ÖZET


Uluslararası ilişkilerin gelişimi sürecinde diplomasinin ve
çatışmaların devletler arasında çok uzun süredir devam ettiğini görmekteyiz.Diplomasi
uluslararası ilişkilerin barışçıl yollarla çözüldüğü görüşme sanatıdır. Bu
araştırmada diplomasinin ne olduğu ve ne zaman başladığı, diplomasi çeşitleri,
diplomatik faaliyetler, diplomasiye yön veren kişiler ve anlaşmalar
araştırıldı. Diplomasinin birçok tanıma sahip olduğu ve kullanılan diplomasinin
zamandan zamana değiştiği gözlemlendi. Değişen dünya düzeninde ihtiyaçlara
yönelik olarak diplomasinin şekillendiği söylenebilir. Birinci Dünya
Savaşı’ndan önce eski diplomasi kullanılırken sonrasında yeni diplomasi yöntemi
kullanılmış 21. yıla geldiğimizde ise Küresel ve Önleyici Diplomasi yöntemleri
kullanılmıştır.


Anahtar Kelimeler:Diplomasi,
Eski Diplomasi, Yeni Diplomasi, Küresel Diplomasi, Önleyici Diplomasi,
İletişim, Demokrasi


DEVELOPMENT OF RELATİONS AMONG
STATES AND HİSTORY OF DİPLOMACY


ABSTRACT


 Many conflict and diplomatic process have been seen among
states in the world with the development of international relations also even
today they are continued. Diplomacy is art of negotiation to solve problems of
international system by peace ways. In this study I have searched these basic
points: what is diplomacy, when is it started, types of diplomacy, diplomatic
activities, who espicially effect to the diplomacy, and which agreements are
important for diplomacy. It was seen that dipmacy has many definition. States,
international organizations, multinational cooperationsuse diplomacy depend on
which time they are in. It can be use different diplomatic way. We can say that
diplomacy is changed according to our necessities. It was used Old Diplomacy
before World War I (WW1) but after that New Diplomacy was used and in the 21th
century Global Diplomacy and Preventive Diplomacy are used.


Key Words: Diplomacy, Old Diplomacy, New Diplomacy, Global
Diplomacy, Preventive Diplomacy,Communication, Democracy.


GİRİŞ


Devletler arası ilişkilerin geçmişten bugüne var olduğu ve giderek
de bu ilişkilerin daha aktif bir hal aldığını görmekteyiz. Özellikle de
küreselleşen dünyada devletler arası ilişkilerin geçmişe nazaran çok daha rahat
kurulduğu bilinmektedir. Devletlerarasında oluşan sorunların ve krizlerin
diplomasi yöntemi ile çözüldüğü çözülmediği takdirde diplomasinin yetersiz
kalışı sonucu çeşitli çatışma ve savaşların ortaya çıktığını görmekteyiz.
Diplomasi kavramını inceleyecek olursak diplomasinin ırk, cinsiyet, dil demeden
bütün devletler arası ilişkilerde etkin bir rol aldığını söyleyebiliriz.
Diplomasi bir uzlaşı yoludur. Diplomasi geniş anlamda uluslararası ilişkiler,
dar anlamında ise dışişleri bakanlığı ve ona bağlı olarak kişi ve kurumlar
aracılığıyla yürütülen ilişkilerdir.


 Diplomasi kelimesinin etimolojisine baktığımızda ise
diplomasi kelimesinin Eski Yunanlılardan diploö kelimesinden geldiğini görürüz.
Diplomasi kavramı ikiye katlanmak anlamında kullanılırdı. Ernest Satow
diplomasiyi egemen devletlerin hükümetleri arasındaki resmi (formel) ilişkilerin
yürütülmesinde uygulanan zeka ve inceliğin olduğunu söyler. Headley Bull’da
diplomasiyi dünya politikasında ki düzenin doğası olarak tanımlar. Martin
Hollis ve Steven Smith’te uluslararası ilişkilerin anlaşılmasında ki ve
açıklamasında ki gelişmeler disiplini olarak tanımlar. Ve Henry Kissinger
diplomasiyi yeni dünya düzeni olarak açıklar. Henry Kissinger modern
diplomasinin, savaş ve barış güçleri arasındaki güç dengesinde yaşanan deneyim
ve çabalardan doğduğunu söyler. Diplomasinin aynı zamanda çeşitli alt
başlıkları da vardır. Örnek vermek gerekirse bunlar: Ad-hoc diplomasi, kamu
diplomasisi, dijital(e-diplomasi)…


Bu çalışmanın amacı devletler arasında tarihten beri varolan
diplomatik ilişkiler hakkında detaylı açıklamalar yaparak, diplomasi kavramsal
çerçevesine değinmek, savaşlar ve çatışmalar yerine diplomasinin önemini
vurgulamak ve diplomasi çeşitleri hakkında gerekli bilgileri ortaya
çıkarmaktır. Bu amaçla çalışmada Eski Diplomasi, Sürekli Diplomasi
Uygulamaları, Yeni Diplomasi, Küresel (post-modern) Diplomasi ve Önleyici
Diplomasi hakkında bilgiler verilmiştir.


ESKİ
DİPLOMASİ


Eski diplomasi çerçevesinde Ad-hoc Diplomasi, Hititlerde ve Eski
Mısır’da diplomasi, Eski Yunan’da diplomasi, Roma’da diplomasi ve Bizans’ta
diplomasi hakkında bilgiler verilmiştir.


Ad Hoc Diplomasi


Diplomasi, 15. yüzyıla kadar ad hoc(geçici) nitelik göstermiştir.
Ad hoc diplomasi tek taraflı ve geçici nitelik taşıyan bir diplomasi türüdür..
Bu diplomasi anlayışı çerçevesinde, bir devlet tarafından gönderilen elçilerin
diplomatik eylem ve davranışları sadece belirli konu ya da konuları ihtiva
etmekte, elçiler görevlerini ve amaçlarını yerine getirdikten sonra ülkelerine
dönmektedirler (Erdem, 2008:8). Ad-hoc diplomasinin ilk örneklerini İtalyan
şehir devletlerinde görmekteyiz. İtalyanlar diplomasiyi geçici bir süreç olarak
gördüğü için diplomasiyi yalana, hileye, aldatmacaya ve kurnazlığa
dayandırmıştı. Bu süreçte diplomatların amacı kendi aldanmadan başkalarını
aldatmak oluyordu.


Hititler’de ve Eski Mısır’daDiplomasi


 Eski çağın devletler hukuku perspektifinden ilk temellerini
koyan MÖ 1278 yılında Mısırlılar ve Eski Hititler arasında yapılan Kadeş
Antlaşmasıdır. MÖ 13. yüzyılın en önemli kaynakları arasındadır. Bunun sebebi
ise yarım yüzyıla yakın bir süre boyunca barışı ve istikrarı sağlamasıdır.
Diplomasinin çok daha öncesine dayanmasına rağmen bu belge diplomasinin MÖ 13.
yy’de de diplomasinin varlığını kanıtlar.


 Eski Yunan’da Diplomasi


Yunanlılar uluslararası ilişkiler literatürüne diplomasi kelimesini
katmışlardır. Açık Diplomasiyi geliştirenler de aynı zamanda Eski Yunanlılardı.
Açık Diplomasi diplomatik faaliyetlerin kamuoyu önünde yapılması ve halka
açıklanmasıdır. Diplomatik dokunmazlıklara saygıyı önemsemiş ve konsolosluk
(proxenos) kurumunun başlangıcını ve çok yanlı diplomasinin ilk örneklerini de
Eski Yunanlılar vermiştir. Açık diplomasi geliştiği için diplomatlarda aranan
nitelik gür bir sesti ve diplomatlar haberci niteliğini taşıyorlardı.


 Yunanlılar döneminde çok aktörlü sistem çerçevesinde
devletler arasında en basit anlamda da olsa egemen devletler eşitliğin ortaya
çıkması ve kabul edilmesi, diplomasinin gelişimi açısından olumlu oldu. Bu
çerçevede devletler arasında ilk örgütlenmeler de ortaya çıktı. “Amphictyonic
Lig” olarak adlandırılan ve Yunan dünyasında ortaya çıkan kimi sorunların
görüşüldüğü bu birlikler, Yunan devletleri arasında genel ve sürekli olmasa da
örgütlenme ve kurallaşmanın yolunu açtı. Eski Yunanda o zamana kadar süregelen
dar kabile çıkarları yerine ortak devletlerarası çıkarlar yer aldı. Eski Yunan
diplomasinin olumsuz yönleri ise kısaca şunlardır: diplomatlara güven yoktu
bunun için genelde bir yerde iki diplomat kullanılırdı. Farklı siyasi görüşlere
sahip olan iki kişi elçi olarak seçiliyordu. Eski Yunan’da elçilerin kendi
halkları ve hükümetlerini aldatmalara olağan karşılanıyordu.


Roma’da Diplomasi


Roma da hukuk olarak o zamanlar için olumlu gelişmeler olsa da
diplomasi alanında o kadar çok gelişme sağlayamamıştır. Roma kendi vatandaşları
için ”civitasgentium” denen hukuk sistemi uygularken yabancı vatandaşlar için
”iusgentium” hukunu uygulamıştır.


Diplomasi alanında bakacak olursak Romalılara Roma’nın diplomasiye
katkıları, Yunanlıların diplomasiye katkıları kadar olmamıştır. Bunun da bazı
nedenleri şunlardır: Romalıların, diğer ülkelerle ilişkilerde diplomasiyi çok
az kullanmasındaki temel etmen, askeri açıdan güçlü olmalarıdır. Roma’nın
emperyal doktrini diğer ülkeleri kendi kontrol alanına koyma düşüncesinin
kendilerinin bir görevi olarak görmesi ve bunun olma gerekçesini de bir Pax
Romana kaderi olarak düşünmesiydi.


Başka bir etmen ise Roma ekonomisinin tarıma dayandığı
görülmektedir. Bunun sonucunda Romalılar ticarete çok önem vermemiş ve
diplomatik faaliyetler çok gelişmemiştir. Son etmen ise Roma büyüyüp yayıldıkça
kendi dilini ve kültürünü içindeki tüm halklara dayatmıştır. Bunun sonucunda
bölgedeki diğer benzer kültür ve dile sahip uygarlıkların önünü kapamış ve
onları Roma’nın bir parçası haline getirmiştir. Dolayısıyla diplomasinin
gelişimi baltalanmıştır. Bütün bu nedenlere rağmen Roma’nın, bugünkü Dış İşleri
Bakanlığı Antlaşma Şubesi diyebileceğimiz “Fetialler Koleji” (Anlaşmalar
Şubesi) ile antlaşmaların saklanıp, diplomatik arşivlerin korunmasında büyük
katkıları olmuştur (Kodaman ve Akçay, 2010:78). Ayrıca Romalıların diplomasi
alanına getirdiği bir yenilikte bir tür Hakemlik Mahkemesi’ni (Court of Recuperatores)
oluşturmalarıydı. Son olarak Romalılar elçilere, bayramlarda, törenlerde ve
şenliklerde senatörler düzeyinde önem verilmiştir.


Bizans’ta Diplomasi


Roma’nın tarihi mirasçısı Bizans İmparatorluğu, savaş yerine
diplomasiye önem veren bir güçtü. Bizans, Roma’nın aksine diplomasiyi kurumsal
ve üslup boyutlarında geliştirmiştir. Bunun temel sebebi, Bizans’ın, Roma’nın
sahip olduğu güce sahip olmaması ve reel-politik şartlarının diplomasinin
kullanılmasını zorunlu hale getirmesidir (Kodaman ve Akçay, 2010:78). Bizans
İmparatorluğu bir açıdan bakıldığında diplomatik temelde dini de kullandığını
görmekteyiz (Hamilton ve Langhorne, 2005:16). Bizans’ta, Ortodoks Hıristiyanlık
söz konusu söylemin kurgulanmasında ve meşrulaştırılmasında aşırı bir şekilde
kullanıldı. Bu söylem esas olarak şöyle açıklanabilir: Roma imparatorluğu Hz.
İsa’nın dünyada yeniden zuhuruna kadar sürecektir. Ayrıca, Tanrı takdir ettiği
için Batı’da kaybedilen topraklar, kaçınılmaz olarak imparatorluğa geri
dönecektir. Tek bir imparator vardır, o da Konstantinapolis’te oturan Roma
imparatorudur (Erdem, 2008:21).


Bizans o zamana kadar kullanılan hatip-diplomat anlayışı yerine gözlemci-diplomat
anlayışını getirmiştir. Bizans ilk kez, dış ilişkileri düzenlemekle yükümlü
hükümete bağlı özel bir şube kurmuştu. Elçilerin eğitimini ilk kez
uygulayanlarda Bizanslılardı. Ayrıca protokol kurallarına aşırı önem verildi.
Yabancı elçilerin kabul törenleri, büyük bir gösteriş merakı ile yapılırdı.
Bizans İmparatorluğu’nda önde-gelme elçilerin temsil ettikleri ülkelerin,
imparatorluk gözünde sahip olduğu öneme göre yapılırdı. Tüm bu olumlu
gelişmelere karşın Bizans’ta diplomasinin rüşvet kurumuna oldukça yasal yeri
olması Bizans’ta ki diplomasinin olumsuz özelliklerinden bir tanesidir.


Sürekli diplomasi yöntemi
ilk kez 15. yy’da İtalyan şehir-devletleri tarafından uygulandı. Bizanslılar
Venediklilere diplomasiyi öğretmiş, onlarda İtalyan şehir devletlerine
öğreterek bu durum adım adım tüm Avrupa’ya yayılmıştır. İlk sürekli elçi 1450
yılında Milano Dükü tarafından Cosomodei Mecidi Nezdine atanmıştı. İlk
temsilcilere büyükelçi yerine mukim hatipler denilmekteydi. Yeniden doğuşu
simgeleyen Rönesans akımı ile birlikte de gelişen sosyal, ekonomik ve siyasal
hayatın sonucunda da sürekli diplomasinin doğduğu söylenebilir.Hititler ve Eski
Mısırlılar arasındaki yazışmalarla başlayan diplomasi, Yunan kültürü ile
kurumsal temellerini oluşturmuş, Roma ve Bizans’ta ki uygulamalarla gelişmiş ve
15. yy’da İtalyan şehir-devletleri ile süreklilik arz eden bir yapı olmuştur.


SÜREKLİ
DİPLOMASİ UYGULAMALARI


Sürekli diplomasi uygulamaları çerçevesinde 15. ve 16. yy’de
diplomasi uygulamaları, Machiavelli’nin diplomasi anlayışı, 17. ve 18. yy’de
diplomasi, Richelieu’nun Diplomasiye Katkısı ve çok yanlı diplomasi
uygulamalarına değinilmiştir.


 15. ve 16. Yüzyılda Diplomasi Uygulamaları


15. yüzyılın temel diplomatik kurallarını İtalyan-şehir devletleri
tarafından uygulandı. Bunun temel nedeni aralarında sürekli rekabet, savaş ve
çatışma tehlikesi bulunan çok sayıdaki İtalyan kent devletlerinin
yöneticilerinin, bu sürekli istikrarsızlık durumunu (unstable) giderecek temel
yolun kalıcı diplomatik kuralları bulunan sürekli diplomasinin olduğuna
inanmalarıdır. Bu güçsüz ve istikrarsız devletler güven temeline dayanan bir
diplomasi anlayışını geliştirememiştir. 15. yüzyılda protokol sorunlarına aşırı
önem verilirdi. Ayrıca önde gelme (precedence) sorunu bu yüzyıllar diğer bir
önemli sorunudur. Devlet başının temsilcisi olduğu için büyükelçiler hiçbir
devlet protokolde kendi ülkesinin elçisinin arkada olmasını ve uluslararası
anlaşmalarda kendi elçisinin imzasının kağıtta alt tarafta yer almasını
istemiyordu. Ayrıca 15. yy’da doruk diplomasi anlayışı ortaya çıktı elçilerin
yanı sıra devlet başkanları da ikili görüşmelere başladı.


 Machiavelli’nin Diplomasi
Anlayışı


 Rönesans döneminin ünlü düşünürü Niccolodi Bernardo
Machiavelli (1469-1527) 15 yılboyunca Floransa Cumhuriyeti’ndediplomat görevini
yapmıştır. Machiavelli iç işlerini ve savaşta dahil olmak üzere güvenlik
sorunlarını kapsayan sekreterlik görevin yanı sıra Onlar Kurulu’nun
sekreterliğini de üstlendi. (Onlar Kurulu, bir tür Bakanlar kurulu, Signoria
adını taşıyor ve dış işleri hizmetleri ile uğraşıyordu.) Fransa ile ortaya
çıkan sorunlar yüzünden dönemin Fransız lideri XII. Louis’le görüşmeler yaptı.
En ünlü yapıtı ‘’Prens’’ adlı kitabında gününün diplomasi
anlayışını aldatma, iki yüzlülük ve hile olarak nitelendirdi. Bu yüzden
diplomasi yıllarca kötü bir üne sahip olmuştur. Devletlerin varlığını silahlara
ve güce bağlayan Machiavelli uluslararası ilişkilerde var olan Realizmin temel
özelliklerini ortaya koymuş ve Realizm akımının temsilcisi olmuştur.


17. ve 18. Yüzyılda Diplomasi


 Bu yıllarda diplomasiye yön veren ve diplomasiyi
biçimlendirenler temel olarak Fransızlardı. 1789 Fransız İhtilali’ne kadar Fransızların
benimsediği diplomasi yolu tüm Avrupa’da yayılmıştır. Bunun oluşumuna en büyük
katkıyı Hugo Grotius ve Kardinal Richeliu yapmıştır. Hugo Grotius Savaş ve
Barış hukuku kitabının yazarıdır. Uluslararası hukukun korucusu ve doğa
yasasına dikkat çeken ilk kişidir.


Richelieu’nun Diplomasiye Katkısı


Richelieu, modern devlet sisteminin babasıdır. Raisond’état
(Devlet çıkarları,Durum açıklaması) kavramını o yarattı ve kendi ülkesinin
çıkarı için acımasızca kullandı. Onun gözetimi altında, raisond’état Fransız
politikasının temel ilkesi olarak Ortaçağ’ın evrensel moral değerlerinin yerini
aldı. Başlangıçta, Habsburgların Avrupa’ya egemen olmasını önlemeye çalıştı.
Fakat bıraktığı miras, bundan sonraki iki yüzyıl boyunca haleflerinde,
Avrupa’da Fransız üstünlüğünü kurma isteği uyandıran bir mirastı. Bu isteklerin
başarısızlığından önce yaşamın bir gerçeği, sonra da uluslararası ilişkileri
örgütleme sistemi olarak bir güç dengesi kavramı ortaya çıktı. Kardinal
Richelieu’nün diplomasi yönteminin gelişmesine katkısı çok olmuştur. Getirdiği
en önemli yenilik, dış politikanın yürütülmesinin tek bir bakanlığın eline
verilmesiydi. Kamuoyunun yürütülen diplomasiden haberli kılınması gerektiğine
inanıyordu ve bu bir ilkti.Diplomasinin Ad-hoc bir yönetim olmadığısürekli bir
etkinlik olduğugörüşünü savunuyor ve bunun amacının tesadüfî ya da fırsatçı
düzenlemelere gitmek değil, sağlam ve sürekli ilişkiler kurmak olduğunu
düşünüyordu.


Çok Yanlı Diplomasi


 17.yüzyıl diplomasinin belki de en önemli özelliği çok taraflı
diplomasinin bu dönemde ortaya çıkmasıdır. 17. ve 18. yüzyılın önemli
kongreleri ise detayları ile birlikte şöyle açıklanabilir;


Westphelia Kongresi


1648 Westphalia Kongresi İngiltere, Polonya, Danimarka ve Rus
Çarlığı dışında bütün Avrupa devletlerinin 1618-1648 30 Yıl Savaşları sürerken
düzenlenen çok aktörlü uluslararası anlaşmaların düzenlediği ilk büyük toplantı
olmuştur. Barış antlaşması niteliğini taşır. 2 ayrı şehirde yapılan Westphalia
Kongeresi önde-gelme sorununa güzel bir çözüm getirmiştir. Protestan ve Katolik
temsilciler farklı şehirlerde buluşmuşlardır. En önemli özelliklerinden biride
Avrupa’da daha önceki uluslararası toplantılar dini nitelikteyken, Westphalia
ise devlet, savaş ve iktidar sorunlarının tartışıldığı laik bir konferanstır.


 KarlofçaKongresi


 Westphalia Barış Antlaşmaları’ndan sonra uluslararası
sistemin yapısını etkileyen en önemli gelişme Karlofça Antlaşması olmuştur.
Amacı Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik, Polonya (Lehistan), Avusturya ve Rusya
arasındaki savaşa son vermekti. Karlofça Antlaşması, başarısızlıkla sonuçlanan
Osmanlı’nın “Hıristiyan” Avrupa’ya karşı başlattığı son büyük “Müslüman” seferi
olan 2. Viyana Kuşatması neticesinde 1699’da imzalanmıştır. Karlofça ile
Osmanlı, Avrupa karşısında sadece askeri açıdan değil, diplomatik açıdan da
duraklamaya başlamıştır. Zira Osmanlı Karlofça Antlaşması’yla ilk kez müzakere
ederek bir antlaşma imzalamış, Avrupa’ya karşı diplomatik üstünlüğünü
kaybetmiştir. Ayrıca Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu ilk kez genel bir
Avrupa Kongresine katılmıştır.


 Utrecht Kongresi


 1712 Utrech Kongresi 18. Yüzyılın diğer bir önemli
kongresidir. Bu kongrede de barış çalışmaları yapılmıştır. Fransa, İngiltere,
Hollanda, Prusya, Portekiz ve Sovyet Dukalığı’nın temsilcileri arasında
toplanmıştır.


20
Yüzyıla Kadar Uygulanan Diplomasinin Özellikleri


20.yüzyıla
kadar devletler arasındaki güç dengesizliği diplomaside de kendini belli
ediyordu. Diplomasi bu zamana kadar Avrupa Diplomasisi olarak algılanıyordu. Bu
döneme kadar Gizli Diplomaside varlığını sürekli hissettirmektedir. Tüm bunlar
o zamana kadar ki en önemli özelliklerdir. Devlet büyükleri hiç kimseye haber
vermeden istediklerini yapabilmekteydi. Hatta Birinci Dünya Savaşı’na giden
yolun nedenlerini, önemli ölçüde güçlü devletler arasındaki yapılan gizli
ittifaklar ve anlaşmalar ağında aramak gerekir.


 Kongreler Dönemi


 17.yüzyılda başlayan çok taraflı kongreler 19. Yüzyılda daha
sıkı görülmeye başlandı. Artık kongreler sadece savaşlardan sonra barış
görüşmeleri için değil ortak devletlerin sıkıntıları görüşmek için de yapıldı.


Viyana Kongresi (1814-1815)


 Avrupa tarihinde diplomatik esasları, milletlerarası
ilişkilerin düzenlenmesini tayin eden unsurlardan biri 1815’te cereyan eden
Viyana Kongresi’dir. Viyana Kongresi ile Napolyon’un darmadağın ettiği Avrupa
sınırları yeniden çizilmiştir. Viyana Kongresi sadece devlet temsilcileri yer
almadı. Gazete gibi özel kurumların temsilcileri de yer adı. Uluslararası
dayanışmaya ilham veren Viyana Kongresi daha sonra birçok organizasyon içinde
ilham kaynağı oldu. Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Millletler gibi. Kongereye
katılan tüm devletler ilk kez diplomasinin belirli bir yasal statüsü olduğunu
ve kuralları olan bir meslek olduğunu kabul etmiştir. Kongrede diplomatik
temsilcilikler üç sınıfa ayrıldı bunlar ilk olarak Büyükelçiler (legatus)
ikinci olarak hükümdar nezdinde gönderilen orta elçiler ve son olarak ta dış
işleri bakanlığı nezdinde maslahatgüzarlardır (Charged’affaires ad interim).


Avrupa Uyumu (Le Concert European)


Avrupa Uyumu, Viyana Kongresi’nden sonra yapılan konferansların
genel adıdır. Viyana Kongresi’nden sonra yapılan Kongrelerin ilki 1818
Aix-La-Chapelle Kongresidir.1815 Viyana Konferansı Tüzüğü’nün regülasyonundan
üç yıl sonra, 21 Kasım 1818’de, Avusturya, İngiltere, Fransa, Prusya ve Rusya
tarafından, orta elçi ve maslahatgüzarın arasına mukim elçi sınıfını dahil eden
düzenlemeyi içeren, Aix-la-Chapelle Protokolü imzalanmıştır. Sonuç olarak
diplomasi temsilcisi sınıfları; Büyükelçiler, legalar ve nonslar, hükümdarların
nezdinde gönderilen orta elçiler ve diğer temsilciler,mukim elçiler, dışişleri
bakanı nezdinde gönderilen maslahatgüzarlar şeklini almıştır.


 Aix-La-Chapelle Kongresinden sonra Avrupa Uyumu sistemi
içinde 1820’de Troppau, 1821’de Laibach, 1822’de Verona, 1856’da Paris, 1878’de
Berlin, 1906’da Algesiras, 1912’de Londra ve 1913’te Bükreş Kongre’si
gerçekleşmiştir. Paris Kongresi Avrupa Devletler Topluluğunun evrenselleşmesi
yönünde atılmış önemli bir adımdır. Osmanlı Devleti ilk kez Avrupalı devletlerle
eşit statüde bir uluslararası toplantıya katılmıştır. Osmanlı devleti bu
kongreyle Avrupa Hukuku içinde yer aldı. Berlin Kongresi de konferans tekniğine
yönelik birçok yenilik getirmiştir. Birden fazla ülkenin uyruğunda yer alan
kongre sekreterleri uygulaması gibi.


La Haye Barış Konferansları
(1899-1907)


La Haye Barış Konferansları Avrupa Uyumundan farklı bir yapıdadır.
La Haye Barış Konferansları diplomasinin Avrupa ile sınırlı kalışını kabul
etmeyip, evrensel olmasını dile getirmiş ayrıca büyük devlet küçük devlet
ayrımına gitmeden uluslararası sistemin devam etmesini dile getirmiştir. Ad hoc
diplomasi yerine de sürekli diplomasi anlayışını ilk defa benimsemiştir.
Uluslararası Soruşturma Komisyonları ilk kez 1899 tarihli La Haye
Sözleşmesi’nde düzenlenmiş ve 1907 tarihli La Haye Sözleşmesi ile geliştirilmiştir.
20. yüzyılın başlarında, insan hakları ihlallerinin önüne geçilebilmek amacıyla
La Haye Barış Görüşmeleri yapılmış olumlu gelişmeler sağlanmışsa da denetim
mekanizmasının kurulamamış olması nedeniyle, bu çalışmaların ardından gelen I.
ve II. Dünya Savaşlarında görülen vahşet engellenememiştir.


YENİ DİPLOMASİ


Birinci Dünya Savaşı eski diplomasi ile yeni diplomasiyi
birbirinden ayıran en temel olaydır. Yeni diplomasi de Birinci Dünya Savaşı’nın
en önemli sebebi olarak görülen gizli diplomasinin yerine açık diplomasi tercih
edilir. Yeni diplomasinin önemli özellikleri politikacıların eliyle
yürütülmesi, diplomasinin propagandaya dönüşmesi, basının diplomaside ki rolü
ve diplomaside artan sosyal ve ekonomik sorunların öneminin kavranmasıdır. Yeni
Diplomasinin en önemli aktörleri Wilson ve Lenin olmuştur.


Wilson’un Açık Diplomasi İlkesi


Woodrow Wilson Atlantik’i geçerek Avrupa’yı ziyaret eden ikinci
Amerikan başkanıdır. Özellikle Woodrow Wilson’ın 14 Nokta’sının (ilkelerinin)
ilk maddesi ile beraber diplomasi tekrar açık bir hal almaya başlamıştır.
Aslında “yeni diplomasi” olarak anılmaya başlayan bu açık diplomasi
türü birazda eski diplomasi olarak lanse edilen gizli diplomasiye tepki olarak
doğmuştur. Lakin bu yeni diplomasi açık sözleşmelerle beraber kamuoyuna
açıklanmayan gizli maddeleri de içermekteydi. Bu açıdan, aslında “açık
diplomasi, geçmişini anımsatan ama söz konusu geçmişi bir türlü tam olarak
yaşatamayan” bir masal gibiydi.Wilson açık diplomasinin gelişimi için de
Milletler Cemiyetine öncülük etti. Wilson Milletler Cemiyetinin kolektif
güvenlik anlayışına dayanacağını ve bir daha savaş olmayacağına inanıyordu.
Wilson’un düşüncelerinin aksine Uluslararası ortamda gerçekleşen çatışmalar
yüzünden Milletler Cemiyeti’nin ömrü uzun sürmedi ve yerini Birleşmiş
Milletlere bıraktı.


İletişimin ve Demokrasinin
Gelişimi


19.yüzyılın sonlarında bulunan telgraf ve daha sonraları bulunan
radyo ve telefon iletişim alanında çok büyük değişiklikler yarattı. Artık
diplomatlar hemen kendi ülke büyükleri ile ikili görüşme sağlayabiliyordu.
Ancak bu gelişmeler diplomatların sorumluluğunu azaltmamıştır. Ayrıca 18.
yüzyılın sonu ve on dokuzuncu yüzyılın başları bu anlamda “ideolojiler çağı”
olarak, işaretlendi: Fransız ve Amerika devrimleri, sosyalizm, komünizm,
liberalizm, tutuculuk, milliyetçilik gibi siyasal doktrinlerin veya “izmlerin”
yaygınlaşması gibi… Bu “izm”lerin yayılmasında artan gazete endüstrisinin ve
okuma yazmanın belli bir etkisi olmuştur.


 Vatandaşların oy hakkını kazanması, yasama organlarının
gücünün artması, basının hükümet yetkililerin politikalarını eleştirmede daha
fazla özgürlük elde etmesi diplomasiyi önemli ölçüde etkilemiştir. Diplomasinin
gelişimi Milletler Cemiyeti’nin kurulması ve uluslararası anlaşmaların yasama
organlarında onaylaması gerektiği diplomasiyi şekillendiren demokratik
hareketlerdir. Ayrıca çok büyük yıkım gücüne sahip olan silahların üretilmesi
de savaş olgusunu değiştirmiş ve toptan yok etme savaşlarının önüne
geçilmiştir.


Sosyalist Diplomasi


Sosyalist Diplomasi’nin kurucusu Lenin’dir. O da Wilson gibi açık
diplomasiyi savunmuştur. Lenin Çarlık Rusya’sı tarafından yapılan gizli
anlaşmaları kamuoyuna bildirtmiş. Bu eski dünyanın eski diplomasisi, açık ve
dürüst konuşmanın mümkün olmadığına inanır.Sözünü söylemiştir. Lenin ve Wilson
yeni güç dengesinin Avrupa sınırları dışına çıkmasını gerektiğine
inanmışlardır.Lenin barışın çözümünü devrimde görmüş Wilson’da 14 noktada
görmüştür. Sosyalist diplomasi dünya da ki düzenin komünist bir hal alması için
diplomasiye önem vermiş ve diplomasiyi bir propaganda aracı olarak görmüştür.


 Parlamenter (Çok-yanlı)
Diplomasi


 Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurulmasından sonra oluşan
yeni “örgütlü sistem” perspektifinden, milletlerarası sorunların bazı
uluslararası kuruluşlar aracılığıyla görüşülmesi “Parlamenter Diplomasi” olarak
adlandırılmıştır. Genel olarak Parlamenter Diplomasi’nin üç büyük kategorisi
vardır. Bunlar parlamenterler, siyasi partiler ve yerel, ulusal ve uluslararası
olabilen parlamentolardır. Tabi ki de parlamenterlerin seçimi ülkeye ve siyasi
siteme göre şekillenir.Özellikle de II. Dünya Savaşının ardından ortaya çıkan
BM’ye bağlı kuruluşlar ile Avrupa Birliği gibi teşkilatları, bu diplomaside
etkin bir konuma yükselmiştir. Diplomasi kitle iletişim araçlarıyla kamuya açık
yürütülür, önceden saptanmış yöntemler kullanılır ve kararlar oy çokluğuyla
alınır.


 Parlamenter Diplomasi’nin en önemli özelliklerden bir tanesi
devletlerarası sorunların taraflarının bir den çok devlet olmasıdır.
Parlamenter Diplomasi’nin uygulanış biçimleri uluslararası örgütlerde yer alan
sürekli temsilcilikler ve devletler tarafından uluslararası örgütlere atanan
delegasyonlar tarafından gerçekleşir. Bu kişilerin kendi ülkesinin ulusal
politikaların belirlenmesinde, kendi ülkesine karşı güzel etki uyandırarak
kamuoyu yaratmada ve bilgi toplamanın yanında ülkesini iyi temsil etme gibi
görevleri vardır.


KÜRESEL (POST-MODERN) DİPLOMASİ


Küreselleşme son zamanlarda sık kullanılan fakat küreselleşme
kavramını kullananların bile anlamı hala tam olarak belirlemediği bir terimdir.
Küreselleşme terimi İngilizceden gelmiştir. Küreselleşme terimi oluşan ekonomik
ve sosyal sistemin uluslararası ağını ifade eder.


Küreselleşen dünya ile birlikte hükümetler baskı ve çıkar
gruplarının baskılarına açık olmuş ve bu sayede insan hakları, cinsiyet
eşitliği ve yoksulluk gibi konular daha çok yer alacaktır. Dünyada hızla
yayılan teknoloji, eski dünyanın diplomasi anlayışında siyasal ve sosyal
çerçevesinin değişimine neden olmuştur. Küresel diplomasi yani 21. Yüzyıl
diplomasisi, yalnızca devletler ya da hükümetler arası bir diplomasi yöntemi
olmaktan çıkmıştır. Eski diplomasi metodundan farklı olarak; çok daha kapsamlı
açıdan kullanılan ve uygulanan bir tür ‘sivil toplum diplomasisi’ niteliğine
kavuşmuştur.Kısacası Küreselleşme ile birlikte iç ve dış politikadaki
farklılığın ortadan kaldırılması, devletler arasındaki sınırların aşılması,
uluslararası hukuk kurallarının benimsenmesi, sömürgeciliğin yerine karşılıklı
bağımlılık olgusu çerçevesinde sürekli iletişimin ve etkileşimin olması
inanılmaz bir duruma gelmiştir. Küresel Diplomasi de basının artan önemini ve
gelişen bilgi ağını da göz ardı etmemek gerekir.


 Küresel Diplomasi’nin aktörleri hükümet dışı kuruluşlar,
bölgesel kuruluşlar ve çok uluslu şirketlerdir. Küresel Diplomasi’nin en önemli
özellikleri kişisel diplomasiyi, ekonominin önemini ve ekonomik bağımlılığının
bilincini vurgulayıp diplomasinin kamuoyunun tutum ve davranışlarına göre
hareket edilmesini, sömürgeciliğin ortadan kaldırılması gerektiği ve insan
hakları gibi sorunlara da sessiz kalmayışıdır.


ÖNLEYİCİ
DİPLOMASİ


Önleyici diplomasi (preventive diplomacy) terimi ilk kez, BM genel
sekreteri Dag Hammarskjod’un 16 Haziran 1959 tarihli ‘’Yıllık Raporu’’un da yer
aldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi tarafından “önleyici diplomasi”
yoluyla barış ve güvenliği sağlamak ve Birleşmiş Milletler ile daha çok
işbirliği halinde çalışmak amacıyla nükleer silahlarını yaklaşık olarak yarıya
indirmek konusunda anlaşan ABD ve Rusya’ya ve başka ülkelere yönelik olarak 31
Ocak 1992′de ortaya atılan bir gündem ilkesidir. Önleyici diplomasi barışı
gerçekleştirme, barışı koruma ve insancıl amaçlar için kullanılır.
Görüşmelerde, iyi niyet, uzlaşı, hakemlik ve uzlaşı gibi yöntemler kullanılır.


 Aktif-önleme kısmen sorunludur, çünkü varsayım niteliğinde
bir önermeye dayanır (çatışmanın çıkacağı varsayımına). Çatışma hiç çıkmazsa,
bu pozitif kalınacak bir durum değildir. Öte yandan önleme daha fazla ilgi
çeker, çünkü herkes çatışma erkenden bastırıldığında çıkacak maddi harcamalar
ve çekilen eziyetin miktarı ile tamamen büyümüş bir çatışmanın masrafları
arasındaki farkı bilir, bir de üstelik ikincide çatışma sonrası yeniden
yapılanma masrafları vardır. Buna resmen önleme bile genel olarak çok geç
yapılır, çünkü yükselmekte olan çatışmalara erken müdahale etme mekanizmaları
henüz olgunlaşmamıştır.


SONUÇ


Devletler arasında gelişen diplomatik ilişkilerin çok eskilere
dayandığını MÖ. 1278’e kadar gittiğini hatta daha da eskilerde bile diplomatik
ilişkilerin var olduğunu gördük. Diplomasinin tarih boyunca bir gelişim içinde
olduğunu ve her geçen gün aktör sayısını arttırarak günümüzde önemli yer
aldığını da şahit olduk Diplomasi eskiden sadece devlet temsilcileri tarafından
uygulanırken günümüzde hükümetler arası örgütler, hükümet dışı örgütler ve çok
uluslu şirketlerin de bu temsilci grubuna dahil olduğunu söyledik.


 Açık diplomasi örnekleri Antik Yunan’da görülmesine rağmen
daha sonraları Birinci Dünya Savaşı’na kadar gizli diplomasi yürütülmüştür.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Wilson ve Lenin sayesinde açık diplomasi tekrar
önem kazansa da bu yeteri bir seviye de değildir. Eski çağlarda olan Ad-hoc
(geçici)diplomasi yöntemi de çok taraflı yani Parlamenter Diplomasi’nin
gelişimi ile yerini daha kalıcı temsilciliklere ve sürekli konferanslara
bırakmıştır. Diplomasinin sürekli bir hal almasında şüphesiz ki yukarda bilgi
verdiğimiz tüm konferansların çok önemli etkileri vardır.


 Diplomasi eskiden sadece barış amacıyla ve genellikle savaş
sonraları yapılırken zamanla bu sistem de yerini sadece barış odaklı olmayan ve
uluslararası ilişkilerde devletlerin ilişkilerini arttırmayı amaçlayan,
savaşların önceden öngörülüp önlenmesi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin
gelişmesi gibi amaçlarla hareket eden diplomatik faaliyetlere bırakmıştır.
Günümüzün küresel bir köy haline dönüşmesi ve ihtiyaç ve insan dış görünümünün
hemen hemen her yerde aynı olması da Küresel Diplomasi’nin etkin bir şekilde
kullanıldığını göstermektedir. 21. yüz yılda Küresel Diplomasi’nin yanında
Önleyici Diplomasi’de özellikle uluslararası kuruluşlar tarafından her ne kadar
etkin bir şekilde kullanılmaya çalışılsa da günümüzde oluşan çatışma ve
savaşların önüne geçmediği için eksikliklerini görmek çok zor değil.
Diplomasi’nin bu uzun sürede ki bu değişimi, insan hayatının değişimi,
teknolojinin gelişimi, demokratik sistemler, basının rolünün güçlenmesi gibi
olaylarda aramak gerekir.


Yusuf AVAR


Siyaset Bilimi ve Uluslararası
İlişkiler Bölümü 


Kahramanmaraş Sütçü İmam
Üniversitesi


1.     ACAR, D. Ş., 2006. ”Küreselleşen
Dünyada Diplomasi”, Sosyal Bilimler MeslekYüksekokulu Dergisi, Selçuk
Üniversitesi 9 (1-2), ss. 417-439.


2.     ALGANER, Y. veÇETİN, M., Ö., 2007.
”Avrupa’da Birlik ve Bütünleşme Hareketleri”, İ.İ.B.F Dergisi, Marmara
Üniversitesi, 2 (XXIII) ss. 285-309.


3.     ARI, T., 2001. Uluslararası
İlişkiler ve Dış Politika, Alfa Yayınları, İstanbul, 592s.


4.     AYTÜRK, N., 2015. Protokol
Bilgisi, Nobel Yayınları, İstanbul, 276s.


5.     BELL, D., 2007. ”The End of
Ideology”, İletişim, Kurum ve Araştırma Dergisi (24) ss. 281-293.


6.     BEYAZIT, Ö., 2011. ”La Haye
Uluslararası Ceza Mahkemesine Giden Süreçte Uluslar arası Ceza Yargılaması”,
Taad, 5 (1)ss. 309-338.


7.     CAMPBELL, D., 2015. ”Congress of
Vienna: EuropeanTerritories and SwissNeutrality”, Detrick, Congress of Vienna,
1815,The 2015 Greater WashingtonConferance on International Affairs, 11s.


8.     CUTERELA, S., 2012.
”Globalization: Definition, Processes and Concepts”, NationalDefense
University, Revista Română de Statisticăss. 137-146.


9.     ÇATAL, B., 2015. ”Küresel
Diplomasi: Prexenos’tan Dijital Diplomasiye”, YüksekLisans Tezi, Selçuk
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.


10.ERDEM, G., 2008. ”Osmanlı
İmparatorluğu’nda Sürekli Diplomasi’ye Geçiş Süreci”,Doktora Tezi,Ankara
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.


11.ERGÜVEN, N., S., 2016.
”Uluslararası Hukukun Tarihsel boyutuyla Diplomasinin Kurumsal Gelişim Süreci”,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7 (1) ss. 111-141.


12.ERKAN, S., 2010, ”Savaş ve Barış
Bağlamında XIX. Yüzyıl Uluslar arası İlişkileri’nin Özellikleri”, Sosyal
Bilimler Dergisi, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi, (22) ss. 93- 115.


13.FİOTT, D., 2011. ”On the Value of
Parliamentary Diplomacy”, Madariaga College of Europe Foundation, 7 (4) ss.
1-6.


14.GÜRBÜZ, M., V., 2002. ”Bir ideal,
Bir Amerikan Başkanı ve Onun Başarısızlığı:Başkan Wilson ve Milletler
Cemiyeti”, Ankara Üniversitesi TürkInkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu
Dergisi, 8 (29) ss.87-99.


15.HAMİLTON, K. ve LANGHORNE, R.,
2011. The Practice of DiplomacyRoutledge,Taylor and Francis Group, Oxon, 318s.


16.HETNE, B., 2008. ”Teoride ve
Pratikte Güvenliğin Bölgeselleşmesi”, Uluslararası İlişkiler, Akademik Dergi,
18 (5) ss. 87-106.


17.KİSSİNGER, H., ”Diplomasi” 1994.
Çev: İ. H.KURT, Kültür Yayınları, İstanbul, 939s.


18.KODAMAN, T. ve AKÇAY, E., Y., 2010
”Kuruluştan Yıkılışa Kadar Osmanlı Diplomasi Tarihi ve Türkiye’ye Bıraktığı
Miras”, SDÜ Fen EdebiyatFakültesi, SosyalBilimler Dergisi, (22), ss. 75-92.


19.LEİRA, H., 2016. ”A Conceptual
History of Diplomacy Bk-Sage-Consyanyinou”38s.


20.MACHİAVELLİ, N., ”Prens” 1532.
Çev: K. ATAKAY, Can Sanat Yayınları, İstanbul.160s.


21.NİCOLSON, H., 2001. ”The Evolution
of DiplomaticMethod”, Printed at Great Britain, Diplomatic Studies Programme
Centre for the Study of Diplomacy,University of Leicester, 93s.


22.ORALLI, L. E., 2014. ”Uluslar
arası Krizler ve Bağımsız Soruşturma Komisyonları” Güvenlik Bilimleri Dergisi,
3 (2) ss. 91-118.


23.ÖZDAL, B. ve JANE, M., ”La Ders
Ders’in Uluslararası Sistemin Yapısına Etkileri”, Akademik Bakış, 14 (7) ss.
215-245.


24.REICH, S., 1998. ”What is
Globalization?”,Kellogg Institue, The Helen kellog Institue for International
Students, Working Paper 261, 23s.


25.RONIT K., SCHNEIDER, V., (Ed.)
2000. ”Private Organizations in Global Politics”,Routledge/ECPR Studies in
European Political Science, London, 208s.


26.TUNCER, H., 1995. Eski ve Yeni
Diplomasi, Ümit Yayınları, Ankara, 155s.


27.TUNCER, H., 2009. Diplomasinin
Evrimi, Gizli Diplomasi’den Küresel Diplomasiye… Kaynak Yayınları, İstanbul,
288s.


28.UĞRASIZ, B., 2003. ”Uluslararası
İlişkilerde İki Farklı Yaklaşım:İdealizm ve Realizm”, Dokuz Eylül Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2 (5) ss. 139-145.


29.UYGUNLAR, A., 2007. ”Osmanlı
İmparatorluğu’nda Modern Diplomasi ve Murahhaslık Kurumu”, Yüksek Lisans Tezi,
Osman Gazi Üniversitesi, SosyalBilimler Enstitüsü, Eskişehir.


30.ÜNAL, U., 2003. Devletler Hukukuna
Giriş, Yetkin Yayınları, Ankara, 211s.


31.YIĞIT, V., 2005. ”1648 Vestefalya
Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar kiDönemde Uluslararası Sistemin
Dönüşümü”, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi,
Kayseri.


32.AVŞAR, B., 2014. ”Önleyici
Diplomasi”, http://www.tuicakademi.org/onleyici-diplomasi/
(03.11.2016)


33.ORTAYLI, İ., 2013. ”200. Yılına
doğru Viyana Kongresi”http://www.milliyet.com.tr/200-yilina-dogru-viyana-kongresi/ilber-
ortayli/pazar/yazardetay/15.09.2013/1763688/default.html (08.11.2016).


34.TÖREN,
D., 2011. ”Diplomasi ve Tarih Boyunca Geçirdiği Evrim” http://www.tuicakademi.org/diplomasi-ve-tarih-boyunca-gecirdigi-evrim/(31.10.2016)



Devletler
Arası İlişkilerin Gelişimi ve Diplomasi Tarihi
yazısı ilk önce TUİÇ Akademi üzerinde ortaya çıktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet