Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak her zaman ve daima mazlumdan ve
haklıdan yana tavır koyduk. Zulme bir çok defa uğradığımız halde
(İstihbarat Uzmanı ve Grup Basın Sözcümüz Erkut
Ersoy, CIA’nin emri ve FETULLAHÇI POLİS+SAVCI+HAKİM HEYETİ marifetiyle Ergenekon
kumpasında 3,5 sene lağım dolu bir çukurda hapis yatırıldı. Son mahkeme de 11
sene 15 gün ceza aldı. Ne zaman ki AK PARTİ ile kankası FETÖ’cüler savaşa
girdi, aldığı ceza neyse ki YARGITAY tarafından bozuldu. Şimdi 21 Haziran’da
yeniden Ergenekon duruşmaları başlayacak. Bakalım aynı hava, aynı siyasi rüzgar
devam ediyor mu, yoksa bozkıra demokrasi havası mı hakim, göreceğiz)
her zaman grup olarak haklıdan ve mazlumdan yana olduk. Bundan çokta
zarar gördük. Grup olarak aldığımız devlet ödeneği kesildi. Yalnız bırakıldık. Ekonomik
olarak darboğaza sokulduk. Fişlendik, yüksek teknoloji hassas takip araçları
ile yıllarca teknik takibe, hassas kontrole maruz kaldık. Hakkımızda yalan
yanlış dedikodu malzemeleri üretildi, itibar suikastine uğradık, Ama dediğimizi
yapmaktan, yaptığımızı da demekten geri kalmadık. Adeta
Jon Kişhot gibi yalnız bir şövalye olarak hayali değirmenlerle savaştık. Övgü,
takdir, teşekkür beklemedik, hiçbir zaman da beklemiyoruz.


Çünkü bizim için aslolan bu ülkedir. Bu ülkenin menfaatleridir, değerleridir,
kahramanlarıdır.


Bu
ülkede bir vatandaş
KORGENERAL
rütbesine kadar geldiyse mutlaka meziyetleri üstündür. Erinden Orgeneraline,
Bekçisinden Emniyet Genel Müdürüne kadar tüm Güvenlik görevlileri bizim
nazarımızda kutsaldır, kahramandır.


Bu
nedenle her ne sebeple olursa olsun zarar görürlerse çok üzülürüz. Eğer bu
sebep
DARBE İDDİASI bile olsa yine üzülürüz ve üzüldük. Onca Komutanımızın birliklerinin
başında olmaları gerekirken Cezaevi hücrelerinde volta atmalarını bu yüreğimiz
kaldırmıyor, durumu kabullenmekte zorluk çekiyoruz. Ancak ortada ciddi iddialar
ve 200 küsür vatandaşın şehadeti olunca
ADALETİN TECELLİSİNİ beklemek
dışında yapacağımız bir şey ne yazık ki yok.


Peki
bu kadar askerin içinde hiç suçsuz yere tutuklanmış, yanlış anlaşılmış yada
derdini doğru şekilde anlatamamış kimse yok mu ? Elbette var. Sizler de
basından mutlaka takip ediyorsunuzdur.


Lafı
çok dolandırmayalım, 3. Kolordu Komutanımız
Erdal Öztürk’te onlardan biri. Bize göre suçsuz, ama tabi ki yargı süreci devam
ediyor ve her vatandaş gibi biz de yargı sürecinin sonunu bekliyoruz.


Ancak bize göre ortada delillerin
değerlendirilmesinde bir yanlışlık yapıldığı kanaati oluştu. Biraz önce kardeşi
ve aynı zamanda
İskenderun Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü’nde
öğretim üyesi olan Sayın
Nurhan Adil Öztürk bize bazı belgeler gönderip incelememizi istedi. Merakla okuduk. Biz gerek sayın Komutanımızın gerekse kardeşinin samimiyetine ve
savunmasına inanıyoruz.


Bu e-postayı neden gönderdiğimizi de şöyle izah edelim.


Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim de ZULÜM ile ilgili takriben 125 ayet bulunuyor. Bunları sizin için
aşağıda derledik. Merak edenler aşağıda okuyabilir.


Bugün iktidarda olan AK PARTİ ve taraftarlarının ne kadar dindar ve mütedeyyin olduklarını
biliyoruz. Eğer ortada % 10’luk bir yanlışlık ihtimali bile varsa ZULME SON
VERİP
mutlaka gereğini yapacaklardır. Buna da inanıyoruz yada en azından
inanmak isteriz.


Biz de Peygamber Ocağı Genelkurmayımızda 30 senelik hizmeti olan
bir subayın basit hatalarla kurban edilmemesi için gayret sarf ediyoruz.
Amacımız hiçbir askerimizin, polisimizin ciddi kanıtlar olmadan suçlu
addedilmemesidir. Kolay yetişmiyorlar. Kolay da harcayamayız. Bunu Ergenekon
kumpasında biz yaşadık. İstiyoruz ki gerçekten masum olanlar bir daha bu
eziyeti çekmesin. Ama bir taraftan acımasızca, gaddarca vatandaşına kurşun
sıkanların da her ne rütbede olursa olsun gereken cezasını çekmesini istiyoruz.


BU ÜLKEDE DARBE ANCAK
VE SADECE DEMOKRATİK SANDIKTA OLUR.


Şimdi müsaadenizle FETÖ ÖRGÜTÜ Sanığı Korgeneral Erdal Öztürk’ün ve
kardeşinin anlattıklarını paylaşalım.
Son sözümüz, ELÇİYE ZEVAL OLMAZ ! Siz de aynı fikirde iseniz lütfen
çevrenizle paylaşın.


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT
GRUBU

KARDEŞİ NURHAN ÖZTÜRK : 3.
KOLORDU KOMUTANI KORGENERAL ERDAL ÖZTÜRK MASUMDUR !!!


Abim
15 Temmuz darbe girişimine yönelik yürütülen soruşturmalar
kapsamında tutuklamalarda en çok ses getiren
isimlerden biri olan 3.Kolordu Komutanı Korg.
Erdal Öztürk’dür. İstanbul 3.Kolordu Komutanı Korg. Erdal Öztürk masumdur. Abim Erdal ÖZTÜRK İstanbul’da darbeyi birinci
derecede kıran bir kahramandır. Niçin tutuklandığını ve hala niçin ceza evinde
tutulduğunu anlamış değiliz.
 Büyük oğlunun görevine babası gerekçe
gösterilerek son verilmiştir. Şu anda işsizdir. Küçük oğlu devletteki görevinden uzaklaştırılıp başka
bir bakanlık emrine düz memur olarak tayin edilmiştir.
Ben ise tutuklandım
üniversitedeki görevimden iki ay süre ile
uzaklaştırıldım. Şu anda görevime devam
etmekteyim. Savcılık


hakkımda kovuşturmaya gerek
yoktur kararı vermiştir.


· Ekte
abimin savcılığa vermiş olduğu dilekçe bulunmaktadır. Olayları kendisi anlatmaktadır.


· Ayrıca
gazeteci Emre Erciş ve Süleyman Özışık’ın belgelere dayalı olarak abimin masum
olduğuna dair yazmış oldukları yazılar mevcuttur.


Adalet için bir şeyler yapınız. Hiç bir şey yapamıyorsanız sadece
dikkate alınız.
Mahkemeler Türk Milleti adına karar verir.


Yrd. Doç. Dr. Nurhan Adil ÖZTÜRK

İskenderun Teknik Üniversitesi & Makine
Mühendisliği Bölümü & İskenderun – HATAY


e-posta:
naozturk@gmail.com


1. 
KARDEŞİ NURHAN ÖZTÜRK’ÜN AÇIKLAMALARININ OLDUĞU DÖKÜMANI İNDİRMEK
İÇİN BURAYA TIKLAYIN.


2. 
KENDİ
EL YAZISI İLE KORGENERAL ERDAL ÖZTÜRK‘ÜN
SAVUNMASI (İNDİR)


BASINDAN İLGİLİ HABERLER (EL CEZİRE TV)


Darbeci generalin son
hamlesi


Önce sıkıyönetim ilân edildiğini
duyurdu, iki saat sonra canlı yayında ‘TSK, Türk halkının iradesine saygılıdır’
dedi. Al Jazeera, darbe gecesi saf değiştiren generalle ilgili ayrıntılara
ulaştı.

Başbakan Binali
Yıldırım’ın 15 Temmuz gecesi televizyon kanallarını arayıp ülkenin bir kalkışma
girişimi ile karşı karşıya olduğunu duyurmasından sonra Türkiye, İstanbul ve
Ankara’daki askeri hareketliliğin ve çatışmaların nedenini kesin olarak
öğrenmiş oldu.

Başbakan’ın açıklamasının ardından NTV televizyonuna
bağlanan 3.Kolordu komutanı Korgeneral Erdal Öztürk, ekranlardan, seçilmiş
sivil yönetime destek veren ilk yüksek rütbeli komutanlardan oldu.

NTV yayınına telefonla
bağlanan Öztürk: “TSK’nın emir komutası ve hiyarşisi dışında, herhangi bir
emir olmaksızın, birtakım muhtelif faaliyette bulunan askeri birlikleri derhal
kışlalarına dönmeleri emrini veriyorum. Bütün 3. Kolordu personelinin derhal
kışlalarına dönmesini bekliyorum. Aksi takdirde hukuki işlem yapılacağını da
belirtmek istiyorum. TSK tektir. Emir komutası bellidir. TSK, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin hiyarşisinin, TBMM ve Türk halkının iradesine
saygılıdır.Büyük çapta büyük birlik olmadığı kanaatindeyim. Kışlalarına
dönmeleri için her türlü gayreti sarfedeceğiz.” dedi ve 1. Ordu Komutanı
ile iletişim halinde olduklarını savundu.

Ancak 15 Temmuz gecesi darbeci askerlere
‘kışlalarınıza dönün’ çağrısı yapan Korgeneral Öztürk, 16 Temmuz günü şaşırtıcı
bir şekilde polis tarafından gözaltına alındı.

“İstanbul sıkıyönetim
komutanı olarak emrediyorum”

Al Jazeera’ye bilgi veren İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden bir kaynak,
Korgeneral Öztürk’ün ‘İstanbul Sıkıyönetim Komutanı’ göreviyle darbecilerin
yanında hareket ettiğinin belirlendiğini söyledi.

İsminin açıklanmasını istemeyen emniyet yetkilisi,
Öztürk’ün saat 21:30 sularında İstanbul İl Emniyet Müdürü yardımcılarını
arayarak sıkı yönetim ilân ettiklerini ve İstanbul sıkıyönetim komutanı olarak
emrine girmelerini istediğinin belirlendiğini söyledi.

Darbeci generalin, polis müdürlerine telefon
ettikten sonraki gelişmeleri görünce darbenin başarılı olmayacağını anlayıp,
kendini kurtarmak için son bir manevra yaptığı değerlendiriliyor.

Darbe girişimi ile ilgili olarak yargılanan
Korgeneral Öztürk, askerlikten ihraç edildi. Şu anda tutuklu generaller
arasında yer alıyor.

Kaynak: Al Jazeera


KORGENERAL ERDAL ÖZTÜRK‘ÜN
İDDİALARA DAİR SAVUNMASI




BİLGİ
NOTU




KONU
: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/24 E. sayılı dosyasından tutuklu
olan Erdal Öztürk hakkındaki iddialar, savunma ve delillere ilişkin özet
açıklamaları içermektedir.




1-
Erdal Öztürk İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/85337 Soruşturma sayılı
dosyasında İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 18.07.2016 tarih ve 2016/236
Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Daha sonra Erdal Öztürk hakkında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/17929 soruşturma ve 2017/ 727
iddianame numarası ile iddianame düzenlenmiş olup iddianamenin İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesi ile 2017/24 E. sayılı dosya numarası
alarak kamu davası açılmıştır.




2-
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/ 727 iddianame numarası ile düzenlenen
iddianame içeriğinde Erdal Öztürk hakkında yer alan iddialar ve savunmalar
aşağıda kısaca özetlenmiştir.




İDDİA            :




 Yurtta Sulh Konseyi isimli darbeci askeri kanat
tarafından yurt genelindeki birliklere gönderilen sıkıyönetim direktifi
ekindeki sözde atama kararlarına göre mevcut görevinden 1’inci Ordu
Komutanlığı’na ve darbenin başarılı olması halinde kurulacak Sıkıyönetim
düzeninde il genelinde en yetkili mercii olan İstanbul Sıkıyönetim
Komutanlığı’na atanmasına karar verildiği,




CEVAP           :




Erdal
Öztürk, 21 Aralık 2015 tarihinde planlanıp onaylanan izin planlamasına göre, 13
Temmuz 2016 sabahından itibaren 13 – 30 Temmuz tarihleri arasında olacak
şekilde izne ayrılmıştır.  (Ek-1 Yıllık
izin planlaması ve onaylı izin formu) 
Söz konusu İZİN KAĞIDI 23.06.2016 TARİHİNDE o dönem itibari ile Sn. 1.
ORDU KOMUTANI Ümit DÜNDAR TARAFINDAN İMZALANMIŞ, iznini geçireceği yer önce
Ankara, sonra Antalya/Side Jandarma Özel Eğitim Merkezi olacak şekilde
düzenlenmiştir. Ayrıca general seviyesindeki izinler standart bir formla (General-Amiral
ayrılış-katılış formu) Genelkurmay Bşk.lığı (Personel Bşk.lığına)  dahil üst komutanlıklara izne ayrılmadan bir
hafta önce ayrılış tarihi dahil bildirilmektedir.


Erdal
Öztürk,  kalkışma günü olan 15 Temmuz
2016 Cuma günü sabah saat 10.30 sularında kendi şahsi aracı ile eşi ile
birlikte Gazi Orduevinden çıkış yapmış ve saat 20:00-20:30 sularında
Antalya/Side Jandarma Özel Eğitim Merkezi’ne intikal etmiştir.  (Ek-2 Side’ye Giriş ve Çıkış kayıtları ve
Gazi Orduevi giriş-çıkış kayıtları) Bu konuya ilişkin, mahkeme dosyasında HTS
kayıtları ayrıca bulunmaktadır.




FETÖ/PDY
üyesi darbeciler tarafından oluşturulan atama ve sıkıyönetim listesinde Erdal
Öztürk’ün yer almasının en aydınlatıcı nedeni, esasında savcılık tarafından
düzenlenen iddianamenin 195. Sayfasında aydınlığa kavuşmaktadır. Şöyle ki;
“…..Faaliyetin başlamasıyla birlikte Kurmay Albay Uzay ŞAHİN’in elindeki liste
üzerinden İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılarını Özkan AYDOĞDU’nun emriyle bu iş
için görevlendirilen 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığında görevli astsubay Murat
AKKAYA vasıtasıyla aradığı, astsubayın kendisini sıkıyönetim komutanı Erdal
ÖZTÜRK’ün emir subayı olarak tanıtarak aradığı ve telefonu sıkıyönetim komutanı
Erdal ÖZTÜRK’e bağlayacağını söyleyerek Uzay ŞAHİN’e verdiği, Uzay ŞAHİN’in de
telefonu alarak kendisini sıkıyönetim komutanı Erdal ÖZTÜRK olarak tanıtıp
herhangi bir metne bağlı kalmaksızın ezbere olacak şekilde ‘Sıkıyönetimin ilan
edildiğini, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğunu, kendilerinin
mutlak itaat etmeleri gerektiği’ şeklinde söylemlerde bulunduğu,” şeklinde
iddianamede yer almakla Erdal Öztürk’ün adının kötü niyetli ve yanıltıcı
şekilde darbeciler tarafından kullanılmaya çalışıldığı açıkça
anlaşılmaktadır.  Yine iddianamede yer
alan astsubay Murat Akkaya’nın dosya içerisinde bu konuya ilişkin açık ifade
beyanları da mevcuttur. Ayrıca Erdal Öztürk’ü görevlendirme/atama  listesine 
yazanlar (muhtemelen Gnkur.Personel Bşk.lığı), 3.Kolordu tarafından
gönderilen ve Erdal Öztürk’ün izne ayrılacağı tarih ve bilgileri ihtiva eden
General-Amiral ayrılış-katılış formu nedeniyle izine ayrılacağı tarihi
bildiklerinin de dikkate alınması gerekmektedir.

Buradan
da anlaşılacağı gibi, darbeciler de Erdal Öztürk’ün kendileri ile birlikte
hareket etmeyeceğini biliyordu ve söz konusu hain darbe girişimini emir komuta
zinciri içerisinde gerçekleştiği izlenimini yaratmak amacı ile Erdal Öztürk’ün
izinde olmasından istifade ile onun rolünü (İstanbul sıkıyönetim komutanı
rolünü) oynayacak bir FETÖ örgütü üyesini görevlendirmişlerdir.




İDDİA :




 Yurtta Sulh Biziz isimli whatsapp grubunda saat
02:07 itibariyle şaşkınlık ifadesiyle ” Erdal paşa ne diyor ya” şeklinde
paylaşımda bulunulduğu,




CEVAP           :




İddianamede
de bahsi geçtiği üzere,  söz konusu darbe
girişimine görev yaptığı Kırklareli ilinde konuşlu 65’inci Mekanize Piyade
Tugay Komutanlığından katılan Tugay Komutanı Cemalettin DOĞAN’ın ulusal basında
darbe girişimi devam ettiği sırada Erdal Öztürk’ün darbe karşıtı söylemlerde
bulunarak birliklerin geri çekilmesi çağrısında bulunması üzerine ilgili
whatsapp grubunda paylaşımda bulunmuştur. Nitekim mahkeme dosyasında yer alan
telefon dökümlerine göre, Erdal Öztürk, Doğuş Yayın Grubu A.Ş. tarafından 0212
335 45 55 numaralı telefondan saat 01:57’de aranıldığı ve bunun üzerine saat
02:07’de whatsapp grubunda ” Erdal paşa ne diyor ya” şeklinde yazışma olduğu
açıktır. (Ek-3 telefon kayıtları)




Kaldı
ki, Erdal Öztürk, bu kalkışma girişiminin TSK emir-komuta zinciri dışında,
münferit küçük bir grup tarafından başlatıldığını, illegal olduğunu, asla
desteklenmediğini vurgulamak ve bu girişimi sıcağı sıcağına engellemek
amacıyla, TGRT ve NTV kanallarına canlı yayında bağlanmış, emir komuta zinciri
içinde yapılmış bir askeri darbenin söz konusu olmadığını, bu kalkışmayı
yapanların yasa önünde suç işlediklerini, 
birliklerin derhal kışlalarına dönmesi emrini vermiş, emre uymayan
personel hakkında yasal işlemler başlatılacağını açıklamıştır. (Ek-4, TGRT ve
NTV kanallarında yapılan açıklamalara ilişkin ekran görüntüsü ve yazılı basın)




İDDİA :




 Şüphelinin darbe girişiminde aktif rol oynayan ve
darbe sonrası dönemde kurulacak sıkıyönetim düzeninde 3’üncü Kolordu Komutanı
ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı görevine atanan Genel Kurmay Harekat
Başkanı Korgeneral Sati Bahadır KÖSE ile 16/07/2016 saat:06:42, 06:50 ve 07:05,
Genel Kurmay Personel Başkanlığı görevine devamına karar verilen Korgeneral
İlhan TALU ile 16/07/2016 saat:04:47’de görüştüğünün HTS kayıtlarından tespit
edildiği,




CEVAP           :




İddianameye
yansıdığının aksine, Erdal Öztürk İlhan Talu’yu aramış ancak kendisi ile
herhangi bir görüşmesi olmamıştır. Bunun yanında, Satı Bahadır Köse ile sadece
bir defa görüşmesi olmuş olup bu görüşmede Erdal Öztürk Genelkurmay
Başkanlığında ilgili komutanlara (Gnkur.Bşk.-Gnkur.II nci Bşk gibi) telefonla
ulaşması mümkün olmayınca durumu öğrenmek üzere bilgi almak istemiş, Köse ise
yıllık izinde olduğunu ve Bodrum askeri kampından Ankara’ya doğru yola
çıktığını durum ile ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını belirtmiştir.
Satı Bahadır Köse ile ilgili olarak Ankara’da düzenlenen iddianamenin  2271. sayfasında  bu konu aynen “….sonra 3.Kolordu komutanı
Korgeneral Erdal Öztürk’ün cep telefonundan kendisini aradığını, onun da
tatilde olduğunu ve geri dönüş yolunda olduğunu söylediğini, dışarıdaki
birliklerinin kışlalarına dönmesini emrettiğini söylediğini…”,  şeklinde yansımıştır




Bununla
beraber Erdal Öztürk’ün mahkeme dosyasında yer alan telefon dökümlerinden de
görüleceği üzere, sadece iddianamede ismi geçen iki şahsı değil, MİT Müşterek
İstihbarat Koordinasyon Merkezinde görevli emekli Albay Sadık Üstün, 1. Ordu
Komutanı Sn. Ümit Dündar, 3. Kolorduda Tümgeneral Yavuz Türkgenci, Tümgeneral
Tayyar Süngü,  Tümgeneral Kemal Başak,
Kurmay Başkanı Albay Fatih İlhan, Milli Savunma Bakanı Müsteşarı Sezai
Bostancı,  Genelkurmay Başkanı Sn. Hulusi
Akar, Sn. Özdemir Bayraktar, MİT Müsteşar yardımcısı Sn. İsmail Hakkı Musa ve
Sn. Aydın Demir’i aradığı açıkça görülmektedir.




Kaldı
ki, Erdal Öztürk 15 Temmuz 2016 tarihindeki kalkışmayı, iznini geçirdiği Side
Jandarma Kampında öğrenmiş ve hemen cep telefonu ile bağlı olduğu 1. Ordu
Komutanı Org. Sayın Ümit Dündar, kendi yerine vekâleten bakan komutanlarla ve
3. Kolordu Kurmay Başkanları ile temasa geçmiştir. Nitekim, yıllık izinde
olması sebebi ile, yerine vekâlet eden 3. Kolordu Komutan Vekili ve 52. Taktik
Zırhlı Tümen Komutanı Tümgeneral Yavuz Türkgenci, 23. Motorlu Piyade Tümen
Komutanı Tümgeneral Kemal Başak ve Kurmay Başkanları Kurmay Albay Fatih İlhan
ve Tümgeneral Tayyar Süngü ile DARBE KARŞITI YAZILI EMIRLERIN VERILMESI VE
YAYINLANMASI konularında sürekli iletişim halinde ve koordineli olarak
çalışmıştır.




Yine,
Erdal Öztürk’ün 15 Temmuz günü saat 22:36’da cep telefonu ile 3. Kolordu
komutanlığını aradığı ve Erdal Öztürk’ün sıkıyönetim emrine uyulmamasını ve
askerlerin derhal birliklerine dönmesini, aksi halde ilgili personel hakkında
yasal işlemlerin başlatılacağını emrettiği açıkça görülmektedir.(EK-5 Olay
gününe dair 3. Kolordu Komutanlığı’nın emir ve işlemlerine ait çizelge) Erdal
Öztürk’ün talimatı ve koordinesi ile verilen, birliklerin kışlaya dönmesi
başlıklı ve   “KIŞLA DIŞINDA OLAN BÜTÜN
PERSONEL, ARAÇ VE GERECİN KIŞLALARA İVEDİ OLARAK DÖNMESİNİ, DÖNMEYEN PERSONEL
HAKKINDA KANUNİ İŞLEM YAPILACAĞINI, EMRİN TÜM PERSONELE İVEDİ DUYURULMASINI”
içerikli emir yazılı olarak tüm birliklere iletilmiş ve darbenin önlenmesinde
büyük rol oynamıştır.  (Ek-6 3. Kolordu
Komutanlığı’na bağlı birliklere emir ve talimatı ile çekilen yazılı mesaj emri)




3-
Erdal Öztürk, FETÖ terör örgütünün ilk kumpaslarından olan ŞEMDİNLİ davasının
ve soruşturmasının mağdurlarındandır. Nitekim, İddianamenin 37. Sayfasında
aynen; “ Anılan örgütün nihai amaçlarına ulaşmak gayesiyle öncelikle askeriye,
mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kuramlarını ele
geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve
personellerin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarım bu
makamlara getirdiği, bu kapsamda örgütün yargı ayağındaki uzantısı tarafından
Hüseyin KURTOGLU, Askeri Casusluk, Şemdinli, balyoz, Ergenekon gibi proje
soruşturma ve kovuşturmaların üretildiği..” şeklinde de belirtildiği üzere,
FETÖ terör örgütü tarafından TSK’ya karşı birçok kumpas düzenlenmiş olup
müvekkilimizde FETÖ’nün ilk hedeflerinden ve mağdurlarından biridir.




Ekli
iddianame içeriğinden anlaşılacağı üzere, Erdal Öztürk daha Tuğgeneral
rütbesinde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı olarak görev yapmakta iken, bu
örgüt tarafından terfisinin engellenmesi ve FETÖ mensuplarının önünün açılması
amacı ile, itirafçı Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya tarafından düzenlenen
Şemdinli iddianamesi ile Umut Kitapevinin bombalanması olayına karıştırılmak
istenmiş ve hakkında Van DGM Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.
Dönemin mevzuatı gereği Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan soruşturma
sonucunda Genelkurmay Başkanlığı’na intikal ettirilen suç duyurusu uygun
bulunmamıştır. Bunun üzerine Van DGM. Başsavcılığına da gönderilen suç duyurusu
üzerine Van Başsavcılığınca müvekkil hakkında soruşturma başlatılmış, Van
Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/1344 no’lu soruşturma dosyası bugüne kadar
devam etmiş olup, Erdal Öztürk hakkındaki soruşturma halen derdest durumdadır.
Erdal Öztürk’ü suçlayan Umut kitabevinin bombalanması olayı ile ilgili Şemdinli
dosyası kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulunda görüşülmek üzere halen sırasını
beklemektedir. (E-7 İddianamenin ilgili yerlerinin suretleri Mübrez)




2005
yılından beri FETÖ silahlı terör örgütünün hedefinde olan Erdal Öztürk, şu
anda  da ne yazık ki yıllardır mücadele
ettiği FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte onları desteklemekle
itham edilmektedir.




4-
Yukarıda ayrıntılı olarak yer alan açıklamalar ışığında;  Erdal Öztürk hakkında oluşturulan iddianamede
her ne kadar Erdal Öztürk’ün FETÖ terör örgütüne üye olmadığı tespit edilmiş
ise de Erdal Öztürk’ün hangi eylemlerinin FETÖ terör örgütüne yardım eylemi
içerdiği iddianamede dahi açıklanamamaktadır. Erdal Öztürk,  gerek yerine vekâleten bakan komutanlar
aracılığı ile yayımlattığı darbe karşıtı yazılı emirleri ile, gerekse darbe
girişimi bütün şiddeti ile devam ederken TGRT ve NTV kanalları aracılığı ile
kamuoyuna yapmış olduğu darbe karşıtı açıklamaları ile darbecilerin
girişimlerini bozguna uğratmış ve darbenin engellenmesini sağlamıştır. Erdal
Öztürk’ün bugün halen daha tutukluğu devam etmekte ve mağduriyeti
giderilememektedir.


Kuranda zulm ile alakalı tahmini
125 ayet geçiyor




2:54 – Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey
kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari
gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî
Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu.
Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm’dir.




2:57 – Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size
ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve
bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine
zulmediyorlardı.




2:59 – Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü
değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz
de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.




2:150 – Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i
Haram’a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki
insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler
başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi
tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.




2:165 – İnsanlardan kimi de Allah’tan başka şeyleri
O’na eş tutuyorlar da onları, Allah’ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman
edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri
zaman bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının gerçekten çok
şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.




2:231 – Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini
bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın.
Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu
yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini alay konusu
edinmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere
indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah’tan korkun ve bilin
ki Allah her şeyi bilir.




2:254 – Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış
verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce,
size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar
zalimlerdir.




2:270 – Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü
bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde
yardım olunmayacaktır.




2:279 – Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve
Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz,
sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.




3:86 – İnandıktan, Peygamber’in hak olduğuna şehadet
ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti
Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.




3:117 – Onların bu dünya hayatında harcadıklarının
durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden
kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat
kendileri, kendilerine zulmediyorlar.




3:135 – Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut
nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının
bağışlanmasını dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de
onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler.




3:140 – Eğer size (Uhud savaşında) bir yara
değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler
ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah’ın sizden iman
edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri
sevmez.




3:182 – “Bu, kendi ellerinizin yapıp öne
sürdüğünün karşılığıdır”. Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.




3:192 – “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine
sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur”.




4:10 – Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler,
muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar.




4:30 – Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları
işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah’a pek
kolaydır.




4:64 – Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf
Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine
zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlanmasını
dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah’ı
affedici, merhametli bulurlardı.




4:97 – Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin
canlarını aldıklarında, onlara, “Ne işte idiniz?” derler. Onlar da:
“Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.” derler. Melekler: “Allah’ın
yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?” derler.
İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.




4:110 – Kim bir kötülük işler, yahut nefsine
zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlanmasını dilerse, Allah’ı bağışlayıcı ve
esirgeyici bulur.




4:148 – Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin
sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla
bilendir.
 

4:168 – Muhakkak Allah, inkâr edenleri ve
zulmedenleri ne bağışlar, ne de doğru bir yola eriştirir.




5:29 – “Ben isterim ki sen, benim günahımı da,
kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası
budur”.




5:72 – Andolsun, “Allah, Meryem’in oğlu
Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey
İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim
Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun
varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur” demişti.




5:107 – Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri
anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların
yerine geçerler ve: “Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden
daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de
zalimlerden olurduk” diye Allah’a yemin ederler.




6:45 – Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi.
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.




6:47 – De ki: “Söyler misiniz bana! Size
Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helak
olur?”




6:58 – De ki: “Sizin çabuk gelmesini
istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde
sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir”.




6:68 – Â yetlerimiz hakkında münasebetsizliğe
dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar.
Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler
topluluğuyla oturma.




7:5 – Azabımız onlara geldiğinde “Biz gerçekten
zalimlermişiz!” demelerinden başka yalvarışları kalmadı.




7:9 – Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte
onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana
sokanlardır.




7:23 – Dediler ki: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize
zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak
ziyana uğrayacaklardan oluruz!”




7:41 – Onlara cehennemde ateşten bir yatak,
üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.




7:148 – Musa’nın arkasından kavmi, tutmuş süs
takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine
bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine
de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.




7:160 – Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete
ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa’ya, elindeki asâ ile taşa
vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın
her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik,
gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak
ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize
yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı.




7:162 – İçlerinden bir kısım zalimler, sözü
değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Zulmü alışkanlık
haline getirdikleri için biz de üzerlerine gökten azap yağdırdık.




7:165 – Onlar yapılan bunca nasihatı unuttukları
zaman, o kötülükten sakındıranları kurtardık, o zalimleri de fena
hareketlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğrattık.




7:177 – Â yetlerimizi inkâr edip, sırf kendilerine
zulmeden o kavmin hali ne kadar kötüdür!




8:25 – Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden
yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah’ın cezası
şiddetlidir.




8:51 – İşte bu, sizin kendi ellerinizle meydana
getirdiğiniz bir sonuçtur. Hiç şüphesiz Allah, kullarına hiçbir şekilde zalim
biri değildir.




8:54 – Tıpkı Firavun’un izinden gidenlerle onlardan
öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları
günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk.
Hepsi de zalim idiler.




9:19 – Siz hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram’ı
imar etme işiyle Allah’a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad
edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar.
Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.




9:23 – Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve
kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz.
Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.




9:36 – Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki
aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır).
Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple
bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı
topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi
bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.




9:47 – Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış
olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne
sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı.
Allah, o zalimleri iyi bilir.




9:70 – Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh
Kavmi’nin, Âd’in, Semûd’un, İbrahim Kavmi’nin, Medyen Ashabı’nın ve o
mü’tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi.
Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine
zulmediyorlardı.




9:109 – O halde binasını Allah korkusu ve Allah
rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan
bir uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha
hayırlı? Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.




10:13 – Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir
çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde
zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar
topluluğunu biz böyle cezalandırırız.




10:39 – Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları,
te’vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan
önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti
nasıl oldu.




10:44 – Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre
kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.




10:47 – Her ümmetin bir peygamberi vardır. O
peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm
görmezler.




10:52 – Sonra o zulüm yapanlara “Tadın bakalım
şu ebedi azabı!” denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi
cezalandırılacaksınız?”




10:54 – Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce
yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda
ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir
ve hiçbirine zulüm yapılmaz.




10:85 – Onlar da: “Biz Allah’a güvendik. Ey
Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uğratma!” dediler.




10:106 – “Ve Allah’dan başka, sana faydası da,
zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer yalvarırsan, o zaman hiç
şüphesiz sen zalimlerden olursun.




11:37 – Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre
gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar
kesinlikle suda boğulacaklardır.




11:67 – O zalimleri, korkunç bir gürültü
yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.




11:94 – Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu’ayb ve
beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o
zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.




11:101 – Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi
kendilerine zulmettiler. Allah’ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri
gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka
bir şeye yaramadılar.




11:113 – Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki,
size de ateş dokunmasın. Allah’dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra
yardım da göremezsiniz.




11:116 – Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri
(kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu.
Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise
şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.




11:117 – Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı
iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.




12:75 – “Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun
cezasıdır. Biz zalimlere işte böyle ceza veririz.”




14:13 – İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki:
“Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize
döneceksiniz!” Rableri de onlara: “Zâlimleri mutlaka helak
edeceğiz” diye vahyetti.




14:42 – Ey Peygamber! Sakın zalimlerin
yaptıklarından Allah’ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını,
gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.




14:44 – Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün
ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir
zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi
olalım.” Onlara: “Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin
etmemiş miydiniz?” denilir.




14:45 – Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında
oturdunuz. Onlara nasıl azab ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller
de vermiştik.




16:33 – Ancak kendilerine, ruhlarını alacak
meleklerin gelmesini veya Rabbinin azab emrinin (kıyametin) gelip çatmasını
bekliyorlar! Kendilerinden öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara
zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi.




16:41 – Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret
edenlere gelince, biz dünyada mutlaka onları güzel bir yere yerleştiririz.
Halbuki bilirlerse ahiretin mükafatı elbette daha büyüktür.




16:85 – O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık
onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.




16:111 – O gün, herkes nefsini kurtarmak için
uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç
kimseye de zulmedilmez.




16:118 – Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere
de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine
zulmetmişlerdi.




17:59 – Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber
göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır.
Semûd’a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi
(deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri
ancak korkutmak için göndeririz.




17:99 – Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın,
kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler
mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler,
inkârlarında yine de ısrar ederler.




18:49 – O gün herkesin amel defteri ortaya
konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak:
“Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan
hepsini saymış dökmüş” dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını
hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.




18:59 – İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz
şehirler! Biz onların helâkleri için de belirli bir zaman tayin etmiştik.




18:87 – O da demişti ki: “Kim haksızlık ederse
muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu
görülmemiş bir azabla cezalandırır.”




19:60 – Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel
işleyen bunun dışındadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa
uğratılmayacaklardır.




19:72 – Sonra Allah’dan korkup, sakınanları
kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız.




21:3 – Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o
zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: “Bu, ancak sizin gibi bir
insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?”




21:11 – Biz halkı zalim olan nice memleketleri kırıp
geçirdik ve onlardan sonra başka milletler var ettik.




21:46 – Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir
şey onlara dokunursa, muhakkak “Vay bizlere, biz gerçekten
zalimlerdik” diyeceklerdir.




21:87 – Zünnun’u (balık sahibi Yunus’u) da hatırla.
Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman
sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: “Senden
başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden
oldum” diye seslenmişti.




22:10 – Ona “Bunlar, senin ellerinle kazandığın
günahlar sebebiyledir” denir. Şüphesiz Allah kullarına zulmeden değildir.




22:25 – Şüphesiz inkâr edenlere, Allah’ın yolundan,
yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara
ve orada zulümle yanlış yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız.




22:39 – Kendilerine savaş açılan kimselere
(kâfirlere karşı koymak için) izin verildi. Çünkü onlar zulme uğradılar.
Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya kadirdir.




22:45 – Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken
biz onları yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır.
(Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar
(bırakılmıştır.)




22:48 – Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet
verdiğim nice memleket halkı vardı ki, sonunda onları yakalayıvermiştim. Dönüş
ancak banadır.




22:71 – Onlar Allah’ı bırakıp da O’nun, haklarında
hiçbir delil indirmediği ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan şeylere
taparlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.




23:27 – Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim
nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır
kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce
kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al.
Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle
boğulacaklardır!




23:28 – Sen, yanındakilerle beraber gemiye
yerleştiğinde: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a
hamdolsun” de.




23:41 – Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses
yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler
topluluğunun canı cehenneme!




23:94 – Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda
bulundurma, Rabbim!




25:8 – “Yahut kendisine bir hazine verilseydi
veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!” Bu zalimler, inananlara “Siz
sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.




25:19 – (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle
denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık
ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve
içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.




25:37 – Nuh kavmine gelince, Peygamberleri
yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar
için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.




26:10 – Bir vakit de Rabbin, Musa’ya nida edip
“Git o zalim kavme” dedi.




26:209 – (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş
değiliz.




26:227 – Ancak iman edip iyi ameller işleyenler,
Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar
müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini
yakında bileceklerdir.




27:11 – “Ancak, kim haksızlık yapar, sonra
yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok
bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.”




27:44 – Ona “köşke gir!” dendi. Melike onu
görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman “Bu billurdan
yapılmış, şeffaf bir zemindir” dedi. Melike dedi ki: “Rabbim! Ben
gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman’ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan
Allah’a teslim oldum.”




27:52 – İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri!
Bilen bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.




27:85 – Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz
gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.




28:16 – Musa, “Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana
uğrattım. Beni bağışla!” dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok
bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O’dur.




28:37 – Musa şöyle dedi: “Rabbim, kendi
katından kimin hidayet rehberi getirdiğini ve hayırlı akibetin kime nasip
olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler, kurtuluşa eremezler.”




28:40 – Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize
atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu!




28:50 – Eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar,
sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi
hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi doğru yola
iletmez.




28:59 – Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir
peygamberi memleketlerin ana merkezlerine göndermedikçe, memleketleri helâk
edici değildir. Zaten biz, ancak halkı zalim olan memleketleri helâk
etmişizdir.




29:14 – Andolsun ki Nuh’u kendi kavmine gönderdik
de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini
sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.




29:40 – Nitekim onlardan herbirini günahları
sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar
gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik,
kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık
ediyorlardı.




29:46 – İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i
kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: “Bize indirilene
de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir
ve biz O’na teslim olmuşuzdur.”




29:49 – Hayır, o (Kur’ân), kendilerine ilim
verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve
ancak zalimler bile bile inkâr eder.




30:9 – Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki,
kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha
güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok
imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah
onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.




30:29 – Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına
uydular. Artık Allah’ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları
da yoktur.




30:57 – Artık o gün zulmedenlere mazeretleri fayda
vermeyecektir. Onların dertlerinin çaresine de bakılmayacaktır.




31:11 – İşte bu, Allah’ın yarattığıdır. Haydi
gösterin bana O’ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık bir
sapıklık içindedirler.




34:19 – Buna karşı onlar: “Ey Rabbimiz!
Seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz
de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki
bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.




34:31 – Kâfirler: “Biz ne bu Kur’ân’a inanırız,
ne de ondan öncekilere.” dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin
huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir
taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız
biz mutlaka mümin olurduk” derler.




34:42 – İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne
de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: “Tadın bakalım o
yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!” deriz.




35:32 – Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp
seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu
tutan var, Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük
lütuftur.




35:40 – De ki: “Gördünüz ya, Allah’ı bırakıp da
tapmakta olduğunuz ortaklarınızı! Gösterin bana, yer yüzünden neyi
yaratmışlardır?” Yoksa onların gök yüzünde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz
kendilerine bir kitap vermişiz de ondan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar?
Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir vaadde bulunmuyorlar.




36:54 – Artık bugün hiç kimseye zerre kadar
zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.




37:22 – Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve
Allah’tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem
köprüsüne) doğru.




37:113 – Hem ona hem İshak’a bereketler verdik. Her
ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine
zulmedenler var.




38:22 – Davud’un yanına giriverdiler de onlardan
telaşe düştü. Ona “Korkma!” dediler, biz iki davacıyız. Birimiz,
birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de
bizi doğru yolun ortasına çıkar.








Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış