Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

TIBBIYELİ HİKMET :
OSMANLI ZAMANINDA DA EZAN TÜRKÇE OKUNMUŞTU

Din istismarcılarının, siyasal islamcı ve Atatürk
düşmanlarının her zaman ileri sürdüğü tez “Atatürk devrimlerinin islam
karşıtı olduğu” ve Cumhuriyetin “dinsizlik rejimi” olduğudur.
Hatta bu konuda o kadar iler gidiyorlar ki İngilizlerin bizi dinden uzaklaştırmak
için Cumhuriyeti kurdurduğu, aslında kurtuluş savaşının hiç olmadığını tek
amaçlarının islamı yok etmek olduğu iddiasını bile söylüyorlar. Bunun tek
nedeni şeriat megalomanlığıdır. Bu hastalıklı ruh hali tüm Atatürk düşmanı
şeriatçı kesimde vardır. Onlara göre islam o kadar mükemmel bir dindir ki
müslüman olmayan herkes islamı kıskanır tehlikeli görür yok etmek ister.
Sanırsın ki dünyanın en güçlü ülkeleri müslüman ülkeler ve bu gücün temelinde
islam var bu yüzden tüm dünya islamı elimizden alıp bizi güçsüz bırakmak
istiyor. Ne kadar mantıklı bilimsel bir tarih tezi değil mi?




Atatürk düşmanı tayfanın istismar ettiği konulardan birisi
de Türkçe ezan konusudur. Yobaz tezine göre Atatürk din düşmanı olduğu için
ezanı Türkçeye çevirmiştir. Bazen daha da abartıp şöyle bir iddia ortaya
atıyorlar. Atatürk ezanı Türkçeye çevirirken “felah” kelimesine
dokunmamış. Bilin bakalım neden? Efendim felahın anlamı kurtuluş demekmiş eğer
“haydi kurtuluşa” diye okunursa insanlar kurtuluşu namazda görüp
camiye gidermiş. Atatürk bunu istemediği için “felah” kelimesine
dokunmamış. Şaka sanıyorsunuz değil mi? Şaka gibi ama gerçek. İnanmıyor
musunuz? Buyrun izleyin o zaman.

Ne kadar güzel bir video değil mi? Gizemli bir hava katmak
için gerilimli bir müzik. Neden çevrilmemiş biliyor musunuz? diye bir soru ve
müthiş final. Bunu izleyince hemen aydınlandınız değil mi? Meğer bizi nasıl
uyutmuşlar

Bu saçmalıkları bir kenara bırakıp konuya dönelim.
Öncelikle ezan ne demektir sorusundan başlayalım. Ezan duyuru demektir. Hz.
Muhammed zamanında müslümanları namaza çağırmak için nasıl bir çağrı yapılması
konusu düşünülmüştür. Önce boruyla çağırmayı teklif edenler olmuş reddedilmiş
sonra hristiyanlar gibi çan sesiyle çağrılmasını teklif edenler olmuş
reddedilmiş ve sonunda Hz Muhammed, Hz. Ömer ve Abdullah bin Zeyd’in görüşünü
kabul edip insan sesi üzerinde karar kılmıştır. İlk ezanı ise Etiyopyalı Bilal
Habeşi okumuştur. İlk ezanı Bilal’in okuması manidardır. Yıllardır köle olarak
satılan bir siyahi müslümanları namaza çağırmıştır.

Görüldüğü gibi Ezanın ortaya çıkışı tamamen
“ihtiyaç”tır. Herhangi bir ayet ya da ibadet değildir. Müslümanları
namaza çağırmak için Hz. Muhammed’in çevresiyle görüşüp karar verdiği bir
meseledir. O günün koşullarında bulunan bir çözümdür. Ezan konusuna bu açıdan
bakmazsak hiçbir zaman doğru bir tartışma yapamayız. Ezanın bir ibadet
olmadığını, bir çağrı olduğunu ve tamamen dünyevi bir metin olduğunu unutmamak
gerekir.

Ezanın tarihçesini ve dini değerini kısaca anlattıktan
sonra şu soruyu sormak istiyorum. Ezan ilk kez Cumhuriyet zamanında mı Türkçe
okunmuştur? Cumhuriyetten önce Ezanın türkçeleştirilmesi düşünülmemiş midir?
Türkçe Ezanı ilk kez Atatürk mü düşünmüştür? Şunu bilmeliyiz ki Cumhuriyet
zamanında yapılan devrimlerin kökleri Osmanlıya dayanır. Hiçbir devrim bir kaç
yılda bir anda ya da bir günde yapılmamıştır. Tüm devrimler 100 yıllık
meselelerin bir sonucudur. Cumhuriyetin başarısı Osmanlı zamanında düşünülen
tartışılan devrimleri hayata geçirme cesareti ve başarısı göstermesidir.
Atatürk bu devrimleri gökten vahiy inmiş gibi gerçekleştirmedi. Kendisi de
Osmanlı’nın son dönem kuşağının bir bireyiydi ve döneminin tartışmalarına
herkes gibi kafa yordu düşündü. Cumhuriyet zamanında da bunları gerçekleştirdi.
Atatürk devrimlerini konuşurken bunu unutmamalıyız. Yok efendim bir gecede
cahil bırakıldık gibi palavralar artık çok güdük kalıyor. İnsanlar yavaş yavaş
gerçekleri öğreniyor.

İlk Türkçe ezan tartışmaları 19. yüzyılda tanzimat sonrası
yapılmıştır. Tanzimat döneminin Osmanlı aydını her konuda olduğu gibi ezan
konusunda da kafa yormuş ve ezanın Türkçeleştirilmesi konusunu tartışmıştır. Bu
tartışmanın önemli isimlerinden biri batılılaşma öncülerinden Ali Suavidir.

II. Abdülhamit tarafından Galatasaray Mektebi Sutanisi
Müdürlüğüne getirilen Ali Suavi bu dönemde Beyazıt ve Ayasofya camilerinin
kürsülerinden halka halkın diliyle onların anlayacağı şekilde hutbeler
okumuştur. Ali Suavi her zaman Türkçenin özgürleştirilmesini
savunmuştur.yayımlamakta olduğu “Ulûm” gazetesinde (2 ve 3 ncü
sayılarında) “Lisan ve hatt-ı Turkî” adlı etüdünde, Müslümanlara göre
en mükemmel dil sayılan Arapçayı eleştirmiştir . Dil konusunda hutbelerin,
namaz surelerinin Türkçeleştirilmesi gerektiğini hatta Türkçe namaz bile kılınabileceğini
savunmuştur. Bu konuda İmamı Azam Ebu Hanife’nin her milletin kuranı kendi
diline tercüme ederek ibadet edebileceği fetvasını delil olarak göstermiştir.

Bir şeriat devleti olduğu söylenen Osmanlı zamanında
ezanın, hutbenin hatta namazın bile Türkçeleştirilmesi gerektiğini savunulmuş,
tartışılmış, düşünülmüştür. Ezanın Türkçeleştirilmesi sadece düşüncede kalmamış
uygulamaya da konulmuştur. Yanlış duymadınız. İlk Türkçe ezan Osmanlı zamanında
okunmuştur. 1885 yılında İstanbul’u ziyaret eden Macar edebiyatçı İgnaz Kunoş
1926 yılında İstanbul Üniversitesinde verdiği konferansta ilk Türkçe ezanın
Osmanlı zamanında okunduğunu şu şekilde ifade etmiştir:

“Gel Şehzadebaşı’ndakı sakin kahveler.
Direklerarasındaki kıraathaneler… Biri söylerse öbürü dinler. Akşam da oldu
ikindi, mumlar şamdanlara dikildi. Şerefeye çıkmış müezzinler, Kıble tarafına
dönüp ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar: Yoktur
tapacak, Çalabdır ancak.” ( Başgöz, İlhan (1998). “Türkçe ezan”,
Türkiye’de Laikliğin Sosyal ve Kültürel Kökleri (Türkçe dilinde), 45, Bilanço
Yayıncılık. ISBN 9789751028143)

Ali Suavi’den sonra Türkçe ezan tartışmaları II nci
Meşrutiyetle ortaya çıkan “Türkçülük” akımıyla da desteklendi. Devrin
yazarları Türkçe’nin özleştirilmesinin gerekliliği ve önemini ortaya çıkarmaya
çalışıyorlardı. Bu yazarlardan birisi de Ziya Gökalptir. Halkın ezanı ve kuranı
anlayamadığını ve dinin Türkçeleştirilmesini savunuyordu. Bu görüşüne
“dini Türkçülük” adı verdi. Vatan şiirinde ezanın Türkçeleşmesi
gerektiğini şöyle dile getirmiştir:

“Bir ülke ki,
camiinde Türkçe ezan okunur.

Köylü anlar manasını
namazdaki duanın

Bir ülke ki, mektebinde
Türkçe Kuran okunur

Küçük büyük herkes
bilir buyruğunu Hüda’nın

Ey Türk oğlu, işte
senin orasıdır vatanın.”

Türkçe ezan tartışmaları II. Meşrutiyetten sonra da devam
etmiştir. İttihatçıların mollalığını yapan Mehmed Ubeydullah Efendi, Talat
Paşa’dan Türkçe namaz kıldırmak için izin istemiş fakat Talat paşa halkın henüz
buna hazır olmadığını söyleyip reddetmiştir. Yine de bu dönemde boş durulmamış
kuran önce dergilerde daha sonra da kitap olarak Türkçe basılmıştır.

Ezanın ve dinin Türkçeleşmesini ve kuranın anlayarak
okunmasını, önemli olanın kuranın manasını anlamak olduğunu savunanlardan biri
de İstiklal marşının şairi Mehmet Akiftir. Yobaz kesimin zaman zaman istismar
ettiği ve sözde Atatürk düşmanı gibi göstermeye çalıştığı Mehmet Akif gerçekte
bir aydın Müslüman ve vatanseverdir. Mehmet Akif kuranın manasını anlamanın
önemli olduğunu bir şiirinde şu şekilde ifade etmiştir

Çünkü biz bilmiyoruz
dini.Evet, bilseydik,

Çare yok, gösteremezdik
bu kadar sersemlik.

“Böyle gördük
dedemizden!” diye izmihlali

Boylayan bir sürü
milletlerin olsun hali,

İbret olmaz bize, her
gün okuruz ezber de!

Yoksa, bir maksat
aranmaz mı bu ayetlerde?

Lafzı muhkem yalnız,
anlaşılan, Kuran’ın:

Çünkü kaydında değil
hiçbirimiz mananın

Ya açar Nazm-ı
Celil’in, bakarız yaprağına;

Yahut üfler geçeriz bir
ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’an,
bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak,
ne de fal bakmak için. ( Mehmet Akif Ersoy Safahat,s. 153)

Sonuç olarak kısaca söylemek gerekirse Ezan Hz. Muhammed
zamanında Müslümanlara çağırmak için ihtiyaçtan ortaya çıkan bir metindir.
Hiçbir ruhani ve ilahi özelliği yoktur. Bir ibadet değil sadece çağrıdır.
Osmanlı zamanında da ezanın ve dinin Türkçeleşmesi tartışılmış, Ali Suavi gibi
aydınlar camilerde Türkçe hutbe okumuş, 1885 yılında Şehzadebaşında Türkçe ezan
okunmuş, Ziya Gökalp ve Mehmet Akif gibi aydınlar kuranın manasının önemine
vurgu yapmış, Meşrutiyet sonrası Türkçe namaza bile teşebbüs edilmiş fakat
halkın hazır olmdığı düşünülerek vazgeçilmiş fakat kuranın Türkçesi
yayınlanmıştır.

Ezanın Türkçeleşmesi de diğer devrimler gibi Osmanlı
zamanında tartışılmış, deneme yapılmış fakat başarılamamıştır. Cumhuriyetin
farkı Osmanlı zamanında gerçekleştirilemeyen devrimleri gerçekleştirmiş
olmasıdır. Atatürk düşmanları size söylüyorum. Cumhuriyet devrimleri için
‘’dinsizlik’’ Atatürk’e ‘’din düşmanı’’ demeden önce geçmişe, torunu olmakla
övündüğünüz Osmanlıya bakın. Eğer sövecekseniz önce Osmanlıya sövün. Bu
devrimler dinsizlik ise 600 yıl şeriatla yönetildiğini iddia ettiğiniz Osmanlı
da mı dinsizdi yoksa evliya dediğiniz halife ünvanı taşıyan padişahlar mı din
düşmanıydı?

TIBBIYELİ HİKMET






























































LİNK : https://tibbiyelihikmet.wordpress.com/2014/01/08/osmanli-zamaninda-da-ezan-turkce-okunmustu/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış