SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

DİN & DİYANET & ATEİZM & DEİZM & İSLAM DÜNYASI & SİYASAL İSLAM & TASAVVUF

DİN & DİYANET DOSYASI /// Nurcan Yazıcı : HAÇLININ DERDİ AYASOFYA DEĞİL !!!..

DİN & DİYANET & ATEİZM & DEİZM & İSLAM DÜNYASI & SİYASAL İSLAM & TASAVVUF
Bu haber 17 Haziran 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Nurcan
Yazıcı
: HAÇLININ DERDİ
AYASOFYA DEĞİL !!!..


Türk Siyasetinin en iyi yaptığı şey;  arkasında
duramayacağı şeyleri gündem yapıp, topluma tartıştırmak.


Peki, biz ne yapıyoruz? 


Konuyla ilgili araştırma ve düşünme gereği dahi
duymadan, siyasi tarafımız ne diyorsa onu destekliyor, “bizim yerimize
birileri düşünüyor ve konuşuyor nasılsa
” diyoruz… Bugün Ayasofya konusunda
da aynı durumdayız.


Siyasetin derdi gerçekten Ayasofya’mı?


Ülkemizde tüm değerler altüst olmuşken, ekonomi ve
hukuksal sorunlar çözüm beklerken siyasetin, Ayasofya üzerinden tartışma
yaratması, zamansız ve asıl gündemi karartmaktan başka bir şey değildir.


İktidar ve muhalefet bugüne kadar; İstanbul’da yapılan
herhangi bir yanlış uygulamaya dur diyebildi mi? Ya da İstanbul’la ilgili
 bir yanlışı düzeltme cesareti gösterebildi mi?


İstanbul’un kimliğini ve belleğini yok eden kültürel
ve yapısal bozukluğa karşı hangi çözümü ortaya koydular? Ki şimdi,
Ayasofya için bir karar ve değişim ortaya getirebilsinler.


İktidar veya muhalefet fark etmez. Siyaset, Ayasofya
konusunda samimi ise önce, İstanbul’u siyasi rant alanı olarak görmekten vazgeçmeli…
Kent ruhunun betonlar içinde can çekişiyor olmasından üzüntü duymalı, bu
duygularını da topluma inandırmalı.


İstanbul bugün, bir medeniyet kenti kimliğinden
gittikçe uzaklaşıyor…


Osmanlı izleri tek tek silinirken, İstanbul’a
yakışmayan ne varsa yapılıyor. AVM’ler ve çok katlı yapılar kentin tarihi
yapısına yukarıdan bakıyor.


İçerisindeki 3.000 adet dükkân ile dünyanın en büyük
üstü kapalı çarşı unvanını elinde bulunduran Kapalı Çarşıdan ve kent
ekonomisinden kimse bahsetmiyor.


Birçok insan Ayasofya’yı konuşulurken sanki Batı’ya
ait bir yapıdan söz eder gibi.


Fethedildiğinde İstanbul’un harap durumda olduğunu,
Fatih’le birlikte İstanbul’un yeniden yapılandığını ve kimlik bulduğunu konuşan
hatta bilen yok!


İstanbul topoğrafyası, farklı kültürlerin ve halkların
katkılarıyla bir medeniyet merkezi olmuş olabilir ama Osmanlı ile ruh
bulmuştur.


Fatih 1453’de bir irade ortaya koymuş ve Ayasofya’yı
camiye dönüştürmüştür.  Bugün o iradeyi kimse yok sayamaz…


Bir çözüm ortaya konulacaksa, Türk kimliğine, İslam’ın
ruhuna ve tarihimize uygun ve de özgün olmalıdır. Bunun dışında batıdan
icazet alma gibi bir düşünce asla kabul edilemez.


Son söz Türk Milletinin.


Batı artık kabul etmelidir ki, İstanbul 1453’den
itibaren İslam inancının ve Türklerin kentidir.


İster cami yaparız ister müze olarak saklarız.


Sonuç olarak;


Yapacağımız şey, böyle önemli bir konunun kararını ve
sorumluluğunu sadece siyasi iktidara bırakmak yerine, milletle paylaşmak,
gerekirse de referanduma gitmektir.


Birileri ürkecekmiş ürksün!


Unutmayalım ki, ne yaparsak yapalım zaten batının
içine sinmeyecektir. Çünkü haçlının derdi Ayasofya değil, İSLAM ve bütünüyle
İSTANBUL’DUR.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER