Allah Türkçe
bilmez mi ?!

Sayın A. Yağmur Tunalı’nın sayfasından öğrendim; bir
televizyonda kanalında birkaç aklı evvel toplanmış, Mehmetçiğin yemek duasında
geçen “Tanrı” sözcüğünün, “Allah” sözcüğünün kapsadığı anlamı kapsamadığını, bu
yüzden de “Allah” sözcüğü ile değiştirilmesi gerektiğini söylemişler.

Bazıları salaklık, cehalet ve Arap uşaklığında sınır tanımıyor
artık. Oysa A. Yağmur Tunalı’nın da dediği gibi, Arapça Allah kelimesi,
İslam’dan önce de Arap dilinde olan bir kelimedir. Hem Allah kelimesi, hem de
Allah inancı, İslam gelmezden önce de vardı Mekke’deki insanlar arasında.

Öyle ya; eğer Allah kelimesi ve Allah inancı, İslamiyet’ten önce
de Arap dilinde ve Araplar arasında olmasaydı, hiç Hz. Peygamber’in müşrik veya
Hanif olarak ölen babasının adı Abdullah (Allah’ın kulu) olur muydu? Peki
Müşrik iken Müslüman olan Abdullah b. Mesut, Abdullah b. Cahş, Abdullah b.
Ömer, Abdullah b. Abbas’ı nereye koyacağız? Aramice Eloah (Elah)kelimesi ile
Arapça Allah kelimesinin aynı kökten gelmediğini kim iddia edebilir? Bu kadar
Türk ve Türkçe düşmanlığına da pes doğrusu. Sizin bu salaklıklarınız,
cehaletiniz ve Arap uşaklığınız bize çok pahalıya mal oluyor bilesiniz
efendiler.

A. Yağmur Tunalı, Yunus’tan ve Süleyman Çelebi’den içinde
“Tanrı” sözcüğü geçen bazı mısraları örnek vererek, Tanrı sözcüğünün bu
topraklarda yüzyıllardır Tanrı yerine kullanıldığını söylüyor haklı olarak.
Sadece Yunus Emre ve Süleyman Çelebi mi? Daha birçokları da kullanmış
şiirlerine Tanrı sözcüğünü.

Askerin yemek duasındaki Tanrı kelimesine kafayı takanlar iyi
bilsinler ki; 11. ve 12. yüzyıllarda yaşamış Hocaların hocası Pîr-i Türkistan
Ahmet Yesevi, “Divan-ı Hikmet” isimli eserinde genelde Allah yerine Tanrı
(Tengri) kelimesini kullanmaktadır. Dr. Hayati Bice tarafından yayına
hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayınlanan “Divan-ı Hikmet”
isimli eserde Hoca Ahmet Yesevi’nin 14 ayrı hikmette, yani kıtada “Tengri”
kelimesini kullandığı gözlenmektedir.

37 nolu hikmetinde şöyle der Hoca Ahmet Yesevi:

“Tengri teala sözin, Resûlullah sünnetin,

İnanmağan ümmetin, ümmet demes Muhammed”

65 numaralı hikmetinde ise Rab ve Tengri sözcüklerini birlikte
kullanarak şöyle der:

“Her subh-dem boynum kısıb ‘RABBİ’ desem

RABBİM meni murâdımnı berer mukin?

Kanlar töküb közlerimdin zâr ingresem

TENGRİM meni hâl-i dilim sorar mukin?”

Bakınız bu din bezirgânlarının çok sevdiklerini söyledikleri 13.
yüzyıl şairi Yunus Emre ne diyor bir şiirinde:

“ÇALAP nurdan yaratmış canını Muhmmedin

Aleme rahmet saçmış adını Muhammedin



TANRI arslanı Ali sağında Muhammedin

Hasan ile Hüseyin solunda Muhammedin

…”

Yukarıdaki şiirinde Allah yerine Türkçe “ÇALAP” ve “TANRI”
kelimelerini kullanan Yunus Emre, bir başka dörtlüğünde ise Allah yerine Farsça
HÜDA kelimesini kullanır ve şöyle der:

“HUDÂ bize verdi sevda,

Sevmek oldu, artık gıda,

Ele geçmez bu dünyada,

Gülme gözüm bundan sonra!”

Yine bir başka şiirinde şöyle der bizim ve bizden Yunus:

“Hak ÇALAP’ım, Hak ÇALAP’ım,

Senden gayrı yok ÇALAP’ım,

Günahları affedersin,

Ey rahmeti çok ÇALAP’ım.”

Bir başka 13. yüzyıl şairi Hz. Mevlana da “ALLAH” yerine “TANRI”
kelimesini Kullananlardandır. Diyor ki Mesnevî’de:

“Aşığın hastalığı, hastalıklardan apayrıdır; aşk, Tanrı
sırlarının usturlabıdır.”(bkz. Mesnevî, C. I, s. 30, B. 110.)

Yine 13. yüzyılda yaşamış büyük mutasavvıflardan birisi olan
Hacı Bektaş-ı Veli de “ALLAH” kavramı yerine başka birçok isimle birlikte
“TANRI” kavramını da kullananlardandır.

Bir çalışmada, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, ünlü eseri Makalat’ta;
Allah’ın dört binden fazla ismi olduğundan bahsettiği ve Allah yerine kaim
olmak üzere; Çalab, Bayık Çalab, Büyük Tanrı, Tanrı, Ol Padişahı Kadim, Hak
Teala, Süphan ve Sultan kelimelerini kullandığı belirtilmektedir.(Bkz. Aşk-ı
Muhabbet Ezgili Yürek imzasıyla sosyal medyada bulunan “Bektaşi Aleviliğinde
Tanrı Kavramı” başlıklı yazı)

1769-1849 yıllarında yaşamış ve Ma’raşîzâde Kuddusi Baba namıyla
da bilinen Kadiri Şeyhi ve Mutasavvıf Şair Kuddusi Ahmet Efendi; bir şiirinde
Allah yerine Padişah ismini kullanır ve şöyle der:

“Ey rahmeti bol Padişah,

Ben işledim hadsiz günah,

Gece gündüz çekerim ah!

Boynu bükük geldim sana.”

Büyük Türkçü Ziya Gökalp ise “TANRI” ve “İLAH” kelimelerini bir
arada kullanarak şöyle diyor bir dörtlüğünde:

“TANRIMIZ tek bir İLAH,

Yok bize başka penah,

İkiye tapmak günah,

La ilahe illallah.”



Ey fitneciler, ey tefrikacılar, ey bölücüler, ey münafıklar, ey kendini bilmez
din bezirgânları, yeter artık! Çekin o pis ellerinizi dinimizin ve dilimizin
üzerinden! Siz, Hoca Ahmet Yesevi’den, Mevlâna’dan, Yunus’tan, Hacı Bektaş-ı Veli’den,
Ahmet Kuddusi Baba’dan daha mı Müslümansınız?

Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarla ne kadar milliyetçi,
millici ve Atatürkçü subay varsa TSK’den tasfiye edilmesine sebep olduğunuz bir
yana, “Ay akşamdar ışıktır” türküsünü bile yasaklatarak sözüm ona askeri edep
çizgisine soktuğunuz yetmedi, şimdi de askerin son derece masum yemek duâsına
taktınız kafayı he mi? Neymiş efendim, Tanrı kelimesi Allah kelimesinin yerine
geçmezmiş!

Ne o, sizin Allah’ınız, bizim Tanrı’mızın dilinden anlamaz mı;
sizin Allah’ınız Türkçe bilmiyor mu yoksa? Peki Farça Hüda’yı, Süryanice ve
Akadça Rabb’ı, İbranice Yehova’yı, Aramice Eloah’ı(Elah), İngilizce God’u,
Fransızca Dieu’yu ve Almanca Gott’u da bilmez mi sizin Allah’ınız? O zaman
sizin Allah’ınız pek acizmiş yâ hu! Oysa bizim inandığımız Allah’ın, yani
Tanrı’nın ilmi her şeyi kuşatmıştır. O, âlimdir, hâkimdir, bâsirdir, sâmîdir.

Bir türlü vazgeçmediniz Allah ile aldatmaktan değil mi? Yüce
Tanrı sizi bildiği gibi yapsın, Ulu Allah layığınızı versin emi! Hiç değilse “Tanrımıza
hamdolsun, milletimiz var olsun” şeklinde, son derece sade ve samimi şekilde
yapılan yemek duamıza bari karışmayın bre. Yeter artık; Mehmetçiği rahat
bırakın ulan…






















































17.11.20017/Ömer Sağlam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet