şimdi HDP’lilere iş var ama Şehit çocuğuna yok öyle mi ?


Değerli Vekilim, Değerli Amirim ve Değerli Yetkililer,


Sizlerden kendi adımıza bir iğne dahi istemiyoruz. Biz grup
olarak sadece aracıyız.


Talebimiz Şehidimizin
emaneti olan oğlun
Hakan Uçar’a Hakkari’de yada yakın bir bölgede, bir devlet kurumunda
iş imkanı sağlanmasıdır.


Eğer lütfeder de Şehit oğlu Hakan Uçar ile görüşmek
isterseniz
Telefon Numarası :
0541-602-4866


Hakkari’de ikamet ediyor. 1996 doğumlu ve hiçbir sabıkası
yok.


Kendisine iş imkanı sağlanırsa hem biz hem de Şehidimizin
ailesi çok mutlu olacak, emeği  geçenlere
şimdiden teşekkür eder, saygılarımızı arz ederiz.


Erkut Ersoy


İstihbarat Uzmanı


ÖZEL BÜRO GRUBU


28.09.2018

BELGELERİ
İNDRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.