Darbeler, çatışmalar, gizli
anlaşmalar : ABD-İran ilişkilerinin son 50 yılı


Son güncelleme:


On
yıllardır diplomatik ilişkiye sahip olmayan ve her fırsatta birbirini terörist
olarak tanımlayan Amerika Birleşik Devletleri ile İran yönetimlerinin General Kasım
Süleymani’
nin Bağdat’ta öldürülmesinin
ardından nasıl tepki verecekleri merak konusu.

Washington ile Tahran, Hürmüz Boğazı’nda
yaşanan gemi saldırılarının ardından karşı karşıya gelmişti. Hürmüz Boğazı’nda
2019’un 13 Haziranı’nda meydana gelen petrol gemisi yangınları ve ABD’nin
olaydan İran’ı sorumlu tutması, Washington – Tahran hattında var olan mevcut
gerilimin daha da tırmanmasına neden oldu.


İki ülkenin yarım asrı aşkın bir süredir
fikir ayrılığı yaşaması, karşılıklı tehditler savurması ve zaman zaman savaşın
eşiğine gelmesine neden olan meselelerin başında ‘İran’ın teröre destek verdiği
iddiası, 444 gün süren rehine krizi, 1953 darbesi ile demokratik yollardan
seçilen Muhammed Musaddık hükümetinin devrilmesi, İran’ın nükleer programı,
Irak – İran savaşında Saddam’a destek verilmesi, İsrail’in varlığı ya da
haritadan silinmesi, ABD’nin ekonomik yaptırımları ve enerji yolu güvenliği’
gibi konular geliyor.



İşte gergin bir seyir izleyen iki ülke
ilişkilerinde iz bırakan olaylar silsilesinden bazıları;


1953: Musaddık hükümetinin CIA destekli
darbe ile devrilmesi


ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA),
İngiliz istihbaratı ile koordineli olarak İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ı
devirdi. Demokratik seçimlerin ardından iktidara gelen Musaddık’ın darbeci
subaylar tarafından devrilmesinin ardından otoriter yönetimiyle bilinen ABD
yanlısı Şah Rıza Pehlevi göreve getirildi.


ABD’de 2000 yılında dönemin Dışişleri
Bakanı Madeleine Albright, yaptığı bir konuşmada, ülkesinin demokratik olarak
seçilmiş Başbakan Musaddık’ın darbeyle devrilmesindeki rolünden dolayı özür
diledi. Ancak İran rejimi söz konusu özür konuşmasını kınamakla yetindi.


1957: ABD – İran nükleer anlaşması imzaladı


Şah Rıza Pehlevi yönetimindeki İran,
Washington’la 5 Mart 1957’de “Barış için Atom” politikası kapsamında
sivil amaçlı atom enerjisi kullanımına ilişkin nükleer anlaşma imzaladı.


1979: İran nükleer anlaşmayı iptal etti


Pehlevi döneminin son başbakanı Şahpur
Bahtiyar, 29 Ocak 1979’da yaptığı açıklama ile ABD ile yapılan 6.2 milyar dolar
değerindeki 2 nükleer santralın anlaşmasını iptal ettiğini duyurdu. Bahtiyar’ın
görevi bu açıklamadan 13 gün sonra sona erdi. Eski başbakan daha sonra Paris’te
kaldığı evde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.


1979 – 1981: Rehine Krizi


İran İslam Devrimi’nden kısa süre sonra, 4
Kasım 1979’da ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’ni basan rejim destekli İranlı
öğrenciler, 52 diplomatı rehin aldı. Başkan Ronald Reagan ile İran arasında
görüşmeler yapıldı. ABD, baskıyı arttırmak için İran’dan petrol ithalatını
askıya aldı ve İran’a ait milyarlarca dolar donduruldu. Modern tarihin en uzun
süreli diplomatik rehine krizi olarak kayıtlara geçen hadisede Amerikalı
diplomatlar, Cezayir Anlaşması kapsamında 444 gün sonra, 20 Ocak 1981’de
serbest bırakıldı. Washington, diplomatların serbest bırakılması karşılığında
İran siyasetine müdahale etmeme sözü verdi.


1985 – 1986 İran-Kontra Skandalı


ABD, Lübnan merkezli, İran yanlısı Şii
Hizbullah örgütü gerillaları tarafından kaçırılan Amerikalı rehineleri
kurtarmak için İran’la karmaşık bir anlaşma çerçevesinde gizli görüşmeler
gerçekleştirdi. Anlaşma, İsrail üzerinden Amerikan yapımı tanksavar füzeleri,
F-14 savaş uçağı yedek parçaları ve diğer silahların teslimatına karşılık
İran’ın Hizbullah üzerindeki nüfuzunu kullanarak ABD’li rehineleri serbest
bıraktırmasını içeriyordu. Ayrıca ABD’nin talebiyle İran’ın Nikaragua’daki
anti-Komünist (Kontra) gerillalara para göndermesi istendi. Washington – Tahran
hattındaki 3 yönlü gizli anlaşma ortaya çıktı. Başkan Ronald Reagan zor durumda
kaldı. Reagan önce reddettiği anlaşmayı daha sonra televizyonda kabul etmek
zorunda kaldı. İran, Amerika kamuoyunda ABD’yi masaya oturtmak için Hizbullah’ı
kullanarak adam kaçırmakla suçlandı.


1980 – 1988 İran Irak Savaşı


İran – Irak Savaşı, 22 Eylül 1980’de
Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ın, komşusu İran’ın Abadan ve Hürremşehr
kentlerine saldırmasıyla patlak verdi. Sekiz yıl süren, galibi olmayan ve en az
1 milyon insanın hayatını kaybettiği savaş boyunca ABD, İran’a karşı Irak’ın
yanında yer aldı. İsrail ise İran’ı destekledi. Savaşta Suriye ve Libya hariç
tüm Arap ülkeleri Irak’ın yanında yer aldı.


ABD’nin desteğini arkasına alan Saddam,
Sovyetler Birliği’ne yakınlaşan Humeyni’nin “Dünya mazlumları istibdat ve
diktatörlüğe karşı ayaklanmalıdır” sloganının tehlike arz ettiğini ve
İran’ın devrimini Irak’a da ihraç etme niyetinde olduğu tezini savundu. İran’ın
bu amaçla Lübnan’da Hizbullah, Filistin’de de İslami Cihad gibi örgütlerin
kurulmasına öncülük ettiğini dile getirdi.


1988: Basra Körfezi gerginliği


Amerikan savaş gemileri, Basra Körfezi’nde
İran’a ait bir fırkateyni batırdı. Ayrıca ABD, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki iki
İran petrol platformunu bombaladı.


Misillemede bulunan İran, ABD’ye ait USS
Samuel B. Roberts fırkateynine mayın saldırısı ile karşılık verdi.


Birkaç ay sonra ABD Donanması, 290 kişinin
bulunduğu bir İran yolcu uçağını ‘yanlışlıkla’ düşürdü. ABD hükümeti, uçağın
savaş jeti olarak yanlış anlaşıldığını bildirdi ancak özür dilemeyi reddetti.


2003: Irak’ın işgali


George Bush yönetimindeki ABD, kimyasal
silahlara sahip olduğu iddiasıyla Irak’a savaş açtı. Tahran yönetimi, ezeli
düşmanı Saddam’ın görevden uzaklaştırılması için sessiz kalarak ABD’ye dolaylı
destek verdi. Ancak nüfusunun yüzde 60’ı Şii olan ülkede, Tahran ile Washington
arasında savaşın başından bu yana nüfuz çatışması yaşanıyor.


2011: Suriye iç savaşı


Arap Baharı olarak adlandırılan kitlesel
halk hareketlerinin Suriye’de başlaması ve kısa süre içerisinde silahlı
çatışmaya dönüşmesi ile birlikte İran, bölgede aktif rol aldı. Suriye Devlet
Başkanı Beşşar Esad’ın en güçlü destekçisi konumundaki İran, müttefiki Rusya
gibi doğrudan müdahale etmese de gerek Hizbullah gibi silahlı Şii milis
grupları örgütleyerek gerekse lojistik destek sağlayarak savaşın seyrini
değiştirdi.


Bu süre zarfında İsrail, İran’la
bağlantılı hedeflere sık sık hava saldırıları düzenledi. ABD de İran’ın bu
ülkedeki varlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.


2015: Yemen iç savaşı


Yönetim karşıtı toplumsal halk
hareketlerinin isyana, ardından iç savaşa dönüştüğü bir başka ülke olan
Yemen’de de İran ile ABD karşıt cephelerde yer alıyor. Washington, Suudi
Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nu desteklerken İran, başkent Sana
dahil önemli büyük kentlerin kontrolünü elinde tutan Şii Husilerin yanında yer
alıyor. On binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin mülteci
durumuna düştüğü savaşta taraflardan herhangi birisi ilerleme sağlanamıyor.


2018: Trump, nükleer anlaşmadan çekildi


ABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs 2018’de,
eski Başkan Barack Obama döneminde 2015’te İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan
çekildiğini açıkladı. Trump daha sonra İran’a yönelik enerji sektörünü de içine
alan ağır yaptırımları yeniden hayata geçirdi.


2019: İran Devrim Muhafızları ordusu terör
listesine alındı


Başkan Trump, nisan ayında İran Devrim
Muhafızları Ordusu’nu terör örgütü olarak tanıdığını duyurdu.
Washington böylece ilk kez bir ülkenin askeri gücünü terör örgütü olarak
nitelemiş oldu.


Bu kararın hemen ardından İran Milli
Güvenlik Yüksek Konseyi, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nı (CENTCOM) terör
örgütleri listesine aldı. Milli Güvenlik Konseyinden yapılan açıklamada, ABD
hükümeti “terörizmin destekçisi” olarak nitelendirildi, ABD Merkez
Kuvvetlerinin (CENTCOM) ve onunla bağlantılı güçlerin terör örgütleri listesine
alındığı belirtildi.


‘İran rejiminin varoluş felsefesi, ABD
karşıtlığı üzerine’


Orta Doğu uzmanları, İran’daki mevcut
yönetimin varoluş felsefesini ABD karşıtlığı üzerine bina ettiğini belirterek,
Washington’la yaşanan her gerilimin molla rejiminin işine yaradığını dile
getiriyor. Yine uzmanlar, ABD’nin de İran’la yaşanan gerilimin ardından petrol
zengini Körfez ülkelerine
silah satma fırsatı yakaladığını belirtiyor.


Rusya ile paralel bir siyaset izleyen İran
yönetimi, Yemen’den Suriye’ye, Körfez’den Filistin, Lübnan Irak ve Afganistan’a
kadar birçok noktada ABD karşıtı vekalet savaşı veriyor.