DİN & DİYANET & ATEİZM & İSLAM DÜNYASI

Zeki Sarıhan : Vaazlar-3 & DİNLER ÜSTÜNE

(Bu vaazlar akla,
mantığa, bilime aykırı görüşler içermez. Din, dil, ırk, mezhep ve cins farkı
gözetmez. Kalp ve beyin sağlığına uygundur. Sorulara ve yorumlamaya açıktır. )

Ey insanlar!

İktidara gelmek ve ne pahasına olursa olsun
iktidarda kalmak için din duygularının istismarı günümüzde Türkiye’nin en önemli
sorunlardan biridir.

İnsanlığın kültürel varlığı içinde dinin önemli
bir yer tuttuğunu Hıristiyan dünyasında kiliselerin, Müslüman dünyasında
camilerin, Güney Asya’da Budist tapınaklarının en görkemli yapılar olmasından
da anlıyoruz. Ezan ve çan sesleri belli aralıklarla inananları ibadete
çağırıyor. Bu ihtiyaç nerden doğuyor, geçmişi ve geleceği nedir? Bu konuyu
geniş bir görüş açısıyla ve kendi inançlarımızın taassubuna kapılmadan ele
almak zorundayız.

Şurası açıktır ki, din, insan soyunu hayvanlardan
ayıran önemli bir buluştur ve soyutlama yeteneğinin gelişmesiyle ilgilidir.
İnsanları bir yaratıcıya inanmaya sevk eden en önemli sebep ölümün
kaçınılmazlığıdır. Bu evren niçin vardır, nerden gelmiş, nereye gitmekteyiz?  Bu fizikî âlemin şaşmaz döngüsünü ayarlayan
kuvvet nedir? Öldükten sonra yok mu olacağız?

Bu sorulara yanıt bulma ihtiyacı üstün bir
yaratıcıya tapınmayı ortaya çıkardı. Önce güneş, ay, dağ, nehir gibi varlıklara
tapındık, bazı hayvanları kutsallaştırdık. Onları temsil eden putlar ve tapınaklar
yaptık. Toprağa yerleşip tarım yapmaya başlayınca kabileden devlete
geçtik.  Tanrılarımız çoğaldı. Nil
vadisinin bereketli toprakları üzerinde erken bir tarih sayılması gereken MÖ
1.200 yıllarında tek tanrılı bir din ortaya çıktı ve bu Ortadoğu dinlerine
kaynaklık etti. Buralara uzak diyarlarda başka dinlerin varlığını da hesaba
katmak gerekir. Dinler ortaya çıktıkları dönemlerde bu dünyadaki ortak yaşam
için konulan kuralların bütünüdür. Bir bakıma ilk çağ anayasalarıdır.

Dinlerin ortak özelliği, evrenin sonsuzluğu,
yaratıcılığı ve ölüm karşısında atalarımızın çözüm bulamadığı sorunlara yanıt
vererek onları rahatlatmasıdır. Bir Budist tapınağında avuçlarını birleştirip
çenesinin altına götüren, bir kilisede İsa ve Meryem tablosunun önünde haç çıkaran
veya camide mihraba yönelip secde eden Müslüman, aynı duygular içindedir.
İnanan bir kişi bu akıl almaz düzenin sahibine karşı görevini yaptığı
inancındadır. Bu en büyük kudretin yasalarına karşı günah işlemişse
bağışlanmasını ister ve bunlarla mutlu olur.

İyi veya kötü bir insan olmak, bir dine inanmak
veya inanmamakla ilgili değildir. Çünkü insanlara zulmeden, onların yaşama
hakkını bile ortadan kaldıran insanlar, inananlar arasından çıktığı gibi,
inanmayanlar arasından da çıkıyor. Dolayısıyla iyi insan olabilmek için din
değiştirmek veya dinlerin dışına çıkmak çözüm değildir. İyi bir insan olabilmek
için savaşlara, sömürüye, insanlar arasında eşitsizliğe karşı çıkmak ve bunlara
dayanan bir toplumsal sistemi savunmak gerekir.

LAİK YASALAR VE DİN

Zaman içinde dine dayanan yasalarının yerini
toplumsal geleneklerden ve yeni ortaya çıkan ilişkilere yanıt veren laik
yasalar almaya başladı. Devlet işleri bu yasalarla görülmeye başlanıp din
vicdanla ilgili bir kurum halinde kaldı. Dünyada artık dinle yönetilen bir
devlet yok. Ancak, etkisi azalsa da din varlığını koruyor. 

Dindarları bekleyen en büyük tehlike, kendi
dinlerinin, mezheplerinin  dışında kalan
inanç sistemlerine karşı hoşgörülü olmak yerine, onlara karşı düşmanlık
beslemeleri ve tahammülsüzlüktür. Tarih boyunca bu düşmanlık savaşlara ve
yağmalara, zulümlere de gerekçe yapıldı. Başka dine mensup olanları kendi
dinine çevirme çabası olan misyonerlik günümüzde de sürüyor. Savaşların asıl
nedeni dünyevi olduğundan bütün insanlar tek bir dinde birleşseler de aç
gözlülük ve tahakküm isteği sürdükçe savaşların devam edeceği ve insanlığın
barışa kavuşamayacağını Hıristiyan ve İslam ülkeleri arasındaki savaşlar
gösteriyor.

Bir dini en iyi anlayanlar, ona gözü kapalı
inanan cemaati değil, dini tarihsel ve sosyolojik bir kurum olarak bilimsel
ölçülerle değerlendirenlerdir. Dini doğuran tarihi şartlar nelerdir? Bu din,
kendisinden önceki dinlerden ve inançlardan neler almıştır? İnsanlığın kültürel
evriminde ne ifade etmektedir? Kendisinden sonraki inançları nasıl
etkilemiştir? Bu yöntemin adı tarihsel materyalizmdir.

Tek Tanrılı dinler, muhtemelen öteki inanç
sistemleri de, düzeni bozulmuş, ilerleme yolları tıkanmış toplumlarda bir yeni
sistem arayışı sonucu ortaya çıkmış ve onların kutsal kitaplarında da görüleceği
üzere zulme, aşırı sömürüye karşı çıkanlarca kurulmuştur. Hepsi, zamanın
egemenleri tarafından reddedilmiştir. Musa’nın Yahudi toplumunu Firavunlar
idaresinden çekip çıkarması, İsa’nın Roma zulmü altındaki Filistin’de Yahudi
toplumunun Roma işbirlikçisi haline gelmesi, Muhammed’in kabileler anarşisi
içindeki Hicaz’da kurallara dayanan ve güvenlik sağlayan bir düzen kurmak
istemesi bunun kanıtıdır. Dinlerin hepsi, kuruldukları dönemin koşullarını,
kavramlarını içerir. Bunları küçümsemek, alaya almak,, bugünkü bilimsel
gelişmeler karşısında ne kadar geri olduklarını söylemek dünyayı ve insanları
bilimsel süzgeçten geçirerek değerlendiren insanların yapacağı bir şey
değildir.

GÜNÜMÜZÜN NEMRUTLARI

Dinler, bir süre sonra toplumun egemen
sınıflarınca da kabullenilerek, onların toplumu yönetme ve baskı altın alma
aracı haline getirilmişlerdir. Yaklaşık üç yüz yıl yasaklı kaldıktan sonra
Hıristiyanlığın Roma imparatorları tarafından resmi din haline getirilmesi ve
bu din yoluyla hükümranlıklarını sürdürmesi bunun en belirgin örneğidir.

Bir dindar için en büyük talihsizlik, kişisel
veya sınıfsal hâkimiyet için dinini kullananlara alet olmasıdır. Bunu toplumlar
defalarca yaşadı. Bilinçsiz dindar kitleler, bazı krallar, şahlar, çarlar,
şeyhler, imparatorlar ve benzer adlar taşıyan hâkimler tarafından kullanıldı ve
bu durum günümüzde de ne yazık ki devam ediyor. Günümüzde dini kullanarak
ilerici düşüncelere karşı çıkan ve devrimcilere eziyet çektiren bir yönetici
dünkü firavunlar ve Hazreti İbrahim’i ateşe atan Nemrut’un soyundandırlar. (2 Nisan 2018)




































































Zekisarihan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir