Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ADNAN PELVANLAR : Adnan Menderes örnek alınacak, örnek
gösterilecek bir siyasetçi değildir…


Günümüz siyasetçileri, taraf kazanmak
amacıyla zaman zaman Adnan Menderes’i överler, örnek aldıklarını söylerler…


Devlet
adamlarımıza saygı başka bir şey onların hatalarını konuşmak, bilmek ayrı bir
şeydir.
Tarihimizden ders
çıkarmak için siyasilerimizin hatalarını bilmek ve konuşmak zorundayız…


M. K. Atatürk, 1923’te Cumhuriyeti
kurduğunda şekeri, bezi, unu, kiremidi ve birçok ürünü yurt dışından satın
alıyorduk… Okul yüzü
görmemiş halkımız yoksulluk içindeydi…


M. K. Atatürk, bu zor koşullarda ülkenin
kıt kaynakları ile 15 yılda 46 fabrika kurdu; tarım ve hayvancılıkta yatırım ve
üretimi başlattı. Siyasi ve ekonomik bağımsızlığımızı korudu, karşılıksız para
bastırmadı; enflasyona ve devalüasyona izin vermedi.


1945’te
2. Dünya Savaşı’ndan güçlü çıkan ABD, kendine göre yeni bir dünya düzeni
kuruyordu.


ABD’nin bu yeni dünya düzenine ilk yanaşan
CHP oldu. CHP’li Recep Peker hükümeti, IMF’nin beklentisine göre Eylül 1946’da
yüzde 116 oranında devalüasyon yaptı. Ardından
IMF’ye üye olduk.


14
Mayıs 1950 seçimlerini DP kazandı.
Başbakan olan Menderes, Mecliste yaptığı ilk konuşmada kendisini milletvekili
yapan Atatürk’ten tek kelime bile söz etmedi. Yönü belli olmuştu: ABD


ABD rüyası içindeki Menderes “her mahallede bir milyoner yaratacağız”,
küçük Amerika olacağız
diyordu.


Mayıs-1950’de başta Genelkurmay Bşk. olmak
üzere tüm kuvvet ve ordu komutanları dahil 15 general ve 150 albayı emekli
etti. TBMM’ye sunmadan aldığı kararla Eylül
1950’de 4500 kişilik Türk Tugayını Kore’ye gönderdi; ardından 1500 askerimizi
daha gönderdi.


1950-1953
arasında Türk Tugayı, Kore’de katıldığı 14 vuruşmada, toplamda 721 şehit, 2147 yaralı, 234 esir,
175 kayıp
verdi.


Menderes Hükümetinin başvurusu üzerine
Türkiye, 8 Eylül 1952’de NATO’ya kabul edildi. Mart-1953’te İzmir’de NATO
Karargahı kuruldu.


Menderes’in ekonomi politikasını
belirleyen Dünya Bankası’nın Türkiye için hazırladığı raporlardı. Bu raporlarla
ABD, Türkiye’ye ‘tarım
ve yeraltı maden üreticisi’
ve Avrupa’nın ‘tahıl deposu’ olma
görevini vermişti. Güya savaş sonrası açlık çeken Avrupa’nın Türkiye’nin tarım
ürünlerine ihtiyacı vardı.


Aslında,
ABD Türkiye’ye oyun oynamıştı.
ABD’nin
Avrupa ülkelerine yönelik Marshall yardımının 3,8 milyar dolarlık kısmı, Avrupa
ülkelerine yapılacak tarımsal ürün yardımıyla ilgiliydi. Marshall Yardımı, bu tarımsal
ürünlerin ABD’den yapılmasını öngörüyordu.
Nitekim, Marshall
Programı, o yıllarda ABD’de tarım kesiminin gelişmesini sağlamıştı.


Oysa, Türkiye’nin, o tarihlerde tarımsal
ürün ihracatçısı bir ülke olarak Avrupa pazarına girmesi ve pazar ele geçirmesi
oldukça güçtü ve hatta olanaksızdı.


ABD dayatmasıyla 1950’den itibaren
demiryolu yerine karayoluna ağırlık verildi. Böylece ABD’nin otomobil ve
petrolüne iyi bir müşteri olduk.  


ABD
telkinleri ile 4 Ekim 1950’de dış ticaret serbestleştirildi.
İthalatın serbest bırakılmasıyla ABD’nin otomobil,
kamyon, traktör, buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrikli fırın gibi malları
Türkiye’ye dolduruldu.
Ama altın ve döviz stoklarımız erimişti.


Dış ticaretini serbest bırakan, tarımda
Avrupa’ya ihracatı göremeyen Menderes Hükümeti 1952 yılı sonunda döviz
darboğazına girdi. İkinci yılın sonunda serbest dış ticarete son verdi. Fakat
ipin ucu bir kez kaçmıştı.


7
Mart 1954’de metnini ABD’nin hazırladığı Petrol Yasası ile yabancılara petrol
arama ve çıkarma izni verildi.


Başbakan
Menderes, 1954-Mayıs ayında, iktisadi yardımların artırılmasını istemek üzere
ABD gezisine çıktı.
Fakat,
Menderes, ABD’ye giderken hedeflediği 300 milyon dolarlık ekonomik yardım
konusunu, gündeme dahi getiremeden Türkiye’ye döndü.


ABD
ile yapılan gizli anlaşmalar gereği; 1955’ten itibaren;
Buğday, arpa, mısır, konserve sığır eti, peynir, süt
tozu, pamuk tohumu, soya fasulyesi yağı satın almaya başladık.


Radyolarda dini duygulara seslenen
programlarla halkın desteğini aldı…! Köy
enstitülerini kapatıp İmam Hatip okullarına ağırlık verdi.


1957 seçimlerinden beklediği oyları
alamayan DP, Vatan Cephesi’ni kurdu. Radyoda her gece Vatan Cephesi’ne
katılanların isimleri okundu; ülkede
kavgalara, çatışmalara giren karşıt topluluklar oluştu.


1958’de, IMF’nin dayattığı devalüasyonu
%218 olarak yaptık ama ABD’nin taahhüt ettiği krediler, Menderes Hükümetine
kullandırılmadı.


MİT’in
maaşlarını bile CIA ödemeye başladı…! Ordumuz, ABD yönetimine girdi…! Darbeler,
muhtıralar hep ABD kontrolünde gelişti…!


Menderes hükümeti, 11 Mayıs 1959’da IMF
ile borç erteleme anlaşmasına gitti; taksit ödemeleri 2001 yılına kadar sürdü.


Bu
gelişmeler üzerinden sonra Menderes, ekonomik konularda görüşme yapmak üzere
Sovyetler Birliği’ne gitme kararı aldı.
Ancak, 27 Mayıs darbesi geldi…


Atatürk’ün
önümüze koyduğu ve uyguladığı ilkelerden
Yurtta
barış, dünyada barış
” ve tam bağımsız olarak eğitimde, sanayide
ve tarımdaki kalkınma politikalarından ayrılmamış olsaydık, Türkiye bugün bu durumda olur muydu?


Kaynaklar:


Türkiye Kısa İktisat Tarihi, Nazif Eksen-
ODTÜ Yayınları


Türkiye İktisat Tarihi, Korkut Boratav-
İmge Yayınları


Türkiye’nin İktisadi Gelişme
Tarihi-1914-2001, Erdinç Tokgöz, İmaj Yay.


Cumhuriyet Tarihi, N. İlter Ertuğrul- ODTÜ Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış