Deniz Zeyrek : Hiç ders almayacaksınız değil
mi ???


2 Mayıs
2020


Dünya genelinde milyonlarca insan
koronavirüsden kaçamadı, onbinlerce insan ise yaşamını yitirdi. Salgın etkisini
biraz azaltsa da devam ediyor ve ne kadar edeceği bilinmiyor.


Geçmişte, salgına neden olan virüslerin
laboratuvarda biyolojik silah olarak üretildiği iddiası, yıllar süren büyük
istihbarat operasyonlarıyla ortaya atılırdı.


Mesela, AIDS hastalığına neden olan virüsün (HIV) ABD‘nin Maryland eyaletindeki
biyolojik silah merkezi Fort
Detrick
‘te üretildiği iddia edilmişti. 1992‘de “Infektion” kod isimli
bir operasyonla, bu iddianın SSCB
gizli servisi KGB
tarafından ortaya atıldığı ve 6 yıllık bir dezenformasyon kampanyasıyla dünyaya
yayıldığı tespit edilmişti.


KGB, ilk haberi 1983‘te
Hindistan‘da
perde gerisinde kalarak çıkardığı Patriot
Gazetesi‘nde
yayınlatmıştı. Bir süre sonra bütün Hindistan
medyası iddiayı sahiplenmişti. Bir süre sonra aynı bloktaki Bulgar gizli servisi
ile Doğu Almanya
gizli servisi Stasi‘nin
devreye girmiş ve iddiayı resmi belgelere yansıtmıştı. 1989‘a gelindiğinde
dünya medyasında HIV‘in
ABD‘de
biyolojik silah olarak üretildiğine inanılıyordu.


Bu iddianın doğru olmadığını anlatmak için
yıllarca büyük bütçeler ayıran, istihbarat kuruluşlarını dahi devreye sokan ABD‘nin bugünkü
başkanı Donald Trump,
Korona’nın laboratuvar virüsü olduğu iddiasını yaymak için istihbarat
operasyonlarına, bilgi ve belgelere dahi ihtiyaç duymadı. Doğrudan, “Covid 19 Çin’de laboratuvarda
üretildi”
deyiverdi. Biliyorum, bu iddianın bütün dünyada ve
Türkiye’de alıcısı çok.


Ancak işin uzmanları, virologlar,
mikrobiyoloji ve enfeksiyon uzmanları bu iddiaya inanmak yerine hep doğa anaya,
virüslerin doğadaki dönüşüm yeteneklerine, virüs çeşitliliğine dikkat
çekiyorlar. Gezegenimizde bugüne dek 5 binden fazla çeşit virüs görüldüğünü
biliyor muydunuz?


En büyük biyolojik laboratuvar olan
doğanın böyle bir gücü varken, dünyayı sarsan ve üstelik bütün ülkeleri çaresiz
bırakan virüsleri küçük laboratuvarların eseri gibi göstermek bana pek mantıklı
gelmiyor doğrusu.


Peki doğa bunu neden yapıyor?


Elbette kendisini, dengesini korumak için.


Şu sıkıcı, kısıtlamalı sosyal izolasyon
günlerini yaşarken en çok doğanın kıymetini anladım. “En büyük temennin ne”
diye soranlara “İnsanlığın
doğanın kıymetini anlaması, doğaya zarar vermeyi sonlandırması”

yanıtını veriyorum.


Peki umutlu muyum?


Hayır, ne yazık ki değilim!


Neden mi?


Şu korona günlerinde dahi son verilmeyen
doğa katliamları ya da katliam hazırlıkları nedeniyle! Örnek mi istiyorsunuz.
Bir çırpıda birkaç tanesini yazayım:


– Muğla‘da Datça
Yarımadası
‘nda Alavara
Koyu
diye bir yer var. Bugüne dek SİT alanı diye korundu. Ancak
biz Korona illetiyle mücadele ederken birileri boş durmadı ve Alavara Koyu‘nun SİT
derecesini düşürdü. Yakında turizmciler ve madenciler o muhteşem güzelliklere
üşüşecek. Ne doğal çeşitlilik kalacak, ne tarihi miras.


Fethiye‘de
bulunan Ölüdeniz
ile Kayaköy‘ü
hepiniz bilirsiniz. Hem tarihi, hem coğrafyasıyla bulunmaz hazinelerdir. Biz
Korona illetiyle meşgulken ne yaptılar biliyor musunuz? Jeotermal sondaj kuyusu
açılsın diye ruhsat verdiler. Sondaj kuyularının ikisi Ölüdeniz Plajı Lagünü‘nde,
biri Kayaköy‘deki
Soğuksu Plajı‘nda,
biri Delikliburun/Gemiler
Sahili
‘nde olacak. Tamamı arkeolojik ve tarihi sit alanı
içinde.


– Bir başka örnek “Türkiye’nin Maldivleri
diye ünlenen Salda Gölü.
Sadece muhteşem beyaz sahilleri ve 184
metre
yi bulan masmavi derinliğiyle değil, 20’si endemik 301 bitki 114 omurgalı
canlı ve 69 kuş türüyle
tam bir cennet. Yemediler içmediler o
muhteşem güzelliğin yanına bir “millet
bahçesi”
yapmak için seferber oldular. O güzelim sahillerin
betonla plastikle buluşması an meselesi. Çünkü tam 140 bin metrekare
inşaat yapılacak.


Ordu‘nun
Perşembe
ilçesindeki Yason Burnu‘na
yolunuz düşmüştür. Yürüyerek dolaşabileceğiniz bir yer. Oraya da yol yapmak
için kolları sıvadılar. O güzelim alana yüzlerce araç sokunca ellerine ne
geçecek? Anlaşılır gibi değil.


Daha neler neler? Uzungöl‘ün son halini
biliyorsunuz. Rize‘nin
dereleri, yaylaları ne hale geldi biliyorsunuz. Kazdağları‘ndaki altın madeninin eseri
ortada ve biz hala doğanın kalbine beton ve asfalttan yapılmış hançerleri
sokmaya çalışıyoruz.


Sorumluyu değil çözümü laboratuvarlarda
arayalım ve unutmayalım:


Biz doğaya bu kadar hoyratça saldırdıkça
doğa ananın yeni misillemelerine de hazır olmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet