BÜROKRASİ & DEVLET KURUMLARI & EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ & BAŞKANLIK & TBMMM

ARSLAN BULUT : BÜYÜKELÇİ OLMAK İÇİN YENİ KRİTERLER !!!


24 Şubat 2020


Dışişleri Bakanlığı’na göre “Büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ve akredite edildiği
ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Cumhurbaşkanını temsil eder.
Büyükelçi, görev yaptığı ülkede büyükelçiliğe bağlı tüm birimlerin
amiridir.”


Büyükelçiye devlet başkanı tarafından bir “güven mektubu” verilir. Görevlendirildiği ülkenin devlet
başkanına bu mektubu resmi törenle sunar ve ancak ondan sonra göreve başlamış
sayılır.


Alman tanımına göre, “Büyükelçi, Almanya’nın
gözü, kulağı ve ağzıdır.


AKP iktidarı ise mevcut Dışişleri personelini “monşer”
kabul ettiği için büyükelçi olarak dışarıdan atamalar yapmaktadır. Son
atamalara bakıldığında büyükelçi olmak için AKP iktidarının yeni kriterler
geliştirdiği anlaşılmaktadır.


***


Meselâ, ülkesinde bir cinayetten yargılanırken yurt
dışına kaçmış olmak, vatandaşlıktan kendi isteğiyle çıkmış olmak, erkek adaylar
için askerliğini yapmamış olmak, Türkleri Ermeni soykırımı yapmış olmakla
suçlamak, yeni kriterler arasındadır.


Yine rüşvet almakla suçlanırken bakanlıktan istifa
etmiş olmak, iktidarın soruşturma izni vermemesi sonucu şimdilik paçayı
kurtarmış olmak da büyükelçi olmak için geçerli niteliklerdir.


Tek tek atamalar incelendiğinde başka kriterler de
tespit edilebilir elbette.


Viyana Büyükelçisi olarak atanan Ozan Ceyhun’un, 1977
yılında İstanbul’daki Adana Erkek Öğrenci Yurdu’nu uzun namlulu silahlarla
taradıktan sonra bombalamakla ve Mustafa Erol adlı ülkücünün şehit olmasına yol
açmakla suçlandığı, olayın hemen ardından Avusturya’ya kaçtığı, hakkında
kırmızı bülten çıkartıldığı, gıyabında idam cezasıyla yargılanırken zaman
aşımından davasının düştüğü bilinmektedir. Alman milletvekili olarak, Alman
parlamentosundan, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığına dair karar çıkarmaya
çalıştığı, Türk vatandaşlığından çıktığı, dolayısıyla askerlik de yapmadığı ama
AKP’den milletvekili adayı olabildiği bilinmektedir.


İşte böyle bir kişiye Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı’nın “güven mektubu” vermesi, önemli bir ölçü
değil midir? Böyle bir kişinin güven mektubunu Avusturya Cumhurbaşkanı nasıl
kabul edecek?


***


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir taraftan da
Türkiye’nin ekonomiden teröre kadar birçok alanda yeni bir istiklâl harbi
verdiğini söylüyor…


Erdoğan, “Ülkemizde
Gezi’den sonra yaşanan hiçbir hadise, tabii mecrasında gelişerek ortaya
çıkmamıştır. Hepsinin gerisinde bir senaryo, tuzak vardır”
dedi.


Türkiye’nin Suriye ve Libya politikalarının bir macera
ya da keyfe keder bir tercih olmadığını söyleyen Erdoğan, “Bugün
Suriye, Libya, Akdeniz ve genel olarak bölgemizde vermekten kaçındığımız her
mücadele, yarın bize daha ağır bir faturayla geri döner”
diye konuştu.


Erdoğan, bu mücadelede Türkiye ile diğer güçlerin
çıkarlarının zaman zaman çatıştığını belirterek, “Hamdolsun
Türkiye’nin gücü ve kapasitesi bağımsız siyaset izlemeye yeterlidir. Gerekirse
tek başımıza adımlar atarak ülkemizi doğru hedeflerine götürmeye çalışıyoruz.
Artık Türkiye’nin gücü ve kapasitesi, bağımsız siyaset izlemeye ve bunu sahada
hayata geçirmeye yeterlidir. Hem siyasette hem diplomaside, gerektiğinde askeri
gücümüzü en üst düzeyde kullanıyoruz. Sahada ve masada tüm imkânlarımızı
seferber ediyoruz. Netice almayı başardık. Bugün sıkıntı yaşadığımız noktaları
sebebinin geçmişte güçlü duruş sergilenmemesinden kaynaklandığını
görüyoruz”
ifadelerini kullandı.


Erdoğan, “Türkiye,
Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de mücadele verirken, hiçbir dayanağı olmayan
tartışmalarla Türkiye’nin enerjisi heba edilmek isteniyor. Bu oyunlara
gelmeyeceğiz. İşimize bakacağız. Boş tartışmalarla geçirilecek tek bir anımız
bile yok. Asıl işlerimize dört elle sarılacağız. Ama meydanı da bunlara
bırakmayacağız”
dedi.


Peki ama Türkiye diplomatik alanda, Ozan
Ceyhun veya Egemen Bağış gibi kişilerle mi istiklâl savaşı verecek ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir