Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU : Çin, ABD (ile)
Arasındaki Köprüleri Atarsa
 

21 Ağu 2019



1970’li yılların ping pong maçları ile
yumuşayan Çin-ABD ilişkilerinde hep karşılıklı bir kuşku vardı. Çin kendini,
etrafını kuşatan denizin mutlak sahibi olarak görüyor, Tayvan, Singapur, Macau
ve Hong Kong üzerinde hak iddia ediyordu. SSCB, Doğu Avrupa ve Çin’in temsil
ettiği komünizme karşı, dünyanın kefili ABD idi….


1970’li yılların ping pong
maçları ile yumuşayan Çin-ABD ilişkilerinde hep karşılıklı bir kuşku vardı. Çin
kendini, etrafını kuşatan denizin mutlak sahibi olarak görüyor, Tayvan,
Singapur, Macau ve Hong Kong üzerinde hak iddia ediyordu. SSCB, Doğu Avrupa ve
Çin’in temsil ettiği komünizme karşı, dünyanın kefili ABD idi. Ama ne zaman ki
1989 sonrasında kollektivist bir sistemle yönetilen ülkelerin kimi apansız,
kimi tedricen kapitalizmin engin denizine doğru yelken açmaya başladı, tek
kutuplu hâle gelen dünyada dümen kısa bir süre ABD’nin elinde kaldı. Temkinli
Çin, tedricen dünyaya açılmayı planlamış, sistemini bir “piyasa Leninizm”i
olarak tanımlamıştı. Önce kurumsal bir uyum sürecine ihtiyaç duydu. Bu nedenle
Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) başvurdu. Yüksek teknoloji donanımlı askeri
malzeme satıcısı ABD, Çin’in insan hakları ihlallerine atıfta bulunarak,
uyanmaya hazırlanan deve, Sarı Deniz’den Güney Çin Denizi’ne dümen kırarken,
Tayvan Boğazı’nda fazla oyalanmama konusunda uyararak, koşullu olarak 11 Aralık
2001’de üye statüsünü verdi. Artık Çin, dünya ticaret sahnesinde bir başka “en fazla kayırılan ülke”(Most Favored Nation)
olmuştu.



Devin Ayak Sesleri

 

Ama uyanan dev karada, havada ve denizde dev adımlarla ilerlemeye ve dünya
ticaretine entegre olmaktan öte hükmetmeye başlamıştı. Kuzeyde, 
21,19618 milyon metrelik seddini ve Sarı Deniz’in çalkantılı sularını
yollar, limanlar ve demir ağlarla aşarak (OBOR) dünyayı kucakladı. Ucuz Çin
malları, dünya pazarlarına girdikçe yer yerinden oynadı. DTÖ nezdinde sadece
2001-2008 yılları arasında yapılan anti damping itirazlarının, % 22’si Çin
ihraç ürünleri üzerine olunca, örgüt yeni yeni kurallar vaaz etmeye başladı.
Önceleri kalite fukarası olan Çin ürünleri, on yıl içinde batı benzerlerini
aratmamaya başlayınca bir gürültü de bundan koptu.

Çin 2007-2010 yılları arasında dünyanın ticaret lokomotifi hâline gelmişti.
Lokomotifin çektiği Çin tren katarları, günümüzde sadece Asya’da 16 ülkeye
uğramakla kalmıyor, aynı zamanda Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’daki ülkeler de
dahil, tam 152 ülkeye tentaküllerini uzatıyor. Çin ulaştırma ağı, 2025 yılında
değeri 2.5 trilyon dolar’a ulaşacak bir ticaret atılımı anlamına geliyor. Çin
satıyor, Çin alıyor. Durgunluk tehdidindeki dünyaya derin bir nefes taahhüdü
bu. Ama şimdi ABD buna bir hayli içerliyor.

 

İkili İlişkiler, Çok Taraflı Ticarete Karşı Bir
Sabotaj 


 

Evet işin aslı böyle görülüyor. Çok taraflı ilişkilere tahammülü olmayan Trump,
herhangi bir ekonomik milliyetçilik temeline dayanmaksızın, merkantilistik bir
ticaret düzeni istiyor. Bizzat ABD’nin çabaları ile yirmi yılda yerine oturan
dünya ticaret sisteminin de ocağına incir ağacı dikiyor. DTÖ’ye delege
atamayarak, bu örgütün rolünü küçümsüyor. Kurumun rolünü asgari düzeye
indirerek, teşvik ettiği serbest ticareti, ticarî tarifeleri yükselterek “adil
ticaret”e dönüştürmek iddiasında. Şu anda hedefinde öncelikle büyük ticaret
açığı verdiği ülkeler var. Çin bunların başında. Halen Çin-ABD ticaretinin
neredeyse tamamı, Trump’ın başlattığı furya ile ticari tarife bürokrasisinin
gümrük çarkarına tabi. Misilleme yapan Çin, en son, ABD’den yapmakta olduğu
tarım ürünler ithalatını, başta Brezilya olmak üzere başka ülkelere kaydırmış
durumda.

 

Yapılan anlaşmalar mı? Kimin umurunda? Ama mağdur olan Amerikan çiftçisinden
nasıl oy alacağını Trump düşünsün. Ticaret savaşlarını Çin tahrik etmiş
olabilir. Ama o başlatmadı. Üstelik Trump’ın iddia ettiği gibi para
manüpülasyonu da yapmadı. Çin Yuan’ını değerlendirecek kadar ticaret fazlası da
yok artık. Üstelik ABD doları dünya piyasalarında değer kaybettikçe, Yuan zaten
görece olarak değer kazanıyor. Ulaşılan yol kavşağında, hem ticaret savaşları,
hem de Hürmüz boğazı tedirginliği ve İran yaptırımları gibi nedenlerle daralan
bir dünya ticareti ve temposu azalan bir küresel büyüme var. İşte bu noktada
ABD ile köprüleri atmaya hazırlanan Çin, Sarı Deniz’de volta atan ABD filo
gemilerine değil, Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’ya daha fazla nasıl nüfuz
edeceğinin derdinde.



Ona Yaptırım, Buna Vergi. Trump’lı Bir Dünya
İle Nereye kadar? 


 

Çin’e ve başka ülke ve ürünlere uyguladığı tarife artışları ile Trump ABD
hazinesine bir miktar vergi geliri artışı sağlayabilir. İthalatçının, vergi
oranında ve üzerinde yaptığı fiyat zamları ile hâlâ istenenin altında kalan
enflasyon oranına, biraz itici güç olabilir. Ama Çin mallarına uygulamakta
olduğu ticarî tarifeler, ABD’de yurt içi üretimi teşvik etme konusunda yeterli
olamaz. Amerikan tüketicisinin ilgisini yerli ürünlere veya rakip ithal
ürünlere çevirme etkisi ise Trump’ın “attığı taşın, ürküttüğü
kurbağaya değmediğinin”
bir göstergesi.  Zaten psikolojik
savaş ve yükselen tarifeler dışında iki ülke arasında görüşmelerin sürmesinin
temel nedeni belki de bu.

  

Evet Çin dünyanın suyunu bir hayli bulandıran bir ülke. Ama kendisinin
başköşesine oturduğu kurtlar sofrasındaki hiç bir kurda pabuç bırakacak bir
kuzu da değil.  Trump’ın kurusıkı tehditlerine misli ile cevap verebilecek
cesaret ve kapasitede olması çevresi için büyük bir tehdid. Trump’ın eğer
yapıyorsa, Hong Kong’u karıştırmaya katkısı fevkalade yanlış.

 

Kuzey Kore, Çin, İran ve Rusya ile yakınlaşma tercihi ise gerçek anlamda
tehlikeli bir kamplaşma. Ayrıca ABD tarife, ticaret engeli ve yatırımları
karşısında atacağı her adım, öncelikle ABD, küresel ekonomi, sonra ise yakın
komşuları ve kendisine zarar verecek özellikte. Ama Çin sıkıntı çekmeye alışık
bir ülke. Son yıllarda tiryakisi olmaya başladığı lüks’den bile daha kolay
fedakârlıkta bulunabilir. Sonuç itibariyle koca dev uyanmıştır. Uyanan devin
kötü huyunu tahrik edip onu çevresine ve dünyaya tehdit hâline getirmek
basiretsizliği ise Trump’lı ABD’nin ateşle oynaması. Bundan her iki tarafın da
büyük bir keyif aldığı görülüyor. Ticaret savaşları aslında güç savaşlarının
daniskasıdır. Ama ABD Çin’e, aradaki köprülerini atma nedeni vermeseydi, dünya
daha güvenli yarınlara bakabilecekti. Ama işte Trump ile bu kadar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış