Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk /// Kaz Dağları Eylemine
Kanada’dan Gelen Destek : Alamos Gold Pretosto Edildi
 

20 Ağustos 2019




Kanada merkezli 
Alamos Gold şirketinin Çanakkale’nin merkeze bağlı Kirazlı köyü
yakınlarındaki altın ve gümüş madeni projesinde çalışmalar  devam ederken, ağaç kesimleri ve kazılar
hızlı bir şekilde sürmektedir. Buna tepki olarak   26 Temmuz’da başlatılan “Su ve Vicdan”
nöbeti ise  büyüyerek devam etmektedir.
Alamos Gold; ABD, Kanada, Meksika ve Türkiye’de 
faaliyette bulunan  bir maden
şirketidir. Türkiye’de Kirazlı, Ağı Dağı 
ve Çamyurt’ta maden arama ve çıkarma faaliyetinde bulunmaktadır.




LİNK : https://www.alamosgold.com/home/default.aspx 

Kaynak: https://www.alamosgold.com/home/default.aspx




Üç bölge de 
Çanakkale il sınırları içerisindedir. Faaliyetlerini  sahibi olduğu Doğu Biga Madencilik
üzerinden  gerçekleştirmektedir.  Düşük maliyetli üretim şirketin
politikasıdır.  Kirazlı’da üretim “yer
üstü” yapılacaktır. Kanada’nın Ontario bölgesindeki Island Gold Mine madeninde
ise  “yeraltı” (underground) tipi
madencilik  tercih edilmiştir. (https://miningdataonline.com/##)  Teknik ifadesiyle “uzunlamasına uzun delikli
geri çekilme madencilik” yöntemi kullanılacaktır. (Modifiye Avoca Madenciliği)
(https://translate.google.com/translate?hl=tr&sl=en&u=
, https://miningdataonline.com/property/7/Island-Gold-Mine.aspx&prev=search)
(The Company has a leading growth profile with exploration and development
projects in Mexico, Turkey, Canada and the United States and is committed to
the highest standards of sustainable development. John McCluskey  Good mines and good people are the foundation
of our growth.”




Doğu Biga Madencilik; Kaz dağlarında yaptıkları
altın arama faaliyetlerinde  siyanür ya da
türevi bir maddenin kullanılmadığını, Kirazlı Projesi’nin, Atikhisar Barajı’na
olumsuz bir etkisinin olmayacağını, proje alanının Çanakkale’ye 30, Atikhisar
Barajı’na 14, Kaz Dağları Milli Parkı’na ise 40 kilometre uzaklıkta olduğunu,
tesislerinin, Atikhisar Barajı Su Havzası’nın da dışında  bulunduğunu açıklamıştır.  Çıkarılan kayaçların içindeki altının
ayrıştırılması,  uluslararası kriterlere
göre, katı prosedür içerisinde ve özel olarak hazırlanmış korunaklı,
sızdırmazlığı sağlanmış yerlerde  gerçekleştirilecektir.




Alamos Gold Türkiye: Kirazlı


Alamos Gold Kanada: Ontorio Island 

Kaynak: https://resourceworld.com/alamos-gold-tables-island-results-stock-advances/




Kirazlı, şirketin Çanakkale merkez ile Çan
ilçesi arasında kalan bölgede yer alan projesidir.  Şirket 2020 yılında üretime geçmeyi ve beş
yılda 514 bin ons altın ve 3,5 milyon ons gümüş üretmeyi planlamaktadır.  Açık ocak işletmeciliği ile cevher
üretilecektir.




Alamos Gold’un CEO’su John McCluskey, 22
Mayıs’ta  Londra’da düzenlenen  sempozyumdaki sunumunda, “Projenin iç
verimlilik oranı yüzde 44. İşe başladığımızda 1 doların 3 Türk lirası, şu anda
ise 6 lira olduğunu düşünürsek bu karlı bir proje. Bu gerçekten istisnai bir
proje. Alttaki fotoğrafta Devlet Su İşleri’yle birlikte geliştirdiğimiz büyük
bir göleti görüyorsunuz. Bu, Türk hükümetinin ilk kez kamu-özel ortaklığında
yapımı üstlenilen bir gölet” demiştir. McCluskey’in geçtiğimiz yıl ülkesindeki
bir televizyon kanalına verdiği demeç CHP’li Gürsel Tekin tarafından
paylaşılmıştır. McCluskey’in “Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş
taşımakta çok iyiler” dediği ortaya çıkmıştır.




Kaynak: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/kaz-daglarinda-maden-arayan-sirketin-ceosunda-turkiye-aciklamasi-243889h.htm




Kirazlı Projesi’nin ÇED’in olumlu kararına karşı
açılan dava sürerken, Çanakkale Valiliği tarafından şirkete izni verilince
şirket, proje alanında çalışmalarına başlamıştır. Bunun üzerine tepkiler  gelince şirketin Kaz dağlarındaki   faaliyetleri Kanada da  protesto edilmiş, Türkiye’ye dayanışma mesajı
verilmiştir. Kanada’nın Quebec eyaletindeki Montreal şehrinde bir araya
gelenler, “Kanada Kaz Dağlarıyla Dayanışma Grubu” adıyla bir  sivil toplum girişimi oluşturmuşlardır.




Grubun aldığı karar  sonucunda 16 Ağustos 17.45’te Montreal’de
“Square Cabot” alanından başlayan bir protesto yürüyüşü düzenlenmiştir.
İngilizce ve Fransızca yapılan basın açıklamasında, dünya madencilik
faaliyetlerinin yüzde 75’ini yürüten Kanadalı maden şirketlerinin, bu
faaliyetleri yürüttükleri ülkelerde  her
türlü yasal boşluktan yararlanarak karlarına kar kattıkları  vurgulanmıştır. 




Şirket, Kaz dağlarında altın üretmek için 195
bin  ağacı kesmiştir. Bu miktar,  ÇED tarafından onaylanan çevresel etki
değerlendirme raporunda belirtilen miktarın dört katıdır. Altın çıkarımı için
ise 20 bin  ton siyanür   kullanılacaktır. Alamos Gold’un bölgeye
verdiği zarara tepki olarak Kaz dağlarında başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”, 26
Temmuz’dan bu yana devam etmektedir. Eylemciler, bölgedeki maden
faaliyetlerinin durması talebiyle Kirazlı’da günlerdir nöbet tutmaktadırlar.




Komünist eğilimli haber sitesi SoL,  ekolojik eylemciler, çevre grupları ve Türk
göçmenlerin  Kaz dağlarındaki  altın madeni 
çıkarılmasına karşı gösteri yaptıklarını açıklamıştır. 18 Ağustos 2019
tarihinde  yerel saatle 18.20’de  yaptığı açıklamada, Türkiye’de altın
severlerin iddialarını ve onlarla ilgili gerçekleri  haberleştirmiştir. SoL’a göre  Alamos Gold’un Türkiye’deki altın çıkarma
girişimleri, Türkiye’nin “altın severleri” tarafından savunulmaya devam
edilmektedir. Bu altın sevenler kimlerdir?




SoL’a göre iktidardaki milletvekilleri,
bakanlar, bakanlıklar, hükümet yanlısı köşe yazarları, hükümet yanlısı çevre
dernekleri, sosyal medya trolleridir. Altın severler Kaz dağlarını, sınırları
insanlar tarafından çizilen milli park olarak tanımlamaktadır.  Aslında Kaz dağları beş dağlık alandan
oluşmaktadır ve dolayısıyla milli parkla sınırlı değildir. Kaz dağlarıyla
ilgili tepkiler, ekosistem ve etkileşim alanlarıyla  ilgilidir.




SoL, Montreal’de yaşayan Türk göçmenler ile  Kanada ve Yunan  Komünist Partileri (CPC, KKE), Halkın
Kurtuluşu Partisi, TKP, Montreal Yunanistan İşçi Derneği ve  Quebec Barış Hareketi ile çevre gruplarının
protestoya katıldığını açıklamıştır. Protestocular,  Kanadalı şirketler tarafından
gerçekleştirilen dünya çapındaki madencilik operasyonlarının, topluma ait doğal
kaynakları ve çevrenin  yağmaladığını  belirtmişlerdir. İşletmenin faaliyete
geçmesiyle ortaya çıkacak çevre felaketini önlemek için ekolojik aktivistler ve
çevreci gruplar Türkiye’deki protestoculara Kaz Dağları Kardeşliği
kapsamında  destek vermiştir.




Kaynak: https://halkweb.com.tr/kaz-daglari-icin-acilan-o-pankart-kanadaya-damga-vurdu/

SoL, Türkiye’nin 
tanınmış piyanistlerinden Fazıl Say’ın, protestoları desteklemek
amacıyla  maden sahasında sahne alacağını
açıklamış, Türk haber sitesi T24 ise konser alanının çeşitli şehirlerden gelen
binlerce insanla dolu olduğunu haberleştirmiştir. (https://www.facebook.com/canadasolidaritykazmountains/)  Konser’de Fazıl Say’ın eşi Ece Dağıstan
Say  çektiği fotoğrafları Nazım Hikmet’in
“yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerinden
alıntı yaparak instagram sayfasında paylaşmıştır. Say, “Bugün Türk halkıyla
gurur duydum” demiştir.




Biga yarımadasının sınırları insan yapımı değil,
doğaldır.  Verilen madencilik lisansları,
Kaz dağları milli parkının ötesini de 
kapsamaktadır. “Kesildiği kadar ağaç da ekiliyor” açıklaması  doğru değildir. Açıklamada sadece  gelişmiş ağaçlar  dikkate alınmaktadır. Oysa  düzensiz olarak orman içinde gelişen
ağaçlar  sayılmamaktadır.  Bu sebeple 
açıklanan  rakamlar gerçeği
yansıtmamaktadır.




Ayrıca, dikilen 
ağaçlar   tutmayabilir, gelişmesi
yıllar alır. Dikimden söz edenler her 5 metrekareye ağaç dikmeyeceklerini
biliyorlar. Diyorlar ki, “Madenler iç coğrafya için o kadar önemli değil.”
MTA  raporuna göre 2016 yılında 4,646
metrekare madencilik lisansı verilmiştir. Bu, Van gölünün 1,5 katıdır.
(According to MTA  report in 2016, mining
licenses are granted for 4646 square meters. This is 1,5 times of the Van
lake)  Diyorlar ki,  “Siyanür, altın kazma için kullanılmaz.” Oysa
siyanür, altının  çıkarılmasında
kullanılır. Ayrıca, derinlere inen maden çıkarımı yeraltı su kaynaklarını  etkiler. Şöyle diyorlar: “Siyanürün zararlı
olmayan kimyasallara dönüştürülmesi mümkündür. 
Çevreye zararlı olan siyanürdür.”




Siyanürün sızıntı yapmayan havuzlara
konulmasıyla kimyasal buharlaşma süreci sonunda dönüştürülemeyen bir miktar siyanür
çevreye  zarar verebilir. Deprem, sel
veya fırtına gibi doğal afetler de süreç üzerinde beklenmeyen bir etki
yaratabilir. Az miktarda siyanür bile zehirlenmeye  yol açabilir.




Altın 
üretiminin yapılacağı Kaz dağlarında sadece bir bölgede  64 milyon ton cevherde altın aranacak ve
siyanür işlemine tabi tutulacaktır. Siyanür 
zararlı tek kimyasal değildir. Çevreye başka düzinelerce zararlı
kimyasal salınacaktır. Sülfat  kullanıldığında
ve doğal suyla birleştiğinde, çevreye zararlı bir asit oluşturur. Ayrıca
tonlarca toz yakındaki ormanlara 
yayılacak, çok sayıda patlayıcı ve yakıt kullanılacaktır.




Altının dünya borsalarındaki geleneksel ağırlık
birimi troy ons olup, bir ons; 31,10 gram saf altına karşılık gelmektedir. 1
kilogram ağırlığındaki  altın külçesi
32,15 onstur. Şirket yetkilileri “Türkiye önemli bir altın ithalatçısı. Yurt
içi altın  üretimi ülke için büyük  yarar sağlayacaktır” açıklaması yapmaktadır.  Fakat MTA raporuna göre 2017 yılında  22,5 
ton ve 2018’de ve 27,1 ton altın üretilmiştir. Bir ons altın ortalama
1,500  dolar civarındadır. 2018’de 1
milyar 300 milyon dolar değerinde altın üretilmiştir. Şirket  Türkiye’nin askeri amaçlar için 19 milyar
dolar harcama yaptığı iddiasındadır. (According to the MTA report, 22.5 tonnes
and 27.1 tonnes of gold were produced in 2017 and 2018 respectively. The gold
prices peaked this year. One ounce of gold is 1,500 USD, which means 1,300
billion gold was produced in 2018. This would give an idea about the economic
input of gold production. Turkey spends 19 billion for military purposes)




28 Şubat 2019 tarihinde Maden Yasası
değiştirilmiş, devletin değerli madenlerden alacağı pay yüzde 4,5  olarak belirlenmiştir. Bu durumda
devletin  180 milyon dolar olarak hesaplanan
gelirine karşılık,  3 milyar 820 milyon
doları  Alamos Gold alacaktır.




Protestoda, Latin Amerika’dan Afrika’ya,
Asya’dan Doğu Avrupa’ya uzanan coğrafyada 
tekellerin sermaye iktidarları ve yerli işbirlikçileri eliyle yol
açtıkları yıkıma dikkat çekilmiştir. Ottawa’daki  protestocular 
cuma sabahından pazar akşamına kadar Parlamento önünde eylem  gerçekleştirmişlerdir. Önümüzdeki haftalarda,
Toronto ve Vancouver’da da Türkiye’deki çevre direnişine destek ve Kanada
kamuoyunu bilinçlendirme etkinlikleri yapılacaktır.




Kaz dağlarında yaşanan çevre katliamı UNESCO’nun
da gündemine gelmiştir. Yeniçağ’da yer alan habere göre bir dönem UNESCO iyi
niyet elçiliği yapan  Zülfü Livaneli
altın madeni çalışmaları kapsamında doğa katliamına maruz kalan Kazdağları için
Unesco’ya bir mektup yazmıştır.1996-2007 
döneminde Unesco İyi Niyet Elçisi ve Genel Müdür Danışmanlığı da yapan
Livaneli,  Twitter hesabından
Unesco’ya  şu çağrısında  bulunmuştur: “Sizin hükümetler arası bir
kuruluş olarak bu tür konularda yaptırım gücünüzün sınırlı olduğunu biliyorum.
Ancak tarihi İda Dağımıza ve İda Dağı’nın yerli halkına yapılan bu imha
hareketi karşısında, uluslararası kamuoyu farkındalığı oluşturmak için
yardımınıza ihtiyacımız var.”




Unesco Genel Direktörü Audrey Azoulay’a hitaben
yazdığı mektupta Livaneli, “İlk önce yeni görevinizden dolayı sizi tebrik
etmek, ikinci olarak Türkiye’nin Kuzeybatı bölgesinde bulunan dünyanın doğal ve
kültürel mirası olan Kaz Dağları’na (ünlü mitolojik adı İda Dağı) karşı işlenen
suça dikkatinizi çekmek istiyorum. Üzülerek belirtmeliyim ki bir Kanada firması
burada yakın zamanda yaklaşık 200 bin ağaç kesti. Firma bu güzel cenneti yok
edecek siyanür kullanımı yöntemiyle altın çıkarmayı planlıyor. Milyonlarca
insanın protestolarına rağmen, firma projesine devam etmektedir. Bu durum
dünyamızın maddi ve manevi mirasına bir saldırıdır. Sizin hükümetler arası bir
kuruluş olarak bu tür konularda yaptırım gücünüzün sınırlı olduğunu biliyorum.
Ancak tarihi İda Dağımıza ve İda Dağı’nın yerli halkına yapılan bu imha
hareketi karşısında, uluslararası kamuoyu farkındalığı oluşturmak için
yardımınıza ihtiyacımız var. Lütfen bu mektubumu UNESCO ideallerinin
hatırlatılması ve acil eylem için bir çağrı olarak kabul edin” demiştir.




Bu süreçte İzmir Barosu, Kaz Dağları’nda  Alamos Gold tarafından sürdürülen altın
madenciliği faaliyetleri hakkında 14 Ağustos’ta Kanada Başbakanı Justin
Trudeau, Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile siyasi parti temsilciliklerine
birer mektup göndererek, bölgedeki doğa katliamına karşı birlikte mücadele çağrısında
bulunmuştur.




Kanada Başbakanlık Ofisi, İzmir Barosu’na 18
Ağustos’ta yolladığı  cevap yazısında
Ofis, Kaz dağları konusunda kendilerine yapılmış başvuruyu dikkatle
incelediklerini belirterek, İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel’e teşekkürlerini
iletmiştir. Mektubun, Kanada Uluslararası Ticareti Çeşitlendirme Bakanı James
Gordon Carr’a iletildiği ve Bakan Carr’ın konuyu ayrıca değerlendireceği  açıklanmıştır. Kanada Başbakanı Trudeau’nun
İzmir Barosu’nun kaygılarını iletmesinden memnun olduğu belirtilerek, mektup
için baroya teşekkür edilmiştir.




Prof. Dr. Ali Demirsoy’un benim de
katıldığım  görüşlerini  (06.08.2019) şimdi özetle  paylaşmak istiyorum: “Maden işletmeciliği,
kural olarak yekpare olan kayaçların daha küçük parçalara ayrılmasını öngörür. Bu
bazen toz diye nitelendireceğimiz boyutlara kadar düşürülür. Bunun bir fiziksel
önemi vardır ki bunu hiçbir zaman gözden ırak tutmamalıyız. Dolgun (kompakt)
bir kayaç dış yüzeyi kadar temas alanına sahiptir. Eğer siz bunu parçalara
bölerseniz, yüzeyini karesi oranında büyültürsünüz.




Bazen diyorum ki, Türklerin dünyadaki tüm
düşmanları toplansa, Türkiye’yi tahrip etmek için uzun yıllar uğraşarak plan
yapsa, acaba bu kadar etkili bir plan yapabilir mi?




Bu kadar yüzeyi büyütülmüş, içerisinde
işletilemeyecek kadar düşük, ama sağlık için hala zararlı tenörde kalmış iki
değerli metalleri (arsenik, cıva, kadmiyum vd) taşıyan işletmeden sonra geriye
kalan kırıntı yığını denen kırıntıları ve tozları, çoğunluk bir yerlere
gömüyorsanız ya da açığa yığıyorsanız, bu şu demektir: Yağacak bir yağmurda,
selde seylâpta, akıl almaz derecede büyütülmüş yüzeylerden arta kalmış madeni
yıkayarak altına eşlik eden iki değerlekli toksik elementleri yaşadığımız
ortamlara veriyorsunuz; daha doğrusu kaçırıyorsunuz.




Bu gün kaçmaz ise yarın, yarın kaçmaz ise öbür
gün kaçacağı aşikârdır. Özellikle her gün tektonik olarak bir yerleri kırılan
bir ana karanız varsa ve bu ana karanın önemli bir kısmında suyu geçirimsiz bir
arazi yapısı varsa (Kazdağı tamamen böyledir), er ya da geç bu toksik denecek
malzemenin son alıcı ortamlara taşınması kaçınılmazdır.




Galiba geçmişte ve bu gün işletilen, yakında
işletmeye açılacak madenlerimizde durum budur. Tarihe mal olmuş böyle bir dağın
(orada dünyanın ilk güzellik yarışması yapılmış, mitolojik tanrılar
sevgililerini buraya getirerek sevişmişler; Türk kanı taşıyan insanların en
önem verdikleri Sarıkız Efsanesi burada yaşanmış) biyoloji varlıklarının yok
edilmesine, birçok yerleşim yerinin su kaynaklarını besleyen kaynaklarının
sorumsuz kişiler ve yetkililerin göz yumması ile kirletilerek vatandaşlarımızın
sağlığıyla oynanmasına hiçbir uygarlık duyarsız kalamaz.




Kaldı ki, birçok nedenle su sıkıntısına gebe
olan Türkiye’nin böyle bir tatlı su kaynağının, neredeyse kaynağın başında
kirletmesine izin verilmesinin mantıkla açıklanabilir bir tarafı olamaz. Bu
sadece yöre halkına değil, gelecek kuşaklara karşı da işlenmiş bir suç
olacaktır. Bunun için Avrupa Mahkemelerinin müdahale etmesi de gerekmez. Bizim
bu amaçla kurulmuş olan bakanlıklarımız, dolaylı olarak Devlet Su İşleri, MTA,
bu olaya müdahil olmalıdır diye düşünüyorum. Yüce Türk adaletinin de bu
katliama sonsuz duyarsız kalacağını da düşünemiyorum.




Kaynağından itibaren damla damla verilen zehrin
etkisi zamanla ortaya çıkacaktır ve çıktığında da hiç kimsenin etkili bir önlem
alması beklenemez. Ancak, geçmiş kuşaklar lanetlenmeyle yetinilecektir.




Diyelim ki, farkına vardık ve önlem almaya
giriştik, siz zannediyor musunuz ki, hoyratça dağlar şeklinde yığılan bu
pasaların zehirlemesi önlenecektir. Bu pasalar binlerce yıl bu kültür bölgemizi
zehirlemeye devam edecektir. Bu kültür dağının çevresinde konuşlanmış
üniversitelerin mümtaz hocaları, yöneticileri bilim adamları, sayteyşın indeks
kompleksinden ve uşaklığından kurtularak, bu sorunlara bilimsel tepkilerini
göstermeye ve bu sorunu bilimsel olarak acilen çözmeye yönelmelidirler.




Yaptığım ön araştırmalara göre, bu dağın
çevresinde yer alan üniversitelerde tek bir bilim adamı dahi bu sorunla
ayrıntılı olarak ilgilenmemiş; hatta bilgi sahibi bile olmamış. Unutmamak
gerekir ki bazı yerlerdeki insanların konuşması kadar sessiz kalması da suçtur.




Siyanür çok hızlı buharlaşabilen (süblime
olabilen, sıvı hale geçmeden gaz haline geçebilen) bir bileşiktir ve en
önemlisi havadaki su ile bir araya gelip de özellikle volkanik ya da tektonik
kayaçların üzerine düşerse, onların içinde bulunan başta arsenik olmak üzere
çift değerlikli toksik etki gösteren elementlerin yerine geçerek  onları su ortamında çözünebilecek şekilde
serbest bırakır.




Böylece başta akarsular olmak üzere sadece ağır
metal kirlenmesi değil, toksik elementlerce de bir çeşit zehirlenmiş olur.
Durum bu, eğer bundan böyle bilmiyorduk, kandırıldık derseniz, kimseyi
inandıramazsınız… Ben yüce milletimi uyarıyorum.”
 

Sosyal medyada yer alan iki ilginç paylaşım
aşağıdadır.




“Bu dağların havasını soluyan, bir daha
vazgeçmez.  Hele ellerindeki bu yeşili
almaya kalk ve gör ki; her kız, kızan, kadın ve de erkek bir efe olur.  Ben bu inanç, sevgi ve kararlılığı rakım’ı
185 m. olup, soyunun 300 yıldır burada yaşamakta olduğunu, mezarlarında 450
yıllık taşların bulunduğunu, muhtarın ise, köyün yerleşim tarihinin 700 yıl
olduğunu iddia ettiği, keçilerin bile çıkmakta zorlandığı karşıdaki orta
tepenin üzerinde havuzu da olduğu söylenen tarihi bir kale görüntüsüne sahip
Dereli köyü kahvesinde, bize bilgi veren, elini öptürmeyip tokalaşan ve
vedalaşırken de bastonuna dayanarak kalkıp, bizi ayakta uğurlayan 85 yaşındaki
Fethi Topal dedenin gözlerinde okudum.”




“Kazdağı efesi der ki: Dar’a düşen dağlara
yaslanır. dereyi seviyorsan ucunda denizi görmen lazım sayın başkan. Sen arkana
alacağına bu güzellikleri, satarak kar yapmayı düşünüyorsun. Bırak bu işleri
haydi bre efeler toprağına yakışanı biz köylüler daha iyi biliriz. Merak etmeyin…
dereli halkı göz yumar sandıysan eyvah ki ne eyvah.”




Bugün Alamos Gold’un merkezinde Türkiye’deki
çevrecilere destek vermek için “Su ve Vicdan” nöbeti tutulacaktır. Grup,
“Kanada kendi vatandaşlarından çevreyi korumak amacıyla karbon vergisi almakta
fakat Türkiye’de ağaçları kesmekte” demektedirler.




Tüm bu olumlu gelişmelere  rağmen maalesef bu tepkilere karşı çıkan
küçücük bir azınlık vardır:  “Ağaçlar
kesiliyor, Altın Siyanürle çıkarılırken sularımız kirleniyor. Bir balon uçuruyorlar
ahanda 38 öğrenci zehirlendi bile! Yalanın her türlüsü var bu güruhta.  Bilinçsiz bir 
kalabalık. Maden alanının çevresine doğru yürüyorlar. Alkış, şiir,
sloganlarla şartlandırılmış ve kışkırtılmış cahillerle, Tema ve benzeri
derneklerin provokasyonuyla bindirilmiş kıtalar halinde getirilen profesyonel
provokatörler eylemleri izinsiz Mitinge ve şiddet eylemlerine dönüştürerek
muratlarına nail oluyorlar… Altın madeninin üretim faaliyeti boyunca insan
sağlığına ve çevreye zarar verdiği bir yalandır ve şehir efsanesidir… Maden
ocağının faaliyeti sona erdiğinde tüm çalışma alanı, yörenin iklim ve toprağına
uygun çoğunlukla meyve ağacı ormanıyla örtülür. Bu Devletin kefil olduğu bir
şartnamedir.




Bugün Kazdağlarında içimizde Emperyalizmin Truva
atları olarak kullanılan herkesin bildiği 
Gezi parkından da sabıkalı Vakıf ve Derneklerin kışkırtmalarıyla bir
yürüyüş düzenlenmiştir. Devlet verdiği Ruhsata sahip çıkmak zorundadır. Gerekli
Güvenlik önlemlerinin alınıp kışkırtıcı provokatörlerin yargı önünde hesap
vererek bedel ödemeleri toplumsal barış için şarttır. Madenlerimiz yurdun
neresinden çıkarılırsa çıkarılsın 82 milyon T.C. vatandaşının hakkıdır ve ortak
malıdır.”  Mehmet Sılay, “Kazdağları Bir
Provokasyondur” 19.08.2019 (
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-kazdaglari-bir-provokasyondur-1081)




Atalarımız ne güzel demiş: “Bilgi sahibi olmadan
fikir sahibi olunmaz.”  “Madenlerimiz
yurdun neresinden çıkarılırsa çıkarılsın 82 milyon T.C. vatandaşının hakkıdır
ve ortak malıdır” tespitine   bir cümle
ile cevap vermek istiyorum: “28 Şubat 2019 tarihinde Maden Yasası
değiştirilmiş, devletin değerli madenlerden alacağı pay yüzde 4.5  olarak belirlenmiştir. Devlet  180 milyon dolar olarak hesaplanan gelirine
karşılık şirket  3 milyar 820 milyon
doları ise şirket alacaktır.”




Vah benim cahil vatandaşım…!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış