SİSLİ YAŞAM 

Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU, İTÜ Meteoroloji Müh. Bölümü, kadioglu@itu.edu.tr




Sis, yere değen bir buluttan başka bir şey değildir.
Görüş mesafesi, çok küçük damlacıklar veya buz kristalleri yüzünden, 1 km’nin
altına indiği zaman sis oluştuğu rapor edilir. Görüş mesafesi 300 metrenin
altında olduğu zaman yoğun sis oluşur. “Sisli bir gün” deyimi gün
boyunca en azından bir saat süresince sis görülmesi anlamına gelmektedir.




Havada, sualtında ve uzayda güvenli bir şekilde hareket
edebilmek için yönümüzü doğru bir şekilde algılayabilmemiz gerekir. Uçak
pilotları, dalgıçlar ve astronotlar ayakları dünyanın merkezine doğru
yönelmediği zamanlarda yön duygularını kaybedebilir. Örneğin, pilotun görüşünün
engellendiği sisli, bulutlu veya karanlık yerlerde pilotun yön duygusu
zayıfladığı için uçak kazaları çok yaygındır. Diğer bir deyişle çok yoğun bir
siste de, yan tarafta duran ellerinizi görmeniz hemen hemen imkansız olabilir
ve hatta üstünde durduğunuz yer bile tamamen belirsizleşebilir.




Burada, bazı sisli yerleri ve sisin yarattığı ilginç
durumlardan bir kaçını göreceğiz. Sisin farklı tipleri ve bunların meteorolojik
anlamları üzerinde tartışacağız. Bu bölümü bitirirken, sisi dağıtmak için
kullanılan bir takım teknikler de tanıtılacak.

Dünyanın
En Sisli Yerleri


İngiltere ve özellikle Londra sisleriyle tanınırlar. Karın
deşen Jack, Ancient Mariner veya Sherlock Holmes sissiz ne yaparlardı. İngiliz
edebiyatı sis konusunda başvurulacak kaynaklarla doludur.




Dünyanın en yoğun ve çok önemli sorunları olan
sislerinin birkaçı Londra’da meydana gelmiştir. Halkın, ısınmak amacıyla ve
endüstriyel amaçlarla çok fazla miktarda kömür yakmasıyla sis oluşumu doğal
olarak büyük boyutlara ulaşıyor. Kömür yanması sülfür dioksit ve toz üretir ve
bu da yoğuşmayı kolaylaştırır. Bunlar yalnız başlarına sisin yoğuşmasını
sağlayamazlar fakat sülfür dioksit (zararlı bir gazdır), su damlacıklarıyla
birleştiği zaman, seyreltilmiş sülfürik asit üretir, anlaşılacağı gibi, sağlığa
oldukça zararlı olan bu karışım 300 yıldır bilinmektedir.




1674’te Sir Thomas Browne şunu yazmıştır: Pus ve sis … kömür dumanının seyrelip
kaybolmasına engel olurlar. Bunun sonucunda dumanla birleşir ve nefes almayla
içimize çekilince … katarak ve öksürük 
gibi kötü etkilere sebep olur. 
Will
Durant, The Age of Louis XIV.




Londra sislerinin en ölümcülü ve unutulmazı Aralık
1952’de meydana geldi. 5 Aralık’ta rüzgarların dinmesiyle sis oluşmaya başladı.
Bundan sonraki 3 gün boyunca sis yoğunlaştı, o dereceye kadar ki belli bir
zaman sonra görüş mesafesi birkaç metreye kadar indi. Trafik tamamen durdu ve
birçok kaza meydana geldi. Cahil halk, nemle mücadele etmek için gerekenden,
daha çok miktarda evlerini ısıttılar. Bu da daha çok kömür tozu ve sülfür
dioksit üretti-havayı daha fazla zehirledi ve sisin yoğunlaşmasına sebep oldu.




Buna rağmen, insanlar, ağızlarında maskelerle, kaldırım
boyunca binaların duvarlarına dayanarak yollarını bulup işlerine gittiler. Her
şey kurumla kaplı hale geldi, maskelerle bile nefes almak acı verir hale geldi.
Bütün bunlara bir de kaybolma hissi eklendi. Bu sisi hatırlayanlardan birisi şöyle
anlatıyor: “Sisin kötülüklerinden biri de evinizin yanında olabiliyordunuz
fakat bunu bilemiyordunuz, önünüzde elinizi görmeniz bile sizin için çok zor
oluyordu”. Bu sis ve hava kirliliği yüzünden yalnız Londra bölgesinde
toplam olarak 4000 ölüm gerçekleşti. Bu sis İngiltere’de bir Temiz Hava Hareketi‘nin başlamasına
sebep oldu.




Temiz Hava Hareketinin sonucu olarak, Londra asla,
ünlendiği kadar, sis sorunlarıyla tekrar karşılaşmayacak. Belki de insanlar
tekrar kanallardan ve nehirlerden yürüme sorunlarıyla karşılaşmayacaklar, çünkü
onlar ayaklarını veya yeri göremiyorlardı. Sisle karışlaşacaklar elbette ama bu
asla çok yoğun bir sis olmayacak.




Sis bir ordunun ya da donanmanın önüne geçtiği zaman bir
takım önemli sorunlar veya kolaylıklar söz konusu olur. Napolyon Mısır’ı feth
etmeye kalkıştığında İngiltere’den Amiral Nelson kendisini takip etti. Nelson
sisli bir gecede farkında Fransızların yanından geçti. Bu olay Napolyon’a,
Mısır’ı istila etmek için, zaman kazandırdı, fakat birkaç hafta sonra Nelson geri
çekildi ve Fransız Filosu’nu yok etti.




Amerikanlar ihtilal savaşları sırasında sisten önemli
ölçüde yararlandılar. 30 Ağustos 1776’da, yazın çok ender görülen yoğun bir
sis, Amerikan ordusunun Long Island’dan Monhatton’a (New York’a) Doğu Nehri’ni
geçmesine ve British’e kaçmasına imkan verdi.




Tanrı, New York
yakınlarında hava açıkken Long Island’a yoğunlaşarak gelen bir sisi göndererek,
ordunun geri çekilmesine yardımcı olmak üzere araya girdi… Sis Amerikanların
gün ağarmasından sonraki ilerlemelerinde ve terk ettikleri yolları örttü, çok
önemli kayıplara uğramış olmalıydılar. Sis yoğun küçük bir duman birikimini
andırıyordu, görebiliyordunuz fakat önünüzdeki kısa bir mesafeyi ancak.


David M. Ludlam, Weatherwise,
June 1975.




Sis deniz kıyılarında ve özellikle soğuk okyanus
akıntılarının bulunduğu yerlerde veya kutup bölgelerinde çok yaygın olarak
görülür. Sis sabit meteoroloji gözlem istasyonlarının bulunmadığı açık
denizlerde de çok yaygın olduğu için dünyanın en sisli bölgesinin neresi
olduğunu kesin olarak bilemiyoruz. Newfoundland sahilinin tamamındaki Grand
Banks bir yılda 150 gün ve 2400 saatlik yoğun sisiyle belki de dünyanın en
sisli bölgesidir. Diğer bölgeler de buradan pek farklı değildir. California
kıyısındaki Santa Catalina’da yılın 158 günü yaklaşık 1500 saat çok yoğun sis
vardır.




Bazı bölgeler 80 günden daha fazla süreyle sislidir.
Sisli yerlerin çoğunlukla sahil bölgeleri olduğuna dikkat etmelisiniz. Bu da
özellik denizlerdeki kaza riskini arttırıyor. Denizde sis ve dikkatsizlik
birleşiminin sebep olduğu çok önemli 2 kaza meydana gelmiştir.
“Batmaz” Titanik çıktığı ilk seferinde sisli havada bir buzdağı ile
çarpıştı ve hemen battı. Anderea Dorea siste başka bir gemiyle çarpıştı ve New
York sahilinde battı.

Uçak
Kazalarında Sisin Rolü


Sahile yakın havaalanları hemen hemen aynı derecede kötü
olabilecek bölgelerdir. Örneğin, Kanarya Adalarındaki sis iki 747 Jumbo jetin
çarpışmasına neden oldu. Sadece Mart 1977’deki bu uçak kazasında 570’den fazla
insan öldü.




Boeing firması
tarafından yapılan bir incelemeye göre, uçak kazalarının %40’ı iniş sırasında
oluyor. Sisin özellikle inişte rol oynadığı
diğer kazaların bazıları aşağıdaki gibidir:


1.     31 Ekim 1950. Londra
Havalimanı, İngiltere. Siste Vickers Viking düştü.


2.     22 Mart 1952.
Frankfurt/Main Havalimanı, Almanya. KLM DC-6 yoğun sis ve yağmurda inmek için
piste yaklaşırken düştü.


3.     16 Aralık 1960: Booklyn
Havalimanı, New York. United DC-8, New York üzerindeyken siste başka bir uçakla
çarpıştı.


4.     27 Mart 1977. Los Rodeos
Havalimanı, Tenerife. Saat 17:10’da sisli bir havada Pan American Boeing 747
inerken kalkmak üzere olan KLM Boeing 747 ile çarpıştı.


5.     7 Aralık 1983. Barajas
Havalimanı, Madrid-İspanya. Yoğun sis içinde AVIACO DC-9 ile IBERIA Boeing 727
çarpıştı.


6.     12 Aralık 1986. Berlin, Doğu
Almanya. Aeroflot Tupolev TU-134A. Sisle kaplanmış alana inerken yanlış piste
girdi.


7.     7 Haziran 1989. Paramaribo,
Suriname. Surinam hava yollarına ait DC-8, üç kez yoğun sisle kaplı alana
inmeye teşebbüs ettikten sonra ormana düştü.


8.     3 Aralık 1990. Michigan,
Detroit Havalimanı, ABD. Sisli bir günde piste inen Northwest Airlines DC-9,
kalkmak üzere olan Northwest Boeing 727 ile çarpıştı.


9.     16 Aralık 1997. New
Brunswick, Fredericton Havalimanı Kanada. Air Canada yoğun siste inmeye
çalışırken pist dışına çıktı.


10.17 Şubat
1988.
Tayvan. Çin Hava Yollarına ait Airbus A-300
sisli havada inerken pisti tutturamadı.


11.10 Aralık
1999
. Missouri Branson havalimanı, ABD. Cessna
Citation sisli hava şartlarında inerken kısa kalarak piste bir kaç km kala
düştü.


12.10 Aralık
1999.
Illinois, Vermilion Havaalanı. İki motorlu
küçük bir uçak yağışlı ve sisli bir günde piste 1.5 km kalan mesafede düştü.


13.21 Ekim 2001. Linate Havalimanı, İtalya. SAS MD 87, yoğun siste
yanlışlıkla pistine giren Alman Cessna Citation II jetiyle kalkış anında
çarpıştı.


14.24 Kasım
2001.
Zürih Uluslararası Havalimanı, İsviçre.
Cossair Avro RJ100, kötü hava şartlarında inerken pistin 5 km uzağında düştü.


15.30 Ağustos
2002
. Rio Branco Havalimanı, Brezilya. Linhas
Arereas Embraer 120, düşük görüşte inerken pistin 1.5 km önünde düştü.




Sisle ilişkili bu kazaların tarihlerine bakıldığında,
kazaların yaklaşık olarak yarısının Aralık ayında olduğu dikkat çekmektedir.

Işınım
Sisi


Havanın açık olduğu (ayazlı) bir geceden sonra, eğer havanın
çiğ noktası sıcaklığı çok düşük değilse, yere yakın ince bir tabakada sis
oluşma şansı her zaman vardır. Bu tip sis, radyasyon (veya ışınım) sisi
olarak tanımlar, çünkü yer yüzeyi geceleri ışınım kaybıyla soğur. Eğer hava yer
yüzeyine temas ile, çiğ noktası sıcaklığının altına kadar soğursa muhtemelen
sis oluşur. Bu tip sis tabakasının kalınlığı nadiren 100 metrenin üstüne çıkar
ve yer sisi olarak da adlandırılabilir.




Bulutsuz veya az bulutlu gecelerde yeryüzünün soğuması
daha fazla olduğu için sis oluşması ihtimali, bulutlu gecelere nazaran açık
gecelerde, daha çoktur. Bunun tersi olarak ta, sabah görünen sisin açık bir
günün geleceğine yönelik bir işaret olduğu söylenebilir. Güneş ortaya çıkınca
sis, yerden yukarıya doğru “yanmaya” veya yok olmaya başlar. Yer ve
hava çiğ noktası sıcaklığının üstüne ısıtıldığı zaman sis kaybolur, daha
doğrusu buharlaşır. Etrafından daha soğuk olan hava ağır olduğundan, bulunduğu
yere bağlı olarak alçak yerlere doğru akar ve bu durumda genellikle içindeki
nem yoğuştuğu için, ışınım (radyasyon) sisi kapalı vadiler veya yerdeki alçak
basınçlarında oluşmaya başlar. Vadiler sis tarafından kaplandığında, tepelerin
dorukları sisin üstünde kalır.




Özetle rüzgarın sakin ve bulutun az olduğu gecelerin
sabahı sis daha fazla olur. Çünkü, durgun bir gecede yer yakınında oldukça
soğutulmuş ince bir hava tabakası vardır. Rüzgarlı bir gecede yer yakınındaki
soğuk hava, hemen üstündeki biraz daha sıcak olan hava ile karışır. Bu nedenle,
durgun geceler çoğunlukla soğuk olur ve böylece durgun bir gecede sisin olma
ihtimali daha yüksektir.




Işınım sisinin ne zaman oluşacağını önceden kestirmek
mümkündür. Eğer güneş battığında, çiğ noktası sıcaklığı ile aktüel (gerçek)
hava sıcaklığı arasındaki fark 5°C’ye yakınsa ve eğer rüzgarın hızı düşükse
(örneğin 5 knot veya daha azsa), gün ağarmasına kadar ışınım sisi oluşma
ihtimali çok yüksektir. (Örneğin kule kayıtlarında göre 8 Ocak 2003’te
Diyarbakır’daki sisli havada olan uçak kazasında rüzgar, kuzeybatıdan 5 knot
olarak esiyordu.)  Sisi önceden tahmin
edebilmenin başarısı, yerel topoğrafik şartların iyi bir şekilde bilinmesine
olmasına bağlıdır; bütün meteoroloji istasyonları için kullanılabilecek tek bir
teknik yoktur.




Taşınım
Sisi


Adveksiyon (taşınım) meteorolojide çok sık kullanılan
teknik bir terimdir. Adveksiyon, sıcaklık gibi bazı özelliklerin
değişmesine sebep olan, bir hava kütlesinin yatay hareketidir. (Konveksiyon da
aynı şeydir, yalnız fark olarak havanın dikey hareketiyle ilgilidir).
Adveksiyon sisine rüzgar sebep olur fakat, ışınım sisine benzer bir şekilde,
rüzgar çok güçlü olduğu zaman oluşamaz. Adveksiyon sisi, soğuk bir yüzeyden
ılık hava estiği her zaman oluşabilir ve bu da dünyada sisin geniş bir alana
yayılmasının en önemli sebebidir. Grand Banks üstündeki sis ve soğuk akıntılar
üstündeki sis adveksiyon sisleridir. Eğer ılık bölgeler yakınındaki ılık hava,
daha soğuk bir yüzey üstünden geçerken, temas yoluyla sıcaklığı çiğ noktası
sıcaklığına düşecek kadar soğutulursa büyük ihtimalle sis oluşacaktır.




Sisin kıyı bölgelerinde çok sık oluşmasının sebepleri
şimdi daha iyi anlaşılabilir. Şimdi ilk sebep olarak, “upwelling”
olarak tanımlanan bir tabiat olayı yüzünden bazı kıyı akıntıları özellikle
soğuk su içerirler. İkinci olarak, yazın kara üzerindeki hava oldukça sıcak
olabilir ve soğuk akıntıların üstünden geçerken kolaylıkla çiğ noktası
sıcaklığına düşecek kadar soğutulabilir.




Kaliforniya sahilleri yazın- yılın yarısında (Nisan’dan
Ekime kadar) sislidir. Açık denizlerden ılık nemli hava soğuk kıyı akıntılarına
yaklaştığı zaman, çiğ noktasına soğutulur. İşin tuhafı bu sis her zaman tam
olarak deniz seviyesinde oluşmaz, fakat çoğunlukla, dağlık yerleri sisli yapan,
alçakta yayılmış, stratus bulutlarının seviyesinde oluşur.




Soğuk denizlerin sebep olduğu bu tip sisin, oluşmak için
neden birkaç yüz metre yüksekliği tercih ettiğini açıklamak çok zor değildir.
Kaliforniya sahilinin tamamında rüzgar havayı 300 m’den 600 m kalınlığa
çıkartır. Havadaki su damlacıkları soğuk okyanus yüzeyine dokunduğunda kısmen
soğutulurlar ve yükseldiği zaman çok daha fazla soğutulur. Okyanus yüzeyinde,
çoğunlukla sisi oluşturmaya yeterli olacak derecede soğutulamazlar. Yalnızca
kısa bir mesafede yükselmenin sebep olduğu ekstra bir soğuma yamaçlar üzerinde
bir sis oluşturacaktır. Eğer bu tip sis tam olarak deniz seviyesinde oluşursa,
bu onun çok kalın ve yoğun olduğunun bir işaretidir.




Kaliforniya kıyılarında sis, deniz seviyesinden yukarıda
oluşur. Hava temas yoluyla kısmen deniz tarafından ve kısmen de havanın
yükselmesi ile soğur. Bunun tersine de, iç karalara doğru sis hareket ettikçe
çöker ve çöktükçe buharlaşır. Buharlaşma hava, sıcak yeryüzü ile temas ettikçe
hızlanır.




Bu sisler sık sık ülkenin iç kısmına doğru birkaç
kilometre içeriye doğru eserler ve sahil bölgelerini oldukça serin tutarlar.
Yağışsız geçen yaz ayları esnasında bu sisler, Kaliforniya Selvisi olarak
adlandırılan dünyanın en yüksek ağaçlarının hayatta kalması için gereken nemli
çevreyi sağlarlar. Sis, ağaçlardaki terleme (buharlaşma) su kaybetme hızını
limit değerinin altına düşürerek, ağaçları çoğunlukla 100 metreden daha yüksek
olan gövdelerinde suyu yukarıya doğru pompalama işinden kurtarır.




Sisler, aksi takdirde dünyanın en kurak bölgeleri
olabilecek bazı yerlere, sisler nem de taşır. Peru, Lima için bu durum
geçerlidir. Yılda 2 kilogramın biraz üstünde yağış alan Lima, Peru’da,
“garua” olarak adlandırılan sürekli bir sisin sonucu olarak yeryüzü
hala yemyeşildir.




Grand Banks’da sis okyanus yüzeyinin üstünde durur.
Soğuk Labrador akıntısı direkt olarak Grand Banks’ın üstündeyken, ılık Gulf
Stream akıntısı Grand Banks’ın güneydoğusunda bulunmaktadır. Sis üretmek için,
ılık Gulf Stream’den soğuk Labrador akıntısına doğru bir rüzgar esmesi
yeterlidir. Bu bölgede sisler çok yoğun ve sürekli olabilir- bazen bir hafta
boyunca veya aralıksız daha çok süreyle, sis oluştuğu zaman eğer karadan Grand
Banks’ın soğuk sularının üstüne doğru ılık bir hava esiyorsa, bu yaz için her
ne kadar belirgin bir öncelik sebebiyse bile burada her mevsim sis oluşur. Ilık
Kuroshio akıntısından bile hemen sonra soğuk Oyoshio akıntısının devam ettiği
Japonya’nın kuzeydoğusunda da benzer durumlar bulunmaktadır. Burası dünyanın en
sisli bölgelerinden biridir.




Kutup sularında sis özellikle, karanın bir miktar
ısındığı fakat suyun donma noktasında veya donma noktasına yakın bir yerde
kaldığı, yaz aylarında çok yaygındır. Kutuplardaki birçok kıyı bölgeleri yılda
100 veya daha çok gün sisle karşılaşır.




Bu bölümde şimdiye kadar sisle ilgili anlatılan sorunların
hepsi sırf adveksiyon sisi örnekleridir. Bununla birlikte, kara üzerinde sık
sık, bir adveksiyon sisi ve bir ışınım sisinin birleşimi olan, bir sis de
görürüz. Bu, İngiltere’de Kış ve Sonbaharda Gulf Stream’den ılık nemli hava
soğuk kara üzerine estiği zaman oluşan, sis tipidir. Böylece, yer daha çok
soğuduğu zaman arttırılan kara üstündeki sis için doğal bir eğilim vardır.

Atmosfer
Cephelerindeki Sis


Daha fazla okumadan önce sıcak ve uzun bir duş alın.
Bunu yaparken; (1) ısıtma faturanızı arttıracaksınız, (2) banyo duvarlarının
boyasının dökülmesini kolaylaştıracaksınız ve (3) cephesel sis olarak bilinen
bir şeyi banyonuzda üretmiş olacaksınız. Cephesel sis, saatlerce süren bir
yağıştan sonra oluşur. Yağmur damlaları düşme sırasında, bulutların altındaki
hava nem açısından doyana kadar, buharlaşır. Duş aldığınız zaman da banyoda
aynı şey meydana gelir. Su damlacıkları hava içinde uçtukça buharlaşır ve
havayı buharla doldurur. Sıcak damlalar, daha serin havayı kaldırabileceğinden
daha çok buharla doldurarak sis veya buğuya neden olur.




Bu tip sis, yerin yakınında, yağmur cephenin hemen
üstündeki ılık havadan daha soğuk olan yere yakın havanın içine düştüğü zaman,
cephelerin yanında oluşur. Sıcak cephelerde yağışlar daha uzun süreli devam
ettiği için bu tip sisler, sıcak cepheler ile birlikte (soğuk cephelere
nazaran) daha sıklıkla görülür. Bu nedenle cephesel sis, saatlerce süren bir
yağıştan sonra oluşması ile diğer sislerden ayırt edilir; ayrıca bu küçük bir
zaman dilimi için bile olsa, kısa bir süre içinde yağmurun sona ereceğine ve
havanın daha ısınacağına dair önemli bir işaretidir de. Cephesel sis, sıcak
yağmur damlaları sıcak cephenin yakınında daha soğuk hava içinde düşerken
oluşur. Cephesel sis çoğu kez yağışın kısa zaman içinde sona ereceğine ve hava
sıcaklığının artacağına işaret eder.




Yamaç Sisi


Great Plains üzerindeki bir rüzgar sis getirebilir. Her
ne kadar Great Plains düz görüntüsüyle tanınmış olsa da aslında yer doğudan
batıya doğru yükselen bir eğime sahiptir. Kansas’ın doğusu deniz seviyesinin
300 m üstünde iken batısı deniz seviyesinin hemen hemen 1200 m üstündedir.
Doğudan gelen hava akımları her ne kadar yer seviyesi üzerinden gidiyormuş gibi
görünürse de, aslında yükselmektedir.




Yerin yakınındaki hava yükselememesi için yeteri kadar
soğuduğu ve yamaç üstüne hareket edince çiğ noktasına kadar soğuyabilmesi
içinde yeterli neme sahip olduğu zaman, sis oluşacaktır. Tahmin edebileceğiniz
gibi bu tip sis geceleri çok sıklıkla oluşur, bu nedenle bu sis yamaç
üstü-ışınım sisi olarak da adlandırılabilir. Great Plains üstünde yamaç üstü
sis yılda sadece 5 veya 10 kez oluşabilir, fakat (Bolu Dağı gibi) dağlarda
yamaç üstü sis çok daha yaygın olabilir. New Hampshire’daki Washington
dağlarının üstünde bir yılda ortalama 310 gün sis tespit edilmiştir.




Dağdan uzak bir mesafeden bakıldığı zaman yamaç üstü
sisi bir bulut gibi görünebilir (zaten gerçekte de sis, yere değen bir
buluttur).

Buğu
Sisi


Kuzey kutbuna ait deniz dumanı olarak da bilinen buğu
sisi buğu ile aynı şeydir. Soğuk bir günde nefesinizi dışarıya vererek
ürettiğiniz buğuya benzerdir. Kuzey kutbuna ait deniz dumanı genel olarak
oldukça ince ve ufak görünüştedir. Çoğunlukla birkaç metre kalınlıktadır ve
sadece su üstünde veya ıslak bir yüzey üzerinde oluşur. Hava hemen altındaki sudan
çok soğuk olduğu zaman buğu veya deniz duman oluşur.




Kuzey kutbuna ait deniz dumanı isminden de anlayacağınız
gibi bu tip sis kutup bölgelerinde çok yaygın oluşur. Uzun süren kutup
kışlarında hava oldukça soğur ve kutup okyanuslarını kaplayan buzları çatlatır.
Su donma noktasında tutulsa bile üstündeki havadan hala daha soğuktur.




Kuzey kutbuna ait deniz dumanı aslında sonbahar veya
kışın ekvatordan uzaklarda soğuk hava daha soğuk bir su üzerinden aktığı zaman
oluşur. Göller ve ırmaklar üzerindeki soğuk dalgalar donmaya ulaşmadan önce sık
sık görünür. Şubat 1934 ‘de Boston Limanındaki rekor derecedeki soğuk hava
dalgası esnasında Kuzey Kutbuna ait deniz dumanı görülmüştür. Su değişmeyip
nispeten ılık kalmasına rağmen gölleri veya ırmakları saran hava geceleri
soğutulduğu zaman bir sis gün ağarması sırasında göller veya ırmaklar üzerinde
oluşabilen kuzey kutbu deniz dumanına benzer. Kısa bir oluştan sonra sıcak,
ıslak zemin üzerinde de görülür. Buğu sisini açıklamak, yemek pişirirken
ekseriya görülmesine rağmen, hiç de kolay değildir.

Sis
Oluşturma Ve Sisi Temizleme


II. Dünya Savaşı sırasında bilim adamları en etkili
duman perdelerinin nasıl yapılacağı üzerinde çalıştılar. Kullanılan bir metoda,
bir miktar petrol yakıldı ve sonuçta duman parçaları görüş mesafesini düşürdü.
Bilim adamlarının cevaplamak zorunda soru şuydu, minimum miktarda yakıt
kullanarak maksimum derecede görüş nasıl engellenebilir. Parçacıklar, tipik sis
damlacıklarından, biraz küçük olduğu zaman maksimum derecede görüşte düşüş
oluştuğunu buldular.




Bir miktar su buharı yoğuşduğu zaman, görüş mesafesinin
düşmesi damlaların veya kristallerin ortalama büyüklüklerine bağlıdır. Çok
küçük damlacıkların bulunduğu zamana nazaran biraz daha büyük damlacıkların
bulunduğu zaman görüş mesafesi çok daha fazla sınırlandırılır… Çok küçük
damlacıklar, biraz daha büyük olanlara nazaran, ışığı daha çok dağıtırlar.
Damlacıklar çok daha küçük hale gelirse hava molekülleri gibi davranmaya başlar
ve ışığı etkili olacak şekilde dağıtmazlar (Rayleigh saçılması). Işığın
saçılması için ideal hacimdeki damlacık 1 mikrona yakın bir çaptadır. Sis
damlacıkları çoğunlukla 10 ve 100 mikron arası bir çaptadır. Damlacıklar ne
kadar küçük olurlarsa görüş mesafesi de o kadar düşük olur.




Londra sislerinin neden çok kalın olduğunu şimdi
anlayabilirsiniz. Londra’nın kirli havasına yayılmış olan fazla miktardaki su
buharı sayısız kurum parçaları içinde bölünmüş olmak zorundaydı. Bu nedenle her
damlacık küçük kaldı (yaklaşık 10 mikron çapında). Londralılar, bilmeden
durumun kendileri için daha da kötüleştirmek için her şeyi yaptılar. Daha tam
anlamıyla sislerini oluşturmamışken önemli derecede kalınlaşmalarını
sağladılar.




Havayı soğutma, başlıca sis üretme yollarından biri
olduğu için, havayı ısıtma da sisi temizleme yollarından basit bir tanesi
olmalıdır. Sis üzerinde uçan helikopterlerle hava karıştırılabilir veya
ısıtıcılar kullanmakla hava ısıtılabilir. Helikopterler, meyve bahçelerindeki
vantilatörler gibi davranırlar ve yerin yakınındaki soğuk sisli hava ile hemen
üstündeki ılık kuru havayı karıştırırlar. Hava alanlarındaki jet uçakları
ısıtılmış havayı uçak pistine üflemesinden dolayı sisi temizlemek için
kullanılmaktadır. Bu metotlar işe yarar, fakat uçaklar pisti temizlendikten
kısa bir süre sonra en yavaş rüzgar bile sisi tekrar sürükleyerek getirir.
Bunun için bu metotlar oldukça pahalıdır.




Sisi temizlemenin veya en azından görüş mesafesini
arttırmanın çok karışık yolları vardır. Eğer çok küçük sis damlacıkları, biraz
daha geniş damlalar veya buz kristalleri tarafından değiştirilebilirse görüş
mesafesi düzelebilir.  Eğer hava
sıcaklığı donma noktasının üstündeyse bu, sis içindeki sınırlı bir sayıdaki tuz
parçalarının damlamasıyla yapılır. Her tuz parçası, önemsizlikleri veya
buharlaşmayı daraltan, çok küçük sis damlacıklarından su çeker.




Sıcaklık donmanın altında olduğunda bile sis tamimiyle,
aşırı soğutulmuş, su damlacıklarından oluşmuş olabilir. Bu sis aşırı soğutulmuş
sis olarak bilinir ve kışları yer üzerinde çok yaygındır. Aşırı soğutulmuş sis,
sis içinde sınırlı bir sayıda bulunan buz kristallerinin damlamasıyla
temizlenebilir. Buz kristalleri, küçülen veya buharlaşan, damlacıklardan
yararlanarak büyürler.
 

Bu tekniklerle üretilen geniş damlacıklar ve kristaller
genellikle yere düşmeleri için yeterli büyüklüktedir ve böylece sis temizlenir.
Hatta yere düşmeseler bile görüş mesafesi artık daha iyi bir duruma getirilir.




Bu yolla temizlenemeyen bir çeşit sis vardır. -40°C’nin
altındaki herhangi bir sis veya bulut tamamiyle buz kristallerinden oluşur ve
buz sisi olarak bilinir. Bu tip sisin iyi bir özelliği muhteşem hale
gösterilerini sık sık üretmesidir. Buz sisi, günler boyu amansızca devam ettiği
Alaska’daki Fairbanks’da ve birçok Sibirya şehrinde kötü tanınmaktadır. Bu son
derece soğuk hava öyle küçük bir buhar kaldırma kapasitesine sahiptir ki, ren
geyiği sürüleri, kendi nefesleriyle ürettikleri, yoğun buz sisi içinde kamufle
olup kaybolurlar.

Kaynaklar


Ahrens, C.D., 1988: Meteorology Today: An Introduction
to Weather, Climate and the Environment, 3rd editon. West Publishing Company.


Gray, Paul. Our
Regularly Scheduled Crash. Time Magazine. Compact Publishing, Inc. Grapevine.
20 August 1990: 17.


NWS
Training Center, 1996:
Terminal
Aerodrome Forecasts (TAF)
. NWS Training Center, 49 pp.