DIŞ POLİTİKA DOSYASI /// E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : DÜZELTMEK İSTERKEN TERSE DÖNDÜ


E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : DÜZELTMEK İSTERKEN TERSE DÖNDÜ
Türkiye halen içinde olduğu sıkışmışlık sürecini atlatabilmek ve karşısında oluşan cepheyi küçülterek sorunları giderebilmek amacıyla dış politikasında keskin dönüşler yapmış, sorun yaşadığı ülke ve kurumlarla ilişkilerini düzeltmek için girişimlerde bulunmuştur.
Bu girişimler genel hatlarıyla, ABD ve AB’yle yeni bir sayfa açma, Doğu Akdeniz’de geri manevralarla zaman kazanma, muhatap ülke ve kurumlara diyalog çağrısında bulunma, içeride de bir takım reformlar yapma şeklinde ifade edilebilir.
Bir kısmı taviz olarak da nitelendirilebilecek girişimlerin etkisi görülmeye başlanmışken ardı ardına alınan bazı kararlar, ilişkilerin düzelmesinde elde edilen bir kısım olumlu sonuçları yok ettiği gibi, hem içerde hem de uluslararası platformlarda hayal kırıklığı, endişe ve güvensizlik yaratmıştır.
İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasının yarattığı hayal kırıklığı
Sözleşme, bir Avrupa Konseyi sözleşmesidir. AB’nin tümü de içinde olan 46 ülke tarafından kabul edilmiştir. Üstelik Türkiye, hazırlanmasına öncülük eden ve ilk imzayı atan ülkedir. Sözleşme TBMM’de, tüm siyasi partilerin görüş birliğiyle kabul görmüştür.
Kadınları ve çocukları şiddetten korumayı, aile ve hane içi şiddeti önlemeyi amaçlayan bu çağdaş sözleşmeden çıkılması, hayal kırıklığının yanında aynı zamanda endişe de yaratmıştır. Endişenin bir yönü de, sözleşmeden çıkılmasının cemaatler ve tarikatlar tarafından sevinçle karşılanması, gerici çevrelerin olağan üstü memnuniyet göstermesidir. Bu durum onlarda, hilafet başta olmak üzere tehlikeli beklentiler yaratmıştır. Bunu kendi medya organlarında çıkan haberlerde görmek mümkündür.
Sözleşmeden çekilmemiz, ilişkilerimizi düzetmeye çalıştığımız ABD tarafından da tepkiyle karşılanmıştır. Merakla telefonunu beklenen Biden, çekilme için “Küresel çapta kadına karşı şiddete son vermeyi amaçlayan uluslararası hareket için cesaret kırıcı bir geri adımdır. Temelsiz olan bu karar derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır.” açıklamasında bulunmuştur.

BM karar için “Geri al” çağrısı yapmış, Avrupa Konseyi de “Türkiye’de, Avrupa’da ve ötesinde, kadınların korunmasını tehlikeye attığı için çok içler acısı ve kahredici bir haberdir” demiş ve karara Avrupa basını da geniş yer vermiştir. Bazı gazeteler, “Milyonlarca kadın tehlikede” manşetleri atmıştır.

Almanya dışişleri “Geri adım ve Avrupa’ya yanlış bir mesajdır.”, Fransa dışişleri de, “Bu hamle insan haklarına saygı konusunda bir gerileme yaratacak, özellikle Fransa’nın dayanışma içinde olduğu Türk kadınlarını etkileyecektir.” açıklamalarını yapmışlardır.

Buna bir de parti katma davası açılmasının eklenmesi, zaten demokrasi, hukuk, insan hakları ve hürriyetler konusunda iyi bir imaja sahip olmayan ülkemiz için endişe yaratmış, muhataplarımıza yaptığımız beyaz sayfa açma, iyi niyet yaklaşımları ve diyalog çağrıları da hasar almıştır.
Ekonomik reform çıkmazı ve andımızın yasaklanması
Ekonomik reform paketinin açıklandığı bir ortamda, daha dört ay önce değiştirilen Merkez Bankası Başkanı’nın yeniden değiştirilmesi, dış ve iç ekonomik çevrelerde endişe yaratmış, toplumun güven duygusunu zedelemiş, ülkenin ekonomik çıkmaza doğru sürüklendiği intibaını yaratmıştır.
Okullarda gururla okunan andımızın yasaklanması ise, milli birlik ve beraberliğimize zarardır. Türkiye Cumhuriyetini kuran ahaliye Türk Milleti denmiştir. Türk Milletinin her bir ferdi de “Türk” olarak isimlendirilmiştir. Türklük, ulusal ve uluslararası kimliğimizdir. Anayasanın 3. Maddesi “Türkiye Devleti, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür” der. Ülkesiyle bölünmez “Üniter devlet”, milletiyle bölünmez “ulus devlet” demektir. Andımızdaki Türk kavramı ırkçı bir kavram değil, milletin ortak adı ve kimliğidir, birleştiricidir. Andımızdan ancak Atatürk düşmanları ve bölücüler rahatsız olur.
Ülkemizi girmiş olduğu çıkmazdan kurtarmak için duygusal ve çarpık ideolojik yaklaşımlardan uzak durulmalı, kutuplaşma önlenmeli, gericileri ve bölücüleri sevindirecek davranışlardan kaçınılmalıdır. Milliyetçilik, ülke menfaatinin her düşüncenin üstünde tutulması demektir. Sorunların halli için, Ulu Önder Atatürk’ün vurguladığı “iç cephenin kuvvetli tutulmasına” özen gösterilmelidir.
26 Mart 2021, Yeniçağ Gazetesi