DİN & DİYANET & ATEİZM & İSLAM DÜNYASI

Milli Eğitim
kitaplarında deizm nasıl anlatılıyor

MEB Kelam ders
kitabında “Kelam İlmi ve Güncel Meseleler” ünitesinde deizmi “inanç
problemi” olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

Deizm kısaca yaradancılık
olarak bilinir. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), “Kelam” ders
kitabında deizmi şöyle tanımlıyor.

“Deizm, Tanrı’nın varlığını ve
âlemin ilk sebebi olduğunu kabul etmekle birlikte akla dayalı bir tabiî din
anlayışı çerçevesinde, nübüvveti şüphe ile karşılayan veya inkâr eden felsefi
ekoldür.

Yaklaşımlarına bakıldığında
deizm, herhangi bir vahyedilmiş dine bağlı olmaksızın Tanrı’nın varlığını kabul
etmek, bununla birlikte O’nun ilim ve irade gibi sıfatlarını reddetmek, böyle
bir varlığın âlemde tesirleri gözlenen veya tezahür eden hikmet ve inayetinin
bulunmadığına inanmak, ahireti inkâr etmek, hususi bir dine ait -Tanrı’nın
varlığı dışındaki- bütün itikat esaslarını reddetmek şeklinde de
tanımlanabilir.[1]

DEİSTLER TANRIYI “ÂTIL KONUMA
İTİYORLAR”

MEB’e göre deizmin
tanrısı “yaratan ama ilgilenmeyen Tanrı”dır.[2] MEB deistlerin
tanrısına dair şu ifadelere yer vermiştir:

“Deistler, Tanrı’nın varlığını
ve âlemi yaratan olduğunu kabul ediyorlar ama O’nun âleme ve insana müdahil
oluşunu kabul etmiyor, vahyi ve nübüvveti reddediyorlar. Bu yönüyle özellikle
Tanrı’nın olmazsa olmaz sıfatlarını iptal ederek âdeta O’nu yaratılış
sonrasında çekip giden ve evrenle ilgilenmeyen âtıl bir Tanrı konumuna
itiyorlar.”[3]
















“Deistlere göre kâinat, Tanrı
tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan, fakat dışarıdan müdahale olmadan
doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak kabul edilmektedir.
Kavram her ne kadar Latince Tanrı anlamına gelen Deus kavramından türetilmişse
de zamanla dini, kiliseyi, nübüvveti ve vahyi kabul etmeyenlere isim olarak
kullanılmıştır. İlk planda kiliseye ve papazlara karşı ve özellikle
Hristiyanlığın modern bilimle çeliştiği iddia edilen dogmalarına karşı ortaya
çıkan bu görüş, zamanla ya doğrudan ateist olan ya da ateizme götüren fikirleri
savunan filozofların ekolü hâline gelmiştir.”[4]

Kelam ders kitabında Deizm

Felsefe dersinde ise deizm şu
şekilde açıklanmıştır:

“Deizm: Tanrı, evrenin
yaratıcısı ve ilk nedenidir. Bu anlayışa göre Tanrı, doğanın yaratıcısı olmakla
birlikte onun işleyişine hiçbir şekilde müdahalede bulunmaz. Evren, kendi
kurallarına göre oluş, bozuluş ve yok oluş içerisindedir. Deizm, Tanrı
dışındaki kitap, vahiy, peygamber ve ahiret gibi tek tanrılı dinlerin temel
kavramlarını reddeder.”[5]

“deizm: Tanrıʼnın
varlığını kabul eden, dinî ritüelleri reddeden görüş, yaradancılık.”[6]

“Dinler Tarihi” dersinde
“Allah İnancı” ünitesinde deistlerin “köşesine çekilmiş olan
tanrı” anlayışına şu şekilde itiraz edilmektedir:

 “İslam’ın tevhit inancına
göre Allah (c.c.), yalnızca evreni ve insanı yaratan ve düzenleyen, sonra
aşkınlığından dolayı kendi köşesine çekilen bir üstün varlık değildir. Aynı
zamanda Allah (c.c.), vahiy göndererek tarihe, mucize ile de tabiata aktif
olarak müdahele etmektedir. O, her şeye hâkim olan, koruyan, gözeten, doğru ve
yanlış konusunda insanları uyaran ve herkesi yaptıklarından hesaba çekecek
olandır. Dolayısıyla Allah (c.c.), deistlerin evreni yaratıp düzene soktuktan
sonra köşesine çekilmiş olan tanrılarından farklıdır.”[7]

FELSEFE DERSİNDEN DEİZM
ÇIKARILDI

10. sınıf Felsefe
dersi “Felsefenin Konuları ve Soruları” ünitesinde yer alan Din felsefesi
ile ilgili konular arasından “tanrı hakkındaki görüşlerin temel
özelliklerini açıklar” kazanımındaki “tanrının varlığını kabul edenler;
[deizm, teizm, monoteizm, politeizm panteizm, pananteizm (vahdet-i vücud

, Tanrının varlığını reddedenler (Ateizm), Tanrının varlığı
ve yokluğunun bilinemeyeceğinin öne sürenler; Agnostisizm gibi görüşlere yer
verilmelidir” ifadesi çıkarıldı.[8]

Felsefe dersi öğretim
programında sanat felsefesi, din felsefesi de programdan çıkarılarak,
teolojiyle din felsefesinin farkının, teizm, deizm, panteizm, ateizm ya da
agnostisizm gibi kavramların öğretilmesinden kaçınılmıştır.

DEİZM “BATI’NIN FİKİR VE İNANÇ
PROBLEMİ” İMİŞ

MEB Kelam ders
kitabında “Kelam İlmi ve Güncel Meseleler” ünitesinde deizmi “inanç
problemi” olarak gördüğünü şu şekilde ortaya koyuyor:

“Rönesans, Reform, hümanizm,
düalizm, sekülerizm, aydınlanma, pozitivizm, rasyonalizm, progressivizm,
materyalizm, nihilizm, ateizm, empirizm, deizm, mekanizm gibi modern Batı
düşüncesinin kilometre taşları diyebileceğimiz süreçlerle birlikte yeni bir
dönem başlamıştır. Başta Hristiyanlık olmak üzere bütün dinler ve özellikle 19.
yüzyıldan itibaren de İslam dünyası, modern Batı’nın fikir ve inanç
problemleriyle yüzleşmek ve hesaplaşmak zorunda kalmıştır.”[9]

“Günümüz Akaid ve Kelam
Problemleri” başlığı altında deizm için şu ifadeler yazılıdır:

“Rönesans ve reform sürecinden
sonra Avrupa’da ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkileyen din-bilim kavgası,
bilimi, ahlakı ve sanatı tamamen dinden ayırma gayretleri, dinin insanlar
tarafından uydurulduğu iddiaları, her şeyi maddeye dayandırarak Allah’ın
varlığını reddeden inkârcı akımlar, vahyi dışlayan, aklı biricik ölçü kabul
eden rasyonalizm, determinizm, deizm, cinsel özgürlük sloganı ile mahremiyet
ölçülerine ve kutsal aile nizamına savaş açanların düşünce ve eylemleri bu
kitapta İslam dini açısından değerlendirilen konulardan bazılarıdır.”[10]

İslam’ın deizme bakışı
konusunda MEB şunları belirtiyor:

“Dinimizde Allah, âlem ve insan
arasındaki ilişki deizmin dar ve sığ yaklaşımından çok geniş ve çok zengindir.
Âlemlerin rabbi olan Allah yaratıcı faaliyeti, ilmi, küllî ve cüz’î her şeyi
bilmesi, hikmeti, kudreti, dualara icabeti, rızıklandırıcılığı, her türlü
ikram, ihsan ve lütfuyla âleme her an müdahale eden yüce varlıktır.

Allah bir defada olup bitmiş
bir yaratmanın faili değildir, sürekli ve her an yaratma hâlindedir.

‘Göklerde ve yerde bulunan
herkes, O’ndan ister. O, her an yaratma hâlindedir.’

İslam inancında Allah, her an
evreni yarattığı gibi vahiyle de insan hayatına ve tarihe müdahale eder. O,
seçtiği peygamberler aracılığıyla insanlara mesaj göndermiştir. İnsan da bu
mesaja verdiği cevapla Allah katında inancı, ibadeti ve duasıyla bir değer
kazanır.

İslam inancında Allah, âlem ve
insan arasındaki ilişki deizmin bir defa olup bitmiş, yapan-yapılan ilişkisi
değildir. Sürekli yaratma, vahiy ve rahmetle Allah’tan âleme ve insana doğru
inen; boyun eğme, dua ve ibadetle de âlemden ve insandan Allah’a yükselen
dinamik ve canlı bir ilişkidir.”[11]

AYETLERDE DEİZM

Kuran’ın deizme yaklaşımı
ayetlerle gösteriliyor. En’âm suresi, 59. ayet şu şekilde veriliyor:

“Allah-âlem-insan ilişkisini
çok açık biçimde ortaya koyan pek çok Kur’ân ayeti vardır: “Gaybın
anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde
olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da
hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın
bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.”

Kâf suresi, 16.ayet de şöyle
verilmiş:

“Andolsun, insanı biz yarattık
ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha
yakınız.”

Bakara suresi, 186.
ayet de aşağıdaki gibi yazılmıştır:

“Kullarım sana, beni sorduğunda
(söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine
karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana
inansınlar ki doğru yolu bulalar.”[12]

Deizme Din Kültürü ve
Ahlak Bilgisi dersi taslak öğretim programında 11. sınıf “İnançla
İlgili Felsefi Yaklaşımlar”[13] ünitesinde yer verilmişti.


























































20 Ocak’ta son halini alan
programda ise deizm “İnançla İlgili Meseleler” ünitesinde yer verildi.[14]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir