HÜSEYİN MACİT YUSUF : ANLAŞMA OLASILIĞINI AB VE ABD YOK ETTİ


03 Eylül 2020


Rum Yunan ikilisinin, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de,
Kıbrıs Türkünün ve Anavatan Türkiye’nin haklarına karşı kışkırtıcı girişimleri
sürerken, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın uluslararası anlaşmaları yok sayan
tutumu mevcut gerilimi daha da artırıp iki ülkeyi heran savaşa sürükleyecek bir
ortam varken, Avrupa Birliği’nin üyeleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın
kışkırtmaları ile Türkiye’ye ağır yaptırım uygulama hazırlığı içinde olduğu bir
ortamda, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Kıbrıs’ta Rumlarla nasıl ortak devlet
kuracağı, federasyonu gerçekleştireceği merak konusudur. Akıncı, 11 Ekim’deki
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanıp KKTC halkı beni seçti, halkın iradesi
federasyon istiyor ben de bunu  gerçekleştireceğim diye Türkiye’ye rağmen
bir düşünce ve hesap içerisinde ise bundan şimdiden vazgeçmelidir. Kıbrıs’ta
yukarıda da vurguladığım gibi Rumlarla federasyon bir yana işbirliği yapacak
bir ortam dahi yoktur. Bunun sorumlusu, daha doğrusu ortamı bu duruma getiren
Rum-Yunan ikilisinin bölgeyi hegemonyasına alma arzusu ve bu yöndeki
maksimalist talepleridir.


Son günlerdeki iki gelişme, KKTC’deki cumhurbaşkanlığı
seçimi sonrasında müzakerelerin yeniden başlama olasılığını ve federasyonun
tesis edilmesini tamamen ortadan kaldırmıştır.


***


ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, önceki gün Rum lider
Anastasiadis’i telefonla arayarak 1987’den beri ABD’nin Güney Kıbrıs’a
uyguladığı Silah Ambargosu’nu kaldırdıklarını bildirmiştir. Pompeo’nun ‘Dünya
Barış Günü’nde’ böyle bir açılım yapması, bölgemizde barış ve huzur ortamını
berhava edecek bir kararı duyurması oldukça anlamlıdır. Bana göre, Silah
Ambargosu’nun kaldırılması emperyalist Batı’nın, özellikle ABD’nin Kıbrıs ve
Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı savaş ilanıdır. ABD,
her ne kadar da ‘sadece savunma amaçlı silahların Rum tarafına satış
kısıtlamasını 1 Ekim 2020’den 30 Eylül 2021 tarihine kadar kaldırdığı’ gibi bir
sınırlamadan bahsetse de bu düşmanca bir tutumdur ve başka türlü izah edilemez.


 Başbakan Ersin Tatar, “Amerika Birleşik
Devletleri’nin  bir yıl süreyle de olsa Güney Kıbrıs’a silah ambargosunu
kaldırmasının Rum uzlaşmazlığının artması ve ABD’nin para kazanmasından başka
işe yaramayacağını”
vurgulayarak ABD’yi protesto etmiştir. Tatar,
Bölgedeki Rum-Yunan tahriklerinin arttığı bir dönemde böyle bir karar alınması
ABD gibi BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi bir ülkeye yakışmamıştır ifadesini
kullanarak “Bu kararın barışa değil, Rum tarafının uzlaşmazlığına katkı
sağlayacağı açıktır. ABD’yi kınıyor, derhal bu yanlıştan dönmeye davet
ediyorum. Ancak herkes şunu bilsin ki, Türkiye ve onun desteklediği KKTC asla
haklarından vazgeçmeyecektir. Yapılması gereken gerginliği artırmak değil
gerçekleri görerek barış yoluna gelmektir.” diye tepkisini ortaya
koymuştur.


Bu olay vahimdir ve Kıbrıs’ta anlaşma ve federasyon
umutlarını ortadan kaldıran bir gelişmedir. Diğer bir gelişme ise Avrupa
Komisyonu’nun birkaç gün önce gerçekleştirdiği gayrı resmi toplantı sonrasında
yapılan açıklamalardır.


***


Avrupa Birliği’nin politika üreten ve icra eden organı
Avrupa Komisyonu, Türkiye ile Yunanistan arasında tırmanan Doğu Akdeniz
kriziyle ilgili geçtiğimiz Pazartesi günü açıklama yaptı. Türkiye’ye Doğu
Akdeniz’de diyalog ve barışçı çözüm çağrısı yapan Avrupa Komisyonu, aksi
takdirde yeni yaptırımların yolda olacağı uyarısında bulundu. Avrupa
Komisyonu’ndan adı açıklanmayan bir sözcü ise önceki gün yaptığı açıklamada
haddini aşarak AB’nin, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinden
caydırmak için ‘havuç ve sopa politikası’ uygulayacağını söyledi. AB’nin ortaya
konan yeni ahlaksız teklifine göre Anavatan Türkiye’ye havuç olarak ‘yeni bir
Gümrük Birliği için ilerleme’ ve ‘mülteci programı için daha fazla para’
önerilmektedir.


Türkiye’nin ve KKTC’nin, Rum-Yunan ikilisi ile
bunların destekçisi Fransa’nın dayatması ile Komisyon’un ortaya koyduğu teklifi
kabul edip haklarından vazgeçmesi, geri adım atması mümkün değildir. Önümüzdeki
süreçte Türkiye ile AB arasında yaşanacak gerilim Kıbrıs’taki olası müzakere
masasının kurulmasını da şimdiden imkansız kılmaktadır.


Ortam ‘Kıbrıs’ta federasyonu’ tamamen imkansız
kılmaktadır ve bu olumsuz konjonktür uzunca yıllar sürecek gibidir. AB ve ABD,
Kıbrıs’ta anlaşma olasılığını tamamen berhava etmiştir. Dolayısı ile KKTC’de
yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde gerçekleşmesi imkansız federasyon peşinde
koşan Akıncı yerine ada gerçeklerine göre, iki devlete dayalı çözüme inanan ve
Anavatan Türkiye ile milli politikamızı yürütecek bir kardeşimizin bu göreve
seçilmesi en doğrusu olacaktır.