Orta Avrupa, jeopolitik önemi nedeni ile yıllar boyunca büyük güçler arasında süren güç mücadelesinin bir nesnesi konumunda yer almıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin kırk beş yıl etkisi altında kalan Orta Avrupa Devletleri, Demir Perde’nin çökmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ile siyasal özgürlüklerine kavuşmuştur. Bu Orta Avrupa Devletleri’nden üç tanesi, daha doğrusu 1993 yılında Çekoslovakya’nın, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ayrılması ile dört tanesi, Vişegrad Grubu’nu oluşturarak hem çeşitli alanlarda birbirleri arasındaki iş birliğini kuvvetlendirmiş hem de yeni rotaları olan Avrupa entegrasyonunu hızlı bir şekilde hayata geçirmişlerdir. Keza Avrupa Birliği ve NATO üyesi olarak Vişegrad Grubu ülkeleri, bu süreci başarıyla geçmiş ve Avrupa-Atlantik yörüngesinin bir parçası haline gelmişlerdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra çeşitli siyasal, sosyal ve ekonomik krizlerle uğraşan Rusya Federasyonu ise Putin’in liderliğinde eski gücüne ve özgüvenine kavuşmuş ve geniş bir dış politika vizyonu ile tekrar önemli bir güç haline gelmiştir. Uluslararası sistemde yeniden pozisyon alan bu ülkeler arasındaki ilişki incelenmeye değer bir hal almıştır. Bu bağlamda, çalışmamızda Vişegrad Grubu ülkeleri ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Temel araştırma problemi olarak Vişegrad Grubu ülkelerinin Rusya Federasyonu ile olan ilişkilerinde ortak bir politik pozisyon alıp almadıkları ele alınmış ve bu ülkelerin politik pozisyonları yansıtılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda neoklasik realizmin teorik çerçevesinde bir yaklaşım sergilenerek sadece uluslararası sistem düzeyinde bir analiz yapılmamıştır. Ayrıca ülkelerin iç dinamiklerinin uluslararası sistem ile etkileşimi karşılaştırmalı araştırma metodu kullanılarak incelenmiştir.

DOKUMANI BURADAN <1drv.ms/b/s!As9d0zxhjzjlgWWK-gjF02zgYIbo?e=Gsgtwd> İNDİREBİLİRSİNİZ.