SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER


E. TÜMG. ARMAĞAN
KULOĞLU : DIŞ POLİTİKADA GAZ KESME


Dış
politika ve güvenlikte Türkiye’nin karşısındaki cephe gittikçe büyümüş, Türkiye
bu geniş cephede eş zamanlı tedbirler almak zorunda kalmıştır.


Bütün
cephelerde aynı anda başarı sağlamanın zorluğu dikkate alınıp, tehdit veya
menfaatleri önem ve öncelik sırasına koyarak en fazla gücü en önemlisinin
üzerinde yoğunlaştırmak, harp prensiplerinden biri olan sıklet merkezi prensibi
gereğidir.


Yine
bu prensip, en önemliden sonrakiler için, diplomasi başta olmak üzere diğer
vasıtalarla yeteri kadar tedbir alıp, sıra geldiğinde sıklet merkezi yapmayı ön
görür.


Şimdi, gerilim yaratan
konularda ılımlı hareket edilmeye başlandığı, hatta tabiri caiz ise gaz kesildiği,
bunda iç politikada Ayasofya sürecinde karşılaşılan nahoş görüntüler,
konuşmalar ve gelişmelerin yarattığı iç gerginliğin de etkisinin olduğu
söylenebilir.


Libya’daki gelişmeler


Libya’da
Saraç güçlerinin Sirte’ye dayanması üzerine, farklı tarafları destekleyen
Türkiye ile Rusya arasında Türk-Rus Yüksek İstişare toplantısı yapılmıştır.
Görüşmede, durumu sakinleştirici ve zamana yayıcı bir yaklaşım sergilendiği
müşahede edilmiştir. Toplantıda, Libya’da krizin askeri çözümü olmadığı,
ateşkes için tarafların teşvik edilmesi dahil ortak çabaların sürdürülmesi
sonucuna varılmıştır.


Türkiye-Rusya ilişkilerinde,
birçok konuda yaşanan anlaşmazlıklara rağmen iki ülkenin işbirliğini sürdürme
yönünde irade gösterdiğini söylemek mümkündür. Ancak her seferinde Rusya’nın
etkisiyle frene basıldığı da söylenebilir.


Azerbaycan-Ermenistan gerilimi


Ermenistan’ın,
Azerbaycan’a Karabağ dışındaki bir bölgeden saldırmasını, Karabağ konusunu
gölgelemek ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyesi ülkelerden destek
görmek için yaptığı değerlendirilmektedir.


Türkiye’yle
Azerbaycan’ın başlattığı geniş çaplı ortak tatbikat, Türkiye’nin desteğini
göstermesi açısından önemlidir. Ortak tatbikatın askeri işbirliği anlaşması
çerçevesinde yıllık plana uygun olarak gerçekleştirilmekte olduğu söylenmiştir.
Ancak ilanı, çapı ve takdimi Ermenistan’a mesaj mahiyetindedir.


Türkiye tarafından,
Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edileceği, ancak bunun diplomasi yollarının
kapalı tutulacağı anlamını taşımadığı, son Erdoğan-Putin görüşmesinde çok iyi
bir noktaya gelindiği açıklanmıştır. Bu da, her şeye rağmen Rusya’yla
işbirliğinin devam ettiğini göstermektedir.


Doğu Akdeniz’de sismik
araştırma faaliyetlerine ara


Araştırma
gemisi Oruç Reis’in Rodos ile Meis arasındaki sahada sismik araştırma yapacağı
haberi, iki ülke arasındaki gerginliği daha da arttırmıştır.


Türkiye’nin
araştırmalar için NAVTEX yayımlaması, Yunanistan’ı daha da rahatsız etmiş,
Yunanistan AB ve ABD’ye, Türkiye’ye karşı tavır alması talebinde bulunmuştur.


Türkiye
tarafından yapılan açıklamada; Yunanistan’ın sınır komşumuz ve onunla tarihi
ilişkilerimizin olduğu, temel sorunun kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik
bölgedeki boşluklardan kaynaklandığı, ihtilaflı konuların ikili şekilde
çözülmesi gerektiği, konuları önkoşulsuz konuşmaya hazır olduğumuz ve
müzakerelere devam edileceği için sismik araştırmalara bir müddet ara
verildiği ifade edilmiştir.


Ancak bu yeni durumun,
hakkımız olan kıta sahanlığının ve Meis adasının ana kara gibi kabul
edilemeyeceği tezimizin müzakere edilmesi anlamına geldiği dikkate alınmalıdır.


Yunanistan’a taviz verilmemeli


Yunanistan’ın, bağımsızlık
mücadelesinden günümüze kadar Türkiye’den kazanımlar elde etmeye çalıştığı
unutulmamalıdır.


Anlaşmalarla aidiyeti
Yunanistan’a verilmeyen, Türkiye’ye ait 18 adayı işgal ettiğini ve buralarda
mevcudiyetini pekiştirdiğini, ege adalarını anlaşmalar hilafına
silahlandırdığını, adaların da ana kıta gibi haklara sahip olduğunu dayatmaya
çalıştığını ve bu konularda, her ne hikmetse, Türkiye’nin sessiz kaldığını
hatırlatmakta fayda görülmektedir.


Şimdi
de ABD’ye Dedeağaç’ta deniz ve hava üssü vermiştir. Bunun, gayrı askeri
bölgeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Lozan’a aykırı olduğu ifade edilmektedir. Bu
konuda da Türkiye’nin hiçbir ikaz, eylem ve beyanda bulunmadığı dikkat çekmektedir.


Dış politikadaki bu
yaklaşımlar, Türkiye’nin diplomasiyi ön plana çıkararak, geniş cephede yumuşama
temayülü göstermesinin ve bazı konularda da geri adım atmasının işaretleridir.
Ancak sıklet merkezini nerede teşkil edeceği anlaşılamamıştır. Bunu gelişmelere
bağlı olarak şekillendireceği değerlendirilmektedir. Umarım yanlış hareket
edilmez.


31
Temmuz 2020 Yeniçağ Gazetesi